İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/38177 GEÇ CEVAPLANDI · 83 GÜN

Yeni açıklanan maden rezervlerine ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlığa iletildi
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 83 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 64 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Dr. Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasa'nın 98. Ve TBMM İçtüzüğü"nün 96.Maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.16/12/2025 alat DİNÇ Mersin Milletvekili

Türkiye'de son aylarda peş peşe açıklanan maden keşifleri kamuoyunda büyük bir heyecan yaratmaktadır. Eskişehir Beylikova"da dünyanın ikinci büyük nadir toprak elementleri rezervinin duyurulması, Sivas'ta milyarlarca dolarlık altın sahalarının açıklanması, Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinde yaklaşık 40 ton altın rezervinin tespit edilmesi bu sürecin en dikkat çekici örnekleridir. Tüm bu gelişmeler "milli servet" ve "müjde" başlıklarıyla kamuoyuna sunulmaktadır. Bu kadar büyük rezervler gerçekten bir anda mı keşfedilmiştir? Yoksa bu madenler yıllardır bu toprakların altında dururken, asıl değişen şey hukuki ve idari çerçeve midir? Tesadüf müdür ki Muğla'da zeytinliklerin kesilmesini engelleyen yasal korumalar kaldırılmış, kömür çıkarma gerekçesiyle doğa tahribatının önü açılmıştır.

I Aralık 2025'te yeni Maden Yasası yürürlüğe girmiş ve hemen ardından Türkiye'nin dört bir yanında dev rezerv "keşifleri" art arda açıklanmaya başlanmıştır? Yeni Maden Yasası ile birlikte ruhsat ve işletme süreçleri şirketler lehine hızlandırılmış, ÇED süreçleri işlevsiz hale getirilmiş, yerel halkın itiraz ve katılım hakları ciddi biçimde sınırlandırılmış, kamu payı belirsizleştirilirken özel şirketlerin ve holdinglerin kârı güvence altına alınmıştır. Bugün Sivas'ta, Yozgat'ta ve İç Anadolu'nun farklı bölgelerinde bulunan altın rezervleri "milli servet" olarak sunuluyor. Eskişehir Beylikova"daki nadir toprak elementlerin Savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye, elektronik ve uzay teknolojilerine kadar stratejik öneme sahip bu kaynaklar, Türkiye'nin geleceğini doğrudan ilgilendirmektedir. ABD ile bu alanda görüşmeler yapıldığına dair iddialar kamuoyunda ciddi kaygılar yaratmıştır. İktidar her ne kadar nadir toprak elementleri konusunda ABD ile bir anlaşma olmadığını söylese de, bu görüşmelerin içeriğinin şeffaf olmaması soru işaretlerini artırmaktadır.

Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Sorun maden bulunması değildir. Sorun, bu madenlerin kime, hangi koşullarla ve hangi bedelle tahsis edildiğidir. Türkiye"nin yeraltı zenginlikleri birkaç şirketin bilançosuna yazılacak kalemler değildir. Zeytinlikler feda edilerek, doğa yok edilerek, denetim mekanizmaları ortadan kaldırılarak yaratılan bir kazanç "milli servet" olarak tanımlanamaz. Bu kaynaklar 85 milyon yurttaşın ortak varlığıdır.

Kömür Bahane, Yeraltı Madenleri Şahane!!

Yglar

Bu bilgiler doğrultusunda;

SORULAR

  1. Açıklanan maden rezervlerinden devlet bütçesine aktarılacak net pay nedir?

  2. Bupayın yıllara göre dağılımı ve toplam kamu geliri ne olacaktır?

  3. Söz konusu maden sahalarının işletme hakları hangi şirketlere verilecektir?

  4. Buşirketlere hangi teşvikler, vergi indirimleri ve muafiyetler tanınacaktır?

  5. Çevresel zararlar için hangi bağlayıcı tazmin ve denetim mekanizmaları oluşturulmuştur?

  6. Yeni Maden Yasası ile hangi yasal kısıtlamalar kaldırılmış, hangi denetimler zayıflatılmıştır?

  7. Eskişehir Beylikova"daki nadir toprak elementleri konusunda ABD ile resmi veya gayri resmi görüşmeler yapılmış mıdır?

  8. . Yapıldıysa, bu görüşmeler hangi kapsam ve hedeflerle yürütülmektedir?

  9. Bu süreçte yabancı şirketlere ortaklık, işletme veya fiili kontrol hakkı tanınacak mıdır? Stratejik madenlerin kamu yararı dışında kullanılması halinde siyasi ve idari sorumluluk kimde olacaktır?

  10. 85 milyon yurttaşın varlığı olan yeraltı kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve yönetildiği konusunda kamuoyuna şeffaf olacak mısınız?

  11. Kuraklık yaşanan ülkemizde,bu maden ocakları çalışmaları bölgedeki yeraltı su kaynaklarımızı nasıl etkileyecektir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

Ülkemizde madencilik faaliyetlerinden alınan devlet hakkı oranları, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 14'üncü maddesi uyarınca belirlenmekte olup, özellikle IV. Grup madenlerde (altın, gümüş, bakır vb.) piyasalardaki fiyat arttıkça yükselen kademeli bir sistem uygulanmakta ve bu madenler için uygulanacak devlet hakkı oranları, aynı Kanuna ekli Ek-3 sayılı tabloda ayrıntılı şekilde yer almaktadır.

Madencilik sektörüne ilişkin olarak; yıllar itibarıyla ruhsat müracaat sayıları, terk ve iptal edilen ruhsat sayıları, Türkiye geneli ruhsat sayıları, maden üretim değerleri, madencilik sektörünün GSYH içerisindeki payı, devlet hakkı gelirleri, denetlenen saha sayıları gibi detaylı bilgilere Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG)'in https://www.mapeg.gov.tr/ internet adresindeki "Bilgi Merkezi" sekmesinden ulaşılabilmektedir.

3213 sayılı Maden Kanunu'nun 5'inci maddesinin birinci fıkrasında "Madenler üzerinde tesis olunan ilk müracaat (takaddüm), arama ruhsatı, buluculuk, görünür rezerv geliştirme ve işletme ruhsatı haklarının hiçbiri hisselere bölünemez. Her biri bir bütün hâlinde muameleye tabi tutulur." hükmü ile 6'ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında "(/) Maden hakları, medeni hakları kullanmaya ehil T.C, vatandaşlarına, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kurulmuş tüzelkişiliği haiz şirketlere, bu hususta yetkisi bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine verilir. (2) Maden hakları gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir. " hükümleri kapsamında maden hakları gerçek veya tüzel tek kişi adına verilmekte ve her biri bir bütün hâlinde muameleye tabi tutulmaktadır.

Maden hakkı sahiplerine tanınan teşvikler ise mezkur Kanunda yer alan düzenlemeler çerçevesinde tüm yatırımcılara eşit şekilde uygulanmaktadır. Yurt içinde işleme, katma değer oluşturma ve sürdürülebilir üretimi teşvik etmeyi amaçlayan bu düzenlemeler milli menfaatler doğrultusunda ilgili kurumlarca düzenli olarak gözden geçirilmekte olup, vergisel indirimlere ilişkin hususlar ise Bakanlığımız görev alanına girmemektedir.

Yürütülen madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak; maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.

Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği söz konusu izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.

Maden sahaları madencilik faaliyetleri bakımından 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında MAPEG tarafından, çevresel etkiler bakımından 2872 Sayılı Çevre Kanunu kapsamında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, iş sağlığı ve güvenliği bakımından ise 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından periyodik olarak denetlenmekte olup, yapılan bu denetimlerde mevzuata uygun çalışılmadığının tespiti halinde MAPEG tarafından çevre ve insan sağlığına zarar verdiği tespit edilen madencilik faaliyetleri gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulmaktadır.

Ayrıca madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerini en aza indirmek amacıyla 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile rehabilitasyon süreçlerine ilişkin kapsamlı yükümlülükler getirilmiş olup, bu çerçevede bozulan alanların emniyetli hale getirilmesi, bitkilendirme, ağaçlandırma ve çevresel iyileştirme çalışmalarıyla doğanın korunması ve ekosistemin sürdürülebilirliği sağlanarak çevreye duyarlı YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR O! 284 7-38177 bir madencilik anlayışı benimsenmektedir.

Bu anlayış çerçevesinde Bakanlığımızca risk esaslı ve sıklaştırılmış denetim sistemiyle gerçekleştirilen denetimler kapsamında 2025 yılında 10.944 saha denetlenmiş; ruhsat sahiplerinin saha güvenliği ve çevresel rehabilitasyon yükümlülükleri teminat ve çevre uyum planlarıyla yakından takip edilmiştir.

Nadir Toprak Elementleri (NTE)'ye yönelik olarak; dünya NTE üretiminde Çin, ABD, Avustralya ve Kanada gibi ülkeler ön planda olmakla birlikte NTE teknolojisine sahip olan ülke ve firmalar, NTE üretim süreçlerine ilişkin teknolojileri stratejik ve rekabetçi üstünlük olarak görmekte ve bu bilgileri paylaşmaktan kaçınmaktadır. Bu çerçevede NTE'ye yönelik; milli bir bilinçle bir taraftan Ülkemizin madencilik ve cevher zenginleştirme alanında uzman kadro ve altyapısı olan üniversiteleri ile Ar-Ge faaliyetleri yoğun şekilde sürdürülmekte, diğer taraftan ortaya konulan stratejilerle bu alanda teknolojiye sahip ülkelerin uzman Ar-Ge ve teknoloji kuruluşları ile iş birliği süreçlerine devam edilmektedir.

Ülkemiz bu alanda dış paydaşlarla yürüttüğü tüm temaslarda milli menfaatlerini ön planda tutmakta, kaynaklarının yönetimi ve değerlendirilmesinde tam egemenlik ilkesine bağlı kalarak hareket etmektedir. Dolayısıyla görüşmeler belirli bir il veya saha özelinde gerçekleştirilmemekte, bu konuda Ülkemiz milli egemenlik ilkesi doğrultusunda, kaynaklarının değerlendirilmesi ve katma değerin ülke içinde oluşturulması anlayışıyla hareket etmektedir.

Bu çerçevede ABD ile yürütülen temaslar Ülkemizin sahip olduğu stratejik maden potansiyelinin değerlendirilmesi Ove teknik düzeydeki iş birliği oimkânlarının araştırılması oamacıyla gerçekleştirilmektedir. Görüşmelerin kapsamı; teknoloji transferi, Ar-Ge iş birlikleri ve katma değerli üretim modelleri ile sınırlı olup, ülkemizin bu stratejik madenler üzerindeki tam mülkiyet haklarına ve egemenlik yetkilerine halel getirecek herhangi müzakere söz konusu değildir. Beylikova NTE sahası ve buradaki işleme tesisleri üzerindeki kontrol, yönetim ve denetim yetkisi münhasıran Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve ilgili kamu kuruluşlarına aittir. Milli enerji ve maden politikamız gereği, kritik madenlerimizin "fiili kontrolünün" veya "işletme haklarının devri" gündemimizde değildir. Yabancı yatırımlar ve iş birlikleri, ancak ulusal çıkarlarımıza hizmet ettiği müddetçe değerlendirmeye alınmaktadır.

Bununla birlikte, yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği ÇED sürecine ilişkin işlemler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı uhdesinde yürütülmekte olup, bu çerçevede Önerge içeriğinde yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir