Bazı KYK yurtlarında hayatını kaybeden öğrencilere ilişkin
Kaynak göster
İskender Bayhan (EMEP), 16 Haziran 2026 tarihinde 7/45838 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Gençlik ve Spor Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Bazı KYK yurtlarında hayatını kaybeden öğrencilere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/45838, 16 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45838-bazi-kyk-yurtlarinda-hayatini-kaybeden-ogrencilere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/e5c8bba8-a1dc-42ae-87d0-019ed5c9b02c
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 121 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak tarafından Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Türkiye'nin farklı illerinde bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarında son dönemde peş peşe yaşanan öğrenci ölümleri, ağır yaralanmalar, asansör kazaları, gıda zehirlenmeleri, hijyen sorunları ve öğrencilerin hak arama girişimlerine yönelik baskılar, KYK yurtlarının öğrenciler açısından güvenli yaşam alanları olmaktan çıktığını göstermektedir.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencisi Zehra Kaçar'ın kaldığı Safahat Kız Öğrenci ' Yurdu'nun penceresinden düşmesi; Kırklareli Üniversitesi öğrencisi Halil İbrahim Gökşen'in, Ege Üniversitesi öğrencisi Zeynep Dicle Çalışır'ın ve Mardin Artuklu Üniversitesi öğrencisi Muhammed B.G.'nin kaldıkları yurt odalarında şüpheli biçimlerde ölü bulunmaları, münferit olaylar olarak geçiştirilemeyecek bir tabloyu ortaya koymaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Özellikle 4, 6 ve 7 Haziran tarihlerinde peş peşe kamuoyuna yansıyan bu ölümler, gençliğin içine sıkıştırıldığı geleceksizlik, yoksulluk, yalnızlık, baskı ve güvencesizlik düzeninin ağır sonuçlarını göstermektedir. Üniversite öğrencileri bir yandan barınma krizinin, fahiş yaşam maliyetlerinin, borçluluğun ve işsizliğin kıskacında yaşamaya zorlanmakta; diğer yandan okurken çalışmak zorunda bırakılmakta, sosyal ve kültürel yaşamdan koparılmakta, kulüp ve topluluklarda yan yana gelmeleri dahi idari baskı, yasak, disiplin soruşturmasıyla engellenmektedir.
Öğrenciler motokurye, kafe çalışanı, çağrı merkezi işçisi, part-time mağaza personeli olarak yaşamını sürdürmeye çalışmakta; ders, sınav, iş, borç ve gelecek kaygısı arasında sıkışmaktadır. Parasız ve sosyal bir hak olarak sağlanması gereken barınma, beslenme, ulaşım, sağlık ve psikososyal destek hizmetleri ise piyasa koşullarına ya da yetersiz yurt kapasitesine terk edilmektedir.
Gençlerin dayanışma kurabileceği, birlikte üretebileceği, sorunlarını kolektif biçimde ifade edebileceği alanlar daraltıldıkça; öğrenciler yalnızlaştırılmakta, sorunları bireyselleştirilmekte ve yaşanan her ölümden sonra sorumluluk yine öğrencilerin omuzlarına yüklenmektedir. Bugün KYK yurtları yalnızca niteliksiz barınma koşullarıyla değil; asansör facialarıyla, zehirli ve hijyenik olmayan yemeklerle, kalabalık odalarla, yetersiz denetimle, öğrencilerin bilgi alma ve hak arama taleplerinin bastırılmasıyla gündeme gelmektedir. Demokratik hakkını kullanan öğrencilere yurttan uzaklaştırma cezası verilirken; öğrencilerin yaşamını, sağlığını ve ruhsal bütünlüğünü koruyacak kamusal, bilimsel ve önleyici bir plandan söz edilememektedir. Gençleri geleceksizliğe, yoksulluğa, baskıya, yalnızlığa ve güvencesizliğe mahkum eden politikaların sonucu ortadadır. Fail, öğrencilerin yaşam hakkını, barınma hakkını, sağlıklı beslenme hakkını, psikososyal destek hakkını ve demokratik örgütlenme hakkını engelleyen bu düzendir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Burdur, Kırklareli, İzmir ve Mardin'de KYK yurtlarında yaşanan öğrenci ölümleri ve ağır yaralanma vakalarına ilişkin Bakanlığınız tarafından başlatılmış idari soruşturma var mıdır? Varsa bu soruşturmalar hangi aşamadadır ve hangi kamu görevlileri hakkında işlem yapılmıştır?
Ekonomik kriz, işsizlik, borçluluk, barınma krizi, okurken çalışma zorunluluğu ve derin geleceksizlik kaygısıyla kuşatılan üniversite öğrencilerinin ruh sağlığını korumaya yönelik, KYK yurtları ve yurt müdürlükleri düzeyinde somut bir kriz yönetim planı, erken uyarı mekanizması ve koruyucu-önleyici sosyal politika mevcut mudur? Yoksa Bakanlığınız, gençleri bu koşullara mahkum eden politikaların sorumluluğunu üstlenmek yerine, peş peşe yaşanan ölümleri "bireysel trajedi" olarak sunarak yapısal krizin üzerini mi örtmektedir?
Son beş yılda KYK yurtlarında yaşamını yitiren, şüpheli biçimde ölü bulunan, intihar ettiği iddia edilen, ağır yaralanan veya acil sağlık müdahalesi gerektiren öğrenci sayısı kaçtır? Bu vakaların yıllara, illere, yurtlara ve olay türlerine göre dağılımı nedir?
Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisi Zeynep Dicle Çalışır'ın İzmir Bornova'daki KYK yurdunda yaşamını yitirmesinin ardından, yurt yönetiminin diğer öğrencileri zamanında ve açık biçimde bilgilendirmekten kaçındığı, öğrencilerin bilgi alma taleplerini yanıtsız bıraktığı ve kurumsal bir "bilgi karartma" yoluna gittiği iddiaları doğru mudur? Öğrencilerin yaşamını yitirdiği yurtlarda dahi şeffaflık yerine sessizliği, bilgilendirme yerine idari ketumiyeti, dayanışma yerine korku ve belirsizliği büyüten bu uygulamalar hakkında Bakanlığınız tarafından idari inceleme başlatılmış mıdır?
KYK yurtlarının pencere güvenliği, asansörleri, yangın merdivenleri, acil müdahale sistemleri, havalandırma koşulları, bina güvenliği ve ortak kullanım alanları en son hangi tarihte, hangi kurumlar tarafından denetlenmiştir? Bu denetimler bağımsız uzmanlar ve meslek odalarının katılımıyla yapılmış mıdır? Öğrencilerin yaşamını doğrudan ilgilendiren bu denetim raporları kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
Kontenjan artırmak amacıyla KYK yurt odalarında ranza ve yatak sayılarının artırılması, odaların kalabalıklaştırılması, ortak kullanım alanlarının daraltılması ve öğrencilerin asgari yaşam standartlarının altındaki koşullara mahkûm edilmesi hakkında Bakanlığınıza ulaşmış resmi şikâyet veya ihbar sayısı kaçtır? Öğrencileri niteliksiz, kalabalık ve sağlıksız barınma koşullarına mahkum eden bu uygulamalar Bakanlığınızca bir güvenlik ve yaşam hakkı sorunu olarak değerlendirilmekte midir?
KYK yurtlarında son beş yılda gıda zehirlenmesi, hijyen sorunu, bozuk yemek, yetersiz beslenme ve yemekhane koşullarına ilişkin Bakanlığınıza kaç şikâyet ulaşmıştır? Bu şikâyetler sonucunda kaç firma, yurt yönetimi veya kamu görevlisi hakkında yaptırım uygulanmıştır? Öğrencilerin sağlıklı, güvenli ve hijyenik gıdaya erişimini sağlamak için yemekhane hizmetleri hangi sıklıkla denetlenmektedir?
Son üç yılda KYK yurtlarında "manevi danışman", dini görevli veya benzeri sıfatlarla öğrencilere yönelik rehberlik faaliyeti yürüten personel sayısı kaçtan kaça çıkarılmıştır? Aynı dönemde yurtlarda tam zamanlı ve lisanslı psikolog, psikolojik danışman/PDR uzmanı ve sosyal hizmet uzmanı sayısı kaçtır? Bakanlığınız, gençlerin yaşadığı yoksulluk, geleceksizlik, yalnızlık, barınma krizi, okurken çalışma zorunluluğu ve baskı koşullarından kaynaklanan ruhsal sorunları bilimsel, kamusal ve profesyonel psikososyal destek mekanizmalarıyla ele almak yerine manevi telkin ve dini rehberlik uygulamalarına mı ağırlık vermektedir?
Manevi telkin ve dini rehberlik uygulamalarına ağırlık verilmesinin, öğrencilerin yaşadığı krizlerin erken tespit edilememesinde, gerekli önleyici desteklerin sağlanamamasında ve peş peşe yaşanan ölümlerin önlenememesinde payı olup olmadığı Bakanlığınızca araştırılmış mıdır?
Üniversite öğrencilerinin kulüp, topluluk, forum, basın açıklaması, protesto ve hak arama faaliyetlerine katılması nedeniyle KYK yurtlarında haklarında disiplin işlemi başlatılan, yurttan uzaklaştırılan veya aileleri aranarak baskı altına alınan öğrenci sayısı kaçtır?
Demokratik hakkını kullanan öğrencilere yurttan uzaklaştırma cezası verilmesi, öğrencilerin barınma hakkının cezalandırma aracına dönüştürülmesi anlamına gelmiyor mu? Bakanlığınız öğrencileri susturmak yerine onları korumaya yönelik bir acil eylem planını neden hayata geçirmemektedir?
KYK yurtlarında yaşanan ölümler, asansör faciaları, gıda zehirlenmeleri, hijyen sorunları, psikososyal destek eksikliği ve öğrencilere yönelik baskılar karşısında; öğrencilerin, meslek odalarının, sendikaların ve öğrenci temsilcilerinin dahil olduğu bağımsız bir inceleme komisyonu kurulacak mıdır? Kurulmayacaksa Bakanlığınız bu yapısal sorumluluğu nasıl açıklamaktadır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir