Mersin'in Toroslar ilçesinde yapılması planlanan bir kalker ocağı projesinin çevresel etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol), 27 Şubat 2026 tarihinde 7/41501 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Tarım ve Orman Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 143 gün sonra, 20 Temmuz 2026).
Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol, Mersin). “Mersin'in Toroslar ilçesinde yapılması planlanan bir kalker ocağı projesinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/41501, 27 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41501-mersin-in-toroslar-ilcesinde-yapilmasi-planlanan-bir-kalker-ocagi-projesinin-cevresel-etki (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/47131bfb-f8d8-44ba-b202-019cae7284b4
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 143 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim YUMAKLI tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Mersin'in Toroslar ilçesi, sahip olduğu orman varlığı, su havzaları ve kadim Yörük kültürüyle kentin en hassas ekosistemlerinden birini oluşturmaktadır. Ancak, Doğakan Madencilik tarafından Bekiralanı, Güzelyayla (Evcili) ve Gözne mahallelerini kapsayan bölgede hayata geçirilmek istenen "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi, bu bölgeyi bir sanayi yıkım alanına dönüştürme tehdidi taşımaktadır. Mersin Haberci Gazetesi'nde gazeteci Hediye Eroğlu'nun "Gözne, Bekiralanı ve Güzelyayla; bu toplantıya dikkat!" başlıklı haberiyle gündeme getirdiği teknik veriler, projenin yaratacağı tahribatın boyutlarını dehşet verici şekilde ortaya koymaktadır.
Proje dosyasındaki resmi verilere göre, faaliyet sahasının *097,56'sı "Orman Alanı" statüsündedir. Anayasa'nın 169. maddesi ormanların devlet tarafından korunmasını amir hüküm olarak koymuşken, bölgenin neredeyse tamamının bir maden işletmesine teslim edilmesi anayasal bir çelişkidir. Yıllık 2 milyon 400 bin ton gibi devasa bir kapasiteyle çalışacak tesisin üretim aşamasında kullanılacak olan patlatma (dinamit) yöntemi, bölgenin hidrojeolojik yapısını bozacak, yer altı su damarlarının yönünü değiştirecektir. Özellikle en yakın yerleşimlerin (Yörük çadırları) faaliyet sahasına kuş uçuşu sadece 205 metre mesafede bulunması, patlatmaların yaratacağı sarsıntı ve toz emisyonunun insan sağlığını ve güvenliğini hiçe saydığını kanıtlamaktadır.
Daha da vahim olan durum ise Mersin'in içinden geçtiği su krizidir. Kentin su ihtiyacını karşılayan barajların alarm verdiği bir dönemde, bu tesisin sadece toz bastırmak amacıyla günde
SORULAR
600 litre su tüketecek olması, Mersinli vatandaşların içme suyu hakkından feragat edilerek sermayeye aktarılması anlamını taşımaktadır. Ayrıca proje sahasının Yörük mezarlığına (580 m), Bekiralanı Sulama Göleti'ne (920 m) ve DSİ Göleti'ne (2.095 m) yakınlığı hem kültürel mirasa hem de tarımsal sulama altyapısına doğrudan bir saldırıdır.
Haberde de vurgulandığı üzere, bölgedeki vatandaşların geçmişte mermer ocağına karşı gösterdiği net duruş, projenin "Sosyal Onay" almasının imkânsız olduğunu göstermiştir. Şirketin "kapıdan kovulup bacadan girmeye çalışması" gibi bir yöntemle halkın iradesini baypas etmeye çalışması, toplumsal barışı tehdit etmektedir. Bu gerekçelerle, Anayasa'nın 56. maddesindeki "Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı" ve "Devletin çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme ödevi" uyarınca bu projenin ÇED sürecinin ivedilikle durdurulması gerekmektedir.
Bu bağlamda;
Mersin Haberci Gazetesi'nde gazeteci Hediye Eroğlu imzasıyla yayımlanan teknik detaylara göre; proje sahasının 9097,56'sı orman arazisi vasfındadır. Anayasa'nın 169. maddesi ormanların korunmasını amir hüküm olarak koymuşken, bir bölgenin neredeyse tamamının maden işletmesine tahsis edilerek binlerce ağacın kesilmesine onay verilmesi Bakanlığınızın orman varlıklarını koruma stratejisiyle nasıl bağdaşmaktadır?
Mersin genelinde içme ve sulama suyu barajlarının doluluk oranlarının 9027 seviyelerine gerilediği ve ciddi bir su krizi yaşandığı bir dönemde; tesisin sadece toz bastırmak amacıyla günlük 13.600 litre su tüketecek olması, bölgedeki kısıtlı yer üstü ve yer altı su kaynakları üzerinde telafisi imkânsız bir baskı oluşturmayacak mıdır?
Faaliyet sahasının Bekiralanı Sulama Birliği Göleti'ne 920 metre, DSİ Göleti'ne ise 2.095 metre gibi kritik bir mesafede olması sebebiyle; patlatma kaynaklı sarsıntıların yer altı su damarlarını kurutma veya yönünü değiştirme riski Bakanlığınızca Jeolojik olarak incelenmiş midir?
Kırma— eleme tesisinden yayılacak yoğun kireç (kalker) tozunun, bitki yapraklarındaki gözenekleri (stoma) kapatarak fotosentezi durduracağı ve bölgedeki tarımsal verimliliği düşüreceği bilinmektedir. Bu bağlamda, sahanın çevresindeki tarım arazilerinde oluşacak ekonomik ürün kaybına dair bir etki analizi yapılmış mıdır?
. Bakanlığınız tarafından 2023 yılında başlatılan "Su Verimliliği Seferberliği" kapsamında "suyun her damlasının korunması" hedeflenirken; bir maden şirketinin toz bastırma faaliyeti için on binlerce litre suyu kullanmasına izin verilmesi, bu seferberliğin temel ilkeleriyle çelişmemekte midir?
. Proje sahasının mülkiyet durumuna göre "697,56'lık kısmın orman arazisinden oluşması, bölgedeki yaban hayatı ve biyolojik çeşitlilik açısından tam bir yıkım anlamına gelmektedir. Söz konusu sahada bulunan endemik bitki türleri ve yaban hayvanı popülasyonunun korunması için Bakanlığınızca bir "yerinde koruma" veya "taşıma" planı öngörülmüş müdür?
Haberde belirtildiği üzere, bölgenin kadim geçim kaynağı olan hayvancılığının bu denli dar ve patlatmalı bir maden sahasının gölgesinde sürdürülebilirliği mümkün müdür? Bölge halkının hayvancılığı bırakmak zorunda kalması durumunda oluşacak sosyo — ekonomik yıkım ve kırsaldan kente göç riski Bakanlığınızın gündeminde midir?
3403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince; proje sahası içerisinde kalan tarla vasıflı şahıs arazilerinin "tarım dışı kullanım" izni için Mersin Tarım ve Orman İl Müdürlüğü hangi kriterlere göre onay vermiştir? Kamu yararı kararı alınırken bölgedeki gıda üretiminin sürekliliği mi yoksa maden üretimi mi öncelenmiştir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)İbrahim Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanı ·
Mersin ili, Toroslar ilçesi sınırlarında madencilik faaliyeti gösteren Doğakan Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan, Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) süreci yürütülmekte olup Bakanlığımız söz konusu faaliyet sahasıyla ilgili görüş vermektedir.
ÇED başvuru dosyasında; "İşletme aşamasında personel için ihtiyaç duyulacak içme suyunun piyasada satılan pet şişeler veya damacanalar vasıtasıyla karşılanması planlanmaktadır. Projenin işletilmesi esnasında ihtiyaç duyulacak toz bastırma amaçlı su ise Toroslar Belediyesi'nden tankerler vasıtasıyla ve/veya piyasadan tankerlerle ücreti karşılığında temin edilerek karşılanacaktır" denilmektedir. Dolayısıyla, kullanılması planlanan suyun herhangi bir dere yatağı veya yeraltı suyundan karşılanmayacağı görülmektedir.
Dosya ile ilgili süreç ÇED başvuru dosyası aşamasında olduğundan, hidrojeolojik veriler ve detaylar dosya içeriğinde yer almamaktadır.
Önergeye konu projeye ait Bakanlığımız tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına gönderilen ara görüşte de; dosyada, görüşümüze esas teşkil edecek yeterli hidrojeolojik verinin yer almadığı, detaylı jeolojik-hidrojeolojik verilerin, yeraltı suyu akım yönlerinin ve yeraltı suyu seviye kotlarının belirtilmesi ve kaynak sığ kuyu, sondaj vb. yapılar ile şekillendirilecek yeraltı suyunun seviye saptanımı, harita ve kesitte gösterimi, beslenim alanlarını da içerir ayrıntılı Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu'nun ÇED raporuna eklenmesi halinde değerlendirme yapılacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, "faaliyete ait su temin noktalarının ve ilgili kurum/kuruluştan alınacak izinlere ait bilgi/belge/protokol vs.'nin ÇED raporuna eklenmesi" istenmektedir. Dosya ile ilgili herhangi bir nihai değerlendirme yapılmamış olup yer üstü ve yer altı su kaynakları üzerindeki etkisini tespit etmek amaçlı ÇED süreci devam etmektedir.
Önergeye konu projeyle ilgili olarak 10.02.2026 tarihinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMPGM) tarafından damarlı bitkiler ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamı dışındaki türlere yönelik görüş verilmiştir.
Halihazırda ÇED sürecinin devam etmesi sebebiyle sunulacak olan raporda öncelikli olarak ÇED raporu kapsamında yapılacak arazi çalışmalarında endemik ve IUCN CR (Criticaliy Endangered), EN (Endangered) ve VU (Vulnerable) tehlike kategorilerinde yer alan türlerin tespit edilmesi halinde DKMPGM tarafından ÇED Formatları çerçevesinde korunması gerektiren bu türlere yönelik risk-etki-tedbir matrisi hazırlanması gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca söz konusu projenin yapılması amacıyla 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında Bakanlığımıza yapılan herhangi bir tarım dışı kullanım izni talebi bulunmamaktadır.
İbrahim YUMAKLIBakan