Deprem riskine karşı kent ölçeğinde risk azaltmaya yönelik çalışmalara ve alınacak önlemlere ilişkin
Kaynak göster
Gökan Zeybek (CHP), 28 Kasım 2023 tarihinde 7/6679 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Gökan Zeybek (CHP, İstanbul). “Deprem riskine karşı kent ölçeğinde risk azaltmaya yönelik çalışmalara ve alınacak önlemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/6679, 28 Kasım 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-6679-deprem-riskine-karsi-kent-olceginde-risk-azaltmaya-yonelik-calismalara-ve-alinacak-onlemle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/312ef821-cfa3-4814-ad22-018c157790a5
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 1.052 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Zİ TBMM.
N CUMHURİYET HALK PARTİSİ w Grup Başkanlığı CHP İm... 27 Kasım 2023 - 6679 Sy: o 2569 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Mehmet
Özhaseki tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.
Sosyal, ekonomik, ekolojik ve mekansal boyutlarıyla dirençli yaşam alanları oluşturmak için ilk olarak bölge ölçeğinde planlama ve politikalar üretme zorunluluğu vardır. Parçacıl, noktasal projelerle veya sosyal yardımlar sonucu elde edilen kısmi iyileştirmelerle bütüncül bir dirençlilik elde etmek mümkün değildir. Yakın zamanda yaşanan depremler sonrasında etkilenen coğrafyayı göz önüne aldığımızda bu durum daha net ortaya çıkacaktır.
Son 20 yılda 1.170.000; yani yıllık ortalama 58.000 konut üretmiş olan TOKİ eliyle bir yılda 650.000 konut üretileceğinin iddia edilmesi yani mevcut konut üretim performansını 11 kat arttırılacağı belirtilerek kentleri yeniden inşa edileceğine dair vaatlerde bulunulmasının gerçekçiliği bir yana, bu tür salt betona, konuta odaklanmış bir ihya düşüncesinin sığlığı ve yanlışlığı açıktır.
Planlama pratiği içerisinde her ne kadar imar planları ile ilgili olarak jeolojik-jeoteknik etüt raporu, mikrobölgeleme gibi araçlar ve çalışmalar gerçekleştiriliyor olsa da depremin halihazırda yapılaşmış meskun alanlar üzerinde risk yarattığı gerçeğinden hareketle yapılaşmış alanlarda yerbilimsel çalışmalarla birlikte bina kalitesinin tespit edilerek kırılgan yapı stokunun ivedilikle belirlenmesi gerekmektedir. Zemin ve bina verilerine dayanarak kırılganlık seviyesine göre riskli bölgeler tespit edilip ilan edilmelidir. Bu konu öncelikli görev olarak tüm yerel idarelere verilmeli ve bu hususta gerekli mali bütçe ve personel desteği sağlanmalıdır.
Deprem riski ile karşı karşıya olan yerleşimlerimiz üzerinde deprem toplanma alanları, konteyner ve çadır kentler, sahra hastaneleri için gerekli alanların olası afet sonrası senaryolara göre şimdiden imar planlarında kullanım yerlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu anlamda kentsel açık alan kullanımlarının (Fuar alanı, yeşil alan, kent meydanı, bölge parkı, pazar alanları, bölgesel otoparklar, vb) deprem sonrası afet yönetimini de gözetecek biçimde yer seçiminin yapılması sağlanmalıdır. Bu tür açık alan kullanımları, erişebilirlik, hizmet edeceği nüfus gibi kriterler dikkat edilerek belirlenmelidir. Depremler neticesinde kentlerimizde yaşanan ve yaşanabilecek yıkım ve can kayıplarının büyüklüğü ortadadır. Hal böyle iken, geçmişte deprem toplanma alanı olarak belirlenen ancak kamu yararına aykırı biçimde yapılaşmaya açılmış ve barındırdığı kullanım kararı sebebi ile deprem toplanma alanı olarak kullanılmasına imkan olmayan alanlardaki yapılara dair acele kamulaştırma kararı alınmalı ve bu alanlar afet sonrası toplanma noktası olarak da kullanılabilecek kullanım kararlarının getirildiği sahalar haline dönüştürülmelidir.
Belediye Kanunu'nun 73. Maddesi uyarınca Kentsel Dönüşüm ve Proje Geliştirme Alanı adı altında ilan edilen alanlarda dönüşüm süreçleri maddi yetersizliklerden dolayı belediyelerce sürdürülememektedir. Bu durumda ilgili belediyelerce Çevre Şehircilik ve İklim Değişiklik Bakanlığı'na başvurular yapılmakta ve 6306 sayılı kanunun sağladığı maddi olanaklardan dolayı kentsel dönüşüm süreçlerinin yürütüleceği alanlar merkezi idarenin sorumluluğuna bırakılmak istenmektedir. Bu gerçeklik dolayısıyla maddi yeterliliği olmayan belediyelerin bu taleplerinin öncelik sıralaması dahilinde merkezi idare tarafından hayata geçirilmesi; 6306 sayılı yasada tanımlanan Dönüşüm Projeleri Özel Hesabı'nda yerel yönetimlere pay ayrılması ve bu payın yalnızca afetlere dirençli yerleşim alanlarının dönüşümü için kullanılması sağlanmalıdır.
Buna göre:
I- Kent ölçeğinde risk azaltımına yönelik çalışmaları ne boyuttadır?
SORULAR
Risk azaltım çalışmalarının yapılmasına yönelik emredici hükümler ilgili kanun metnine eklenerek mevcut imar planın üzerinde gerekli güncellemeler ne zaman yapılacaktır?
6306 sayılı kanun ve Belediye Kanunu'nun 73. Maddesi uyarınca ilan edilen alanların deprem ve diğer afetler göz önüne alınarak ilan edilmesi ve gerekçelerinin afet önleme amacı dışına çıkmaması için bu alanların ilan süreçleri ve nedenlerine ilişkin ilgili kanunlarda yer alan düzenlemeler ne zaman gözden geçirilip güncellenecektir?
Bu doğrultuda Belediye Kanunu'nun 73. maddesinin uygulanmasına yönelik yönetmelik ne zaman hazırlanacaktır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir