Faili meçhul bir olaya ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 139 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Şırnak'ta 1 Nisan 1994 tarihinde silahlı üç kişi tarafından kaçırıldıktan aylar sonra cesedi bir kuyuda bulunan Ahmet BULMUŞ da zorla kaybettirilenlerdendir. İHD'nin kayıp yakınlarıyla beraber basına yaptığı açıklamasına göre; "Ahmet Bulmuş, ailesiyle birlikte Şırnak'ın Cizre ilçesine bağlı Hisar (Hebler) Köyünde yaşıyordu. 1993 yılında köyleri askerler tarafından yakılmasından sonra aile Cizre'ye göç etmek zorunda kalır. Köyde bakkallık yapan Ahmet, Cizre'ye gelince yeni bir iş kuramaz, işçi olarak günlük işlerde çalışmaya başlar. Ahmet Bulmuş, 1994 yılının Nisan ayında bozulan radyosunu tamir ettirmek üzere Beşir adlı arkadaşının Mardin Caddesi'ndeki dükkânına gider. Dükkâna gelen Beyaz Toros marka bir araçtan inen telsizli ve silahlı üç kişi, kimlik kontrolü yaptıktan sonra Ahmet Bulmuş'a 'Sen bizimle geleceksin' der. Ahmet'i arabaya bindirip götürürler. Radyo tamircisi arkadaşı olaya tanık olur. Bu tarihten sonra Ahmet Bulmuş'tan bir daha haber alınmaz. Birkaç gün sonra Ilçe Jandarma Komutanı Cemal Temizöz Ahmet'in evinde arama yaptırır fakat bir şey bulmazlar. Daha sonra Eşi Fatım'a, "eşini götürdük, misafirimiz oldu, üç dört güne bırakacağız, sen bize evde ne sakladığını göster" der. Fatım, hiçbir şey saklamadıklarını söyleyince de tartaklanarak fiziksel şiddete maruz kalır. Jandarma ve polisler tarafından ev birkaç kere daha baskına uğrar. Gündüz vakti evin avlusuna el bombası atılarak ev tahrip edilir. Bunun üzerine ev sahibi Bulmuş ailesini evden çıkartır. Fatım, bu olaydan 3 gün sonra dilekçeyle ilgili mercilere başvurur ancak başvurusu yanıtsız kalır. İsmini vermek istemeyen ve aileye ulaşan bir kişi, "Ahmet Bulmuş'la gözaltındaydık, gözlerimiz bağlıydı ama sesimizden birbirimizi tanıdık" diyerek aileye haber verir. 1996 yılında Silopi'de bir kuyuda 6-7 kişinin cenazesine ulaşılır. Bunun üzerine Fatım Bulmuş, cenazelerden birinin eşi olabileceğini düşünerek olay yerine gider. Fatım Bulmuş, cenazeler çıkartılırken bir çuvalın içinden çıkan ve kafası kesilmiş bir cenazenin üzerindeki kıyafetlerden eşini teşhis eder ancak korktuğu için şikâyette bulunmaz. Silopi Belediyesi kuyudan çıkan cenazeleri toplu olarak kimsesizler mezarlığına defneder. Daha sonraki yıllarda Şırnak'ın Cizre ilçesinde bulunan BOTAŞ kuyularında yapılan kazılarda bir insan ait kafatası bulunması üzerine, Ahmet Bulmuş'un ailesi Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden başvuruda bulunur. Ailenin başvurusu üzerine 2009 yılında soruşturma başlatılır. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, aileye üç ay içinde DNA eşleşmesi için kan örneği vermesi için çağrılacaklarını belirtir. Ancak aradan 4 yıl geçmesine rağmen savcılık tarafından aileye DNA örneği verilmesi ile ilgili herhangi bir çağrı yapılmaz. Savcılık tarafından yalnızca Ahmet Bulmuş'un oğlu Vedat Bulmuş ile 2 tanığın ifadesi alınır. İfade işlemlerinden sonra savcılığın yürüttüğü soruşturma kamu davasına dönüşmüştür. Ancak dava ile ilgili yürütülen yargılamadan bir sonuç elde edilmez."
Bu bağlamda;
SORULAR
Önergede bahsedilen ve zorla kaybettirilenlerin akıbeti ne olmuştur? Cenaze ve/veya mezar yerleri nerededir?
Bu olaydaki failler/azmettiriciler/devletle ilişkili paramiliter odaklar açığa çıkarılmış, yargılanmış ve cezalandırılmış mıdır?
Kişinin akıbeti ortaya çıkıncaya kadar hukuken kesintisiz bir biçimde işlenmeye devam eden bir suçta, hangi kanun maddesi zamanaşımından bahsederek faili korurken, geride kalanların ömür boyu sürecek adalet arayışına bir son tarih koyabilir?
Avrupa Insan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yaşam hakkı ihlali, etkin soruşturma yürütmemek ve işkence yapmak suçlarından oybirliğiyle Türkiye'yi mahkûm ettiği dosyalar, söz konusu kararların ardından neden yeniden açılmamış, faillerin/azmettiricilerin/devletle ilişkili paramiliter odakların cezalandırılması için neden somut adımlar atılmamıştır?
Kamuoyunda politik faili meçhul dosyalarını da etkin biçimde soruşturması, uluslararası hukuka ve vicdanlara aykırı olarak zamanaşımı gerekçesiyle kapatılan dosyaları yeniden açması umulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yanına faili belli olan suçlar için de Gözaltında Zorla Kaybetme Suçları Araştırma Dairesi kuracak mısınız?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir