6098 Sayılı Türk Borçlar Yasasının 347/2. Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/2617 esas numaralı kanun teklifi 18 Ekim 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Hakan Şeref Olgun (İYİ Parti, Afyonkarahisar). “6098 Sayılı Türk Borçlar Yasasının 347/2. Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2617, 18 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2617-6098-sayili-turk-borclar-yasasinin-347-2-maddesinde-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-t (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/62b936a8-9071-4707-9323-01929f77370a
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 111.01.2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347. Maddesinin 2. fıkrası aşağıdaki şekilde…
11.01.2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347. Maddesinin 2. fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir,
Belirli veya belirsiz süreli kira sözleşmelerinde; kiracı her kira bitim döneminde, kiraya veren ise kiranın başlangıç tarihi de dâhil olmak üzere kira kontratındaki tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra bu süreye yargı içtihatları ile ekleme veya çıkarma yapılmadan, kira sözleşmesinin bitimine bir ay kala kiracıya, noterden fesih bildirimi yaparak kira sözleşmesini sona erdirme hakkına sahiptir."
Gerekçe: Konut ve çatılı iş yerlerinin kiralanması ile birlikte kiralandığı yıl da hesaba katılarak ve başkaca bir süre eklenmeden beş (5) yıl sonra kira akti kendiliğinden sona erer ve kiracının hiçbir neden ileri sürülmeden taşınmazı tahliye etmesi gerekir. Mülkiyet hakkı ve sınırlı ayni haklar mutlak hak niteliğindedir; herkese karşı korunur ve herkese karşı ileri sürülebilir. Mülkiyet hakkı, yine mutlak hak niteliğine sahip diğer haklara; fikri ve sınai haklar ve kişilik hakkına da dayanabilir.
MADDE 2Bu kanun yayımı tarihinde itibaren yürürlüğe girer.
Bu kanun yayımı tarihinde itibaren yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (7 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Bir insan hakkı olarak mülkiyet hakkı, birçok anayasa ve ulusal üstü insan hakları sözleşmelerinde kendisine yer bulmuştur. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (bundan böyle Anayasa veya AY) 35. maddesinde mülkiyet hakkı tanınmış ve güvenceye alınmıştır. Anayasal mülkiyet hakkı rejimi, AY md. 35'teki düzenlemeye dayanmaktadır.
Eşya hukukundan imar hukukuna, fikri mülkiyet hukukundan vergi hukukuna, idare hukukundan borçlar hukukuna birbiriyle alakasız sayılabilecek neredeyse bütün hukuk disiplinlerini ilgilendiren mülkiyet hakkının Anayasanın sadece tek bir maddesinde düzenlenmekle yetinildiği düşünülemez. Anayasal mülkiyet hakkı rejimini yöneten temel hüküm (AY md. 35) dışında çok sayıda maddede mülkiyet hakkını ilgilendiren hükümlere yer verilmiştir. 1982 Anayasasında mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren ve özellikle bireysel başvurularda rol oynayan başta kamulaştırmaya ilişkin md. 46, kıyılara ilişkin md. 43, toprak mülkiyetine ilişkin md. 44, ormanlara ilişkin md. 169 ve 170, kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin 63, doğal kaynaklara ilişkin md. 168, müsadereye ilişkin md. 28 (8) - md. 30 ve 38 (109, vergiye ilişkin md. 73, sosyal güvenliğe ilişkin md. 60-61 ve temel hakların sınırlandırılma rejimini düzenleyen md. 13 hükümlerini bu bağlamda hatırlatmak mümkündür. AİHS sisteminde, mülkiyet hakkı konusunda oldukça kapsamlı bir içtihadi birikim bulunmaktadır
Mülkiyet hakkına uygun olarak, maliklerin mağdur olmaması için kiracı ile malik arasındaki ilişkinin hakkaniyete uygun olarak yeniden güncel koşullara göre düzenlenmesi ve toplumsal huzurun sağlanması gereklidir.
Gerçekten de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347/2. Maddesinde düzenlenen kira sözleşmesinin kendiliğinden sona erme süresi yasa da on yıl olarak yer almakta ve Yargıtay bu süreye bir yıl sözleşme başında bir yıl da sözleşme sonunda olmak üzere iki yıl ilave etmekte ve süre Yargıtay İçtihatları ile 12 yıla çıkmaktadır. Bu durum bur çok toplumsal huzursuzluğa ve tartışmalara neden olmaktadır. Yargısal uygulamalarla 12 yıl uygulanan sözleşmenin feshi koşulları büyük haksızlıklara neden olmakta, mülkiyet hakkının tam ihlali olmaktadır.
Mülkiyet hakkı ve sınırlı ayni haklar mutlak hak niteliğindedir, herkese karşı korunur ve herkese karşı ileri sürülebilir. Yasa bu hali ile tamamen taşınmaz maliklerini mağdur eden ve mülkiyet hakkının tam ihlali kapsamında "tümüyle" kiracıları koruyan bir durumdadır.
Yapılması gereken maliklerin mülkiyet hakkını koruyarak, kiracıları da mağdur etmeyen bir sistemi oluşturmak ve böylece hukuka ve hakkaniyete uygun bir yol bularak toplumu ve yargı sistemini rahatlatmaktır.
İş bu kanun değişikliği ile hedeflenen mülkiyet hakkının, kiracıları da gözeterek korunması için yasanın malikler ile kiracılar arasında bir denge kurularak hukuka ve hakkaniyete uygun hale getirilmesi ve toplumsal huzurun sağlanması ile yargı makamlarının yükünün hafifletilmesi hedeflenmiştir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR