İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/505 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 2 TEM 2018 KOMİSYONDA

Türk Ceza Kanununda ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 1 madde

Kaynak göster

2/505 esas numaralı kanun teklifi 2 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “Türk Ceza Kanununda ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/505, 2 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-505-turk-ceza-kanununda-ve-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanunda-degisiklik-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/ab7d1eb1-04fc-419e-969e-0188d929535a

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 1 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 1Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin 1. Fıkrasında, (() Bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiştir.

Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin 1. Fıkrasında, (() Bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiştir.

k) 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi uyarınca "Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet" deyiminden kadına kadın olmasından dolayı uygulanan ve kadınları orantısız biçimde etkileyen şiddet

MADDE ? — Türk Ceza Kanunu'nun 62. Maddesinin 2. fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(2) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saikiyle işlenen suçlarda takdiri indirim nedenleri uygulanmaz. Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri ve gerekçeleri kararda gösterilir.

MADDE 3 —Türk Ceza Kanunu'nun 12. Maddesinin 1. Fıkrasında, (k) Bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiştir.

/) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saikiyle,

MADDE 4 -Türk Ceza Kanunu'nun 86. Maddesinin, 3. Fıkrasında, (e) Bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiştir. f).Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saikiyle,

MADDE 5 —Türk Ceza Kanunu'nun 106. Maddesinin 2. Fıkrasında, (d) Bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiştir.

e) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saikiyle,

MADDE 6 —Türk Ceza Kanunu'nun 109. Maddesinin 3. Fıkrasında, (f) Bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiştir.

g) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saikiyle,

MADDE 7 — Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 17. Maddesinin 6. Fıkrasında, (c) Bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bend eklenmiştir.

d) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saikiyle işlenmiş suçlardan mahkum olanlar

MADDE 8 — Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A. Maddesinin 4. Fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir

(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler ve kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saiki ile işlenen suçlardan mahkum olanlar yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.

MADDE 9 — Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. Maddesine 4/A Fıkrası eklenmiştir.

(4/A) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saiki ile işlenen suçtan daldı mahkumiyet — 4 çi Fake, hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri. takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, bu süreler;

a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkumiyet hâlinde kırk,

b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkumiyet hâlinde otuzdört,

c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkumiyet hâlinde en fazla kırk,

d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkumiyet hâlinde en fazla otuzdört,

e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet hâlinde en fazla otuziki, Yıldır.

MADDE 10 — Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un Geçici Madde 3'e, 4. Fıkra eklenmiştir.

(4) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saiki ile işlenen suçlardan mahkumiyet halinde bu madde uygulanmaz.

MADDE 11 — Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un Geçici Madde 4'e, 2. Fıkra eklenmiştir.

2) Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet saiki ile işlenen suçlardan mahkumiyet halinde bu madde uygulanmaz.

MADDE 12 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 13 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Gerekçe: Türk Ceza Kanunu'nun 6. Maddesinde sıralanan Tanımlara, Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu ve 2014 yılında yürürlüğe girerek iç hukukun parçası haline gelen ve kadına yönelik şiddetle ilgili kapsamlı düzenlemeleri içeren uluslararası Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nde (kamuoyunda bilinen ismiyle İstanbul Sözleşmesi) düzenlendiği şekilde "Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet" tanımı eklenmektedir. Bu tanım ile, İstanbul Sözleşmesi'nin etkin bir şekilde uygulanması için "kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet" saikinin içeriğinden anlaşılması ve bu saik ile işlenen suçlarda, indirimlerin uygulanmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. MADDE ? - Takdiri indirim nedenlerinin sıralandığı Türk Ceza Kanunu'nun 62. Maddesinin 2. Fıkrasının tadili ile "Kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet" saiki ile işlenen suçlarda, takdiri indirimlerin uygulanmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Taktiri indirim nedenlerinin gerekçelendirilmesi de öngörülmektedir.

Genel gerekçeyi oku (23 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Türkiye'nin en önemli gündemlerinden biri ve insan hakları ihlallerinin yaşandığı gerçeklik kadın cinayetleridir. Kadın cinayetleri, her geçen yıl arttığına verileriyle şahit olduğumuz ve durdurulması için derhal harekete geçilmesi gereken toplumsal bir sorundur.

2013 yılında 237, 2014 yılında 294 kadın, 2015 yılında 303 kadın öldürülmüştür. 2016 yılının ilk 60 gününde 61 kadının öldürülmesi ise, kadın cinayetlerinin artarak devam edeceğinin göstergesidir.

Kadınların büyük çoğunluğu boşanmak ya da ayrılmak istediği için, ekonomik, toplumsal, bedensel konuda kendi hayatına dair karar vermek istediği için, cinsel saldırıya direndiği için öldürülmektedir. Kadınlar hayata katılmak için adım attıklarında karşılığı ölüm olmaktadır. Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (kamuoyunda bilinen ismiyle İstanbul Sözleşmesi) "kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti" "kadına kadın olmasından dolayı uygulanan ve kadınları orantısız biçimde etkileyen şiddet" olarak tanımlamıştır.

Kadınlara toplumsal cinsiyete dayalı uygulanan bu şiddetin kendiliğinden çözülmeyeceği aşikardır. Kadın cinayetlerinin sürmesine sebebiyet veren esas eğilim bu şiddeti aklama eğilimi ve cezasızlık kültürüdür. Kadın cinayeti davalarında verilen, haksız tahrik indirimi ve takdiri indiriminin gerekçelendirilmeden uygulanması cezasızlık kültürüne elverişli bir ortam hazırlamakta ve aynı zamanda toplumsal vicdan ve adalet inancını derinden zedelemektedir. İndirimlerin devam ediyor oluşu, cinayet işlemeyi aklından geçiren erkeği rahatlatmaktadır ve tekrar tekrar kadına karşı şiddete ve kadın cinayetlerine yöneltmektedir.

Kadınları öldüren sanıkların, indirimden faydalanabilmek için söyledikleri beyanlar, Türkiye'nin dört bir tarafındaki adliye salonlarında adeta ezberlenmiş bir ortak erkek bilinci olduğunu kanıtlamaktadır. Öldürülen kadınların ailelerinde, özellikle çocuklarında onulmaz yaralar açan, toplumsal vicdanı sorgulatan ve adalet duygusuna ve inanca zarar veren indirimlerin hangi koşullar altında uygulanıp uygulanmayacağının kanunlar kapsamında tespit edilmesi bu nedenle hayati ve toplumsal bir önem taşımaktadır. İstanbul Sözleşmesi'nin "Taraflar, kültür, örf ve aden, gelenek, din veya sözde "namus'un işbu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemi için mazeret oluşturmamasını sağlar" yazılı maddesinde kadına yönelik şiddeti aklamanın önünü kesmek noktasında Türkiye Cumhuriyeti'ne sorumluluk yüklemiştir.

Kadın cinayetlerinde Özgecan Aslan'ın ölümünün ardından dillendirilen idam, hadim etme gibi insan haklarına aykırı önerilerin önünü kapatacak olan, evrensel insan hakları ilkelerine uygun olarak indirimlerin hukuki metinler çerçevesinde düzenlenmesidir.

Türkiye Cumhuriyeti, çeşitli defalar, kadına yönelik açık ve öngörülebilir şiddeti engellemediği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) pek çok maddesini ihlalden dolayı tazminata mahkum edilmiştir.

Kadın cinayetlerinde indirimlerin uygulanmaması için gerekli yasal düzenleme gereğine emsal olarak AİHM"in Nahide Opuz/Türkiye kararında "AİHM bu bağlamda, kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın tanımını ve kapsamını göz önüne alırken, ayrımcılığın içtihadında belirlenen genel anlamına ek olarak, kadınlara yönelik şiddet hususunda daha spesifik olan kanuni belge hükümlerini ve uluslararası hukuki kurumların kararlarını göz önünde bulundurmalıdır." Tespitinde bulunmuştur.

AİHM, ayrıca "AJHS'in 2/1 maddesinin ilk cümlesinin, devletin kasten veya kanun dışı adam öldürülmesinin engellenmesinin yanı sıra, kendi yargısına tabi kişilerin yaşamının korunması için gerekli tedbirleri almaya zorladığını hatırlatır (L.C.B./Birleşik Krallık, Raporlar 1998-11). Bu bağlamda, devletin temel görevi, kişi hayatına yönelik eylemleri caydırıcı somut bir ceza mevzuatı oluşturmak ve ihlalleri caydırmak, önlemek ve cezalandırmak için oluşturulan uygular. mekanizmasına dayanarak yaşam hakkını güvenceye almaktır. Bu hüküm ayrıca, belir i m İN yönelten bir karardır. koşullarda devletlere, başkalarının suç unsuru teşkil eden tutumları nedeniyle yaşamı tehdit altında olan kişileri korumak üzere önleyici tedbirler almak yönünde pozitif bir yükümlülük de değerlendirmelerde bulunmuştur.

Kadınlara yönelik özel olarak yapılacak bir hukuksal düzenleme, kadın erkek eşitliğini sağlamanın en temel yöntemidir. Kadınların yaşam hakkını korumak için özel olarak yapılacak bir yasal düzenlemenin ayrımcılık yaratmayacağını İstanbul Sözleşmesi "Kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi ve kadınların korunması için gerekli olan özel tedbirler, işbu Sözleşme kapsamında ayrımcılık olarak kabul edilmeyecektir" maddesiyle açıklığa kavuşturmuştur.

Kadınların yaşadığı en ağır ayrımcılık ile yaşam haklarının elinden alınmasını önleyebilmek için yasal düzenleme yapılması bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti için uluslararası bir yükümlülüktür. İstanbul Sözleşmesi

" -gerektiğinde, kadınlara karşı ayrımcılığı, yaptırımların kullanılması yoluyla yasaklayarak;

• kadınlara yönelik ayrımcılık içeren kanunları ve uygulamaları yürürlükten kaldırarak; Gerekli yasal veya diğer tedbirleri gecikmeksizin alır" maddesiyle bu gerekliliği açıkça belirtmiştir.

Türkiye son dönemde AİHM tarafından kadına yönelik şiddeti engellemediği ve yaşam hakkının garanti altına alınması ile ilgili AİHS maddesini ihlal ettiği için mahkum edildi. AİHM Selma Civek/Türkiye kararında;

"eşi için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dair ciddi kanıtlar ve şikayetler olmasına rağmen genç kadının yaşamının korunamamasında devletin suçlu olduğuna"? ve "genç kadının hayatının korunması konusunda etkili tedbirlerin zamanında alınmaması yüzünden Türkiye'nin insan hakları ihlalinde bulunduğunu" tespit etti.

AİHM, 22 Mart 2016'da verdiği M.G/Türkiye kararında da "Türkiye'de soruşturma makamlarının "genel ve ayrımcı pasifliği', kadınlara karşı şiddeti teşvik edici bir iklim oluşturmaktadır" ifadesine yer verdi.

Türkiye'nin AİHS"nin Yaşam Hakkına ilişkin 2. Maddesini, İşkence Yasağına ilişkin 3. Maddesini ve

Ayrımcılık Yasağına ilişkin 14. Maddesini ihlal ettiğine ilişkin AİHM kararları incelendiğinde devletin güvenlik güçlerinin kadına yönelik şiddeti engellemek ve önlemek için pasif kaldıkları, adli makamların soruşturma ve kovuşturma evrelerinde de kadına karşı şiddeti ve kadın cinayetlerini incelerken izledikleri tutumun ve verdikleri kararın kâdına karşı ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştirerek, arttırdığı gözlemlenmektedir.

Evlenme teklifini kabul etmediği erkek tarafından öldürülen Hatice Kaçmaz'ın davasında mahkeme indirim gerekçesi olarak

",..maktule ile ayrılmayı hiç aklından geçirmeyen, tersine maktule ile evlenmeyi arzulayan sanık, maktulenin evlenme isteğini bir türlü kabul etmemesi, ayrılma düşüncesini kendisine hissettirip açıklaması sonucu içindeki tutku derecesinde aşırı sevgiden kaynaklı duygusallığın etkisi ve ruh hali üzerinde yarattığı hiddetle yanına bıçak alarak maktule ile her zaman buluştukları parka gitmiş ve o hiddetin sonucu olarak maktuleye bıçak darbelerini vurmuştur." beyanında bulunmuştur. İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu bu karar, AİHM kararlarında-yapılan tespitleri doğrulayan, toplum vicdanını yaralayan, bir kadını öldürmeyi meşrulaştıran erkekleri suç DA ŞAN He "

Özgecan Aslan davasında ise savcılık makamı, anılan kadın cinayetinin toplum vicdanında açtığı derin sarsıntı nedeni ile sanıklara herhangi bir ceza indirimi uygulanmamasını talep etmiştir. Tarsus 1. Ağır

Ceza Mahkemesi de bu talep uyarınca, sanıklara herhangi bir ceza indirimi uygulamayarak emsal bir karar vermiştir.

İstanbul Sözleşmesi'nden ve AİHM kararlarından hareketle, iç hukukta kadına yönelik şiddetle ilgili maddelerinin gözden geçirilip güncellenmesi hukuken zorunluluk haline gelmiştir. Sunulmakta olan Kanun Teklifi, Özgecan Aslan davasındaki gibi olumlu kararların, Türkiye Cumhuriyeti"nde öldürülen tüm kadınların davalarında uygulanmasını sağlamak amacı ile hazırlanmıştır

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam