Maden arama faaliyetleri sonrası yapılan ağaçlandırma faaliyetlerine ilişkin
Kaynak göster
Selçuk Özdağ (Saadet Partisi), 29 Ağustos 2023 tarihinde 7/3956 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 70 gün sonra, 7 Kasım 2023).
Selçuk Özdağ (Saadet Partisi, Muğla). “Maden arama faaliyetleri sonrası yapılan ağaçlandırma faaliyetlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/3956, 29 Ağustos 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-3956-maden-arama-faaliyetleri-sonrasi-yapilan-agaclandirma-faaliyetlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/1f644a48-9ebe-422a-a22d-018a4bc95240
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 70 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 55 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96'ncı maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.
Ülkemizin hayat kaynağı doğamızın; ormanlarımızın, tarım alanlarımızın, derelerimizin hatta şehirlerimizin talan ve tahrip edilmesinden kaynaklı ciddi bir sorun ile karşı karşıyayız.
Son yıllarda iktidarın işine geldiği zaman itibar ettiği ama genellikle bir yük olarak gördüğü Anayasamızın 56'ncı maddesi; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir" demektedir. Bu hüküm, çevremizi yani doğamızı, yaşam alanlarımızı geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemek adına devlete ve dolaysıyla hükümetlere ciddi görev ve sorumluklar yüklemiştir. Ayrıca Anayasamızın 169 uncu maddesi ise özel olarak: "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz" diyerek esasen bunun yapılmaması halinde büyük bir suç işlenmiş olacağına da atıf yapmaktadır. 2004 yılında ile AK Parti hükümeti tarafından çıkarılan 5177 sayılı Kanun ile yabancılara maden çıkarma ve ülkesine götürme yetkisi verilmiştir. Cumhuriyetin ilanından 2003 yılına kadar 1.168 maden arama ve çıkarma ruhsatı verilmişken, 2003 yılından 2019 yılına kadar Yaklaşık 150.000 ruhsat verildiği açıklanmıştır. 2019 yılından itibaren ise, net olmamakla beraber bu rakamın yaklaşık 350- 400 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bu ülkenin varlıklarının ekonomimize kazandırılması, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve her şeyden önce yurt dışına olan enerji bağımlılığımızın sona erdirilmesi elzemdir. Halkımızın refahı ve ülkemiz kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılması elbette gereklidir. Türk halkının da madenlerimizi çıkarmayalım, ekonomimize katkı sağlamayalım dediğini kimse söyleyemez. Ama şirketler daha fazla kâr etsin diye ormanlarımızın, derelerimizin, ovalarımızın vahşice tahrip edilmesine göz yumulmasına karşı ses çıkarmakta bir vatandaşlık görevidir. Muğla'ınız başta olmak üzere ülkemizin en önemli sorunlarından birisi termik santraller, mermer ocakları ve maden sahalarında yürütülen faaliyetlerin mevzuata aykırı şekilde yapılmasıdır. Yaşanan çevre kirliliği ve doğa katliamlarının en büyük sebebi de budur. Madencilik ile uğraşan şirketlerinin faaliyette bulundukları alanlar maalesef mevzuata aykırı bir şekilde tekrar doğaya kazandırmak için gerektiği gibi ağaçlandırılmamakta, eski haline de getirilmemektedir. Kanun boşluklarından yararlanıp, ormanlarımız ve yaşam alanlarımız kaderine terk edilmektedir. Muğla gibi tarım ve turizm merkezi bir ilin yaklaşık yüzde 60'ı maden aramaları için ruhsatlandırılmış durumdadır. Ormanlarımızın yüzde 65'ine maden arama ruhsatı verilmiştir.
Tarım alanlarımızın nerdeyse yarısına yakınında (yüzde 48) maden ruhsatı verilmiş durumdadır. Nadir endemik bitki yetişen koruma alanlarının yüzde 55'inde, tarihi, arkeolojik sit alanlarının nerdeyse yüzde 70"ne maden ruhsatı verildiği bilinmektedir.
Bu bağlamda:
I- Hükümet, tüm bu maden arama/çıkarma gerekçelerini anlatırken, ülke ekonomisine katkı sağlandığını, enerjide dışa bağımlılığımızın azaltıldığını, daha ucuza enerjiye kavuştuğumuzu ifade etmektedir. Bununla ilgili uluslararası veriler ışığında gerçek rakamları kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyor musunuz?
SORULAR
Hükümetin son yıllarda mesela Rusya'ya olan enerji bağımlılığımızı iyiden iyiye artırdığı, üstelik buna nükleer enerjiyi de dahil ettiği bilinmektedir. Enerjide dışa bağımlılığımız azaldığı söylemi ile bu durum bir tezat teşkil etmiyor mu? Ayrıca doğalgaz ve petrol başta olmak üzere başka birçok değerli madenlerin bulunduğu ifade edilirken bu ürünlere fardı ardına fahiş zamlar yapılmasının gerekçesi nedir?
Maden işletmecilerinin kanunen ağaçlandırmak zorunda olduğu alanların ne kadarı ağaçlandırılmıştır. Propaganda için olanların dışında tüm bu alanların uydu fotoğraflarını kamuoyu ile paylaşılmayı düşünüyor musunuz?
Maden ve taş ocağı ruhsatı verilen özel ve tüzel kişilerin kaçının yabancı firmalarla ortaklığı ya da organik bağı vardır. Tüm bu verileri ticari sır diyerek kamuoyu ile paylaşmamanın başka bir gerekçesi mi vardır?
Malum olduğu üzere maden ruhsatları, başında bulunduğunuz Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilmektedir. Maden ruhsatları 3213 sayılı maden kanununa göre 6 ana grupta değerlendirilmiştir. 2. Grup madenlerden mesela Mermer, Traverten, Granit, Andezit, Bazalt gibi blok olarak üretilen taşlar konusunda Muğla ilimizin özel bir yeri vardır. İlimizde nereye bakılırsa, açılmış bir mermer ve taş ocağı görmek mümkündür. Dağ taş adeta köstebek yuvasına dönmüş durumdadır. Tabiat ve çevremiz hiçe sayılarak, bilimsel temele dayanmadan yapılan mermer ve taş ocağı faaliyetlerine karşı önlem almayı düşünüyor musunuz?
Hoyratça yürütülen maden arama/çıkarma faaliyetleri sebebiyle ormanlarımız, tarım arazilerimiz ve elbette bitki örtüsü zarar görmekte, verimli toprak katmanı ortadan kaldırılmaktadır. Çıplak kalan arazide toprak erozyonu hız kazanmaktadır. Dolaysıyla tarım alanları zarar görmekte, yer altı suları kirlenmekte ve yok olmaktadır. Ocaktaki patlatmaların etkisiyle heyelanlar ve çökmeler olmakta, çevreye yayılan tozlar, bölgede yaşayan insanlara zarar vermekte, gürültü ve görüntü kirliliği oluşturmakta ve en ilginci bu yüzden oluşan dik uçurumlar, suyla dolan çukurlar, insanlar ve hayvanlar için büyük tehlike oluşturan devasa çukurlar kalmaktadır. Bu konular ve şikayetler hakkında bugüne kadar ne tür işlemler yapılmıştır? Şikâyete konu ya da resen, bu mevzular için nasıl ve ne tür önlemler almayı düşünüyorsunuz?
4342 Sayılı Mera Kanunun 14. Maddesi, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik, 1380. Sayılı Su Ürünleri Kanununun 9. Maddesi ve 7. maddesi ve 6831 sayılı orman kanununun 16. Maddesi çerçevesinde orman, mera, sulak alanlar gibi arazilerde madencilik faaliyetlerine yasal izinler verilmektedir. Maden izni alınan sahalarda ocaklar kapatıldıktan sonra o alanların nasıl rehabilite edileceğine dair onaylı rehabilitasyon projelerinin hazırlanması ve uygulanması yasal bir zorunluluk iken nasıl oluyor da karşımıza kel, kıraç, ağaçlandırılmamış ve rehabilite edilmemiş maden sahaları çıkmaktadır. Bunun bir sebebi var mıdır? Denetim eksikliği mi yoksa kanuni boşluklardan yararlanan kötü niyetli, firmaların bir uygulaması mıdır? Öyle ise bu konu hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz? Mevcut mevzuatın yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Yeterli değilse yeni bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜÎK) verilerine göre, madencilik ve taş ocakçılığımn 2022 yılı GSYH'deki payı (cari fiyatlarla) yaklaşık %1,4 oranında olup madenlerin birçok endüstri dalının hammaddesi olması ve madencilik faaliyetlerinin yapıldığı yörelerde istihdama olan katkısı bağlamında bu sektörün ülkemiz ekonomisine önemli katkıları bulunmaktadır. Bununla birlikte kömür grubu madenler (linyit, taşkömürü ve antrasit gibi) ile asfaltitin enerji üretiminde kullanılması da enerjide dışa bağımlılığımızı azaltma konusundaki çabalarımıza önemli katkılar sağlamaktadır.
Rusya'ya olan enerji bağımlılığımızın arttığı iddiası ile ilgili olarak; son 7 yılda yapılan yatırımlar sayesinde (boru hattı, LNG, depolama) ülkemizin günlük doğal gaz arz giriş kapasitesi %126 artırılarak 437 milyon m' seviyesine jdikselmiş olup, 2016 yılında toplam doğal gaz arz giriş kapasitesinin yaklaşık %46,6'hk kısmı Rusya kaynaklı iken bu oran bugün %20,6 seviyelerine inmiştir. Ayrıca, 2023 Ocak-Haziran döneminde geçen senenin aynı dönemine göre Rusya'dan ithal edilen doğal gaz miktarı %29 oranında azalmıştır.
Orman arazilerinde yer alan, terk/iptal edilen veya hukuku devam eden maden ruhsat sahalarının madencilik faaliyeti sonlandırılan alanlarında ağaçlandırma faaliyetleri, firmaların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne (MAPEG) vermiş oldukları işletme projesinde yer alan "Çevre ile Uyum Planı"na uygun olacak şekilde Tarım ve Orman Bakanhgı'nın koordinesinde jairütülmektedir. Devlet ormanlarında yapılacak madencilik faaliyetlerinin izin süreçleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütüldüğünden konu hakkında ayrıntılı bilginin ilgili kurumdan ahnmasımn uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte MAPEG tarafından Türkiye Geneli Rehabilite Edilmiş Maden Sahalarımn Tespiti Projesi uygulamaya konulmuş olup, bu proje kapsamında orman arazilerinde madencilik faaliyetleri devam eden veya tamamlanan alanlarda ruhsat sahipleri ve Orman Bölge Müdürlükleri eliyle yapılmış/yapılmakta olan tohum ekme ve fidan dikme işlemleri ile arazi yapısının elverdiği yerlerde sürdürülen rekreasyon alanları oluşturma gibi çalışmalar yerinde incelenmektedir. Proje kapsamında elde edilen görüntüler ve bilgiler 2022 yılının Ağustos ayından itibaren kamuoyuyla paylaşılmaktadır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 6'ncı maddesine göre "Maden hakları, medenî hakları kullanmaya ehil TC. vatandaşlarına, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kurulmuş tüzelkişiliği haiz şirketlere, hu hususta yetkisi bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine verilir. Maden hakları gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir" hükmü kapsamında ülkemizde 15.369 adet maden ruhsatı verilmiştir.
Maden sahalarında madencilik faaliyetinin başlayabilmesi için ruhsat sahipleri tarafından izin alanına yönelik olarak Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir. Bahse konu izinlerin alınması sürecinde de yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkileri ilgili kurumlarca yerel halkla beraber etraflıca değerlendirilmekte olup bu izinlerini tamamlayamayan hiçbir maden ocağının açılmasına Bakanlığımızca müsaade edilmemektedir. Bu bağlamda madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel sorunlara ilişkin hususlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanhğı'nın görev alanına girdiğinden konuyla ilgili bu Bakanlıktan bilgi ahnmasımn uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Öte yandan ruhsat sahalarının denetimi, risk gruplarına göre düzenli olarak yapılmakta olup konuya ilişkin şikâyet olması veya kamu kurum ve kuruluşları tarafından tespit edilen farklı hususlar olması durumunda da ayrıca denetim yapılabilmektedir. Denetim sonucunda tespit edilen hususlar, 3213 sayılı Maden Kanunu ile Maden Yönetmeliği kapsamında değerlendirilerek, projesine veya mevzuata aykırı faaliyette bulunulduğu tespit edilen firmalar hakkında idari yaptırımlar (idari para cezası, faaliyet durdurma gibi) uygulanmaktadır.
Alparslafı BAYRAKBakan