İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/38070 GEÇ CEVAPLANDI · 57 GÜN

Yabancı sermayeli şirketlerin yaptığı madencilik faaliyetlerine ilişkin

Kaynak göster

Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP), 22 Aralık 2025 tarihinde 7/38070 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 57 gün sonra, 17 Şubat 2026).

Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “Yabancı sermayeli şirketlerin yaptığı madencilik faaliyetlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/38070, 22 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38070-yabanci-sermayeli-sirketlerin-yaptigi-madencilik-faaliyetlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/83347a54-40de-4c5b-89b6-019b4a6d6eb3

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 57 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 46 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAY tarafından yanıtlanmasını arz ederim.

Av. Dr. ide TANRIKULU

Ülkemizin doğal kaynakları ve çevresel değerleri, gelecek nesillere aktarılması gereken en önemli mirasımızdır. Ancak, son yıllarda artan madencilik faaliyetleri, özellikle yabancı şirketlerin yer aldığı projelerde, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de milli menfaatlerimiz açısından ciddi endişeleri beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, kamuoyunda oluşan soruları ve kaygıları gidermek, şeffaf bir yönetim anlayışıyla hareket etmek bağlamında,

SORULAR

  1. Bakanlığınız nezdinde, Türkiye'de yerleşik yerli şirketler üzerinden madencilik faaliyetleri yürüten kaç yabancı sermayeli şirket bulunmaktadır? Bu şirketlerin sermaye ve ortaklık yapıları, hangi ülkelerden geldikleri ve faaliyet alanları (altın, bakır, bor vb.) nelerdir? Bu şirketlerin yerli ortakları kimlerdir ve bu ortaklıkların sağladığı milli menfaatler nelerdir?

  2. Bu yabancı şirketlere verilen arama ve işletme ruhsatlarının sayısı, süresi ve maden rezerv bilgileri kamuoyu ile paylaşılacak mıdır? Ruhsat verme süreçlerinde uygulanan şeffaflık ve denetim mekanizmaları yeterli midir? Özellikle, bu şirketlerin ruhsat devirleri veya ortaklık değişiklikleri Bakanlığınızca nasıl takip edilmekte ve denetlenmektedir?

  3. Yabancı şirketlerin madencilik faaliyetlerine ilişkin yıllık üretim miktarları, ihracat gelirleri ve kar oranları hakkında detaylı veriler mevcut mudur? Bu veriler düzenli olarak denetlenmekte midir? Son beş yıl içinde, bu şirketlerin faaliyetleri sonucunda çevreye verilen zararlar veya mevzuata aykırılıklar tespit edilmiş midir? Tespit edilen durumlara karşı hangi idari ve hukuki yaptırımlar uygulanmıştır?

  4. Türkiye'de madencilik faaliyetlerinden alınan devlet hakkı oranları, uluslararası standartlar ve dünya genelindeki benzer madencilik ülkeleriyle kıyaslandığında hangi seviyededir? Bu oranlar, ülkemizin maden zenginliğini ve piyasa koşullarını yansıtmakta mıdır? Özellikle altın, gümüş, bakır gibi stratejik madenlerde uygulanan devlet hakkı oranlarının artırılmasına yönelik bir çalışma bulunmakta mıdır?

  5. Yabancı şirketlerin madencilik faaliyetleri sonucunda elde edilen gelirin ne kadarı ülke içinde kalmakta, ne kadarı yurt dışına transfer edilmektedir? Bu şirketlerin ülkemize yaptığı yatırım miktarı ile elde ettikleri kar arasındaki denge tatmin edici midir? Madencilik sektörünün ülke ekonomisine katkısının artırılmasına yönelik Bakanlığınızın orta ve uzun vadeli stratejileri nelerdir?

  6. Yabancı madencilik şirketlerine sağlanan herhangi bir vergi muafiyeti veya teşvik bulunmakta mıdır? Eğer varsa, bu muafiyet ve teşviklerin gerekçeleri nelerdir ve milli menfaatlerimize uygunluğu düzenli olarak gözden geçirilmekte midir?

  7. Bazı yabancı şirketlerin kendi ülkelerinde çevresel standartlar ve yasal kısıtlamalar nedeniyle yapamadıkları madencilik faaliyetlerini Türkiye'de daha kolay bir şekilde gerçekleştirebildikleri iddiaları bulunmaktadır. Bu iddialar doğru mudur? Türkiye'deki madencilik mevzuatı ve çevresel etki değerlendirme süreçleri, uluslararası kabul görmüş en yüksek standartlara uygun mudur? Uygun değilse, bu farklılıkların nedenleri nelerdir ve giderilmesi için hangi adımlar atılmaktadır?

  8. Madencilik projelerine verilen ÇED olumlu/gerekli değildir kararlarının verilme süreçleri ne kadar şeffaftır? Fizibilite çalışmaları tamamlanmadan ÇED izinlerinin verildiği iddiaları doğru mudur? ÇED raporlarının hazırlanması, denetlenmesi ve kamuoyu ile paylaşılması süreçlerinde karşılaşılan aksaklıklar nelerdir ve bunların önüne geçmek için ne gibi önlemler alınmaktadır?

  9. Yabancı şirketlerin, yerel mevzuat ve hukuki düzenlemelerdeki boşlukları veya denetim yetersizliklerini kullanarak, kendi ülkelerinde uygulanan yüksek standartlardan kaçınarak madencilik yaptıkları eleştirileri bulunmaktadır. Bu eleştirilere karşı Bakanlığınızın yanıtı nedir? Hukuki ve idari denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde yapılan çalışmalar nelerdir?

  10. Ülkemiz, ağır iklim değişiklikleri, çölleşme ve su varlıklarının hızla azalması gibi ciddi çevresel sorunlarla karşı karşıyadır. Bu koşullar altında, madencilik faaliyetlerinin su kaynakları (yeraltı ve yerüstü suları, dereler, göller) üzerindeki etkileri nelerdir? Su kaynaklarının kirlenmesi, tükenmesi veya yönünün değiştirilmesi gibi durumlara karşı Bakanlığınızın aldığı ve alacağı önlemler nelerdir? Madencilik faaliyetlerinde kullanılan su miktarının azaltılması ve suyun geri dönüşümü için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

  11. Madencilik faaliyetleri nedeniyle tarım arazilerinin, zeytin ağaçlarının, ormanlık alanların tahrip edildiği ve köylerin yaşam alanlarının kısıtlandığı yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır. Bu iddialara ilişkin Bakanlığınızın elinde hangi veriler mevcuttur? Özellikle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ilgili maddeleri ve diğer mevzuat çerçevesinde, tarım arazileri, zeytinlikler ve ormanlar gibi hassas ekosistemlerde madencilik yapılmasına nasıl izin verilmektedir? Bu alanların korunmasına yönelik mevcut yasal düzenlemeler yeterli midir? Değilse, yasalarda bir boşluk var mıdır ve bu boşlukların giderilmesi için bir düzenleme planlanmakta mıdır?

  12. Mevzuata ve Hukuka Aykırılıkların Önlenmesi ve Yaptırımlar: Mevzuata ve hukuka uymadan yapılan madencilik faaliyetlerinin tespiti ve önlenmesi konusunda Bakanlığınızın denetim mekanizmaları ne kadar etkilidir? Son yıllarda, mevzuata aykırı olarak gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri nedeniyle kaç ruhsat iptal edilmiştir? Bu tür faaliyetlere karşı uygulanan cezalar ve yaptırımlar caydırıcı mıdır? Çevresel tahribatın geri döndürülmesi ve maden sahalarının rehabilite edilmesi konusunda şirketlere ne gibi yükümlülükler getirilmektedir ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi ne kadar takip edilmektedir? Özellikle, madencilik sonrası alan rehabilitasyonları ve ekosistem restorasyonu için ayrılan fonlar ve projeler yeterli midir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

DÖNEM

ESASNO !

7-38070

07.01.2026 tarihi itibarıyla, yabancı ortaklı tüzel/özel kişi sayısı 102 olup, bu kişi ve şirketlere ait toplam 340 adet ruhsat bulunmaktadır. Söz konusu ruhsatların maden grupları ve ruhsat safhalarına göre dağılımı aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.

Ruhsat Safhası | 1-B Grup | I-A Grup | 11-B Grup | 1II-C Grup (HI. Grup IV. Grup Arama - 2 5 - - 31 İşletme 27 62 52 12 1 148

Bilindiği üzere, maden ruhsatlarına ilişkin devir işlemleri Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda, anılan Kanun'un 5'inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca maden ruhsatlarının devri Bakanlığımız onayına tabidir.

Öte yandan, Maden Yönetmeliği'nin 79'uncu maddesinin on birinci fıkrası gereğince ruhsat sahibi şirkette gerçekleşen veya gerçekleşmesi planlanan yüzde 10'dan fazla hisse devri işlemleri ve talepleri Bakanlığımızın iznine bağlıdır. Aynı Yönetmelik'in 101'inci maddesinin onuncu fıkrası uyarınca ise rödövansçı şirkette gerçekleşen veya gerçekleşmesi planlanan yüzde 10'dan fazla hisse devri işlemleri ve talepleri Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) iznine tabidir.

Maden Kanunu'nun 29'uncu maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca ruhsat sahipleri, yıllık madencilik faaliyetlerine ilişkin üretim, satış, stok ve devlet hakkı gibi bilgileri her yıl Nisan ayı sonuna kadar MAPEG'e bildirmekle yükümlüdür. İhracat gelirleri ve kârlılık oranlarına ilişkin detaylı veriler ise Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığından temin edilmektedir.

3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında maden ocaklarına verilen ruhsatlar 4 ayrı gruba ayrılmış olup çok az riskli ruhsatlar 36 ay, az riskli ruhsatlar 24 ay, riskli ruhsatlar 12 ay ve çok riskli ruhsatlar ise 6 ayda bir periyodik olarak denetlenmektedir. Ayrıca Bakanlığımız haricinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca da kendi mevzuatları kapsamında denetimler yapılmaktadır.

Bakanlığımız, risk esaslı ve sıklaştırılmış denetim sistemiyle mevzuata aykırı madencilik faaliyetlerini etkin biçimde izlemekte; aykırılık tespit edilmesi halinde faaliyetleri durdurarak idari ve adli yaptırımlar uygulamaktadır. Bu kapsamda 2025 yılında 10.944 saha denetlenmiş; ruhsat sahiplerinin saha güvenliği ve çevresel rehabilitasyon yükümlülükleri teminat ve çevre uyum planlarıyla yakından takip edilmiştir. Ayrıca TÜRMES Projesi kapsamında rehabilitasyon çalışmaları izlenmiş, bugüne kadar 53 ilde 192 sahada inceleme yapılmış ve rehabilitasyonu güçlendirmeye yönelik mevzuat çalışmaları sürdürülmektedir.

Ülkemizde madencilikte devlet hakkı oranları, 3213 sayılı Maden Kanunu'na göre madenin türü, grubu ve piyasa fiyatına bağlı olarak belirlenmekte olup, özellikle IV. Grup madenlerde (altın, gümüş, bakır vb.) fiyat arttıkça yükselen kademeli bir sistem uygulanmaktadır. Uluslararası örneklerle kıyaslandığında ise ülkemizin devlet hakkı oranları rekabetçi ancak görece yüksektir. Cumhurbaşkanına tanınan yetki çerçevesinde son yıllarda altın, gümüş ve bazı stratejik madenlerde oranlar artırılarak kamu payının yükseltilmesi hedeflenmiştir.

Madencilik sektörünün ülke ekonomisine katkısını artırmak amacıyla On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) kapsamında sektörün GSYH içindeki payının 902'ye, ihracatın ise 10 milyar ABD dolarına çıkarılması, madenlerin yurt içinde işlenerek katma değerin artırılması ve yerli üretim ile finansman altyapısının güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

Mevcut mevzuatta yabancı madencilik şirketlerine tanınmış özel bir vergi muafiyeti veya ayrıcalıklı

" teşvik bulunmamaktadır. Madencilikte uygulanan vergi ve teşvikler, yerli—yabancı ayrımı yapılmaksızın tüm yatırımcılara eşit şekilde uygulanmakta; yerli işleme, katma değer ve sürdürülebilir üretimi teşvik etmeyi amaçlayan bu düzenlemeler milli menfaatler doğrultusunda ilgili kurumlarca düzenli olarak gözden geçirilmektedir.

SEZGİN TANRIKULU'NUN YAZILI SORU ' DÖNEM ESASNO ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR 0 284 O 738070

Ülkemizde madencilik faaliyetleri, 1993'ten bu yana ÇED Yönetmeliği kapsamında, 2017'den itibaren ise Stratejik Çevresel Değerlendirme süreciyle birlikte değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, yabancı madencilik şirketlerinin daha düşük çevresel standartlarla faaliyet yürüttüğü iddiaları geçerli değildir; çevresel standartların uluslararası düzeyle uyumu ve uygulanmasına ilişkin değerlendirme ve geliştirme çalışmaları ise yetkili kurum olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülmektedir.

Önergede yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Alparslan BAYRAKTARBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir