İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/44206 GEÇ CEVAPLANDI · 45 GÜN

Hakkari'nin Merkez ilçesine bağlı Kavaklı köyünde meydana gelen sel ve su taşkınlarına ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 5 Mayıs 2026 tarihinde 7/44206 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 45 gün sonra, 19 Haziran 2026).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'nin Merkez ilçesine bağlı Kavaklı köyünde meydana gelen sel ve su taşkınlarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44206, 5 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44206-hakkari-nin-merkez-ilcesine-bagli-kavakli-koyunde-meydana-gelen-sel-ve-su-taskinlarina-ili (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/1881b948-8acc-4daa-bee2-019dfc0c4375

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 45 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 37 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Hakkâri Merkez'e bağlı Kavaklı köyü (Marinüs) ve çevresinde meydana gelen taşkın olayları, bölgenin karşı karşıya bulunduğu çevresel kırılganlık, altyapı yetersizliği ve kurumsal koordinasyon eksikliğinin birleşik sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu çerçevede, 4 Mayıs 2026 tarihinde Kavaklı Deresi'nde meydana gelen son taşkın olayı, söz konusu yapısal risklerin güncel ve kritik bir örneğini teşkil etmektedir. Yaşanan olayda dere taşmış, akıntıya kapılan bir minibüs içindeki üç yurttaş son anda kurtarılmış; ayrıca Kavaklı köyü ile Yoncalı köyü ve bağlı mezraların ulaşımını sağlayan yol tamamen sular altında kalarak ulaşıma kapanmıştır. Bu durum, yalnızca bir taşkın hadisesi değil, aynı zamanda kırsal yaşamın sürekliliğini doğrudan etkileyen ciddi bir altyapı ve risk yönetimi sorunu olarak değerlendirilmelidir.

Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Söz konusu olay, güncel afet yönetimi literatürü çerçevesinde değerlendirildiğinde; "doğal afet" olgusunun ötesinde, riskin toplumsal üretimi ve yönetilebilir tehlikelerin yönetilememesi sorunu olarak ele alınmalıdır. Bölgede dere yataklarının yeterince ıslah edilmemesi, havza ölçeğinde planlama eksikliği, kırsal altyapının taşkın debilerine uygun mühendislik standartlarıyla inşa edilmemesi ve insan faaliyetlerinin ekosistem üzerindeki etkileri, taşkın riskini artıran temel yapısal faktörlerdir.

Özellikle dere geçişlerinde kullanılan köprü ve menfezlerin kapasite yetersizliği nedeniyle, her yoğun yağışta ulaşımın kesintiye uğraması; kırsal yerleşimlerin tekrarlayan biçimde izole olmasına yol açmaktadır. Bu durum, kamu hizmetlerinin sürekliliği ve erişilebilirliği açısından sistematik bir zafiyet ortaya koymaktadır.

Diğer yandan, bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerinin; bitki örtüsünün tahrip edilmesi, yüzey akışının artması ve erozyon süreçlerinin hızlanması yoluyla hidrolojik dengeyi bozduğu yönündeki iddialar, taşkın riskinin yalnızca doğal değil, aynı zamanda antropojenik faktörlerle de derinleştiğini göstermektedir.

Hakkâri genelinde benzer olayların tekrarladığı; köy yollarının sıklıkla ulaşıma kapandığı ve yurttaşların temel hizmetlere erişiminde ciddi aksaklıklar yaşandığı bilinmektedir. Bu durum, kırsal altyapının afetlere karşı dirençsizliğini ve kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanamadığını ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede mesele, tekil bir taşkın hadisesi değil; tekrarlayan ve kurumsallaşmış bir risk yönetimi zafiyetidir. Hakkâri' de köy yollarının kaçıncı kez ulaşıma kapandığı, derelerin kaçıncı kez taştığı ve neden kalıcı, bilimsel ve bütüncül önlemlerin hayata geçirilmediği soruları artık ertelenemez bir kamu yönetimi sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Bu itibarla, bakanlıkların veri temelli, havza ölçekli ve kurumlar arası eşgüdümü esas alan bir yaklaşımla ivedilikle harekete geçerek gerekli yapısal ve kalıcı önlemleri alması elzemdir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Kavaklı Köyü (Marinüs) ve çevresinde faaliyet gösteren maden işletmelerinin sayısı, ruhsat alanları ve faaliyet türleri nelerdir?

  2. Bu faaliyetlerin Kavaklı Deresi havzası üzerindeki hidrolojik etkilerine ilişkin kümülatif bir çevresel etki analizi yapılmış mıdır?

  3. ÇED raporlarında taşkın riski, yüzey akışı ve erozyon etkileri hangi düzeyde değerlendirilmektedir?

  4. Son 15 yıl içerisinde bölgede faaliyet gösteren işletmelere yönelik kaç denetim yapılmış, kaç ihlal tespit edilmiş ve hangi yaptırımlar uygulanmıştır?

  5. Hakkâri'de bazı madencilik faaliyetlerinin, yargı kararlarına rağmen sürdürüldüğü yönündeki iddialar doğru mudur? Doğru ise, bu durum hangi idari ve hukuki gerekçelere dayanmaktadır ve ilgili süreçler nasıl işletilmektedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

Yürütülecek madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak; maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için ""işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, Iş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsati'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.

Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.

Bu bilgiler ışığında; Önergeye konu alanda 1 adedi IV. Grup (kurşun+çinko) işletme ruhsatı, 2 adedi ise IV. Grup arama ruhsatı olmak üzere toplam 3 adet maden ruhsat sahası bulunmaktadır. olarak denetlenmektedir. Ayrıca Bakanlığımız haricinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca da kendi mevzuatları kapsamında denetimler yapılmaktadır. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından Hakkari ilimizde son altı yılda 184 saha denetlenmiştir.

MAPEG'in madencilik faaliyetlerine ilişkin tüm iş ve işlemler; Anayasa, 3213 sayılı Maden Kanunu, ilgili mevzuat hükümleri ve yargı kararları çerçevesinde yürütülmektedir. Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28'inci maddesi uyarınca idareler mahkeme kararlarının icaplarına göre işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olup söz konusu kararların gereği süresi içerisinde yerine getirilmektedir.

Önerge içeriğinde yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir