Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/2096 esas numaralı kanun teklifi 15 Nisan 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Süleyman Bülbül (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Süleyman Bülbül (CHP, Aydın). “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2096, 15 Nisan 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2096-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-t (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/c2d9d63b-59c8-43be-bb4f-018ee1a5a6c3
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 113/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16 ncı maddesinin…
13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesi aşağıda belirtildiği şekilde değiştirilmiştir.
"Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, devlet hastanesi tarafından Sağlık Kurulu Raporu'nun düzenlenmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir."
Gerekçe: Madde ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilecek infazın geri bırakılması kararları bakımından Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması şartının kaldırılması ve yalnızca devlet hastanesinden alınacak Sağlık Kurulu Raporu ile işlem yapılabilmesinin sağlanması ve bu yolla yaşam hakkı ihlallerinin en aza indirilmesi amaçlanmaktadır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Kanunun yürürlük tarihini belirtmektedir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Kanunun uygulanmasına dair hükümdür.
Genel gerekçeyi oku (5 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Yaşam hakkı, Anayasa'nın 17. Maddesinde "Bütün hakların temeli" olarak tanımlanmış olup savaş hukukuna uygun ölümler dışında hiçbir surette vazgeçilemeyecek çekirdek hakların en başında gelmektedir. Yaşam hakkının korunabilmesi için modern hukuk sistemlerinin doğal olmayan yollardan kaynaklanan ölümleri önleyebilmek amacıyla gerekli düzenlemeleri yapması, insani bir zorunluluktur.
Ülkemizde, ihmaller sebebiyle yaşanan ölümlerin kayda değer bir bölümü, ceza infaz kurumlarında bulunan mahkum ölümlerinden kaynaklanmaktadır. Önlenebilecek nitelikteki ölümlerin ihmal sebebiyle ortaya çıkması, ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler nezdinde ihlallere sebebiyet verdiği gibi bireysel anlamda mahkumun ailesi ve sosyal çevresini de derinden etkilemektedir. Yaşam hakkının korunabilmesi için her şeyden önce yaşam hakkının kutsallığı, devlet tarafından benimsenmeli ve bu alanlarda çalıştırılacak personele bu bilinç aşılanmalıdır.
Hasta mahpuslar, maruz kaldığı ağır bir hastalık yahut engellilik sebebiyle hayatını ceza infaz kurumunda tek başına idame ettiremeyecek durumunda bulunan mahkumlar olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizin ve dünyanın yakın bir zamanda içerisine girdiği salgın hastalık dalgası ve diğer hastalıklar sebebiyle birçok mahpus ceza infaz kurumlarında hayatını kaybetmiştir. Ölümlerin büyük bir kısmına, infazın geri bırakılması kurumu için öngörülen prosedürlerin uzunluğunun sebep olduğunu söylemek gerekmektedir. Hasta mahpus, bir yandan yaşamını tehdit eden sağlık sorunlarıyla uğraşırken bir yandan da infazının geri bırakılması için kanun ile öngörülen bir dizi prosedürü yerine getirmekle uğraşmaktadır. İnfaz kurumu personellerinin ihmali davranışları ve süreçlerin çok aşamalı olması sebebiyle bir insanın yaşam hakkının elinden alınmasının hiçbir hukuk sisteminde yeri yoktur.
İnfaz sisteminin modern dünyada temel amacı, mahkumun ıslahının sağlanması ve mahkümu topluma kazandırılma süreci olmalıdır. İnfazın devamında topluma ve mahküma yarar bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde ise menfaatler dengesi gözetilerek durumun gereklerine uygun işlem tesis edilmesi adaletli olacaktır. Yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumda bulunan bir mahkumun cezasının infazında yarar bulunmadığı kabul edilmelidir. Ölçülülük ilkesi uyarınca, yaşam hakkı gibi kutsal bir değerin öncelenmesi gereklidir. Bu sebeple, süreci zorlaştıran ve yaşam hakkı ihlallerine sebebiyet veren kuralların yeniden gözden geçirilmesi, insan hakları anlamında bir zaruriyettir.
Bu itibarla, infaz kuralları kapsamında hasta mahpusların infazının geri bırakılması için öngörülen Adli Tıp Kurumu Raporu şartının ortadan kaldırılması ve devlet hastanelerinden alınacak Sağlık Kurulu Raporunun Cumhuriyet Başsavcılığının kararı için yeterli k yönünde işbu kanun değişikliği teklifimi sunmak zorunluluğu doğmuştur.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR