Uluslararası Basın Özgürlüğü Misyonu Raporu'na ilişkin
Kaynak göster
Özgül Saki (DEM Parti), 6 Nisan 2026 tarihinde 7/43070 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Cumhurbaşkanı Yardımcılığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 108 gün sonra, 23 Temmuz 2026).
Özgül Saki (DEM Parti, İstanbul). “Uluslararası Basın Özgürlüğü Misyonu Raporu'na ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/43070, 6 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43070-uluslararasi-basin-ozgurlugu-misyonu-raporu-na-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/531692f4-e71b-4f36-a166-019d683d5c52
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 108 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 93 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)HALKLARIN EŞİTLİK V [okunamadı]ELİOKRASI PARTİSİ I GRUP BAŞKANLIĞI Say* l.TZvJ.r -Tarih .J^.l.r.9U.'2o2.j
Aşağıda belirtilen soruların Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın CEVDET YILMAZ tarafından Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96. ve 99. Maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Türkiye Gazeteciler Sendikası verilerine göre, Türkiye'de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle güncel olarak 15 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde bulunmaktadır. Bu gazeteciler arasında farklı medya kuruluşlarından isimler yer almakta olup, mevcut tablo gazeteciliğin kriminalize edildiğini göstermektedir. Nitekim geçtiğimiz günlerde gazeteci İsmail Ari'nin yaptığı haber nedeniyle tutuklanması, basın özgürlüğüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Uluslararası Basın Enstitüsü'nün (İPİ) öncülüğünde; Uluslararası Af Örgütü, ARTICLE 19 Europe, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Güneydoğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO)'nun katılımıyla hazırlanan Uluslararası '; Basın Özgürlüğü Misyonu Raporu, Türkiye'de medya özgürlüğüne yönelik baskıların 2025 [okunamadı] yılı itibarıyla sistematik ve çok boyutlu bir nitelik kazandığını ortaya koymaktadır. Raporda; yargısal baskı, ekonomik müdahaleler, dijital sansür mekanizmaları ve idari uygulamaların birleşerek bağımsız gazeteciliği kuşattığı belirtilmektedir. Türkiye'nin basın özgürlüğü endekslerinde gerilemeye devam ettiği, gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve seyahat yasaklarının yaygınlaştığı ifade edilmektedir. Özellikle terörle mücadele, dezenformasyon ve kamu düzeni gerekçesiyle kullanılan geniş kapsamlı yasal düzenlemelerin gazetecilik faaliyetlerini kriminalize edecek biçimde uygulandığı; bunun aynı zamanda otosansürü de artırdığı vurgulanmaktadır.
Raporda ayrıca medya alanında mülkiyet yapısının dönüşümüne dikkat çekilmekte; kamu müdahaleleri ve el koymalar sonucunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) çok sayıda medya kuruluşunu devralarak ülkenin en büyük medya işverenlerinden biri haline geldiği ifade edilmektedir. Bu durumun medya çoğulculuğu ve editöryal bağımsızlık açısından ciddi riskler doğurduğu belirtilmektedir. Dijital alanda ise erişim engellemeleri, içerik kaldırma kararları, bant daraltma uygulamaları ve algoritmik müdahalelerle bağımsız medyanın görünürlüğünün ciddi biçimde azaldığı; bazı medya kuruluşlarının gelir kaybı nedeniyle kapanmak zorunda kaldığı kaydedilmektedir.
Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, rapor Türkiye'de basın özgürlüğünün a münferit ihlallerden ziyade, yapısal ve süreklilik arz eden bir baskı rejimi altında olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Söz konusu uluslararası raporda Türkiye'de basın özgürlüğünün sistematik biçimde gerilediği yönündeki tespitlere ilişkin Cumhurbaşkanlığı'nın değerlendirmesi nedir?
Raporda gazetecilere yönelik yargı süreçlerinin bir baskı aracı haline geldiği belirtilmektedir. Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve seyahat yasağı gibi uygulamaların yaygınlaştığı ifade edilmektedir. Bu durum hakkında herhangi bir inceleme veya politika değişikliği planlanmakta mıdır?
Terörle mücadele ve dezenformasyon yasalarının gazetecilik faaliyetlerine karşı geniş yorumlandığı eleştirilerine ilişkin görüşünüz ve tutumunuz nedir?
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) medya alanında geniş bir mülkiyet alanına sahip olmasının, medya çoğulculuğu ve bağımsızlığı üzerindeki etkileri konusunda bir etki analizi yapılmış mıdır? TMSF'nin medya kuruluşlarını devralma süreçlerinde editöryal bağımsızlığın korunmasına yönelik hangi güvenceler bulunmaktadır?
Raporda dijital platformlara yönelik erişim engellemeleri ve içerik kaldırma kararlarının bağımsız medyayı orantısız biçimde etkilediği belirtilmektedir. Bu konuda bir düzenleme veya gözden geçirme planı var mıdır?
Sosyal medya ve internet erişimine yönelik bant daraltma uygulamalarının hangi kriterlere göre uygulandığı ve bu uygulamaların yargısal denetimi nasıl sağlanmaktadır?
Medya kuruluşlarına yönelik idari para cezaları ve yayın yasaklarının orantılılığına ilişkin bir denetim mekanizması bulunmakta mıdır?
Raporda, uluslararası basın kuruluşlarının Türkiye'deki kamu kurumlarıyla görüşme taleplerinin büyük ölçüde karşılanmadığı belirtilmektedir. Bu durumun gerekçesi nedir?
Türkiye'de medya özgürlüğü alanında uluslararası standartlara uyum sağlanmasına yönelik bir reform takvimi bulunmakta mıdır? Medya özgürlüğünü güçlendirmek ve gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla somut adımlar planlanmakta mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·
Anayasanın 28 ilâ 32 nci maddeleri arasında basın özgürlüğüne ilişkin hükümler düzenlenmektedir. Anayasanın 28 inci maddesinde yer alan "Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerine sağlayacak tedbirleri alır..." hükmü ile basın özgürlüğü anayasal güvenceye alınmıştır. Benzer şekilde 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununda da basın özgürlüğünü güvence altına alan hükümlere yer verilmektedir. Türkiye'de ifade ve basın özgürlüğü uluslararası standartlara uygun şekilde tanınmış ve bu özgürlükler hukukun üstünlüğü uyarınca güvence altına alınmıştır.
Ülkemizde "dezenformasyon yasası" ismiyle yürürlükte olan bir düzenleme bulunmamaktadır. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan 217/A numaralı ve "Halkı Yanıltıcı Bilgileri Alenen Yayma" başlıklı suç ise Asliye Ceza Mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir. Bu minvalde yerel mahkemenin verdiği kararlar sırasıyla Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmektedir. Söz konusu düzenlemenin geniş veya dar yorumlanması, yürütme organının değil yargı organının takdir ve tayinine bağlıdır.
Diğer taraftan, erişimin engellenmesi, içeriğin çıkarılması ile sosyal ağ sağlayıcılara yönelik işlemler ve yükümlülükler 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmiştir.
Ayrıca, Basın özgürlüğü endeksleri, batı merkezli kuruluşlar tarafından hazırlanmakta ve basın özgürlüğü kavramını batı merkezli olarak ele almaktadır. Ülkelerin içerisinde bulundukları özgün koşullar endeks değerlendirmelerinde göz ardı edilmekte olup endeksler, ideolojik ve metodolojik sorunlar barındırmaktadır.
Telefon No : (0312)525 55 55 Fax : (0312) 525 58 31
Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı