Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/2964 esas numaralı kanun teklifi 3 Mart 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Zeynep Oduncu Kutevi (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Zeynep Oduncu Kutevi (DEM Parti, Batman). “Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2964, 3 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2964-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/30126608-62be-4c4f-abfa-01955ffcd954
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 126/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Gerekçe: Madde ile 26/09/2004 tarih ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 217/A maddesi yürürlükten kaldırılarak, ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki keyfi ve hukuki belirsizlik içeren kısıtlamaların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Maddenin uygulama süreci, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurmuş, özellikle gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları üzerinde ağır baskılar oluşturmuş, oto sansürü yaygınlaştırarak demokratik kamu düzenine zarar vermiştir.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (6 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Basın ve ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel taşlarından biridir. Özgür bir medya ortamı, vatandaşların bilgiye erişimini sağlar, yöneticilerin hesap verebilirliğini artırır ve kamuoyunun sağlıklı bir şekilde oluşmasına katkıda bulunur. Ancak, 2022 yılında Türk Ceza Kanunu'na eklenen "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu, yürürlüğe girdiği günden itibaren basın özgürlüğü üzerinde ciddi bir baskı unsuru haline gelmiş, adil, bağımsız ve tarafsız haberciliği kısıtlamış, toplumun haber alma hakkına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmuştur.
Bu düzenlemenin uygulanma süreci, ifade özgürlüğü üzerindeki ağır baskıyı gözler önüne sermektedir. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından 4.500"den fazla kişi hakkında soruşturma açılmış, 64 gazeteciye yönelik 80'den fazla soruşturma yürütülmüş, en az üç gazeteci tutuklanmış, 20'den fazla gazeteci gözaltına alınmıştır. Özellikle deprem, yolsuzluk ve seçim haberleri nedeniyle açılan soruşturmaların sayısının fazlalığı, yasaya dayanarak yapılan müdahalelerin kamu yararına değil, gazeteciliği kontrol altına alma amacına hizmet ettiğini ortaya koymaktadır. 2023 yılında 2.381, 2024 yılında ise 1.668 yeni soruşturma dosyasının açılması, yasaya dayanarak ifade özgürlüğünün sistematik bir şekilde baskı altına alındığını göstermektedir.
Soruşturmaların büyük bir kısmı davaya dönüşmemiş, verilen takipsizlik kararları, yasanın sübjektif ve keyfi biçimde uygulandığını gözler önüne sermiştir. Mahkemeler tarafından verilen mahkumiyet ve beraat kararları arasında ciddi tutarsızlıklar yaşanmış, bazı davalarda Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (HAGB) uygulanarak hukuk güvenliği ihlal edilmiştir. Hukukun temel ilkelerinden biri olan belirlilik ilkesine aykırı şekilde, hangi haberin, yorumun veya paylaşımın "yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirileceğine dair objektif bir ölçüt bulunmaması, uygulamayı keyfi bir cezalandırma aracı haline getirmiştir.
Bu durum, yalnızca gazeteciler üzerinde değil, tüm vatandaşlar üzerinde bir baskı unsuru haline gelmiş, oto sansür mekanizmasını tetiklemiştir. İnsanlar, herhangi bir haber paylaşımı veya eleştirel yorumun cezai yaptırımla karşılaşabileceği endişesiyle düşüncelerini açıklamaktan kaçınmaya başlamıştır. Böylece medya özgürlüğü uluslararası ölçekte gerilemiş, Türkiye"nin basın özgürlüğü sıralamalarındaki yeri giderek kötüleşmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü, bu yasa nedeniyle ciddi şekilde ihlal edilmekte, demokratik değerler zayıflatılmaktadır.
Basın, iktidarın çizdiği sınırlarla değil, kamu yararı ve etik ilkeler çerçevesinde faaliyet göstermelidir. Demokratik bir hukuk devletinde, basın mensuplarının bağımsız ve özgür bir şekilde görevlerini yerine getirmeleri sağlanmalı, eleştirel habercilik cezalandırılmamalıdır. Ancak mevcut yasal düzenleme, basın özgürlüğü üzerindeki baskıyı artırmakta ve hukukun üstünlüğünü zedelemektedir.
Bu nedenle, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu derhal yürürlükten kaldırılmalı, basın özgürlüğü üzerindeki keyfi baskılar son bulmalıdır. Bu teklif, yalnızca gazetecilerin değil, tüm toplumun haber alma ve ifade özgürlüğünü koruma sorumluluğunun bir gereğidir. Hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve insan hakları ancak özgür bir medya ortamında korunabilir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR