Ehliyetine el konulan kişilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin
Kaynak göster
Yasin Öztürk (İYİ Parti), 5 Mayıs 2026 tarihinde 7/44226 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 76 gün sonra, 20 Temmuz 2026).
Yasin Öztürk (İYİ Parti, Denizli). “Ehliyetine el konulan kişilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44226, 5 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44226-ehliyetine-el-konulan-kisilerin-yasadigi-magduriyete-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8ecd262a-122d-40f2-bbec-019dfc86dda7
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 76 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 68 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Mustafa ÇİFTÇİ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını; Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96.maddeleri gereğince saygıl la arz ederim.
İZTÜRK illetvekili
Türkiye'de ehliyetine el konulan binlerce insan için hayat, bir gecede altüst olabiliyor. Bir imza, bir tutanak, bir karar...
Gerekçenin tamamını göster (15 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Ve ardından gelen uzun bir belirsizlik dönemi.
Kâğıt üzerinde "idari yaptırım" olarak görülen bu süreç, gerçekte insanların işini, gelirini, hatta hayat düzenini doğrudan etkileyen ağır bir cezaya dönüşüyor.
Elbette trafik güvenliği hayati bir mesele. Alkollü araç kullanımı, aşırı hız, tehlikeli sürüş gibi ihlallerin karşılıksız kalmaması gerekir. Ancak sorun burada başlıyor: Ceza ile ölçü arasındaki denge çoğu zaman kayboluyor. Ehliyetine el konulan herkes aynı kefeye konuluyor. İhlalin niteliği, kişinin geçim durumu, sosyal etkiler... Bunlar çoğu zaman dikkate alınmıyor.
Bugün Türkiye?de ehliyeti alınan birçok kişi için bu durum, sadece araç kullanamamak değil; işini kaybetmek anlamına geliyor.
Özellikle şoförlük, kuryelik, taşımacılık gibi mesleklerde çalışan insanlar için ehliyet, bir kimlikten çok daha fazlası: ekmek kapısı. Ehliyetin alınması, doğrudan gelirinin kesilmesi demek. Bu da bireyi ve ailesini ekonomik olarak ciddi bir çıkmaza sürüklüyor.
Bir diğer sorun, süreçlerin katılığı.
Ceza veriliyor ve çoğu zaman uzun süreli bir yasak başlıyor. Ancak bu sürecin içinde rehabilitasyon, eğitim ya da davranış değişikliğine yönelik bir mekanizma neredeyse yok. Yani sistem, "cezalandırıyor" ama "düzeltmiyor." Oysa gelişmiş ülkelerde benzer durumlarda sürücülere yeniden eğitim, psikoteknik destek, kontrollü geri kazanım gibi imkanlar sunuluyor. Türkiye'de ise çoğu zaman beklemekten başka bir seçenek yok.
İtiraz ve değerlendirme süreçleri de ayrı bir problem.
Vatandaş, verilen cezanın adil olmadığını düşündüğünde başvurabileceği mekanizmaların ya yavaş işlediğini ya da yeterince etkili olmadığını düşünüyor. Bu da "hak arama" yerine "kabullenme"yi dayatıyor. Adaletin sadece var olması değil, ulaşılabilir olması gerekir.
Bir başka dikkat çeken nokta da standartlaşma sorunu.
Benzer ihlallerde farklı sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Bu durum, uygulamada birlik olmadığını ve keyfiyet algısını güçlendiriyor. Hukukta en tehlikeli şeylerden biri de budur: öngörülemezlik. Ve en önemlisi: İnsan boyutu.
Bu süreçler konuşulurken çoğu zaman sadece "kural ihlali" üzerinden değerlendirme yapılıyor. Oysa her cezanın arkasında bir hayat var. Bir baba, bir anne, bir genç... Bir hata yapılmış olabilir, ama bu hatanın bedeli hayatı tamamen kilitlemek mi olmalı?
Trafik güvenliği sağlanmalı, kurallar uygulanmalı. Ama bu yapılırken adalet, ölçülülük ve insan onuru göz ardı edilmemeli. Aksi halde sistem, düzen sağlamak yerine yeni mağduriyetler üretir.
Bu Bağlamda;
I) Ehliyetine el konulan Vatandaşların büyük bir kısmının geçim kaynağının doğrudan etkilendiği biliniyorken, bu cezaların sosyal etkileri neden dikkate alınmıyor?
SORULAR
Benzer ihlallerde farklı uygulamaların ortaya çıkmasının nedeni nedir? Uygulamada birlik sağlanması için ne yapılıyor?
Ceza alan sürücüler için rehabilitasyon, eğitim ve kontrollü geri kazanım programları neden yaygınlaştırılmıyor? Sistem neden sadece cezaya odaklanıyor?
İtiraz süreçlerinin daha hızlı ve etkili işlemesi için somut bir reform planı var mı?
Uzun süreli ehliyet yasaklarının, özellikle mesleki sürücüler üzerindeki yıkıcı etkisi göz önüne alındığında, alternatif yaptırımlar neden değerlendirilmiyor?
Bu cezaların caydırıcılığı ölçülüyor mu? Gerçekten kazaları azaltıyor mu, yoksa sadece mağduriyet mi üretiyor?
Veentemel soru: Trafik güvenliğini sağlarken, Vatandaşın hayatını tamamen kilitlemeyen daha adil, daha dengeli bir sistem kurmak için ne zaman somut adımlar atacaksınız?
Bu soruların cevabı, sadece trafikteki düzeni değil; adalet duygusunu da belirleyecek. Çünkü adalet, sadece cezalandırmak değil, doğruyu bulmaktır.
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mustafa Çiftçi, İçişleri Bakanı ·
İlgi'de kayıtlı yazı ekinde yer alan Denizli Milletvekili Yasin ÖZTÜRK'e ait 7/44226 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.
Kara yolunu kullanan vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla trafik birimlerince sürekli denetimler gerçekleştirilmektedir. Bu denetimler kapsamında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümlerine aykırılık teşkil eden durumlarda araçlar, sürücüler ve diğer ilgililer hakkında gerekli idari yaptırımlar uygulanmaktadır.
Trafik kurallarının düzenlenmesi ve uygulanmasındaki amaç trafik kazalarını, kazalara bağlı yaralanma ve can kayıplarını en aza indirmek ve halkın huzurunu sağlamaktır.
2918 sayılı Kanun'da belirlenen kural ve yasaklara tüm yol kullanıcılarının uyması gerekmekte olup suç sayılan fiilleri işlemeyen sürücülere herhangi bir yaptırım uygulanmamakta ve trafik kurallarına uyan tüm yol kullanıcıları trafikte rahat bir şekilde hareket edebilmektedir.
2918 sayılı Kanun'un "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48'inci maddesinin beşinci fıkrasının beş yıl içerisinde ikinci kez ihlal edilmesi halinde idari para cezası ile birlikte sürücü belgesi 2 yıl süre ile geri alınmaktadır. Sürücü belgesinin iade şartlarından bir tanesi de il Sağlık Müdürlükleri tarafından verilen "Sürücü Davranışlarını Geliştirme Eğitimi"nin başarı ile bitirilmesi gerekmektedir.
Adres :Ayrancı Mah. Selimiye Cad. No:17 Ayrıntılı Bilgi : Soru Önergeleri Büro Amirliği Telefon/Fax: 0312 462 17 83/ Unvanı
Mustafa ÇİFTÇİBakan