Bazı portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonların tasfiye sürecine ilişkin
Kaynak göster
Erhan Usta (İYİ Parti), 28 Eylül 2026 tarihinde 7/49941 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Hazine ve Maliye Bakanlığı. Cevap bekleniyor.
Erhan Usta (İYİ Parti, Samsun). “Bazı portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonların tasfiye sürecine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/49941, 28 Eylül 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-49941-bazi-portfoy-yonetim-sirketlerince-yonetilen-fonlarin-tasfiye-surecine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/15dd4a02-920b-44db-a113-01a0ecfd9944
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap bekleniyor
Verilişinden bu yana 17 gün geçti; 15 günlük süre 13 Ekim 2026 tarihinde doldu, cevap henüz yayımlanmadı.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Anayasa 'nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96 ncı maddeleri gereğince
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
SORULAR
09.2026 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yapılan açıklama ile piyasa istikrarını korumak amacıyla 7 portföy yönetim şirketine (Tera, Pusula, Hedef, Atlas, Al Capital, Pardus, Bulls) ait toplam 130 yatırım fonunu Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu'nda (TEFAS) alım-satıma kapatmış ve bu fonların tasfiye edilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ve 2 yıl süreyle işlem yasağı uygulanmasına karar vermiştir.
Söz konusu fonlara ilişkin borsa spekülasyonu ve manipülasyon iddiaları uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer almıştır. SPK mevzuatı gereği kurulabilen halka açık veya sadece birkaç yatırımcıyla sınırlı para piyasası fonlarıyla ilgili ilk büyük sıkıntı borsada bazı halka açılmalarda yaşanmıştır. Fonlar kurumsal yatırımcı kabul edildiğinden kişilere kıyasla halka arzlarda daha fazla pay alabilmekteydiler. Geçtiğimiz dönemde yapılan halka arzlarda, hisse
senetleri işlem görmeye başlayan şirketlerde, daha ilk günlerde yüksek getirili spekülatif fiyatlamalar görülmüştür. Bu tür spekülatif fiyatlamaların arkasında bu tür fonlar olduğu görüşü konunun uzmanları tarafından dile getirilmiştir. Halka arz süreçlerinin yanı sıra borsada hisse manipülasyonu yapıldığı da görünür hale gelmiştir. Bazı şirket hisselerinin değerlerinin, bilanço ve kâr düzeyi ile açıklanamayacak derecede hızlı yükseldiği görülmüştür. Konunun detayına bakıldığında söz konusu şirketlerin hisselerinin büyük oranlarda bu fonlar tarafından satın alındığı, yüksek satın alma sonucu hisse fiyatının yükseldiği, bunun sonucunda ise hisseyi tutan fonun değerinin arttığı saadet zinciri benzeri bir döngüye girildiği anlaşılmaktadır.
Konunun aşikâr olduğu ve yetkililerce bilindiği, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 4 Kasım 2025 tarihinde katıldığı 9. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde kullandığı şu ifadelerden anlaşılmaktadır: "Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız. Manipülasyonla mücadelenin dozunu, kayıt dışı ile mücadelenin dozunun üzerine çıkaracağız." En yetkili ağızdan yapılan bu açıklamaya rağmen, fonlara ilişkin düzenleme ancak 10 ay sonra, 2026 yılı Ağustos ayında yapılmıştır.
Eylül ayında gelinen noktada 7 şirkete ait 130 fonun tasfiye edilmesine karar verilmiştir. Söz konusu fonların büyüklüğünün 800-900 milyar TL düzeyinde olduğu ve 500 binden fazla yatırımcının etkilendiği tahmin edilmektedir. Borsa İstanbul'da da 16 Eylül 2026'da yüzde 7,5'i aşan kayıplar yaşanmış ve endekse bağlı devre kesici devreye girmiştir. Sistemik bir riske dönüşme potansiyeli olan zor günlerden geçen ülke ekonomimizi tehdit edecek, yerli ve yabancı yatırımcıyı kaçıracak bu olayı, yatırımcı mahremiyeti bahanesinin arkasına sığınarak geçiştirmek mümkün değildir.
Fonlarla ilgili iddialar daha önceye dayansa da Hazine ve Maliye Bakanı'nın açıklama yaptığı Kasım 2025 tarihi baz alınırsa, devletin 10-11 ay süresince bu fonların işlemlerine adeta göz yumduğu ortaya çıkmaktadır. Yetkili kurumların bu konuları gereği gibi araştırmadığı ya da yetkili kurumların alacağı tedbirlerin siyasi nedenlerle geciktirildiği/bekletildiği iddiaları söz konusudur.
Bu bağlamda;
Kasım 2025'te Bakan'ın açıklamalarının ardından neden gerekli düzenlemelerin yapılması için 10 ay beklenmiştir? Yetkili kamu kurumları görevlerini mi yerine getirmemiştir yoksa alınması gereken tedbirler siyasi nedenlerle mi bekletilmiştir? Goau4
Söz konusu fonların yönetiminde, ortaklığında, hissesini yoğun olarak aldıkları şirketlerde hangi siyasilerin bağlantıları söz konusudur, bunlar hakkında bir açıklama yapılacak mıdır? Son bir yıldır bu fonları elinde tutan siyasi ve kamudaki üst düzey yöneticiler kimlerdir? Bunların tespit edilip açıklanmaması durumunda manipülasyonla gerçekten mücadele edilmiş, sonuç alınmış olma ihtimali var mıdır?
Gerek Fonların tasfiyesi gerekse BİST'teki düşüş nedeniyle ne kadarlık bir kamu zararı oluşmuştur?
Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. Maddesine göre yapay fiyat oluşumu suç teşkil etmektedir. Bu suçu işleyenler hakkında bir suç duyurusu neden yapılmamıştır, yapılacak mıdır?
Krizin bu denli büyük olması, kamu ayağında ihmaller olduğuna işaret etmektedir. SPK başta olmak üzere, yetkili kurumlarda ihmali bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacak mıdır?
Bu fonların TEFAS'a açılmasına izin veren, şaibeli şirketlerin halka arzına onay veren SPK başta olmak üzere yetkili kurumların yöneticileri hakkında idari işlem başlatılacak mıdır?
SPK tarafından 18 Eylül'de yapılan duyuruda "Bu süreçte, Mayıs 2026 tarihinde Kurulumuz Başkanlığında yaşanan değişimden sonra, çalışmaları devam etmekte olan Rehber Taslağının hazırlıkları aralıksız sürmüştür." şeklinde bir ifade yer almaktadır. SPK bunu neden vurgulama gereği hissetmiştir? Önceki yönetimde çalışmalara karşı bir direnç olduğu mu ima edilmektedir?
Bu fon yöneticileri ve portföy yönetim şirketi sahiplerinden bankacılık sisteminde sahipliği bulunan ya da yöneticilik yapan kişiler var mıdır? Bu bankaların izinleri kim tarafından, hangi tarihlerde verilmiştir?
Bu fon yöneticileri ve portföy yönetim şirketi sahipleri içinde finansal piyasalarda ya da bankacılık alanında aktif görev almaya devam eden kişiler var mıdır? Varsa bu uygulamaya son verilmesi düşünülmekte midir?
Özellikle bu düzenlemelerin yapılması için 10 ay beklendiği göz önünde bulundurulursa burada kamunun yatırımcıya karşı bir sorumluluğu doğduğu aşikardır, bu doğrultuda küçük yatırımcıların zararı kim tarafından karşılanacaktır?
SPK tarafından yayımlanan tasfiye tebliğinin yatırımcıya zarar verebilecek şekilde düzenlendiğine ilişkin eleştiriler mevcuttur. Fon varlıklarının 3 ayda satılacağı düşünülürse fon değerinin sıfırlanabilecek ve özellikle küçük yatırımcı çok mağdur olacaktır. Öncelikle anaparanın adil bir şekilde geri ödendiği, suçlulardan tahsil edilecek tutarlarla birlikte getirinin sonrasında hesaba katıldığı, bir çözüm daha adil olmaz mıydı?
Katılımevim ve Birevim'in Emlak Katılım tarafından satın alınacağı haberleri basına yansımıştır. Burada oluşacağı tahmin edilen kamu zararı hesaplanmış mıdır? Bu kamu zararı kimden tahsil edilecektir? Kamunun üstüne mi yıkılacaktır?
Bu kriz nedeniyle TCMB, kamu bankaları ve Varlık Fonu vb. kurumlar aracılığıyla piyasaya müdahale edilmiş midir? Edildiyse bu müdahalenin büyüklüğü ve oluşan kamu zararı şeffaf bir şekilde açıklanacak mıdır?
Bu tür olayların yatırımcıların üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulmuştur? Türkiye'de özellikle hanehalkının birikimini altın olarak değerlendirdiği konusunda en yetkili makamlardan serzenişler gelirken hanehalkının bu eğilimini değiştirebilmek için finansal piyasalarda bu tür manipülasyonları ve spekülasyonları tamamen bitirmek için gereken tüm adımların hızlı şekilde alınması gerekmez miydi?
Bakanlığın cevabı henüz TBMM kaydına girmedi · verilişinden bu yana 17 gün. Cevap gelince metni burada yayımlanır.
Hata bildir