İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/2839 KOMİSYONDA

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 4 madde

Kaynak göster

2/2839 esas numaralı kanun teklifi 27 Aralık 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Nevroz Uysal Aslan (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Nevroz Uysal Aslan (DEM Parti, Şırnak). “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2839, 27 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2839-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanunda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-t (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/7a3ccfe1-9bf5-4ff0-9d02-0194083ee3c5

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 4 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 113/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin…

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fikrasının birinci cümlesinde yer alan "düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca" ibaresi "ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca" şeklinde değiştirilmiş; ikinci cümlesine "temsilcisine" ibaresinden sonra gelmek üzere "infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca" ibaresi eklenmiş; dördüncü cümlesinde yer alan "geri bırakma kararını veren" ibaresi "ilgili" şeklinde. beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde ve altıncı cümlesinde yer alan "Geri bırakma kararını veren" ibaresi "İlgili" şeklinde değiştirilmiş: altıncı fıkrasında yer alan "ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen" ibaresi metinden çıkarılmıştır.

"İnceleme sonuçlarına göre sağlık durumunda bir düzelme bulunmadığı anlaşıldığı takdirde geriye bırakma devam eder."

MADDE 25275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet…

5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan" ibaresi "Adli Tıp Kurumundan ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarından alınan" şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Genel gerekçeyi oku (9 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

İnsan hakları içinde değer sırası bakımından yaşam hakkının ilk sırada yer alması ve diğer tüm hakların varlık sebebi olarak kabul edilmesinin nedeni bu hakların yaşama hakkına bağlı olmasındandır. Bu nedenle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 3'üncü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2'nci, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 6'ncı ve 1.C. Anayasasının 17. maddesinde olduğu gibi birçok ulusal ve uluslararası mevzuat metninde "her insanın doğuştan gelen yaşama hakkına sahip olduğu" belirtilmiştir. Bu bakımdan bu hakkın kullanımı için devletlerin, yalnızca insan yaşamına saygı gösterme anlamında negatif yükümlülükleri bulunmayıp, aynı zamanda insan yaşamını etkin olarak korumak için gerekli adımları atmak ve tedbirleri almak gibi pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Özellikle de devletlerin denetimi ve gözetimi altında tutukları hükümlü ve tutuklular ile gözaltına alınan kişiler bakımından bu hassas durumları ile yaşama hakkı yönünden daha duyarlı ve dikkatli olunması, etkin bir şekilde korunmaları ve bu kişilerin yaşamlarını gereksiz yere tehlikeye atılmasını önleyici her türlü tedbirin alınması devletler için bir görev ve zorunluluktur.

Bu bakımdan Türkiye'de hasta mahpuslar hakkında temel düzenlemenin bulunduğu 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16 maddesi ile Anayasal koruma altında olan yaşam hakkı açıkça tehlikeye atılmıştır.

İlgili maddenin 6. fıkrası "(Ek: 24/7/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazı üçüncü fikrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir." şeklindedir.

Bu haliyle, hastane ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarında cezaevinde tek başına yaşamını idame ettiremeyeceği veya cezaevinde kalamayacağı belirtilen mahpuslar için savcılıklarca kolluk güçlerince verilen "tehlikelilik raporlarına" dayanılarak tahliyeler engellenmektedir.

Hasta tutuklu ve hükümlülerin ceza erteleme veya tahliyesinde son kararın güvenlik gerekçesiyle devletin kolluk güçlerinin insafına bırakılması ve hiçbir bağımsız kurum veya kuruluşun bu konuda denetleyici olamamasıyla birlikte bugüne kadar ağır hak ihlallerine neden olmaktadır.

Örneğin Elazığ R Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan "genetik miopati" denilen kas erimesi hastalığı olan ağır hasta mahpus İsmet Çardak, Adli Tıp Kurumu'n (ATK) hazırladığı "kendi başına yaşamını idame edemez" raporuna rağmen "Toplum güvenliği için tehlikeli" denilerek tahliyesi uzun süre ertelenmiştir. Çardak, 28.02.2024 tarihinde kaldığı cezaevinden tekerlekli sandalye ile tahliye edilmişse de ancak 2 hafta hayatta tutunabilmiştir.

Yine aynı cezaevinde tutulan Yüzde 78 engelli raporu olan ve tekerlekli sandalye mahkum Nurettin Başaran'ın da ATK'nın "kendi başına yaşamını idame edemez" raporuna rağmen aynı gerekçe ile tahliyesi engellenmektedir.

Bu çerçevede İnfaz Kanunu'nun 16. maddesinde sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi kararlarında cumhuriyet savcılarına verilen takdir yetkisi kaldırılmalı ve hastanelerin verdiği raporlar esas alınarak cezaların infazları ertelenmelidir. Ayrıca TCK tarafından korunması gereken hukuki yarar ilkesi göz önüne alınarak teklif edilen yasa değişikliğinin bütünlüğünün sağlanması adına Kanunun 16.maddesinin 3.fıkrasındaki "Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, " ibaresi ile Kanunun 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan" ibaresi kanun metninden çıkarılmalıdır.

Son olarak da İnfaz Kanunu'nun 16.maddenin 6. fıkrasında hayatını yalnız idame ettiremeyen mahpuslar bakımından "foplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen " ibaresinin çıkarılması gerekmektedir.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam