İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/42853 GEÇ CEVAPLANDI · 154 GÜN

Basın özgürlüğünün korunmasına ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 154 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıda belirtilen soruların Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından

Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96. ve 99. Maddeleri uyarınca yazılı olarak Özgül Saki İstanbul Milletvekili cevaplandırılmasını arz ederim.

Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Türkiye Gazeteciler Sendikası verilerine göre, Türkiye'de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle güncel olarak 15 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde bulunmaktadır. Bu gazeteciler arasında farklı medya kuruluşlarından isimler yer almakta olup, mevcut tablo gazeteciliğin kriminalize edildiğini göstermektedir. Nitekim geçtiğimiz günlerde gazeteci İsmail Arı'nın yaptığı haber nedeniyle tutuklanması, basın özgürlüğüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır.

Uluslararası Basın Enstitüsü'nün (İPİ) öncülüğünde; Uluslararası Af Örgütü, ARTICLE 19 Europe, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Güneydoğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO)'nun katılımıyla hazırlanan Uluslararası Basın Özgürlüğü Misyonu Raporu, Türkiye'de medya özgürlüğüne yönelik baskıların 2025 yılı itibarıyla sistematik ve çok boyutlu bir nitelik kazandığını ortaya koymaktadır. Raporda; yargısal baskı, ekonomik müdahaleler, dijital sansür mekanizmaları ve idari uygulamaların birleşerek bağımsız gazeteciliği kuşattığı belirtilmektedir. Türkiye'nin basın özgürlüğü endekslerinde gerilemeye devam ettiği, gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve seyahat yasaklarının yaygınlaştığı ifade edilmektedir. Özellikle terörle mücadele, dezenformasyon ve kamu düzeni gerekçesiyle kullanılan geniş kapsamlı yasal düzenlemelerin gazetecilik faaliyetlerini kriminalize edecek biçimde uygulandığı; bunun aynı zamanda otosansürü de artırdığı vurgulanmaktadır.

Raporda ayrıca medya alanında mülkiyet yapısının dönüşümüne dikkat çekilmekte; kamu müdahaleleri ve el koymalar sonucunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) çok sayıda medya kuruluşunu devralarak ülkenin en büyük medya işverenlerinden biri haline geldiği ifade edilmektedir. Bu durumun medya çoğulculuğu ve editoryal bağımsızlık açısından ciddi riskler doğurduğu belirtilmektedir. Dijital alanda ise erişim engellemeleri, içerik kaldırma kararları, bant daraltma uygulamaları ve algoritmik müdahalelerle bağımsız medyanın görünürlüğünün ciddi biçimde azaldığı; bazı medya kuruluşlarının gelir kaybı nedeniyle kapanmak zorunda kaldığı kaydedilmektedir.

Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, rapor Türkiye'de basın özgürlüğünün münferit ihlallerden ziyade, yapısal ve süreklilik arz eden bir baskı rejimi altında olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda;

I. Söz konusu uluslararası raporda Türkiye'de basın özgürlüğünün sistematik biçimde gerilediği yönündeki tespitlere ilişkin Cumhurbaşkanlığı'nın değerlendirmesi nedir?

SORULAR

  1. Raporda gazetecilere yönelik yargı süreçlerinin bir baskı aracı haline geldiği belirtilmektedir. Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve seyahat yasağı gibi uygulamaların yaygınlaştığı ifade edilmektedir. Bu durum hakkında herhangi bir inceleme veya politika değişikliği planlanmakta mıdır?

  2. Terörle mücadele ve dezenformasyon yasalarının gazetecilik faaliyetlerine karşı geniş yorumlandığı eleştirilerine ilişkin görüşünüz ve tutumunuz nedir?

  3. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) medya alanında geniş bir mülkiyet alanına sahip olmasının, medya çoğulculuğu ve bağımsızlığı üzerindeki etkileri konusunda bir etki analizi yapılmış mıdır? TMSF'nin medya kuruluşlarını devralma süreçlerinde editoryal bağımsızlığın korunmasına yönelik hangi güvenceler bulunmaktadır?

  4. Raporda dijital platformlara yönelik erişim engellemeleri ve içerik kaldırma kararlarının bağımsız medyayı orantısız biçimde etkilediği belirtilmektedir. Bu konuda bir düzenleme veya gözden geçirme planı var mıdır?

  5. Sosyal medya ve internet erişimine yönelik bant daraltma uygulamalarının hangi kriterlere göre uygulandığı ve bu uygulamaların yargısal denetimi nasıl sağlanmaktadır?

  6. Medya kuruluşlarına yönelik idari para cezaları ve yayın yasaklarının orantılılığına ilişkin bir denetim mekanizması bulunmakta mıdır?

  7. Raporda, uluslararası basın kuruluşlarının Türkiye'deki kamu kurumlarıyla görüşme taleplerinin büyük ölçüde karşılanmadığı belirtilmektedir. Bu durumun gerekçesi nedir?

  8. Türkiye'de medya özgürlüğü alanında uluslararası standartlara uyum sağlanmasına yönelik bir reform takvimi bulunmakta mıdır? Medya özgürlüğünü güçlendirmek ve gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla somut adımlar planlanmakta mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·

Basın İlan Kurumu, 2/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun ile kurulmuş kamu tüzel kişiliğini haiz bir idaredir. Kurum, mevzuat ile öngörülen şartları taşıyan ve talebi olan süreli yayınlarda resmi ilan ve reklamların fikir ve içtihat ayrımı gözetilmeksizin yayımlanmasına aracı olmaktadır.

Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü 1982 Anayasasının 26 ncı maddesinde, basın özgürlüğü ise 28 inci maddesinde düzenlenmiştir. 28 inci maddenin ilk iki fıkrasına göre "Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mâli teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." Söz konusu hükümlerce Türkiye?de basın özgürlüğü Anayasal güvence altına alınmıştır. Bununla birlikte, gazetecilerin çalışma koşulları ve özlük hakları 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile güvence altına alınmaktadır.

Diğer taraftan, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8/A maddesine göre yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhurbaşkanlığı veya milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması ile ilgili bakanlıkların talebi üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı tarafından internet ortamında yapılan yayınlara ilişkin erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılmasına karar verilir.

Bu kapsamda, erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması kararları BTK tarafından yerine getirilmektedir. Bu kapsamda, erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması kararları veya soru önergesinde yer alan diğer hususlar İletişim Başkanlığının görev ve yetki alanına girmemektedir.

Telefon No : (0312)525 55 55 Fax : (0312) 525 5831

Ayrıca, Basın İlan Kurumu tarafından süreli yayınlara resmi ilan ve reklamların yayımlatılması yoluyla destek verilmesinin yanı sıra, basının desteklenmesine yönelik faaliyetleri kapsamında basın kuruluşları dernek ve sendikalarına kredi desteği verilmektedir. Mevzuat hükümleri doğrultusunda basında fikren veya bedenen çalışanlara vadesi 12 ayı geçmeyecek şekilde faizsiz borç para verilmektedir. Basın İlan Kurumu, basında fikren veya bedenen çalıştıktan sonra çalışamaz hale gelen ve muhtaç durumda olanlara muhtaçlık yardımına, vefat edenlerin ihtiyaç sahibi olan kanuni varislerine geri ödemesiz ölüm yardımı ayrıca azınlık gazeteleri ile basın derneklerine nakdi yardımda bulunmaktadır.

Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir