Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 4 Şubat 2026 tarihinde 7/39791 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39791, 4 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39791-depremler-sonrasinda-kaybolan-cocuklarin-akibetine-ve-abd-de-gorulmekte-olan-bir-cocuk-ist (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/39d98f4e-b615-48aa-bddf-019c2c687238
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 253 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Öznur Bartin
Çocukların yaşam hakkı, kişi güvenliği ve insan onuruna uygun biçimde korunması; Anayasa'nın 17, 41 ve 90O'ıncı maddeleri uyarınca devredilemez bir yükümlülüktür. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocuk Satışı, Çocuk İstismarı ve Çocuklara İlişkin İhtiyari Protokol, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi ve Lanzarote Sözleşmesi; devletlere yalnızca önleyici tedbir alma değil, makul şüphe doğuran iddialar karşısında etkili, bağımsız ve şeffaf soruşturma yürütme yükümlülüğü de yüklemektedir.
Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Son yirmi beş yıl içerisinde Türkiye'de kaybolan çocuklara ilişkin verilerin bütünlüklü, standartlaştırılmış ve kamu denetimine açık biçimde tutulmadığı; kurumlar arasında kullanılan tanım, yöntem ve kayıt sistemlerindeki farklılıklar nedeniyle sağlıklı bir ulusal envanterin oluşturulamadığı görülmektedir. Bu durum, özellikle kriz ve afet dönemlerinde çocukların kimliklendirilmesi, refakatinin sağlanması, sevk ve bakım süreçlerinin izlenmesi bakımından ciddi yapısal riskler doğurmaktadır. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ile 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında refakatsiz kalan ve kaybolduğu bildirilen çocuklara ilişkin kamuoyuna sunulan bilgilerin sınırlı kalması; süreçlerin bütüncül, karşılaştırılabilir ve bağımsız denetime açık biçimde raporlanmaması bu riskleri daha da derinleştirmiştir.
Bu genel tabloya ek olarak, çocuk ticareti ve cinsel istismarı suçlarından hüküm giymiş olan Jeffrey Epstein'a ait dava dosyalarının Ocak 2024 itibarıyla kamuoyuna açıklanması, uluslararası alanda olduğu kadar Türkiye'de de ciddi bir endişe yaratmıştır. Söz konusu dosyalarda yer alan bazı beyan, sorgu tutanağı ve yazışmalarda; reşit olmayan çocukların bazı ülkelerden, Türkiye dâhil olmak üzere, özel uçaklarla taşındığı ve bir suç ağı aracılığıyla istismar edildiği yönünde iddiaların bulunduğu kamuoyuna yansımıştır.
Basın organlarında yer alan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran haberlerde; Epstein dosyalarında geçen bazı yazışmalarda Türkiye'ye, Türkiye'deki kişi ve kurumlara ilişkin atıfların bulunduğu, kimi üst düzey kamu görevlileri ile özel sektör temsilcilerinin isimlerinin geçtiğinin ileri sürüldüğü görülmektedir. Bu iddialar henüz kesinleşmiş bir yargı kararı veya adli tespit niteliği taşımamakla birlikte; devletin çocukların korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri, sınır güvenliği, sivil havacılık denetimleri ve uluslararası adli iş birliği mekanizmaları bakımından yasama denetimi yoluyla açıklığa kavuşturulmasını zorunlu kılacak ağırlıktadır.
Kriminoloji ve organize suç literatürü; büyük ölçekli doğal afetlerin yarattığı kaos ve denetim zafiyetlerinin, insan ticareti ve çocuk kaçakçılığı ağları tarafından istismar edilebildiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, 1999 ve 2023 depremleri sonrasında refakatsiz kalan çocukların kayıt altına alınma süreçleri, sevk edildikleri yerler ve mevcut durumlarının bilimsel, karşılaştırmalı ve çapraz denetim yöntemleriyle incelenmesi gerekmektedir. Kayıp çocuk vakalarının, Epstein dosyalarında yer alan iddia ve zaman aralıklarıyla örtüşüp örtüşmediğinin analiz edilmesi; iddiaların asılsızlığını ortaya koymak veya varsa yapısal ihmalleri tespit etmek açısından önem arz etmektedir.
Ayrıca, özel uçaklar ve charter uçuşlar yoluyla çocukların ülke dışına çıkarıldığına yönelik iddialar; sivil havacılık, sınır ve gümrük denetimlerinin geçmişe dönük olarak ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Epstein'a ait olduğu bilinen uçuş ağları ve kayıtları çerçevesinde Türkiye bağlantılı iniş, kalkış veya transit verilerinin bulunup bulunmadığının tespiti, iddiaların açıklığa kavuşturulması bakımından kritik niteliktedir.
Bu gerekçelerle; iddiaların yaygınlaştırılması değil, gerçeğin ortaya çıkarılması, kayıp çocuklara ilişkin veri boşluklarının giderilmesi ve Türkiye'nin Epstein dosyalarıyla herhangi bir maddi, idari veya yapısal bağının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması amacıyla aşağıdaki soruların ilgili bakanlıklarca yanıtlanması zorunlu hâle gelmiştir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Jeffrey Epstein dava dosyalarında Türkiye'ye ilişkin iddiaların yer alması üzerine, ABD adli makamlarıyla karşılıklı adli yardımlaşma, bilgi ve belge talebi veya istinabe süreci işletilmiş midir?
Epstein dosyalarında Türkiye'den çocukların getirildiğine dair iddialar kapsamında, Türkiye?de herhangi bir adli soruşturma veya ön inceleme başlatılmış mıdır?
Epstein dosyalarının açıklanmasının ardından, Türkiye'nin taraf olduğu Lanzarote Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmeler uyarınca resen soruşturma yükümlülüğü değerlendirilmiş midir?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir