Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/2599 esas numaralı kanun teklifi 11 Ekim 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Aylin Yaman (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Aylin Yaman (CHP, Ankara). “Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2599, 11 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2599-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/06f37208-7b88-4dca-affa-01927b9d370e
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleMillî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 104/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 44 üncü maddesinin c fıkrasının birinci cümlesi…
04/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 44 üncü maddesinin c fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi iki yıl olan önlisans programlarını azami dört yıl, öğrenim süresi dört yıl olan lisans programlarını azami yedi yıl, öğrenim süresi beş yıl olan lisans programlarını azami dokuz yıl, öğrenim süresi altı yıl olan lisans programlarını azami on bir yıl içinde tamamlamak zorundadırlar."
Gerekçe: Bu madde ile azami öğrenim süreleri arttırılarak programlar arasında bir dengenin kurulması sağlanmış olacaktır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (10 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
2024 yılı itibarıyla Türkiye'de 208 yükseköğretim kurumu bulunmaktadır. Bu kurumların bünyesinde ise, 128 tıp fakültesi, 105 diş hekimliği fakültesi, 31 veteriner fakültesi ve 62 eczacılık fakültesi bulunmaktadır.
Bahsi geçen fakültelerin de dahil olduğu ilgili yükseköğretim kurumlarında; öğrenim ve azami eğitim-öğretim süreleri 04/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 44"üncü maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir;
(a) Öğrenim süresi iki yıl olan ön lisans programlarında azami dört yıl.
(b) Öğrenim süresi dört yıl olan lisans programlarında azami yedi yıl.
(c) Öğrenim süresi beş yıl olan lisans programlarında (diş hekimliği, eczacılık ve veteriner hekimliği) azami sekiz yıl.
(ç) Öğrenim süresi altı yıl olan lisans programlarında (tıp doktorluğu) ise azami dokuz yıldır.
Başta tıp fakültesi öğrencileri için olmak üzere, azami öğrenim süreleri konusuna dair altı çizilmesi gereken ilk nokta; öğrenim görme şekilleri ve yöntemlerinin özgün ve farklı olması nedeniyle ilgili sürelere dair yeni bir düzenlemenin yapılması zorunludur. Her fakültenin aynı kapsamda değerlendirilmesi hakkaniyetli olmadığı gibi, ders değil sınıf geçme esaslı tıp fakültelerinde, verilen ek hakların öğrencilerce kullanılabilmeleri de çoğu durumda mümkün olmamaktadır. Bir diğer husus, 2 yıllık fakültelere 4 yılda bitirme hakkı verilmesinin sonuçları ile ilişkilidir. Yani anılan kurumların öğrencilerine yükseköğrenimlerini tamamlamaları bakımından, öğrenim süresine 90100 ilave süre tanınmaktadır. Aynı doğrultuda fakat farklı içerikte olmak üzere 4 yıllık fakültelere ise 7 yılda bitirme hakkı verilmekte, yani "75 oranında ek süre tanınmaktadır. Oysa tıp fakültesi gibi 6 yıllık fakültelerde öğrenim gören öğrenciler bakımından 9 yılda bitirme hakkı verilmiştir. Dolayısıyla yükseköğrenim süresine 9050 oranında ek süre tanınmıştır. Üstelik ders geçme imkanı tanınan birçok fakültede, bir öğrencinin yükseköğrenimde geçireceği sürede bir kayıp yaşamadan ilerlemesi görece daha kolay kılınmıştır. Sınıf geçme esaslı tıp fakültelerinde ise aksine zorlaştırılmıştır.
Yukarıda ortaya konulmuş olan gerekçeler öğrenciler bakımından kaydolunan yükseköğrenim kurumlarında öğrenimlerini tamamlamaları ve diploma almaları açısından açık bir eşitsizliğe yol açmaktadır. Ülkemizde artan hekim ihtiyacı da göz önünde bulundurulduğunda bu uygulamada kamusal bir yarar söz konusu da değildir. Ayrıca tıp fâkültesinde öğreniminin son aşamasına yaklaşmış ve özellikle 5.sınıfa gelmiş olan öğrencilerin süre nedeniyle yükseköğrenim kurumlarından uzaklaştırılmaları, bireysel düzeyde de birçok öğrenci ve aileleri bakımından psişik ve sosyal yaraya dönüşmektedir. Unutulmamalıdır ki, tıp fakültelerinin 6. Sınıf (son yılı) öğrenciler, "intern doktor" olarak nitelendirilir, hekim adayıdırlar ve sınava tabi değillerdir.
Altı çizilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise COVID-19 salgının yaratmış olduğu olağanüstü durumun sonuçlarıyla ilişkilidir. Özellikle geçtiğimiz beş yıllık dönemde, dünyada ve ülkemizde üstesinden gelinmesi zor ve derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Etkileri ise toplumsal ve bireysel düzlemde sürmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, COVID- 19 salgınını bir yaşamaya da devam etmektedir. Tüm bu ağır koşullara, ülkemizde meydana gelen 6 Şubat depremleri de eklenmiş, birçok insanımız bu faciadan derinden etkilenmiştir. Etkilenen kesimlerden birisinin de üniversite öğrencileri ve aileleri olması kaçınılmazdır. Hem deprem bölgesindeki illerde hem de başka şehirlerde öğrenimlerini sürdürmekte zorlanmış ve halihazırda zorlanan üniversite öğrencileri gerek toplumsal ve ekonomik, gerekse fiziksel ve psikolojik olarak yaşanan ağır süreçten etkilenmişlerdir. Ailelerinin ve kurumlarımızın yoğun desteğiyle çok Zor koşullarda, büyük emekler vererek disiplinli çalışmaları sayesinde kazandıkları öğrenim haklarını, birçok örneğin de ortaya koyduğu üzere disiplinsizlik nedenli çalışmama durumundan değil, toplumsal ve bireysel ağır nedenlerle kaybetmişlerdir.
Barınma ve geçinme de dahil olmak üzere ekonomik koşullar, COVID ve benzeri sağlık alanında yaşanan krizler, ilave olarak doğal afetlerin yarattığı büyük tahribat da göz önünde bulundurularak gençler arasında ayrım gözeten ve eşitsizliğe yol açan uygulamaların ortadan ivedilikle kaldırılması yerinde olacaktır. Çoğu durumda bireysel bir trajedi olması yanında kamusal olarak da büyük zararlara yol açan uygulamaların ortadan kaldırılması bakımından bir düzenleme yapılması gereklidir. Gençlerimizi, süresi belirsiz afları bekletmeye mahkum bırakmak yerine, eşit haklardan yararlanarak toplumsal yarar üretimine katkı vermelerinin önünü açmak tercih edilmelidir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR