Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/2999 esas numaralı kanun teklifi 11 Mart 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Dilan Kunt Ayan (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Dilan Kunt Ayan (DEM Parti, Şanlıurfa). “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2999, 11 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2999-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/38156ea9-4981-4102-a114-0195852e76ac
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havalePlan ve Bütçe Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 131/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41 inci maddesinin…
31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"(a) Kadınların, doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri,"
"(a) bendi kapsamında ilgili diğer mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılır."
Gerekçe: Kadınlara I Ekim 2008 tarihi itibariyle tanınmış olan "doğum borçlanması" hakkının kullanımındaki "doğumdan önce çalışan/sigortalı" olma önkoşulu, kadınlar açısından mağduriyet yaratmaktadır. Toplumda kadınların genç yaşta evlenmesi, çocuk yapması ve buna bağlı olarak çalışma hayatına geç girmeleri bu kanunun amacının tam olarak hayata geçmesine engel olan faktörlerdendir. Aynı zamanda sosyal, kültürel nedenlerle hane başı ortalama çocuk sayının görece yüksek olduğu Türkiye'de doğum borçlanmasının "üç çocukla sınırlandırılması" kadınların sigortalılık ve emeklilik durumlarına olumsuz etki yaratmaktadır. Bu nedenle söz konusu şart ve sınırlamaların kaldırılması, kadın erkek arasındaki ekonomik eşitsizliklerin giderilmesine katkıda bulunulması için ilgili maddenin değiştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca yapılan bu değişiklik doğrultusunda ilgili diğer mevzuatta da gerekli düzenlemelerin yapılması amaçlanmaktadır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (12 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Türkiye?de toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadınların sosyal, siyasal, yasal ve ekonomik haklarının geliştirilmesi, kadın-erkek arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi için bütünlüklü çalışmalar, hukuki düzenlemeler ve politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Kadına yönelik ayrımcılık ve her türlü şiddetle mücadele kapsamındaki çalışmalar yalnızca ceza hukukunun konusuna giren yasalarda değişiklik anlamına gelmemektedir. Anayasa, çeşitli uluslararası sözleşmeler ve BM Tavsiye Kararlarında da belirtildiği üzere, kadınları güçlendirecek, sosyal ve ekonomik imkanlarını, gelir düzeylerini, iş alanlarını ve bağlantılı olarak emeklilik haklarını iyileştirecek yasalar ve politikalar da devletlerin asli sorumlulukları arasındadır.
Kadın- erkek eşitliği, genel anlamıyla yasalar önünde eşitlik olmakla birlikte hak ve imkanlara ulaşmak açısından maddi bir eşitliği sağlamak anlamına gelmektedir. Maddi eşitlik, kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasını, bu haklara ulaşım ve hakların kullanımı bakımından cinsiyete özgü farklılıklar varsa dahi bunları gözeterek, koşullara uygun düzenlemeler yapmayı ifade eder.
Emeklilik moden hukuk sistemlerinin tamamında düzenlenmiş olan, yaşamlarının belirli bir dönemini çalışarak geçiren kişilerin yasalarla belirlenmiş şartları sağlaması halinde kazandıkları bir haktır. Türkiye'de emeklilikle ilgili düzenlemeler genel olarak 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda düzenlenmiştir. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ylal Ekim 2008 tarihinden itibaren sigortalılara askerlik ve doğum borçlanması hakları tanınmış ve önceki ilgili kanunlarda yer alan düzenlemeler bu kanunda birleştirilerek eşitlenmiştir.
Bu kanunla kadınların yasal mücadeleleri sonucunda doğum borçlanması hakkı da getirilmiş, 2014 yılında yapılan değişiklikle kadınlara tanınan bu hak hem kapsam hem de faydalanılabilecek azami prim günü bakımından genişletilmiştir. Ancak kanunun güncel halinde dahi, kadınların doğum borçlanmasından faydalanabilmesi, doğum öncesinde sigortalı olma şartına bağlanmıştır. Yani çalışma ve sigortalılıktan önce yapılan doğumlar borçlandırma kapsamına alınmamıştır. Herhangi bir şekilde (SSK, Tarım SSK, Bağ-Kur, Tarım Bağ-Kur, Emekli Sandığı, isteğe bağlı, özel banka-borsa) sigortalı olduktan sonra yapılan doğumlar için borçlandırma yapılabileceği düzenlenmiştir.
Diğer yandan, askerlik borçlanmasıyla ilgiliyse böyle bir şart bulunmamaktadır. Bu durum erkeklerin sigortalılık giriş tarihlerini, dolayısıyla emekli olma tarihlerini öne çekerken, kadınların doğum borçlanmasıyla sigortalılık başlangıç tarihleri değişmemektedir. Ekseriyetle erkeklerin faydalanabildiği askerlikte geçen süreler için herhangi bir önceden çalışma şartı aranmazken, Türkiye'nin sosyal-kültürel-ekonomik koşullarında genellikle genç yaşta anne olan kadınlar için doğum öncesi çalışma/sigortalı olma şartı aranması en basitinden Anayasal eşitlik ilkesine, kadın-erkek fırsat eşitliğine aykırılık teşkil etmektedir. 5510 Sayılı Kanun'un 41. Maddesinde "Sigortalıların borçlanabileceği süreler" sınırlı olarak sayılmıştır. Bu Kanuna göre kadınların doğum borçlanmaları;
"sigortalı sayılanların; a) (Değişik: 10/9/2014-6532/43 md.) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri" şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı maddede askerlik borçlanmasına dair ise;
"b) Er veya erbaş olarak silâh altında veya yedek subay, yedek astsubay okulunda geçen süreleri" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Erkekler için zorunlu görev kapsamında ele alınan askerlik borçlanmasının ödenmesi halinde emeklilik süresi geriye doğru çekilebilirken, kadınların özellikle doğum oranlarının yüksek olduğu, evlilik yaşının ise erken olduğu toplumumuzda koşullu olarak bu haktan faydalanması kadınlar aleyhine bir ayrımcılık ve eşitsizlik yaratmaktadır. Bu nedenle ilgili Kanun ve uygulama yönetmeliğinde yer alan, doğum borçlanmasından faydalanmak için, kadının doğum öncesinde çalışan/sigortalı olma şartının kaldırılması gerekmektedir.
Ayrıca aynı fıkrada doğum borçlanmalarının "üç defaya mahsus olmak üzere" kullanılabileceği belirtilmiştir. Doğum ve çocuk sayısı, toplumların kültürel, sosyal, ekonomik koşullarına göre farklılıklar göstermektedir. Türkiye?de ortalama doğum oranı, pek çok ülkenin üzerindedir. Bunun yanı sıra aile içinde bazı kadınların doğum üzerinde tek başına karar alamaması, doğum kontrol yöntemlerinin ve farkındalığının düşük ve kolay ulaşılamaz olması, devletin toplum üzerindeki "çok çocuk, en az üç çocuk" gibi doğum oranını yükseltmeye dönük teşvik politikaları göz önüne alındığında, bu sayının üç ile sınırlanması kadınlar aleyhine sonuç doğurmaktadır.
Halihazırda çalışan kadınlar doğum nedeniyle uzun süreler iş hayatından kopartılmakta veya hiç çalışamamakta, çalışma hayatına geç girmektedir. Bu nedenle doğum borçlanması
• hakkından faydalanma için sigortalı olma şartı ve en fazla üç çocuk bakımından sınırlanma şartı kaldırılmalı, buna bağlı olarak yaşanan mağduriyet giderilmelidir. Böylece kadınlar hem iş hayatında yer almaya hem de emeklilik haklarına daha kolay ulaşabilecek, kadınların ekonomik özgürlüğünün artması ve güçlenmeleri, var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin azaltılmasına imkan sağlayacaktır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR