Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. . Bunun gerçekleştirilmesi için yürütülecek yargılamaların, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan "kişi hürriyeti ve güvenliği" ve "suç ve cezalara ilişkin esaslara" (m. 38) uygun olması gerekir. Bu husus insan haklarına ilişkin evrensel ilkeler ile belirlenmiştir.
Ceza yargılamasının ve bu süreçte uygulanabilecek koruma tedbirlerinin de lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi ilkelerine uygun olması gerekir.
Anayasa'nın 141 inci maddesi "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" kenar başlığını taşımaktadır. 141 inci maddenin birinci fıkrasına göre, "Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir."
141 inci maddenin ikinci fikrası ise istisna bir hükme yer vermekte, "Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur." ifadesi ile bu konuda kanunla özel hükümlerin konulabileceğini düzenleme altına almaktadır.
Buna göre mahkemelerdeki duruşmalar herkese açıktır, herkes izleyebilir. Kapalı olması istisnai bir durumdur. Nitekim Kanun ile getirilecek sınırlamalar da yine Anayasa'nın 141 inci maddesinde belirtilen ve yalnızca "genel ahlak" ve "kamu güvenliği" olarak sayılan sınırlama sebeplerine uygun olmalıdır.
Türkiye'nin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ıncı Maddesi de, herkesin davasını kamuya açık olarak görülmesini isteme hakkını düzenleme altına almıştır. Bu bükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki karşılığı duruşmanın herkese açık olduğunu hüküm altına alan 182 inci Maddedir. Hukuk sistemimiz açısından duruşmanın açıklığı / aleniği kuralken istisnai olarak duruşmanın kapalı yapılabileceği haller yine Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 182/2 ve 185 inci Maddelerinde yer almaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 183 üncü Maddesi, 180 inci maddenin beşinci fikrası ile 196 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılamayacağını düzenlemektedir. Aynı maddeye göre bu yasak adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adli işlemlerin icrasında da uygulanır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan önce yürürlükte olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda duruşma salonunda sesli veya görüntülü kayıt veya nakle yönelik bir yasaklama söz konusu değildi. 5271 sayılı Kanun'un hazırlık çalışmaları esnasında duruşma salonlarında sesli ya da görüntülü kayıt yapılmasına ilişkin doktrinde ve uygulamada yapılan eleştirilerden hareketle mevcut düzenleme getirilmiştir.
Bahsi geçen sesli veya görüntülü kayıt veya nakle ilişkin yasakta lekelenmeme hakkı, duruşma salonlarının fiziksel koşulları, muhakemenin taraflarının psikolojisinin etkilenmesi mahkeme veya hakimin etki altında kalması gibi gerekçeler ileri sürülmektedir. 183*üncü maddeye eklenmesi teklif edilen 2 inci Fıkrayla bu kaygılar gözetilerek aynı maddenin ilk fıkrasındaki hüküm saklı tutulmakla birlikte, kovuşturma evresinde açık duruşmanın ses ya da görüntülü kaydı veya nakline ilişkin olarak sanık, mağdur ve / veya suçtan zarar görenin rızası aranmaktadır. Diğer yandan her türlü suça dair duruşmanın değil seçimle gelinen bir kamu görevinde bulunanlar hakkında yürütülen davaların ses ya da görüntülü kaydı veya nakline olanak sağlanmaktadır. Bu şartların sağlanması durumunda ses ya da görüntülü kayıt veya nakle de ilgili mahkeme tarafından karar verebilecektir. Maddede yer aldığı biçimde ses ya da görüntülü kayıt veya nakil konusunda ise bu alanda teknolojik imkanları ile en geniş nüfusa ulaşabilecek olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu veya belirlenen internet ortamında yayına ilgili mahkeme tarafından karar verilerek yetkilendirilme yoluna gidilmektedir.
Bu Teklifle birlikte vatandaşların seçimlerde oy verdiği ve belli makamlara taşıdığı kamu görevlileri hakkındaki iddiaları ve bunların savunmalarını doğrudan öğrenme imkanına da sahip olacaktır. Böylelikle kamuoyuna çeşitli soruşturmalar ve kovuşturmalarla ilgili yansıyan yanıltıcı bilgilerin de önüne geçilebilecektir.