Faili meçhul bir olaya ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 138 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
19 Ekim 1995 tarihinde İstanbul'da sivil polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan Hüseyin AYDEMİR ve Fehmi TOSUN da zorla kaybettirilenlerdendir. İHD'nin kayıp yakınlarıyla beraber basına yaptığı açıklamasına göre; #34 yaşındaki 6 çocuk babası Hüseyin Aydemir Lice'nin Tûte (Yaprak) köyünde yaşıyordu. O dönemde köy yakmalarla, köylüler göçe ve korucu olmaya zorlanıyordu. Bu baskılara daha fazla dayanamayan Hüseyin Aydemir, ailesi ile önce Diyarbakır'a ardından Adana'ya göç eder. Ancak buralarda da baskı ve tehditlerden kurtulamaz. 1995 yılının ortalarında ailesiyle birlikte İstanbul'a taşınır. 35 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun Lice'nin Licok köyünde yaşıyordu. Siyasal şiddetin bin bir halinin mekânı olan Lice ve köylerinde ağır bir baskı ortamı vardı. Tosun Ailesi bu baskı ortamında ağır bedeller ödedi. Köylerinde yaşama olanakları yok edilen Tosun ailesi İstanbul'a göç etmek zorunda kaldı. Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun yakın arkadaşlardı. 19 Ekim 1995 tarihinde Fehmi Tosun arkadaşı Hüseyin Aydemir ile Avcılar'daki evine gider. İki arkadaş birlikte kahvaltı ettikten sonra saat 10:00 sıralarında evden çıkarlar. Aksaray'da yolda yürürken yanlarına beyaz renkli iki araç yaklaşarak onları zorla araca bindirirler. Ve o tarihten sonra kendilerinden bir daha haber alınmaz. Aksaray'da sivil polisler tarafından gözaltına alındıklarını öğrenen Hüseyin Aydemir ve Fehmi Tosun aileleri tüm yasal yollara başvuruda bulunur. Ancak ailelerin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz kalır. Hüseyin Aydemir ve arkadaşı Fehmi Tosun'un gözaltına alındığı, devletin bütün kademelerince inkâr edildi. Hukuk işletilmedi. Onların akıbetlerinin açığa çıkartılmasını, suçun faillerinin yargılanmasını sağlayacak etkinlikte soruşturmalar yürütülmedi. Zamanaşımı gerekçe gösterilerek dosyalarında takipsizlik kararı verildi. Hüseyin Aydemirin annesi Asiye Aydemir, yıllarca oğlunun yaşadığına dair bir haberin gelmesini bekledi. Ne yazık ki Asiye Ana da tıpkı Berfo Ana, Fatma Ana, Elmas Ana, Meryem Ana gibi çocuğuna kavuşamadan bu hayattan gözü açık bir şekilde göçüp gitti."
Bu bağlamda;
SORULAR
Önergede bahsedilen ve zorla kaybettirilenlerin akıbeti ne olmuştur? Cenaze ve/veya mezar yerleri nerededir?
Bu olaydaki failler/azmettiriciler/devletle ilişkili paramiliter odaklar açığa çıkarılmış, yargılanmış ve cezalandırılmış mıdır?
Kişinin akıbeti ortaya çıkıncaya kadar hukuken kesintisiz bir biçimde işlenmeye devam eden bir suçta, hangi kanun maddesi zamanaşımından bahsederek faili korurken, geride kalanların ömür boyu sürecek adalet arayışına bir son tarih koyabilir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AÎHM) yaşam hakkı ihlali, etkin soruşturma yürütmemek ve işkence yapmak suçlarından oybirliğiyle Türkiye'yi mahkûm ettiği dosyalar, söz konusu kararların ardından neden yeniden açılmamış, faillerin/azmettiricilerin/devletle ilişkili paramiliter odakların cezalandırılması için neden somut adımlar atılmamıştır?
Kamuoyunda politik faili meçhul dosyalarını da etkin biçimde soruşturması, uluslararası hukuka ve vicdeınlara aykırı olarak zamanaşımı gerekçesiyle kapatılan dosyaları yeniden açması umulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının yanma faili belli olan suçlar için de Gözaltında Zorla Kaybetme Suçlan Araştırma Dairesi kuracak mısınız?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir