Taşeron çalışma düzeni, günümüz Türkiye'sindeki en önemli sosyo-ekonomik sorunlardan biridir. Bu sistem, kamu kurumlarda uzun yıllardır mevcut olup, birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Bu düzende çalışan işçiler, asıl işveren konumundaki kamu kurumlarında asıl kadrolarında istihdam edilmemekte ve bu durum, diğer kamuda çalışan işçilere kıyasla birçok hak kaybına neden olmaktadır. 2017 yılında kamuda çalışan taşeron işçilere yönelik bir düzenleme yapılmış olmasına rağmen, bu uygulama taşeron sistemini kaldırmak yerine taşeron modelini değiştirmiştir. Yani, amaç taşeron sistemini sonlandırmak olması gerekirken, bu uygulama amaca hizmet etmemiştir. Ülkemizde tahmini 1 milyonun üzerinde taşeron işçi bulunmaktadır ve bu sorunun toplumsal boyutları göz önünde bulundurulduğunda, çözüm odaklı düzenlemelerle bu istihdam modelinin tamamen kaldırılması gerekmektedir.
Taşeron işçiler genellikle asgari ücret veya ona yakın bir ücretle çalışmakta ve bu durum, hayat pahalılığını karşılamayı zorlaştırmakta ve işçilerin yoksulluk sınırının altında yaşamalarına neden olmaktadır. Ayrıca, birçok taşeron işçi, işsizlik sigortası, kıdem tazminatı ve emeklilik gibi temel sosyal güvencelerden mahrumdur. Bu durum, geleceğe dair güvensizlik ve endişe yaratmakta, aynı zamanda işlerini kaybetme korkusu ve sürekli sözleşme yenileme süreci nedeniyle stres oluşturmaktadır. Sendikalı olma ve toplu pazarlık yapma konusunda da çeşitli engellerle karşılaşmaktadırlar, bu da haklarını savunmalarını ve çalışma koşullarını iyileştirmelerini zorlaştırmaktadır.
Bu sebeple, taşeron sisteminin kaldırılmasıyla taşeron işçilerin kamuda kadrolu olarak istihdam edilmesi, çalışma hayatında atılmış önemli bir adım olacaktır. Bu adımın atılmasıyla, taşeron işçilerin güvencesiz çalışma koşullarından kurtulması ve daha adil bir istihdam düzeninin sağlanması sağlanacaktır. Gelir adaleti ve iş güvencesi açısından önem arz eden bir diğer nokta, taşeron işçilere asgari ücretin üzerinde bir ücret ve ek tazminatların ödenmesi olacaktır. Bu, işçilerin daha insanca yaşam koşullarına erişimini sağlayarak ekonomik refahlarını artırırken toplumsal adaleti de güçlendirecektir. Ayrıca, taşeron işçilere işsizlik sigortası, kıdem tazminatı ve emeklilik gibi sosyal güvencelerinin sağlanmasıyla işçilerin gelecek endişesi yaşamadan çalışma hayatına daha güvenle devam etmelerini sağlayacaktır. Bu çalışanların kamu kurumlarında asıl kadrolarına alınmasıyla beraber sendikalı olma ve toplu pazarlık yapma özgürlüklerinin güvence altına alınmış olacaktır. Sendikal hakların korunması, işçilerin haklarını savunmalarını ve daha iyi çalışma koşulları için mücadele etmeleri açısından da son derece önemlidir.
Sonuç olarak, bu düzenleme kamu kurum ve kuruluşlarının bünyesinde görev alan taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi ve bu geçişle birlikte diğer kamu sektörü çalışanlarıyla eşit haklara sahip olmalarının sağlanması, adil bir istihdam düzeninin temellerinin atılmasını temsil etmektedir. Bu adım, çalışma hayatında hak ve adaletin korunması, iş güvencesinin sağlanması ve toplumsal refahın artırılması hedeflerine hizmet etmektedir. Bu şekilde, kamu sektöründe çalışan tüm işçilerin benzer haklara sahip olmasıyla birlikte, iş gücü piyasasında daha dengeli ve adil bir yapı oluşturulması amaçlanmaktadır.