İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/45130 CEVAPLANMADI

Faili meçhul bir olaya ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 139 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorulanının. Adalet Bakanı Akın Güdek tarafından Anayasanın 98 ve îç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İstanbul'da 20 Temmuz 1992 tarihinde gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Haşan GÜLÜNAY da zorla kaybettirilenlerdendir. ÎHD'nin kayıp yakınlarıyla beraber basma yaptığı açıklamasına göre; "Haşan Gülünay, evli ve dört çocuk babasıdır. Eşine bir süredir polis tarafından takip edildiğini söyleyen Gülünay, 20 Temmuz 1992 tarihinde İstanbul Tarabya'daki evinden işe gitmek üzere çıkar ve bir daha geri dönmez. Birsen Gülünay, eşinin eve gelmemesi üzerine önce kendi ailesine haber verir. Ardından 2 gün sonra Sultanahmet Başsavcılığına başvuruda bulunur. Birsen GÜLÜNAY, eşi Haşan için gözaltında olabilir şüphesiyle Gayrettepe'deki Emniyet Şubesine başvurur ancak kendisine Haşan'm gözaltında olmadığı bilgisi verilir. Daha sonra Aile Haşan GÜLÜNAY'm bulunması için ÎHD İstanbul Şubesinde açlık grevine başlar. Açlık grevi sırasında Dönemin Başbakanı Süleyman DEMÎREL'e dilekçe ile başvuruda bulunarak olayı duyurur. Açlık grevi sonrası aile Ankara'ya giderek Haşan GÜLÜNAY'm durumunu TBMM'ye taşır. Olaya ilişkin içişleri Bakanı İsmet SEZGİN ile görüşülür. SEZGİN, aileye Haşan GÜLÜNAY'm durumunu araştıracağı sözünü verir ama sonradan aileye herhangi bir dönüş yapılmaz. Haşan Gülünay'm arkadaşı Erol ÇAM, İstanbul Gayrettepe Asayiş Şube'de gözaltındayken yüzünü görmediği bir kişinin "Ben Haşan Gülünay, beni kaybedecekler" diye bağırdığını anlatır. Bunun üzerine aile. Dönemin hükümeti SHP-DYP Genel Başkanları ve milletvekilleri ile görüşür. Aile ayrıea 1992 yılında TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunur. Savcılık 31 Ekim 2012 tarihinde 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dosyada takipsizlik kararı verir. Takipsizlik Kararının ardından yapılan itirazlardan bir sonuç alamayan aile 2013 yılında Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunur. Anayasa Mahkemesi 21 Nisan 2016 tarihinde yaşam hakkı kapsamında etkili bir soruşturma yürütülme yükümlülüğünün ihlal edildiğine ancak ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden soruşturma yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, zaman aşımı nedeniyle yer olmadığına karar verdi."

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Önergede bahsedilen ve zorla kaybettirilenlerin akıbeti ne olmuştur? Cenaze ve/veya mezar yerleri nerededir?

  2. Bu olaydaki failler/azmettiriciler/devletle ilişkili paramiliter odaklar açığa çıkarılmış, yargılanmış ve cezalandırılmış mıdır?

  3. Kişinin akıbeti ortaya çıkıncaya kadar hukuken kesintisiz bir biçimde işlenmeye devam eden bir suçta, hangi kanun maddesi zamanaşımından bahsederek faili korurken, geride kalanların ömür boyu sürecek adalet arayışına bir son tarih koyabilir?

  4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yaşam hakkı ihlali, etkin soruşturma yürütmemek ve işkence yapmak suçlarından oybirliğiyle Türkiye'yi mahkum ettiği dosyalar, söz konusu kararların ardından neden yeniden açılmamış, faillerin/azmettiricilerin/devletle ilişkili paramiliter odakların cezalandırılması için neden somut adımlar atılmamıştır?

  5. Kamuoyunda politik faili meçhul dosyalarını da etkin biçimde soruşturması, uluslararası hukuka ve vicdanlara aykırı olarak zamanaşımı gerekçesiyle kapatılan dosyaları yeniden açması umulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yanına faili belli olan suçlar için de Gözaltında Zorla Kaybetme Suçları Araştırma Dairesi kuracak mısınız?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir