Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde yapılması planlanan diyorit ocağı projesinin çevresel etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Rıdvan Uz (İYİ Parti), 3 Nisan 2026 tarihinde 7/43107 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Rıdvan Uz (İYİ Parti, Çanakkale). “Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde yapılması planlanan diyorit ocağı projesinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/43107, 3 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43107-corum-un-sungurlu-ilcesine-bagli-karakaya-koyunde-yapilmasi-planlanan-diyorit-ocagi-projes (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/26fe8080-7755-47a3-b14c-019d61cedf79
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 195 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat KURUM tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 96'ncı maddesi gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Çorum ili Sungurlu ilçesi Karakaya Köyü mevkiinde, TCDD tarafından gerçekleştirilmesi planlanan 3519692 erişim nolu Diyorit Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesi, sıradan bir hammadde temin faaliyeti olarak değerlendirilemeyecek ölçüde yüksek kapasiteli, çok bileşenli ve yerleşim dokusuyla doğrudan temas eden bir madencilik projesidir. Dosya kapsamındaki Proje Tanıtım Dosyası'na göre proje; 35,17 hektarlık hammadde üretim izin alanı içinde, toplam 18,75 hektarlık üç ayrı ÇED poligonu üzerinde kurgulanmış; bu alanlarda yalnızca ocak işletmesi değil, aynı zamanda kırma-eleme tesisi, şantiye alanı, pasa depolama alanı ve bitkisel toprak depolama alanı da planlanmıştır. Yıllık üretim miktarı 3.500.000 ton olarak öngörülmüş; bunun 175.000 tonunun pasa, 390.000 tonunun kırma-eleme tesisine, 2.935.000 tonunun ise doğrudan "Çorum-Merkez-Çorum Km: 0+000-120+000 Kesimi Yüksek Standartlı Demir Yolu Yapım İşi" kapsamında sevk edilmesi öngörülmüştür. Bu hacim, köyün hemen bitişiğinde düşük yoğunluklu bir faaliyet değil, fiilen ağır tonajlı nakliye, sürekli kazı, kırma-eleme, toz, gürültü ve btreşim üreten endüstriyel bir işletme düzeni anlamına gelmektedir.
Dahası, proje dosyasında çevresel etkilerin temel parametreleri belirlenirken esas alınan "en yakın yerleşim yeri" verisi ile sahadaki fiili durum arasında açık ve teknik olarak giderilmemiş bir çelişki bulunmaktadır. PTD'de hesaplamalar 160 metre mesafedeki en yakın hane esas alınarak yapılmış; buna göre gürültü ve patlatma etkileri bu referans üzerinden modellenmiştir. Oysa mahkeme keşfi sırasında harita bilirkişisi tarafından yapılan yerinde tespitte, Karakaya Köyü 101 ada 35 parselde bulunan yapının ÇED-1 sınırına 62 metre, ÇED-2 sınırına 66 metre, ÇED-3 sınırına ise 386 metre mesafede olduğu belirlenmiştir. Üstelik bu parselin yakın çevresindeki diğer köy yapıları da ÇED sahalarına 148 ila 155 metre aralığında yaklaşmaktadır. Bu durum, proje dosyasında esas alınan 160 metrelik mesafenin sahadaki gerçek etkilenme alanını yansıtmadığını, dolayısıyla gürültü, titreşim, taş savrulması ve emniyet hesaplarının eksik veriyle kurulduğunu ortaya koymaktadır. Dosyanın tam kalbinde duran sorun tam da budur: kâğıt üzerindeki güvenlik varsayımı ile sahadaki gerçek etki alanı birbirini tutmamaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (13 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Nitekim bilirkişi raporu, bu çelişkinin sadece teorik bir uyumsuzluk olmadığını; doğrudan can ve mal güvenliği riski ürettiğini açık biçimde ortaya koymuştur. Raporda, PTD'deki patlatma planına göre maksimum taş savrulma mesafesinin 74 metre olarak hesaplandığı, buna karşılık en yakın yapının 62 metre mesafede bulunduğu, bu nedenle mevcut plan uygulanırsa söz konusu yapının ve çevresindeki insanların, hayvanların ve tarım alanlarının taş savrulmasından olumsuz etkilenebileceği; hatta çökme, yıkılma, yaralanma ve ölümle sonuçlanabilecek kazaların doğabileceği değerlendirilmiştir. Bilirkişiler bu nedenle patlatma planının, soyut bir 160 metre kabulüne göre değil, fiili en yakın yapı mesafesi olan 62 metre esas alınarak revize edilmesi ve ek tedbirlerle yeniden düzenlenmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Aynı raporda, 74 metrelik taş savrulma mesafesi nedeniyle tarım arazilerinin de zarar görmesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir. Yani mesele yalnızca bir yapıya olan uzaklık değil; çevresel etki zonunun köy evlerini, tarım parsellerini ve kırsal üretim düzenini birlikte tehdit etmesidir.
Gürültü yönünden de tablo aynıdır. PTD'de, proje ekipmanlarının oluşturacağı gürültünün 160 metre mesafede 63,38 dBA düzeyinde kalacağı ve bu nedenle gündüz sınır değeri olan 65 BA'nın aşılmayacağı ileri sürülmüştür. Ancak bilirkişi heyeti, gerçek en yakın yapının 62 metre mesatede bulunması nedeniyle yeniden yaptığı değerlendirmede, 50-100 metre arası interpolasyonla yaklaşık 69 dBA seviyesine ulaşıldığını; bunun yasal sınırların üzerinde olduğunu ve faaliyetin en yakın yapıya göre gürültü kontrolü bakımından uygun olmadığını tespit etmiştir. Bu tespit son derece önemlidir; çünkü proje dosyasındaki "uygunluk" sonucu, doğrudan hatalı kabul edilen mesafe verisine dayanmaktadır. Başka bir ifadeyle, proje dosyasında mevzuata uygun görünen gürültü rejimi, fiili saha verisi dikkate alındığında uygun olmaktan çıkmaktadır.
Su kaynakları bakımından ise risk, yüzeysel bir "etki yoktur" cümlesiyle geçiştirilemeyecek kadar ciddidir. Bilirkişi incelemesinde, köyün içme suyu kaynağının beslendiği drenaj ve kaptaj alanının ÇED alanı dışında kaldığı; ancak isale hattının bir bölümünün ÇED-3 sınırları içinde bulunduğu, su toplama alanının ise sınıra çok yakın olduğu tespit edilmiştir. Dahası, keşif günü rögarda yapılan ölçümde, köy içme suyu deposuna iletilen suyun debisinin Q=0,110 lt/sn olduğu belirlenmiş; köy nüfusu üzerinden hesaplanan içme suyu ihtiyacının 0,286 lt/sn, büyükbaş hayvan varlığı ile birlikte toplam ihtiyacın ise 0,320 It/sn olduğu ortaya konmuştur. Yani proje öncesinde dahi köyün mevcut su rejimi ihtiyacı karşılamaya yetmemektedir. Bilirkişiler bu nedenle, madencilik faaliyetleri ve özellikle patlatma baskısı altında su kaynağının olumsuz etkilenmesi ihtimaline karşı, köye ilave bir temiz içme suyu kaynağı temin edilmesi, isale hattının korunması ve hattın her iki yanında 10'ar metrelik koruma bandı uygulanması yönünde açık teknik öneri sunmuştur. Bu tespit, dosyanın en kritik noktalarından biridir: burada mesele yalnızca olası kirlenme değil, zaten yetersiz olan su arzının daha da kırılgan hale gelmesidir.
Üstelik proje alanı yalnızca kaya kütlesinden ibaret değildir; bilirkişi krokileri ve yerinde ölçümler, ÇED sınırlarının çevresinde çok sayıda tarım parselinin, su kuyularının, Gelincik Deresi nin, su deposunun ve su toplama alanının bulunduğunu göstermektedir. Harita bilirkişisi, ÇED sahalarına komşu çok sayıda tarım arazisini tek tek parsel numaralarıyla saymış; su kaynaklarının ÇED sahalarına uzaklıklarını da tablo halinde ortaya koymuştur. PTD'de ise proje alanına en yakın akar derenin 300 metre mesafedeki Gelincik Deresi olduğu, kuru dere yatakları için 20 metrelik koruma bandı bırakılacağı belirtilmiş; buna rağmen aynı dosyada proje alanında herhangi bir su kimyası çalışması yapılmadığı da açıkça yazılmıştır. Bu yönüyle dosya, bir taraftan yoğun su kullanımı ve sürekli sulama gerektiren bir işletme modeli tarif ederken, diğer taraftan çevredeki hidrolojik hassasiyetin bilimsel izleme ayağını eksik bırakmaktadır. Nitekim PTD'ye göre yalnızca toz bastırma, yol sulama, bitkisel toprak ve pasa sahası ile kırma-eleme prosesleri için günlük toplam su ihtiyacı 89,34 m/gün olarak hesaplanmıştır. Yani su, bu projenin tali bir girdisi değil; işletmenin çevresel etkisini doğrudan belirleyen ana teknik parametrelerden biridir.
Projenin jeolojik ve topoğrafik karakteri de dikkat çekicidir. Bilirkişi değerlendirmesine göre ÇED için talep edilen alan, Karakaya Köyü'nün doğu ve kuzeydoğusunda, köy kotuna göre daha yüksek, kayalık tepe formunda, mağmatik diyorit kayaçtan oluşan sert-çok sert bir kütledir. Bu alan, köy dokusunun hemen üst kotunda yer almakta; dolayısıyla kazı, söküm, patlatma, kırma-eleme ve nakliye kaynaklı etkiler yalnızca yatay düzlemde değil, topografik fark nedeniyle aşağı kotta bulunan köy yaşamı üzerinde de baskı yaratmaktadır. Ayrıca proje; açık işletme yöntemi, basamaklı üretim, yaklaşık 10 metre basamak yüksekliği/genişliği, 50-55 derece basamak şev açıları ve 40-45 derece genel ocak şev açısı üzerinden planlanmıştır. Bu teknik yapı, proje ölçeğinin küçük ve geçici bir müdahale değil; yaklaşık 5 yıllık proje ömrüne sahip, sistematik ve sürekli bir işletme düzeni olduğunu göstermektedir.
Dosya kapsamındaki bir başka önemli unsur, güvenlik ve asayiş bakımından verilen kurumsal görüşlerdir. PTD içinde yer alan il Jandarma Komutanlığı görüşünde, faaliyet sahası civarında yerleşim yeri, D-785 Devlet Karayolu, dinlenme tesisi, akaryakıt istasyonu ve jandarma karakol komutanlığı gibi insan hareketliliği yüksek alanların bulunması sebebiyle; patlatma, kırma-eleme, iş makinesi ve nakliye trafiği sırasında vatandaşın can ve mal güvenliğine yönelik hassasiyetler oluşabileceği değerlendirilmiştir. Bu tespit, köylülerin ve dava açan vatandaşların endişelerinin subjektif olmadığını; kamu kurumlarının dahi sahayı yüksek dikkat gerektiren alan" olarak gördüğünü göstermektedir. Özetle, proje yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kırsal güvenlik ve yaşam düzeni bakımından da risk üreten bir nitelik taşımaktadır.
Bütün bunların üstüne, dava dosyasına sunulan ek beyanda, şantiye çalışmalarının başladığı, iş makinelerinin sahaya getirildiği ve alan çalışmalarına girişildiği ileri sürülmüştür. Böyle bir durumda ortaya çıkan tablo daha da ağırlaşmaktadır: Bir tarafta bilirkişi incelemesi sürerken gerçek mesafe, su rejimi, gürültü ve taş savrulması yönünden ciddi teknik eksiklikler tespit edilmekte; diğer tarafta sahada fiili hazırlıkların başladığı belirtilmektedir. Bu yaklaşım, çevre hukukunun temelini oluşturan ihtiyat ilkesi, önleme ilkesi ve etkin yargısal koruma anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Hukuk devleti, önce fiili durumu yaratıp sonra doğacak çevresel ve toplumsal sonuçları tartışma rejimi değildir. Hele ki söz konusu olan; köyün suyu, evi, tarlası ve can güvenliği ise, kamu idaresinin "önce başla, sonra bakarız" anlayışıyla hareket etmesi kabul edilemez.
Bunun yanında, dava dosyasına yansıyan beyanlar ile proje dosyasındaki kabul arasında alternatif saha bakımından da ciddi bir çelişki bulunmaktadır. Davacı taraf, proje sahası dışında ve proje alanına yaklaşık bir kilometre mesafede başka bir bölgeden TCDD tarafından numune alındığını ve değerlendirme yapıldığını ileri sürmüş; buna karşılık idare ve müdahil TCDD, çevrede üretim yapılabilecek başka diyorit sahası bulunmadığını savunmuştur. Bilirkişi raporunda da yakın çevrede başkaca diyorit sahasının tespit edilemediği belirtilmiştir. Dolayısıyla "alternatifsizlik" kabulünün hangi jeolojik etütlere, hangi sondaj verilerine ve hangi karşılaştırmalı rezerv analizlerine dayandığı dosya bütünlüğü içinde açıklığa kavuşmuş değildir.
Kamu idaresinin, köy yerleşimine bu kadar yakın ve çok yönlü risk üreten bir sahayı seçerken, daha düşük çevresel ve sosyal maliyet doğurabilecek seçenekleri gerçekten değerlendirip değerlendirmediği belirsizliğini korumaktadır.
Ulaşım ve trafik yükü bakımından da proje dosyası dikkat çekici eksiklikler barındırmaktadır. PTD ve bilirkişi hesaplarına göre faaliyet kapsamında günlük 14.000 ton malzeme çıkarılması, bunun 700 tonunun pasa alanına, 1.560 tonunun kırma-eleme tesisine, 11.740 tonunun ise doğrudan proje sahasına nakledilmesi öngörülmektedir. Aynı hesapta 25 tonluk kamyonlarla günlük 28 sefer pasa, 62 sefer kırma-eleme, 470 sefer doğrudan nakliye olmak üzere toplam 560 sefer/gün taşıma trafiği ortaya çıkmaktadır. Proje metinlerindeiTrafik Yönetim Planı" başlığı altında genel önlemlerden, güzergâh planlamasından ve ağır trafik yükünün oluşmasından kaçınılacağından söz edilmekteyse de, bu yoğun taşımacılığın köy bağlantı yolları, D-785/Sungurlu-Çorum hattı, yol güvenliği, gürültü, toz ve kaza riski üzerindeki etkisini ortaya koyan bağımsız bir trafik etki analizinin veya somut bir trafik simülasyonunun dosya kapsamında açık biçimde ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu büyüklükteki bir nakliye rejiminin yalnızca işletme içi tedbirlerle geçiştirilmesi, kırsal yaşam ve karayolu güvenliği bakımından yeterli değildir.
Su rejimi bakımından ortaya çıkan tablo da ayrıca kaygı vericidir. Bilirkişi incelemesinde köy içme suyu hattının bir bölümünün ÇED-3 sınırları içinde kaldığı, mevcut su debisinin 0,110 It/sn olduğu, köyün sadece nüfus esaslı içme suyu ihtiyacının 0,286 It/sn, büyükbaş hayvan varlığıyla birlikte toplam ihtiyacın ise 0,320 It/sn olarak hesaplandığı ve mevcut suyun halihazırda dahi yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Mahkeme kararında da, isale hattının her iki yanında 10'ar metrelik koruma bandı uygulanması ve köye ilave temiz içme suyu kaynağı temin edilmesi halinde hidrojeolojik risklerin azaltılabileceği vurgulanmıştır. Buna rağmen yöre halkı, köydeki hayvan varlığının gerçekte olduğundan düşük gösterildiğini, dolayısıyla su ihtiyacının da eksik hesaplandığını; ayrıca çevrede yapılan bazı içme suyu sondajlarında yüksek arsenik çıktığı için köyün fiilen sınırlı sayıdaki temiz su kaynağına bağımlı olduğunu ifade etmektedir. Eğer bu beyanlar doğruysa, proje sahasının yaratacağı baskı yalnızca çevresel bir etki değil, doğrudan içme suyu güvenliği sorunu anlamına gelecektir.
Öte yandan yöre sakinleri, proje sahası ve yakın çevresinde Yorgun Baba Türbesi, yaklaşık 300 metre mesafede Vahid Baba Türbesi, yaklaşık 500 metre mesafede el değmemiş bir tümülüs bulunduğunu, ayrıca alanın Hattuşa'ya yaklaşık 4,5 kilometre uzaklıkta olduğunu belirtmektedir. Her ne kadar mevcut dosya içeriğinde proje alanında 2863 sayılı Kanun kapsamında tescilli kültür varlığına rastlanmadığı ve önceden alınmış bir sit kaydı bulunmadığı yönünde değerlendirmeler yer alsa da, köylülerin işaret ettiği bu somut noktalar hakkında proje alanı ve yakın çevresinde daha ayrıntılı, koordinat bazlı ve çok disiplinli bir kültür varlığı incelemesi yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Aynı şekilde, proje sahasına yaklaşık 250 metre mesafede bulunduğu belirtilen kapalı sistem organik bahçe ve civardaki sulu tarım parselleri bakımından da, toz, titreşim ve taşıma faaliyetlerinin ürün kalitesi ile tarımsal sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri ayrı bir hassasiyet taşımaktadır. Bilirkişi raporunda da ÇED sınırına yakın tarım arazileri, Gelincik Deresi ve sulama kuyuları ayrıntılı biçimde gösterilmiş; bölgede birinci sınıf ve sulu tarım niteliği taşıyan alanların bulunduğu ortaya konulmuştur. Bu nedenle proje, yalnızca bir taş ocağı faaliyeti olarak değil; su, tarım, ulaşım, kültürel miras ve kırsal yaşamı birlikte etkileyen kümülatif bir risk alanı olarak degerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında;
SORULAR
Çorum ili Sungurlu ilçesi Karakaya Köyü mevkiindeki 3519692 erişim nolu Diyorit Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesine ilişkin "ÇED Olumlu" kararı hangi tarihli ve hangi açık yetki devrine dayanılarak verilmiştir?
Proje Tanıtım Dosyası'nda en yakın hanenin 160 metre mesafede olduğu kabul edilmişken, mahkeme keşfinde 101 ada 35 parseldeki yapının ÇED-1 sınırına 62 metre, ÇED-2 sınırına 66 metre mesafede olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, PTD neden revize edilmemiştir?
Bakanlığınızca, proje dosyasında esas alınan 160 metre verisi ile bilirkişi keşfinde saptanan 62 metre/66 metre verisi arasındaki açık çelişki hakkında herhangi bir idari inceleme veya teknik denetim yapılmış mıdır?
Patlatma planında azami taş savrulma mesafesinin 74 metre olarak hesaplandığı dikkate alındığında, 62 metre mesafedeki yapı ve çevresinde yaşayan insanlar ile hayvanların can ve mal güvenliği nasıl sağlanacaktır?
Bakanlığınız, söz konusu projede patlatma dizaynının ve güvenlik parametrelerinin, bilirkişi raporundaki gerçek saha mesafelerine göre yeniden hesaplanmasını istemiş midir?
Karakaya Köyü nün mevcut içme suyu debisinin 0,110 lt/sn, toplam ihtiyacının ise 0,320 It/sn olduğunun bilirkişi incelemesinde tespit edildiği dikkate alındığında; proje sahası faaliyete geçmeden önce köye ilave ve güvenli bir içme suyu kaynağı sağlanmış mıdır?
İçme suyu isale hattının bir bölümünün ÇED-3 sınırları içinde kaldığı tespit edilmişken, bu hat için fiilen her iki tarafta 10'ar metrelik koruma bandı uygulanmış mıdır? Uygulandıysa denetimi hangi kurum tarafından yapılmaktadır?
Proje sahası ve çevresindeki faaliyetlerin, köyün içme-kullanma suyu, sulama kuyuları, Gelincik Deresi ve yeraltı su sistemi üzerindeki etkilerini izlemek üzere düzenli su kalite ve debi ölçümü programı başlatılmış mıdır?
Başlatıldıysa, bu ölçümler hangi periyotlarla yapılmaktadır; bugüne kadar ölçülen değerler nelerdir; kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
Proje kapsamında yıllık 3.500.000 ton üretim, 390.000 ton/yıl kırma-eleme, 175.000 ton/yıl pasa depolama öngörülmektedir. Bu kapasitenin yaratacağı toz, gürültü ve titreşim etkileri için köy yerleşimine en yakın gerçek yapılar esas alınarak yeni bir modelleme yaptırılmış mıdır?
Bilirkişi raporunda, gürültü ve çevresel etkilerin en yakın gerçek yapıya göre yeterince doğrulanamadığı yönünde tespitler bulunmasına rağmen, Bakanlığınız faaliyet için neden ek güvenlik ve çevresel tedbir istememiştir?
Mahkeme dosyasına sunulan ek beyanda, şantiye çalışmalarının başladığı ve iş makinelerinin sahaya getirildiği ifade edilmektedir. Bakanlığınız bu iddia üzerine sahada denetim yapmış mıdır? Yapıldıysa denetim tutanaklarının içeriği nedir?
"ÇED Olumlu" kararı sonrasında, ancak yargısal süreç ve bilirkişi incelemesi devam ederken sahada herhangi bir fiziki hazırlık, yol açma, şantiye kurma, hafriyat, pasa düzenleme veya benzeri çalışma yapılıp yapılmadığı tespit edilmiş midir?
Proje alanı ve yakın çevresinde yer alan tarım arazileri, meralar ve kırsal üretim faaliyetleri açısından bir sosyal etki değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapılmadıysa, yalnızca teknik dosya üzerinden köy yaşamı hakkında nasıl sağlıklı karar verilmiştir?
Köylülerin evleri, ahırları, tarım arazileri ve hayvancılık faaliyetleri üzerinde oluşabilecek zararlar için proje sahibi kuruma bir zorunlu tazmin, güvence veya teminat mekanizması getirilmiş midir?
Proje alanında, patlatma kaynaklı titreşim ve taş savrulmasının yapılara vereceği zararları önceden tespit etmek amacıyla yapı envanteri, hasar tespit başlangıç raporu veya bağımsız teknik kayıt tutulmuş mudur?
Bakanlığınız, söz konusu proje bakımından ÇED sürecinin yalnızca "izin üretme" değil, "risk önleme" işlevi gördüğünü düşünüyor ise; Karakaya Köyü özelinde bugüne kadar hangi somut önleyici işlemleri tesis etmiştir?
Karakaya Köyü sakinlerinin sağlık, su, tarım, hayvancılık ve can güvenliğine ilişkin endişeleri karşısında, Bakanlığınız bu projeyi yeniden değerlendirmeyi, gerekirse yeni saha verileriyle ÇED sürecini gözden geçirmeyi düşünüyor mudur?
Proje kapsamında kullanılacak suyun tankerlerle temin edileceği belirtilmişken, günlük toplam 89,34 m3 su ihtiyacının hangi kaynaktan, hangi izinlere dayanılarak ve hangi lojistik planla karşılanacağı belirlenmiş midir?
PTD'de "proje alanında herhangi bir su kimyası çalışması yapılmamıştır" denilmesine rağmen, yeraltı ve yüzey suyu bakımından çevresel riskin yeterince değerlendirildiği nasıl ileri sürülebilmektedir? Bu eksiklik nedeniyle ek hidrojeokimyasal analiz istenmiş midir?
Günlük yoğun sulama ihtiyacı, patlatma öncesi spreyleme, nakliye yolu sulaması, bitkisel toprak ve pasa sahası sulaması dikkate alındığında; bu su kullanımının çevredeki tarımsal ve hidrolojik dengeye etkisi konusunda ayrıca bir değerlendirme yapılmış mıdır?
Proje kapsamında 20 personel çalışacağı, bu nedenle paket arıtma tesisi kurulmayacağı belirtilmiştir. Şantiye kaynaklı evsel nitelikli atıksuların hangi yöntemle bertaraf edileceği, foseptiğin kapasitesi, sızdırmazlığı ve denetim rejimi ayrıca incelenmiş midir?
Şantiye alanı içinde 16 m' fosseptik ve 50 m' geçici atık depolama alanı planlandığı dikkate alındığında, bu birimlerin köy yerleşimi, tarım arazileri ve su sistemi üzerindeki ikincil etkileri için ayrıca saha denetimi yapılmış mıdır?
Proje kapsamında toplam 1.400 metre nakliye güzergâhı kullanılacağı belirtilmektedir.
Bu güzergâhta kullanılacak ağır tonajlı araç sayısı, günlük sefer sıklığı ve mevsimsel yoğunluk projeksiyonu nedir? Bu trafik yükünün toz, gürültü ve yol güvenliği etkileri ayrıca modellenmiş midir?
Nakliye yollarında yaz aylarında ve kurak dönemlerde saatte bir sulama öngörüldüğü belirtilmişken, bu önlemin fiilen uygulanıp uygulanmadığı hangi kurum tarafından ve hangi sıklıkla denetlenecektir? Denetim yapılmadığı takdirde uygulanacak yaptırım nedir?
Bilirkişi değerlendirmesinde, gerçek en yakın yapı esas alındığında gürültü seviyesinin yaklaşık 69 dBA olduğu ve yasal sınırın aşıldığı tespit edilmişken; faaliyet yalnızca gündüz saatleriyle sınırlandırılarak bu aykırılığın giderileceği nasıl düşünülmektedir?
Projede çalışmaların yılda 10 ay, ayda 25 gün, günde 8 saat ve 09.00-18.00 arasında yürütüleceği belirtilmektedir. Bu çalışma rejiminin köyde yaşayanların günlük yaşamı, hayvancılık faaliyetleri ve tarımsal üretim döngüsü üzerindeki etkileri için herhangi bir yerel etki analizi yapılmış mıdır?
Bilirkişi raporunda, taş savrulması nedeniyle tarım arazileri 1-2-3 ve 5 olarak gösterilen kısımların zarar görebileceği belirtilmişken, bu tarım alanları için önceden hazırlanmış bir koruma, telafi veya ürün kaybı tazmin planı var mıdır?
Bilirkişi değerlendirmesinde, Karakaya tarım arazilerinde genel olarak tek yıllık kültür bitkileri yetiştirildiği ve bu bitkilerin taş ocağı işletmesi ile nakliye sırasında oluşacak tozdan etkilenmesinin muhtemel olduğu belirtilmiştir. Bu ürün kaybı riskine karşı tarımsal izleme ve tazmin mekanizması kurulmuş mudur?
Proje alanının köyün doğu ve kuzeydoğusunda, köy kotuna göre daha yüksek, kayalık tepe niteliğinde bir bölgede bulunduğu tespit edilmişken; topografik konumun köy yerleşimine doğru toz, gürültü ve taş savrulması etkisini artırıp artırmayacağı ayrıca değerlendirilmiş midir?
Proje sahasının bir kısmının orman parseli içinde kaldığı tespit edilmişken, orman alanı ile çevresindeki kırsal ekosistem üzerinde doğacak kümülatif etkinin izlenmesine yönelik bağımsız bir çevresel takip programı oluşturulmuş mudur?
Mahkeme kararında, faaliyetlerin proje tanıtım dosyasına aykırı yürütülmesi hâlinde üretimin durdurulması veya ruhsatın iptal edilmesi gerektiği değerlendirmesine yer verilmişken, Bakanlığınız bu projede hangi eşik ihlallerini "faaliyeti durdurma sebebi" olarak kabul etmektedir?
Patlatma planının gerçek saha verilerine göre revize edilmesi gerektiği bilirkişi ve mahkeme değerlendirmelerine yansımışken, bugüne kadar yeni bir deneme patlatması, yerinde titreşim ölçümü veya bağımsız güvenlik testi yaptırılmış mıdır?
Proje sahibi tarafından işikâyet olması hâlinde çalışma parametrelerinin yeniden gözden geçirileceği" belirtilmişken, Karakaya Köyü sakinlerinin başvuru yapabileceği resmi bir şikâyet, kayıt ve anlık müdahale mekanizması kurulmuş mudur? Kurulduysa hangi kurum işletmektedir?
Köy yerleşimi, tarım alanları, içme suyu hattı, sulama kuyuları ve nakliye hattı birlikte değerlendirildiğinde; bu proje için klasik bir PTD incelemesi yerine neden daha geniş kapsamlı, kümülatif etkileri içeren üst ölçekli bir çevresel değerlendirme yapılmamıştır?
Dava dosyasında, proje sahası dışında ve yaklaşık bir kilometre mesafede başka bir bölgeden TCDD tarafından numune alındığı ve değerlendirme yapıldığı ileri sürülmüşken, Bakanlığınız bu iddiayı araştırmış mıdır; araştırdıysa söz konusu alternatif saha veya sahalara ilişkin etüt sonuçları nelerdir?
İdare ve müdahil TCDD tarafından ‚¿çevrede üretim yapılabilecek başka diyorit madeni bulunmadığı" savunulmuş, bilirkişi raporunda da yakın çevrede başkaca diyorit sahasının tespit edilemediği belirtilmiştir. Bu sonuca hangi jeolojik, jeoteknik ve rezerv etütleriyle ulaşılmıştır?
Proje kapsamında günlük 14.000 ton malzeme çıkarılması ve 25 tonluk kamyonlarla toplam 560 sefer/gün nakliye öngörülmesine rağmen, bu trafiğin köy yolları ile Sungurlu-Çorum güzergâhına etkisini ölçen bağımsız bir trafik etki analizi veya trafik simülasyonu yaptırılmış mıdır?
PTD ve ek planlarda "Trafik Yönetim Planı" başlığı altında genel tedbirlere yer verilmiş olmakla birlikte, ağır taşıt yoğunluğunun hangi saatlerde hangi güzergâhlara bindirileceği, yol kapasitesi, kavşak güvenliği, yaya riski ve kaza olasılığı bakımından somut modelleme yapılmış mıdır?
Günlük 560 seferlik taşıma rejiminin D-785 karayolu ve çevre bağlantı yollarında yaratacağı ilave yük konusunda Karayolları Genel Müdürlüğü, il Jandarma Komutanlığı veya ilgili diğer kurumlarca ayrıca görüş ve uygunluk değerlendirmesi alınmış mıdır?
Köydeki büyükbaş hayvan varlığı bilirkişi hesabında 60 baş olarak esas alınmıştır. Bu sayı hangi tarihli saha verisine dayanmaktadır? Hayvan varlığının daha yüksek olduğuna ilişkin köylü beyanları karşısında su ihtiyacı hesabı güncellenecek midir?
Yöre halkı, çevrede açılan bazı içme suyu sondajlarında yüksek arsenik çıktığını ve bu nedenle köyün temiz su kaynağının son derece sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Bakanlığınızın veya bağlı kuruluşların Karakaya Köyü ve yakın çevresinde arsenik başta olmak üzere su kalitesine ilişkin güncel analizleri var mıdır? Varsa sonuçları nelerdir?
Köylüler tarafından proje sahası ve yakın çevresinde Yorgun Baba Türbesi, Vahid Baba Türbesi ve bir tümülüs bulunduğu; ayrıca alanın Hattuşa ya yaklaşık 4,5 kilometre mesafede olduğu ifade edilmektedir. Bu beyanlar üzerine koordinat bazlı ek bir arkeolojik ve kültürel miras incelemesi yapılmış mıdır?
Dosyada proje alanında tescilli kültür varlığına rastlanmadığı belirtilmiş olmakla birlikte, köylülerin işaret ettiği türbe ve tümülüs alanları proje etki alanı bakımından yeniden değerlendirilecek midir?
Proje sahasına yaklaşık 250 metre mesafede bulunduğu belirtilen kapalı sistem organik bahçe ve yakın çevredeki sulu tarım parselleri için, toz, titreşim ve nakliye kaynaklı etkiler bakımından ayrıca bir tarımsal hassasiyet analizi yapılmış mıdır? Bölgedeki tarım arazilerinin ve sulama kuyularının varlığı dikkate alındığında bu konuda ek tedbir öngörülmüş müdür?
Birinci sınıf ve sulu tarım niteliği taşıyan alanların, Gelincik Deresi'nin ve sulama kuyularının proje etki alanında bulunduğu bilirkişi incelemesiyle ortaya konulmuşken, proje sahasına komşu tarım işletmeleri için ürün kaybı, kalite bozulması ve organik üretim standardının zarar görmesi ihtimaline karşı özel bir izleme ve tazmin mekanizması kurulmuş mudur?
Bakanlığınız, Karakaya Köyü özelinde bu projeyi yalnızca maden ve malzeme temin faaliyeti olarak değil; su güvenliği, ulaşım baskısı, tarımsal sürdürülebilirlik, kültürel miras ve kırsal yaşamı birlikte etkileyen kümülatif bir süreç olarak yeniden ele almayı düşünüyor mudur?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir