İstanbul'da bir vakıf üniversitesinde görev yaparken işine son verilen bir akademisyene ilişkin
Kaynak göster
İskender Bayhan (EMEP), 18 Ağustos 2026 tarihinde 7/48133 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 45 gün sonra, 2 Ekim 2026).
İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “İstanbul'da bir vakıf üniversitesinde görev yaparken işine son verilen bir akademisyene ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/48133, 18 Ağustos 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-48133-istanbul-da-bir-vakif-universitesinde-gorev-yaparken-isine-son-verilen-bir-akademisyene-il (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/30a9a537-f189-4786-a850-01a01a00e9eb
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 45 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasanın 98, TBMM Iç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 14.08.2026 Iskender.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği, vakıf üniversitelerini gelirlerini yalnızca kendi üniversitelerini geliştirmek amacıyla kullanması gereken kamu tüzel kişileri olarak tanımlamakta; Anayasa ise bu kurumların kazanç amacına yönelik olamayacağını hükme bağlamaktadır. Buna rağmen uzun süredir toplu işten çıkarmalar, her yıl tekrar eden sözleşme yenilememe uygulamaları, düşük ücret ve güvencesiz çalışma, mobbing, akademik personele iş tanımı dışında görev verilmesi ve hak arayan üniversite emekçilerinin tasfiyesi vakıf üniversitelerinde giderek yaygınlaşmaktadır. Mütevelli heyetlerinin belirleyici olduğu, akademisyenlerin, üniversite emekçilerinin ve öğrencilerin karar süreçlerine katılmadığı antidemokratik yönetim yapısı; keyfi görevlendirmelerin, mobbingin ve sözleşme yenilememe yoluyla işten çıkarmaların önünü açmaktadır. Bakanlık ve YÖK ise denetim görevini yerine getirmek yerine, her ihlali çalışan ile üniversite yönetimi arasındaki bireysel bir uyuşmazlığa indirgeyerek vakıf üniversitesi patronlarına geniş bir cezasızlık alanı açmaktadır. İstanbul Gedik Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışan Uğur Eren Yasak'ın yaşadıkları bu düzenin somut bir örneğidir. Yasak'ın beyanına ve tarafımıza iletilen belgelere göre, bölüm içinde karşılaştığı uygulamalar hakkında yönetime başvurmasının ardından akademik görevlerinden uzaklaştırılmış; farklı bir kampüste Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı bünyesinde "mimar" olarak görevlendirilmiştir. Kendisine aylarca çalışma odası ve somut bir görev verilmemesi, öğrencilerinden ve akademik faaliyetlerinden koparılması, bu işlemin bir ihtiyaçtan değil, itiraz eden bir akademisyeni yalnızlaştırma ve etkisizleştirme amacından kaynaklandığını göstermektedir. Üniversite yönetiminin "görevlendirme" diyerek meşrulaştırmaya çalıştığı bu işlem, yargı tarafından "açıkça hukuka aykırı" bulunmuştur. Üniversitenin itirazı reddedilmiş, buna rağmen kararın gereği 30 günlük yasal süre içinde yerine getirilmemiştir. Yasak'ın başvurusu üzerine yapılan Bakanlık teftişinde de kendisine mobbing uygulandığı kanaatine varılmıştır. Buna rağmen YÖK; eski rektör Ahmet Kesik, dekan Mehmet Zafer Akdemir ve dönemin bölüm başkanı Özlem Belir hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermiştir. Mahkemenin hukuka aykırılık kararı ile Bakanlığın mobbing tespiti YÖK bakımından soruşturma açmaya dahi yeterli sayılmamıştır. YÖK'ün bu tutumu bir denetim eksikliği değil; üniversite yönetimlerini ve mütevelli heyetlerini sonuçlardan koruyan bilinçli bir cezasızlık siyasetidir.
Cezasız bırakılan üniversite yönetimi, bu kez Yasak'ın iş sözleşmesini 30 Haziran 2026 tarihinde sona erdirmiştir. Fesih bildiriminde, üniversite hakkında kamu kurum ve kuruluşlarına "çok sayıda başvuru ve şikayette bulunması" açıkça gerekçe olarak gösterilmiştir. Böylece İstanbul Gedik Üniversitesi yönetimi, Anayasa'nın 74'üncüi maddesiyle güvence altına alınan şikayet ve başvuru hakkını kullanan bir akademisyeni cezalandırdığını kendi fesih yazısıyla kayıt altına almıştır.
Ortaya çıkan tablo açıktır: Akademisyen şikayet etmiş, sürgün niteliğinde bir görevlendirmeyle cezalandırılmış; mahkeme kararı zamanında uygulanmamış; Bakanlığın mobbing tespiti görmezden gelinmiş; YÖK dosyayı kapatmış; mütevelli heyeti ise şikayet hakkını kullandığını açıkça yazarak akademisyeni işten çıkarmıştır. Eren Yasak derhal görevine iade edilmeli; mahkeme kararını zamanında uygulamayan, mobbingi sürdüren ve anayasal şikayet hakkını fesih gerekçesine dönüştüren yöneticiler hakkında etkili bir soruşturma yürütülmelidir. Vakıf üniversiteleri patronların keyfi yönetimine bırakılamaz. Akademik ve idari personelin iş güvencesi ile üniversite bileşenlerinin yönetime katılma hakkı yasal güvence altına alınmalıdır. Bu bağlamda;
SORULAR
Bir araştırma görevlisinin akademik görevlerinden uzaklaştırılarak başka bir kampüste, idari birim bünyesinde "mimar" olarak görevlendirilmesi hangi akademik ve idari ihtiyaca dayandırılmıştır? YÖK, akademisyenleri cezalandırma ve akademik ortamdan uzaklaştırma amacı taşıyan benzer görevlendirmeleri önlemek üzere hangi ölçütleri ve denetim mekanizmalarını uygulamaktadır?
E. 2025/575 ve K. 2025/1747 sayılı yargı kararının gereğinin 30 günlük yasal süre içinde yerine getirilip getirilmediği YÖK tarafından incelenmiş midir? Kararı süresinde uygulamadığı belirtilen İstanbul Gedik Üniversitesi yönetimi hakkında hangi idari işlemler yapılmıştır?
Iş Müfettişliğinin mobbing tespiti sonrasında İstanbul Gedik Üniversitesine hangi yükümlülükler bildirilmiş, bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği hangi tarihlerde denetlenmiştir? Mobbing uygulamasında sorumluluğu bulunan yöneticiler hakkında herhangi bir idari veya disiplin işlemi yapılmış mıdır?
Mahkemenin görevlendirme işlemini "açıkça hukuka aykırı" bulmasına ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı teftişi sonucunda Yasak'a mobbing uygulandığı kanaatine varılmasına rağmen YÖK, hangi hukuki ve somut gerekçeyle sorumlular hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar vermiştir? YÖK'ün bu kararı ile yargı ve teftiş tespitleri arasındaki çelişki hakkında yeniden inceleme ve soruşturma başlatılacak, cezasızlık kararı kaldırılacak mıdır?
Bir çalışanın üniversite hakkında kamu kurum ve kuruluşlarına yaptığı başvuru ve şikâyetlerin fesih veya sözleşme yenilememe gerekçesi olarak gösterilmesi, Anayasa'nın 74'üncü maddesinde güvence altına alınan dilekçe ve başvuru hakkıyla bağdaşmakta mıdır? Bu gerekçe nedeniyle İstanbul Gedik Üniversitesi hakkında idari soruşturma başlatılacak mıdır?
Son beş yılda İstanbul Gedik Üniversitesi hakkında YÖK'e; mobbing, akademik özgürlük ihlali, hukuka aykırı görevlendirme, işten çıkarma veya sözleşme yenilememe başlıklarında kaç başvuru yapılmıştır? Bu başvuruların kaçında inceleme veya soruşturma başlatılmış, kaçında ihlal tespit edilmiş ve hangi yaptırımlar uygulanmıştır?
Son beş yılda Türkiye'deki vakıf üniversitelerinde kamu kurumlarına şikâyette bulunduğu, dava açtığı, sendikal faaliyette bulunduğu veya çalışma koşullarına itiraz ettiği için sözleşmesi yenilenmeyen ya da işten çıkarılan akademisyen ve üniversite emekçisi sayısı kaçtır? Bu vakıf üniversitelerinin adları ve uygulanan yaptırımlar nelerdir?
Anayasa, vakıf yükseköğretim kurumlarının kazanç amacına yönelik olamayacağını ve devletin gözetim ve denetimine tabi olduğunu hükme bağladığı halde bu kurumların patronlar tarafından şirket gibi yönetilmesine neden izin verilmektedir? Akademisyenlerin iş güvencesinin, bilimsel üretimin ve öğrenci yararının maliyet hesabına tabi tutulması Bakanlığınızın yükseköğretim politikasıyla bağdaşmakta mıdır?
Mahkeme kararlarını zamanında uygulamayan, mobbing tespitlerini yok sayan ve anayasal haklarını kullanan akademisyenleri işten çıkaran vakıf üniversitelerine bugüne kadar hangi yaptırımlar uygulanmıştır?
YÖK tarafından geçmiş yıllarda yayımlanan ve vakıf üniversitelerinin mali yapıları ile personel harcamalarını kamuoyunun denetimine açan "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Raporu" neden artık düzenli biçimde yayımlanmamaktadır? Bu raporların güncel, ayrıntılı ve üniversite bazında yeniden yayımlanması sağlanacak mıdır?
Bakanlığınız, vakıf üniversitelerinde her yıl tekrarlanan sözleşme yenilememe yoluyla işten çıkarmalara; sendikalaşan, dava açan veya hak arayan üniversite emekçilerinin tasfiye edilmesine son vermek üzere iş güvencesini sağlayacak bağlayıcı bir idari ve hukuki düzenleme yapacak mıdır; yoksa akademisyenlerin geleceği üniversite patronlarının keyfine bırakılmaya devam mı edilecektir?