Maden ocaklarının iş güvenliği açısından denetimlerine ilişkin
Kaynak göster
Ali Yüksel (Yeni Yol), 26 Aralık 2025 tarihinde 7/38634 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 60 gün sonra, 24 Şubat 2026).
Ali Yüksel (Yeni Yol, Konya). “Maden ocaklarının iş güvenliği açısından denetimlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/38634, 26 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38634-maden-ocaklarinin-is-guvenligi-acisindan-denetimlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/11adda11-a9d2-4082-94b4-019b6a8306a5
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlığa iletildi
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 60 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 40 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 96'ncı maddeleri gereğince saygılarımla arz ederim.
Türkiye'de maden ocakları denildiğinde akla, iş cinayetleri, denetimsizlik, çevre katliamları ve işçilerin sefalet koşulları gelmektedir. Yıllardır yaşanan maden facialarında yüzlerce emekçimiz hayatını kaybetmiş, sorumlular ise ya hiç yargılanmamış ya da göstermelik cezalarla kurtulmuştur.
Maden ocaklarında iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, denetimlerin kâğıt üzerinde kalması ve şirketlerin kâr hırsı yüzünden işçiler canlarını kaybetmektedir. Türkiye, maden iş kazalarında Avrupa'da birinci, dünyada ise üst sıralarda yer almaktadır. Bu tablo utanç vericidir ve devletin işçisini korumadığının açık göstergesidir. v
Öte yandan, maden ocaklarının çevreye verdiği zararlar da büyüktür. Orman alanları yok edilmekte, tarım arazileri kullanılamaz hale gelmekte, su kaynakları kirletilmekte ve köylüler kendi topraklarından koparılmaktadır. Kamu yararı adı altında, aslında bir avuç şirketin çıkarına hizmet eden bu düzen, halkın canını ve doğayı hiçe saymaktadır. Bu nedenle, Türkiye'deki maden ocaklarının gerçek durumu, iş güvenliği uygulamaları ve çevreye verdiği zararların ortaya konması elzemdir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Türkiye genelinde faal durumda kaç maden ocağı bulunmaktadır? Bunların ne kadarı yerli sermaye ne kadarı yabancı ortaklı şirketlere aittir?
Son 20 yılda maden ocaklarında meydana gelen iş kazaları ve iş cinayetlerinde kaç işçi hayatını kaybetmiştir?
Maden ocaklarının iş güvenliği açısından Bakanlığınızca yapılan denetim sayısı nedir? Bu denetimlerin sonuçları kamuoyuyla paylaşılmakta mıdır?
Türkiye'de maden ocaklarında çalışan işçilerin kaçı sendikalıdır? Sendikalaşma önündeki engeller neden kaldırılmamaktadır?
Maden ocaklarının bulunduğu bölgelerde orman tahribatı, tarım arazilerinin kaybı ve su kaynaklarının kirlenmesi ile ilgili Bakanlığınızın elinde güncel veri var mıdır?
Maden ruhsatı verilen alanlarda yerel halkın görüşü alınmakta mıdır? Halkın itirazları neden dikkate alınmamaktadır?
İş güvenliği önlemlerini almayan ve işçi ölümlerine yol açan şirketler hakkında hangi yaptırımlar uygulanmaktadır? Neden çoğu şirket faaliyetlerine kaldığı yerden devam etmektedir?
Türkiye'de maden ocaklarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi için Bakanlığınızın somut bir planı var mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
Maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.
Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği söz konusu izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.
Maden sahalarının denetimine ilişkin olarak; 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında maden ocaklarına verilen ruhsatlar 4 ayrı gruba ayrılmış olup, çok az riskli ruhsatlar 36 ay, az riskli ruhsatlar 24 ay, riskli ruhsatlar 12 ay ve çok riskli ruhsatlar ise 6 ayda bir periyodik olarak denetlenmektedir. Ayrıca Bakanlığımız haricinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca da kendi mevzuatları kapsamında denetimler yapılmaktadır.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından gerçekleştirilen denetimler 3213 sayılı Maden Kanunu, Maden Yönetmeliği ve Maden Sahaları Denetim Yönergesi çerçevesinde hayata geçirilmekte ve gerçekleştirilen bu denetimler sonucunda mevzuata aykırı bir durum tespit edilmesi halinde MAPEG tarafından gerekli işlemler tesis edilmektedir.
Madencilik sektörüne ilişkin olarak; yıllar itibarıyla ruhsat müracaat sayıları, terk ve iptal edilen ruhsat sayıları, Türkiye geneli ruhsat sayıları, maden üretim değerleri, madencilik sektörünün GSYH içerisindeki payı, devlet hakkı gelirleri, denetlenen saha sayıları gibi detaylı o bilgilere MAPEG'in https:/Wwww.mapeg.gov.tr/ internet adresindeki "Bilgi Merkezi" sekmesinden ulaşılabilmektedir.
Bu bilgiler ışığında; halihazırda yürürlükte olan işletme izinli maden ruhsat sayısı 7.650 adet olup, bunların 237 tanesi Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre yabancılar tarafından kurulan veya ortak olunan özel hukuk tüzel kişilerine verilmiştir.
Önergede yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.