İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/45122 CEVAPLANMADI

Faili meçhul bir olaya ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 140 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorulanının, Adalet Bakam Akın Gürlek tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğinee yazılı olarak cevaplandırılmasınıarz ederim.

25 Mart 1996 tarihinde Diyarbakır'da gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Atilla OSMANOĞLU da zorla kaybettirilenlerdendi r. İHD'nin kayıp yakınlarıyla beraber basma yaptığı açıklamasına göre; "Atilla Osmanoğlu ailesiyle birlikte Hazro ilçesinde ikamet etmektedir. İlçede görev yapan bir üst teğmen tarafından sürekli tehdit edildiği için ailesi, Şubat 1992'de Diyarbakır merkeze taşınır. Atilla Osmanoğlu, babasına ait toptan satış dükkânını işletmektedir. 1994 yılında, babası Muhyettin Osmanoğlu 28 gün süreyle tutuklanıp ağır işkencelere maruz kalır. Daha sonra suçlamalardan beraat ederek serbest bırakılır. 23 Mart 1996 tarihinde, sivil polis olduklarını belirten iki kişi, "karayolu kantin ihalesi" için Atilla Osmanoğlu'nu yanlarında götürmek ister. Osmanoğlu, "dükkânda kendisinden başka kimsenin olmadığını" gerekçe göstererek gitme teklifini reddeder ve bu durumu tedirgin bir şekilde akşam ailesine anlatır. İki gün sonra, yani 25 Mart 1996 tarihinde saat 11 civarlarında, baba Muhyettin dükkâna geldiği esnada sivil giyimli, silahlı ve telsizli iki kişi, Atilla Osmanoğlu' nu zorla arabaya bindirirken görür. Babanın itirazı üzerine sivil giyimli polisler, "kantin hizmeti sağlamaya yönelik sözleşme teklifinde bulunabilmesi için Emniyet Müdürlüğüne götürüleceklerini, yarım saat içinde geri getireceklerini" söyler. Akşam olur, Atilla Osmanoğlu eve gelmez. Ertesi gün, baba Muhyettin Osmanoğlu, Valiliğe ve Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile başvurur. Devlet Güvenlik Mahkemesi, 1 Nisan 1996 tarihindeki dilekçesine yanıt olarak "gözaltına almanlar arasında böyle bir isme rastlanmadığı" cevabını verir. Valilik ise başvuruya cevap vermez. İç hukuk yollarında bir sonuç elde edemeyen baba Muhyettin Osmanoğlu, davayı AİHM'e götürür. AÎHM, Muhyettin Osmanoğlu'nun başvurusunu kabul eder ve Hükümetten gözaltı kayıtlarını ister. Hükümet'ten istenen gözaltı kayıtlarında Atilla Osmanoğlu'nun adı geçmemektedir. 1998 yılı sonlarında, ÎHD Diyarbakır Şubesi ve Genel Merkezi kendilerine yapılan kayıp başvurularından oluşan bir dosyayı İdil Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletir. 4 Ocak 1999 günü, İdil Cumhuriyet Başsavcısı, 30 Mart 1996 günü Silopi'de bulıman ve kimliği tespit edilemeyen bir erkek cesedinin, kendisine İHD tarafından gönderilen fotoğraflarla mukayese edildiğini ve cesedin Atilla Osmanoğlu'na ait olabileceğini bildirir. Bunun üzerine İHD heyeti, 6 Ocak 1999 tarihinde Baba Muhyettin Osmanoğlu ile birlikte İdil Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde girişimlerde bulunur. İdil Cumhuriyet Başsavcılığı, mevcut fotoğrafların teşhisinde baba Muhyettin Osmanoğlu'na gösterir, fakat baba net bir kanıya varmaz. Fotoğraflarda cesedin özellikle yüz bölgesinde meydana getirilen tahribat, teşhisi güçleştirir. Neticede kesin bir teşhis yapılmaz. Ceset, Silopi kimsesizler mezarlığında defnedilmiş ve tam olarak nereye ' defnedildiği de kayıt altına alınmamıştır. JİTEM eski elemanı Abdülkadir Aygan'ın 2005 yılında Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan itiraflarında, ¿Atilla Osmanoğlu'nun JİTEM tarafından kaçırıldığını, aynı zamanda Koçero olarak da bilinen Cındi Acet tarafından cesedin teşhisi mümkün olmaması için başının çekiçle ezildiğini ve Cizre-Silopi Karayolu'ndan Habur Gümrük Kapısı'na doğru giderken yoldaki bir petrol tankerine atıldığını anlatıyordur. AİHM, 24 Ocak 2008'de, yaşam hakkını koruyan Avrupa Insan Hakları Sözleşmesinin 2. Maddesinin (esas ve usul yönünden) ve kötü muameleyi yasaklayan 3. Maddenin başvuran bakımından ihlal edildiğine karar verir."

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Önergede bahsedilen ve zorla kaybettirilenlerin akıbeti ne olmuştur? Cenaze ve/veya mezar yerleri nerededir?

  2. Bu olaydaki failler/azmettiriciler/devletle ilişkili paramiliter odaklar açığa çıkarılmış, yargılanmış ve cezalandırılmış mıdır?

  3. Kişinin akıbeti ortaya çıkıncaya kadar hukuken kesintisiz bir biçimde işlenmeye devam eden bir suçta, hangi kanun maddesi zamanaşımından bahsederek faili korurken, geride kalanların ömür boyu sürecek adalet arayışına bir son tarih koyabilir?

  4. Avrupa Insan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yaşam hakkı ihlali, etkin soruşturma yürütmemek ve işkence yapmak suçlarından oybirliğiyle Türkiye'yi mahkûm ettiği dosyalar, söz konusu kararların ardından neden yeniden açılmamış, faillerin/azmettiricilerin/devletle ilişkili paramiliter odakların cezalandırılması için neden somut adımlar atılmamıştır?

  5. Kamuoyunda politik faili meçhul dosyalarını da etkin biçimde soruşturması, uluslararası hukuka ve vicdanlara aykırı olarak zamanaşımı gerekçesiyle kapatılan dosyaları yeniden açması umulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yanına faili belli olan suçlar için de Gözaltında Zorla Kaybetme Suçları Araştırma Dairesi kuracak mısınız?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir