İstanbul Bilgi Üniversitesinde bir akademisyenin iş akdinin feshedilmesine ilişkin
Kaynak göster
Ayten Kordu (DEM Parti), 13 Temmuz 2026 tarihinde 7/46914 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 36 gün sonra, 18 Ağustos 2026).
Ayten Kordu (DEM Parti, Tunceli). “İstanbul Bilgi Üniversitesinde bir akademisyenin iş akdinin feshedilmesine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/46914, 13 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46914-istanbul-bilgi-universitesinde-bir-akademisyenin-is-akdinin-feshedilmesine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/45305138-40f4-47c3-8177-019f5fd30912
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 36 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 28 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM Içtüzüğü'nün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Bilmez'in, 21 yıldır görev yaptığı üniversitedeki iş akdinin 3 Temmuz 2026 tarihinde feshedilmesi, akademik özgürlük, üniversite özerkliği ve bilim insanlarının çalışma güvencesi açısından kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmuştur.
Prof. Dr. Bilmez tarafından kamuoyuyla paylaşılan açıklamalarda, iş akdinin feshedilmesine gerekçe olarak Türk vatandaşlığından çıkmış olması ve Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) görüş yazısı gösterilmiştir. Ancak Bilmez'in yaklaşık 26 yıldır Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında, bunun son 21 yılında ise aynı statüyle İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde görev yaptığı dikkate alındığında, yıllardır herhangi bir hukuki engel oluşturmadığı anlaşılan bu durumun bugün ani bir fesih gerekçesi haline getirilmesi kamuoyunda haklı soru işaretleri doğurmaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Öte yandan Prof. Dr. Bilmez, görevine son verilmesinin; uzun yıllardır Kürtler, Aleviler, azınlıklar, dil hakları ve Türkiye'nin yakın tarihi üzerine yürüttüğü akademik çalışmalarıyla, özellikle de kısa süre önce yayımlanan "Dersim Kırımı Envanteri" başlıklı kitabıyla bağlantılı olduğunu düşündüğünü kamuoyuna açıklamıştır. Benzer değerlendirmeler, üyesi bulunduğu DISK/Sosyal-Iş Sendikası tarafından da dile getirilmiş; sendika, işten çıkarmanın hukuka aykırı olduğu ve akademik çalışmalar nedeniyle alınmış olabileceği yönünde açıklamalarda bulunmuştur.
Anayasa'nın 27'nci maddesi bilim ve sanat hürriyetini güvence altına almakta; yükseköğretim kurumlarının temel varlık nedeni ise bilimsel araştırmanın hiçbir siyasi, idari veya ideolojik baskı altında kalmadan yürütülebilmesini sağlamaktır. Akademisyenlerin araştırma konuları nedeniyle idari yaptırımlarla karşılaştıkları yönündeki iddialar yalnızca bireysel bir hak ihlali iddiası değil, aynı zamanda üniversitelerin bilimsel bağımsızlığı açısından da kaygı verici bir gelişmedir.
Özellikle Türkiye'nin geçmişte yaşadığı ağır hak ihlalleri, toplumsal travmalar ve çatışmalı dönemlere ilişkin akademik çalışmalar; demokratik toplumlarda yüzleşme, hakikatin ortaya çıkarılması, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve ortak hafızanın inşası bakımından büyük önem taşımaktadır. Kürtler, Aleviler, azınlıklar ve benzeri toplumsal kesimlere ilişkin bilimsel araştırmaların baskı altında yürütüldüğü algısının oluşması, sadece akademik özgürlüğü değil, demokratikleşme ve toplumsal barış çabalarını da olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu, yükseköğretim sisteminin işleyişinden ve akademik özgürlüğün korunmasına yönelik politikaların oluşturulmasından sorumlu kamu otoriteleridir. Bu nedenle söz konusu işten çıkarma sürecinin hukuki dayanaklarının, YÖK'ün rolünün ve akademik çalışmalar nedeniyle ayrımcılık yapıldığı yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulması kamu yararı açısından zorunlu hale gelmiştir.
Bu bağlamda
SORULAR
26 yıldır aynı hukuki statüyle Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında görev yapan Prof. Dr. Bülent Bilmez'in iş akdinin feshine dayanak gösterilen Yükseköğretim Kurulu görüş yazısı hangi tarihte ve hangi yasal gerekçeyle hazırlanmış; uzun yıllardır engel teşkil etmeyen bu statü neden 2026 yılında görevine devamına engel olarak değerlendirilmiştir?
Prof. Dr. Bülent Bilmez'in Kürtler, Aleviler, azınlıklar, dil hakları ve Türkiye'nin yakın tarihi üzerine yürüttüğü akademik çalışmalarının veya "Dersim Kırımı Envanteri" adlı eserinin iş akdinin feshedilmesi sürecinde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir etkisi var mıdır?
Toplumsal barışın tesisi için önemli bir yüzleşme zemini oluşturan bilimsel araştırmaların, özellikle Türkiye'nin yakın tarihi, Kürt meselesi, Aleviler, azınlıklar ve geçmiş hak ihlallerine ilişkin akademik çalışmaların hiçbir idari veya siyasi baskıya maruz kalmaksızın yürütülebilmesini güvence altına almak amacıyla Bakanlığınızın üzerine düşen sorumluluğun yerine getirilmesi için herhangi bir çalışmanız olacak mıdır?
Yüzleşmenin sağlıklı bir şekilde gerçekleştiği çeşitli dünya örneklerinde görüldüğü üzere; toplumsal barışın sağlanması, demokratikleşme süreçlerinin desteklenmesi, geçmişte yaşanan katliamlar ve hak ihlalleriyle yüzleşilmesine katkı sunan akademik çalışmaların teşvik edilmesi yönünde Bakanlığınızın herhangi bir stratejisi veya destek programı planlanmaktadır?
Milli Eğitim Bakanlığı, vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin bilimsel çalışma alanları veya araştırma konuları nedeniyle idari baskıya maruz kaldıkları yönündeki iddiaları inceleyen herhangi bir mekanizmaya sahip midir? Son beş yılda bu kapsamda Bakanlığa ulaşan başvuru sayısı kaçtır?
İstanbul Bilgi Universitesi'nde yaklaşık bir yıldır devam eden kayyum yönetimi döneminde akademik özgürlük, öğretim elemanlarının çalışma güvencesi ve ifade özgürlüğü bakımından Bakanlığınız tarafından herhangi bir idari denetim, izleme veya değerlendirme yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·
b) 24.07.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1898539 sayılı yazınız. 7 /47049
c) 28.07.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1902900 sayılı yazınız.
ç) 31.07.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1904862 sayılı yazınız. 7/47053
d) 31.07.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1905696 sayılı yazınız. 7/47114
Bakanlığımıza İlgi (a-b-c-ç-d)'de kayıtlı yazılarla iletilen Erzurum Milletvekili Meral DANIŞ BEŞTAŞ'ın 7/46480, Uşak Milletvekili Ali KARAOBA'nın 7/46674, Isparta Milletvekili Hikmet Yalım HALICI'nın 7/46677, Tunceli Milletvekili Ayten KORDU'nun 7/46914, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk GERGERLİOĞLU'nun 7/46920, Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk TÜRKOGLU'nun 7/46923, İzmir Milletvekili Yüksel TAŞKIN'ın 7/47049, Mersin Milletvekili Perihan KOCA'nın 7/47053 ile Van Milletvekili Mahmut DİNDAR'ın 7/47114 esas numaralı yazılı soru önergeleri incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler Ek'te sunulmuştur.
TUNCELİ MİLLETVEKİLİ AYTEN KORDU'NUN 7/46914 ESAS NUMARALI YAZILI
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan 54095 sayılı konuya ilişkin yazıları Ek'te yer almaktadır.
YIK T.C.
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı
Say1 : E-57802651-610-54095 Konu : Soru Önergeleri-7/46914
Sayı : E-89026508-610-66150 05.08.2026
Konu : Soru Önergeleri-7/46914
İlgi'de kayıtlı yazınıza istinaden Üniversitemizin yanıtları bilgilerinize sunulmaktadır. Prof. Dr. Bilmez'e ilişkin süreç, Üniversitemize Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından gönderilen 13 Şubat 2026 tarihli RIP yazısı ile başlamıştır. Söz konusu rapor, standart prosedür gereği yılda iki kez Üniversitemize gönderilmektedir. Gönderilen rapor içerisinde yer alan yabancı uyruklu öğretim elemanları listesinde Prof. Dr. Bilmez'in adına ilk kez 2026 yılında yer verilmiştir. İlgili öğretim üyesi, önceki yıllarda YÖK tarafından gönderilen RIP raporlarında yabancı uyruklu öğretim elemanı olarak bildirilmemiştir.
Tüm yabancı uyruklu öğretim elemanları için işletilen standart prosedür, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu'ndan izin almaktır.
Prof. Dr. Bülent Bilmez'in doğumla Türk vatandaşı olduğu, daha sonra Türk vatandaşlığından çıkma izni alarak Alman vatandaşlığına geçtiği ve Mavi Kart sahibi olduğu dikkate alınarak; bu statüdeki bir öğretim üyesinin görevine devam edebilmesi için Yükseköğretim Kurulundan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından izin alınmasının gerekip gerekmediği konusunda tereddüt oluşmuştur. Bunun üzerine Universitemizce 4 Mart 2026 tarihli yazıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından görüş talep edilmiştir. Anılan yazıda, Prof. Dr. Bilmez'in 1 Eylül 2005 tarihinden beri Üniversitemizde görev yaptığı ve adının ilk kez 2026 yılı RİP raporunda yabancı uyruklu öğretim üyesi olarak yer aldığı açıkça belirtilmiş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile YÖK'ten çalışma izni alınmasının gerekip gerekmediği sorulmuştur. (4 Mart 2026 tarih, E-89026508-200-59378 sayılı, Üniversitemiz tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yazılan yazı)
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, 24 Nisan 2026 tarihinde Üniversitemize ulaşan cevabında, yasal mevzuata da atıf yaparak, Mavi Kart sahiplerinin 2547 sayılı Kanun'un 34'üncü maddesi kapsamında çalıştırılabilmeleri için Yükseköğretim Kurulundan izin alınması gerektiğini; buna karşılık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından ayrıca çalışma izni alınmasına gerek bulunmadığını bildirmiştir. (24 Nisan 2026 tarih, E-82444403-210.99-17848 sayılı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Personel Daire Başkanlığı tarafından Üniversitemize yazılan yazı)
Bu görüş üzerine Üniversitemiz, 15 Mayıs 2026 tarihli ikinci yazısıyla Prof. Dr. Bilmez'in mevcut görevine devam edip edemeyeçeğini ayrıca ve açıkça Yükseköğretim Kuruluna sormuştur. Söz konuşu yazıda, ilgili öğretim üyesinin Universitemizde 2005 yılından beri görev yaptığı, adının ilk kez o yıl RIP raporunda yabancı uyruklu öğretim üyesi olarak bildirildiği ve mevcut statüsü hakkında YÖK'ün görüş
Adres: İstanbul Bilgi Üniversitesi (santralistanbul Kampüsü) Eski Silahtarağa Elektrik Santrali Bilgi Için: Firuze Mübeccel Akgün ve takdirinin talep edildiği belirtilmiştir. (15 Mayıs 2026 tarih, E-65524894-210.01-62402 sayılı, Üniversitemiz tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Personel Daire Başkanlığı'na yazılan yazı) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, 5 Haziran 2026 tarihinde Üniversitemize ulaşan cevabında, Prof. Dr. Bülent Bilmez'in Türk vatandaşı statüsünden çıkmış olması nedeniyle bu statüde öğretim elemanı olarak görevine devam etmesinin mümkün olmadığını; Üniversitede yabancı uyruklu öğretim elemanı olarak görev yapmasının da mümkün bulunmadığını bildirmiştir. (5 Haziran 2026 tarih, E-82444403-299-39080 sayılı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Personel Daire Başkanlığı tarafından Üniversitemize yazılan yazı)
Dolayısıyla süreç, Prof. Dr. Bilmez'in akademik faaliyetleri, araştırma konuları, görüşleri, yayınları veya kamuoyuna yansıyan herhangi bir eseri üzerine başlatılmamıştır. Kaldı ki soru önergesinde atıf yapılan eserin, internet üzerinden yapılan araştırma sonucu Temmuz 2026 tarihinde basıldığı kamuya açık biçimde görülebilmektedir. Oysa RIP yazısı ile başlayan süreç, yukarıda da açıklandığı üzere, anılan kitabın basılmasından önceye dayanmaktadır. Bu husus ile başlı başına yürütülen sürecin, Prof. Dr. Bilmez'in yayınları ile ilgisi olmadığını ve olamayacağını ortaya koymaktadır. Sürecin başlangıç ve ilerleme nedeni, YÖK tarafından gönderilen 2026 yılı RIP raporunda ilgili öğretim üyesinin ilk kez yabancı uyruklu öğretim elemanları arasında gösterilmesi, bunun sonucunda Mavi Kart statüsünün hukuki sonuçları hakkında ortaya çıkan tereddüt ve bu konuda Yükseköğretim Kurulu tarafından Üniversitemize bildirilen görüşlerdir.
Prof. Dr. Bilmez'in yürüttüğü akademik çalışmaların, mevzuat gereği Üniversitemizin almaya mecbur olduğu kararla doğrudan veya dolaylı hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Soru önergesinde bahsedilen çalışmalar, Yükseköğretim Kuruluna gönderilen yazılarda, Yükseköğretim Kurulundan alınan cevaplarda veya Universite tarafından yürütülen idari değerlendirme sürecinde herhangi bir gerekçe ya da değerlendirme unsuru olarak yer almamıştır.
Sonuç olarak, 2026 yılında yürütülen işlem, Universite tarafından ilgilinin uzun süredir bilinen statüsünün kendiliğinden yeni bir engel olarak değerlendirilmesinden değil; adının ilk kez 2026 yılı RIP raporunda yabancı uyruklu öğretim elemanları arasında gösterilmesinden ve ardından tüm yabancı uyruklu öğretim üyeleri için işletilmesi hukuken gerekli izin sürecinden kaynaklanmıştır.
Soru önergesinde belirtilen diğer (3., 4., 5., 6.) sorular Milli Eğitim Bakanlığı ezdinde değerlendirilmelidir.
Belge Doğrułama Kodu : *BSP4ALATZ3* Pin Kodu :05082 Belge Takip Adresi :
7/46914 Esas Sayılı Soru Önergesinin Cevabı Vakıf yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Mevzuatı kapsamında; eğitim öğretim, idari ve mali konularda her yıl olağan olarak denetlenmekte olup bu denetimler sonucunda vakıf yükseköğretim kurumları tarafından yapılan ihlaller için yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı nitelikte tedbirler alınır. Yine olağan denetimler dışında gerekirse konu bazlı incelemeler de yapılmakta ve tespit edilen hususlara ilişkin önlemler uygulanmaktadır. 2547 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesinin 2 nci fıkrasında; Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür."
Ek 8 inci maddesinin 2 nci fıkrasında; Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır."
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında; "Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı Iş Kanunu hükümleri uygulanır.i hükümleri yer almaktadır.
Buna göre vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının işe alım, atama ve görevden alınmaları vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyeti tarafından yapılmakta olup öğretim elemanları aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise Iş Kanunu hükümlerine tabidir. Bu bağlamda öğretim elemanlarının sözleşmelerinin haklı/haksız sebeple feshi yahut tazminat hakkı gibi hususlar yargının görev ve yetki alanı içinde yer almaktadır. Yükseköğretim Kurulu resmi internet sayfasında eğitime öğretime başlanılması için gerekli olan asgari kriterler yayınlanmıştır. Bununla beraber Kurulumuz bir programın eğitime başlanması ve eğitimin sürdürülmesi için gerekli olan asgari öğretim elemanı sayısını da belirler. Vakıf yükseköğretim kurumu tarafından asgari sayının üzerinde öğretim elemanının istihdam edilmesi; öğrenci sayısı, arge, bilimsel araştırma, akademik yayın gibi stratejik hedefleri kapsayan istihdam politikası ile ilgili bir husustur. Ayrıca vakıf yükseköğretim kurumları ilgili mevzuat kapsamında her yıl denetlenmekte olup asgari öğretim elemanı sayısının sağlanamadığının tespit edilmesi halinde ise programın yeterliliği gözden geçirilerek gerekli tedbirler alınmaktadır.
Yusı EKİNMilli Eğitim Bakanı