Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ilişkin
Kaynak göster
Namık Tan (CHP), 29 Kasım 2023 tarihinde 7/6805 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 140 gün sonra, 17 Nisan 2024).
Namık Tan (CHP, İstanbul). “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/6805, 29 Kasım 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-6805-kadina-yonelik-siddetle-mucadele-konulu-cumhurbaskanligi-genelgesi-ne-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/3d07ad08-a896-4cfd-a72e-018c1ef6b198
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 140 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Anayasa'nın 98, TBMM İçtüzüğü'nün 96. Maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sn. Mahinur Özdemir GÖKTAŞ tarafından cevaplandırmasını saygılarımla arz ederim.
Namık TAN İstanbul Milletvekili
Ülkemizde, kadın ve çocuklara yönelik şiddet ve istismar olayları her geçen gün artmakta, tek adam rejimindeki keyfi kararların bedelini, kadınlar çoğu zaman canlarıyla ödemektedir. Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu GREV1O"nun geçtiğimiz yıllarda Türkiye ile ilgili paylaştığı bir raporda, şiddetin cezasız kalmasının endişe yarattığı açıklanmış ve Türkiye'nin önlem, koruma, cezalandırma ve entegre politikalar alanlarında daha fazla adım atması talep edilmiştir. Genel politikaların, kadın erkek eşitliği ve kadına karşı şiddet üzerindeki etkileri ile ilgili bu değerlendirmede, ayrıca mevcut politika ve yaklaşımların yetkililerin kadına karşı şiddeti önleme ve mücadele çabalarını baltaladığı tespiti de yer almaktadır. Kamuoyunda gözlemlediğimiz yaygın algı, özel olarak rapordaki tespitlerin, genel olarak ise kadınların karşı karşıya olduğu tehditlerin Bakanlığınızca göz ardı edildiği yönündedir.
Benzer bir keyfilikle İstanbul Sözleşmesi'nden çıkma kararının ardından kadınların yaşadığı cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık, şiddet ve istismarda ciddi oranda artış yaşanmışken, 25 Kasım "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü" vesilesiyle yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 6284 Sayılı Kanun içerisinde yer alan "Kadının Beyanı Esastır" ifadesi, "Kadının Kanıtı Esastır" ifadesiyle değiştirilmiştir. Kadınlar, yaşadıkları şiddet ve istismarın ardından verdikleri hukuk mücadelesinde, eril zihniyete karşı da bir mücadele verirken yapılan bu değişiklik, kadınları hukuk önünde de yalnız bırakmıştır. Genelge veya Kararnameyle yasa maddelerinin ya da içeriklerinin değiştirilemeyeceği, bunun hukuka aykırı olduğu da unutulmamalıdır.
Bu bağlamda;
SORULAR
6284 Sayılı Kanun içerisinde yer alan "Kadının Beyanı Esastır" ifadesi, "Kadının Kanıtı Esastır" ifadesi değiştirilmeden önce bizzat sizden ya da Bakanlığınız uzmanlarından görüş alınmış mıdır?
Bakanlığınızdan görüş alındıysa, sizin ya da Bakanlık uzmanlarının bu konudaki tutumu ne yönde olmuştur?
Bu değişikliğin yapılması hususunda Cumhurbaşkanlığı kanalıyla size açıklanmış bir gerekçe bulunmakta mıdır? Şayet varsa, bu gerekçe nedir?
. "Kadının beyanı esastır" ifadesinin kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında herhangi bir sakınca yarattığına dair bir görüşünüz mevcut mudur?
Beyan gibi net bir ifade yerine, kanıt gibi tanımı sübjektif yargılara göre değişebilen bir kavramın tedavüle girmesinin kadınların karşılaştıkları şiddet olaylarına karşı verecekleri hak mücadelelerinde onlara vereceği zararlar hesaplanmış mıdır? Örneğin bir savcının, neyi hangi gerekçeyle kanıt kabul edip etmeyeceğinin bir kriteri bulunmakta mıdır?
Şiddet, cinsel taciz ve tecavüz vakalarında beyan yerine kanıt üzerinden yürütülecek bir hukuki süreçte kanıtların (delillerin) karartılması, ya da hâkim ve savcılara yapılabilecek siyasi baskılar sonucu kanıtların devre dışı bırakılması ihtimallerine karşı nasıl bir müdahale öngörüyorsunuz?
Şiddet, cinsel taciz ve tecavüz vakalarında mağdur kadınların ya da diğer bireylerin kanıt elde edememesi ya da mahkemeye sunamaması durumunda bu insanların hak mücadelelerini nasıl verebileceğini öngörüyorsunuz?
Kadın beyanının esas alınmadığı bir hukuk anlayışının, kadınlara taciz ve istismar eylemlerinde bulunmak isteyen bireylerin elini güçlendirebileceğini, bu yöndeki kanunların caydırıcılığının azalabileceğini öngörüyor musunuz?
Hak mücadelelerine destek olma konusunda doğrudan sorumlu olduğunuz, fakat önergeye konu olan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle "Kadının beyanı esastır" anlayışından yoksun bırakılmak istenen kadınlara yönelik hangi koruyucu önlem ve çalışmaları planlıyorsunuz? Bu çalışmaların ayrıntıları nedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·
İlgi (o : 08.12.2023 tarihli ve 1338273 sayılı yazınız.
İlgi yazı ekinde alınan İstanbul Milletvekili Sayın Namık TAN tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/6805 Esas Numaralı yazılı soru önergesine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan
Telefon No:(312) 705 73 30
İstanbul Milletvekili Sayın Namık TAN'a Ait 7/6805 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergesine İlişkin Cevap Metni
Bakanlığımız kadına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğuna dair inançla çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Çalışmalar çok geniş bir yelpazede, tüm tarafların kapsamlı iş birliği ile "Sıfır Tolerans" ilkesi çerçevesinde; adalete erişim ve mevzuat, politika ve koordinasyon, koruyucu ve önleyici hizmetler, toplumsal farkındalık ile verilerin ve istatistik başlıklarıyla devam etmektedir.
2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin yasal altyapının güçlendirildiğinin ve bu mücadelenin bir üst seviyeye taşındığının en önemli göstergesidir.
6284 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre "Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez." Söz konusu fıkra metninde herhangi bir değişiklik yapılmamış olup madde mevcut haliyle korunmakta ve eksiksiz uygulanmaktadır.
Bakanlığımızca yapılan çalışmalar başta Anayasa olmak üzere yürürlükte bulunan kanunlar çerçevesinde yürütülmektedir. Daha alt düzenlemeler kanunlardaki daha üst düzenlemeleri bozmamakta, bir hakkın kullanımını üst düzenlemede öngörülmeyen bir şekilde daraltma veya kısıtlamaya sebep olmamaktadır.
25 Kasım 2023 tarihli "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele" konulu 2023/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin amacı, kadına yönelik şiddetle üst düzeyde, kararlı mücadelenin vurgulanması ve kamu sektörüne, eş güdüm içinde alması gereken tedbirlerin hatırlatılmasıdır.
Söz konusu Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde "Kadının kanıtı esastır" şeklinde herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin 6 ncı maddesinde, şiddetle mücadeleye yön verecek politikaların, doğru ve bilimsel temellere dayandırılması amacıyla istatistiki veri ve saha araştırmalarına referans verilmiş, "...kanıta dayalı politika..." ifadelerine yer verilmiştir. Bu ifade ile kast edilen politika yapıcıya yol gösterecek sağlıklı bilginin bilimsel araştırma yöntemleriyle toplanmasıdır.
Bu çerçevede, 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı verilme usulünde herhangi bir değişiklik bulunmayıp, Kanun paydaş kurumlarla iş birliği içinde uygulanmaktadır. Cinsel şiddet dâhil tüm şiddet mağdurları 6284 sayılı Kanun kapsamında ayrıca delil sunmak zorunda bırakılmadan koruyucu tedbir kararı talep edebilmektedir. Bu hususa ilişkin olarak yukarıda bahsi geçen Genelge kapsamında herhangi bir değişiklik yapılmamış olup Kanun hükümleri yürürlüktedir.
Diğer yandan bilindiği üzere cinsel şiddet dâhil tüm şiddet eylemleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun çeşitli maddelerinde suç olarak düzenlenmiştir. Cinsel taciz, cinsel saldırı gibi suç filleri 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında soruşturulmakta ve kovuşturulmaktadır.
Bu bağlamda soru önergesinde yer alan diğer konular, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının görev ve faaliyet alanı içerisinde bulunduğundan Bakanlığımızca değerlendirilememiştir.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan