Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin
Kaynak göster
Sevda Karaca Demir (EMEP), 11 Mart 2026 tarihinde 7/41908 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Sevda Karaca Demir (EMEP, Gaziantep). “Depremler sonrasında kaybolan çocukların akıbetine ve ABD'de görülmekte olan bir çocuk istismarı davasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/41908, 11 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41908-depremler-sonrasinda-kaybolan-cocuklarin-akibetine-ve-abd-de-gorulmekte-olan-bir-cocuk-ist (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2ec2473b-80fd-404c-b75b-019cddf47451
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 218 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı tarafından Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı tarafından geçtiğimiz hafta kamuoyuna açıklanan Jeffrey Epstein'e ait yaklaşık 3 milyon sayfalık belge, 180 bin fotoğraf ve 2 bin video; münferit bir "suç dosyası"ndan çok daha fazlasını ortaya koymaktadır. Epstein dosyasında devlet yöneticilerinden finans kapital temsilcilerine, medya ve kültür endüstrisi figürlerinden turizm tekellerine kadar uzanan geniş bir isim yelpazesinin yer alması, buradaki çürümenin bireysel sapkınlıklarla açıklanamayacağını ortaya koymaktadır.
Bu belgeler, küresel kapitalist sistemin en tepesinde konumlanan siyasal iktidar odakları ile sermaye fraksiyonları arasındaki ilişkiyi; suç, şiddet ve sömürü üzerinden işleyen uluslararası bir mekanizma olarak ifşa etmektedir. Açığa çıkan tablo, emperyalist-kapitalist düzenin yapısal bir özelliği olarak örgütlenen uluslararası bir suç ağı ve cezasızlığın sonuçlarıdır. Siyasetçiler ve sermayedarların başında durduğu bu mekanizma, yoksul çocukların ve kadınların bedenlerini birer meta haline getirirken, elde edilen şantaj araçlarıyla emperyalist siyasetin ve sermaye düzeninin tahkim edildiği devasa bir çarkı da tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.
Gerekçenin tamamını göster (15 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Epstein ve suç ortaklarının işledikleri suçlar arasında en yaygını olan çocuk istismarının Türkiye bağlantısı çeşitli yönleriyle tartışılmaktadır. Cinsel suçlar için özel olarak kurulan düzene, Türkiye'den de çocukların kaçırılarak dahil edildiklerini işaret eden belgeler toplumda infial yaratmıştır. Epstein'in adasına Türkiye'den götürülen çocukların İngilizce bilmedikleri için zorluk çektiklerine dair ifadelerin yer aldığı belgelerin açığa çıkması, başka olaylara ilişkin şüpheleri de beraberinde getirmiştir.
Örneğin; Rixos otellerinde Epstein için "eğitim" gördüğü söylenen kadınların belgelerde yer alması, 2011 yılında Antalya'daki Rixos Otel'de şüpheli şekilde ölen 16 yaşındaki stajyer Burak Oğraş'ın babasının geçmişte söylediği "Oğlum görmemesi gereken şeyler gördü, o yüzden öldürüldü" sözlerini yeniden gündeme getirmiştir.
Yine ABD'de yapılan bir soruşturmada, 1999 depreminden sonra bazı çocukların kaçırılarak ABD'ye götürüldüklerine dair beyanların açığa çıkması, deprem sonrası sayısı net olârak bilinmeyen kayıp çocukların bu suç örgütüne verildiklerine ilişkin önemli derecede şüphe yaratmıştır. Bu örnekle; afetlerin ardından ortaya çıkan toplumsal yıkımın, kapitalist düzen içinde nasıl bir yağma ve insan ticareti fırsatına dönüştürüldüğü bir kez daha açığa çıkmaktadır.
Bu iddialarla birlikte; doğrudan Epstein belgeleriyle ilişkili olmayan ancak benzer şekilde çocukların yurt dışına kaçırıldığına yahut satıldığına ilişkin geçmişteki olayları da hafızalara getirmiştir. Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanının, Çocuk Esirgeme Kurumu Genel müdürü olduğu dönemde 29 çocuğun kaçırılarak yurtdışına satıldığı iddiası hatırlatılmıştır.
Bu bağlamda;
Epstein belgelerinde isimleri geçen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı siyasetçiler ve sermayedarlar hakkında Bakanlığınızca başlatılmış bir inceleme veya soruşturma bulunmakta mıdır?
Belgelerde yer alan, Türkiye'den kaçırılan çocukların "İngilizce bilmedikleri için zorluk çektiklerine" dair ifadeler üzerine; bu çocukların kimliklerinin tespiti ve hangi yollarla yurt dışına çıkarıldıklarına dair bir çalışma yürütülmekte midir?
1999 depremi sonrası kaybolan ve akıbeti hala bilinmeyen çocukların, söz konusu uluslararası suç örgütüne "teslim edildiği" iddiaları karşısında; o dönemdeki kayıp çocuk dosyaları yeniden açılacak mıdır?
2011 yılında Antalya'daki Rixos Otel?de şüpheli şekilde ölen 16 yaşındaki Burak Oğraş cinayeti ile Epstein davasındaki "Rixos bağlantısı" ve otel sahibi hakkındaki iddialar arasındaki illiyet bağı araştırılacak mıdır?
Melih Gökçek'in Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü olduğu dönemde 29 çocuğun yurt dışına satıldığı iddiaları ile dönemin eski Emniyet Genel Müdürünün olduğu dönemde Joris Demmink ile girdiği söylenen "aracılık" ilişkileri, Epstein dosyası ışığında yeniden soruşturma konusu yapılacak mıdır?
Bakanlığınız söz konusu belgelerin asıllarına erişmek ve Türkiye ayağındaki suçluları tespit etmek adına ABD adli makamlarıyla resmi bir iş birliği süreci başlatmış mıdır? Başlatılmadıysa bunun gerekçesi nedir?
Uluslararası sermaye ve iktidar odaklarının dahil olduğu bu suç şebekesinin Türkiye'deki uzantılarının açığa çıkarılması noktasında Bakanlığınızın ne tür girişimleri bulunmaktadır? Şayet iktidarınızın medya aygıtlarında iddia edildiği gibi Erdoğan'a dönük bir komplo varsa iddia edilen komploya ilişkin bir araştırma ve soruşturma başlatılmış mıdır? Sonuçları nedir?
Cezasızlığın ulaştığı boyut dikkate alındığında; kapitalist sistemin bütün çürümüşlüğünü ya gizleyen ya da tersine açığa çıkararak hesap sormanın tarihsel önemini ortaya koyan bu belgeler karşısında, Bakanlığınızın benimsediği adalet anlayışı nedir? Bu anlayış mevcut cezasızlık politikalarının sürdürülmesini mi hedeflemektedir, yoksa cezasızlığa son verilerek demokratik ve adil bir yargı düzeninin inşası için somut hangi adımlar atılacaktır?
TBMM İletişim : 0312 420 60 22-23 : sevdakaracadtbmm.gov.tr
E-Posta
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir