Harçlar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havalePlan ve Bütçe Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 12/7/1964 tarih ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 13. Maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
2/7/1964 tarih ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 13. Maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
"k) Çevrenin, tarihi ve kültürel değerlerin, doğal ekosistemlerin ve halk sağlığının korunmasına ilişkin işlemler ve imar uygulamaları,"
Gerekçe: Yapılan bu değişiklikle; çevre, ekoloji, tarihi ve kültürel değerlerin, doğal ekosistemlerin ve halk sağlığının korunması ve imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda açılacak davalar kamu davası sayılarak 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaf tutulması, bu kapsamda açılan davaların davacı taraf aleyhine sonuçlanması durumunda, vekalet, tebligat ve bilirkişi ücretleri hazine tarafından, karşılanması amaçlanmaktadır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (10 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Modern toplumlarda, çevre ile ilgili sorunlar kamu idaresinin görev ve sorumluluğu altında olduğu kadar sivil toplum örgütleri ile vatandaşların da temel görevleri arasında yer almaktadır.
Küresel ısınma ve iklim krizinin yaşandığı bir dünyada insanlık ve gelecek için en önemli sorunların başında doğa ve çevre sorunları geldiği artık tüm dünya tarafından kabul gören bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.
Bu gerçekliğin farkında olan devletler ve STK'lar ile bireyler, çevre katliamlarına karşı, doğanın korunması, çevre tahribatlarının önlenmesi, bozulan çevrenin yeniden kazanılabilmesi için çalışmalar yapmaktadır. Tüm dünyada çevre aktivistleri farkındalık yaratmak için birçok etkinlik düzenlemektedir.
Ülkemizde de her ne kadar Anayasada ve yasalarda yer alsa da kamu idaresi tarafından çevre konusunda gerekli hassasiyet yeteri kadar gösterilmemektedir.
Anayasamızın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlığı altında yer alan 56. Maddesi, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." hükmünü içermektedir.
Bu hüküm devlete, çevreyi koruma, geliştirme ve çevre kirliliğini önleme görevini vermiştir. Diğer yandan bu hüküm, aynı çerçevede bu görevleri vatandaşlara bir ödev olarak da vermektedir.
Diğer yandan Çevre Kanunu'nun 3. Maddesinde "Çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi gerçek ve tüzelkişilerle vatandaşların görevi olup, bunlar bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara. uymakla yükümlüdürler." denilmektedir.
Ülkemizde de sivil toplum kuruluşları ve duyarlı vatandaşlar çevreyi korumak için mücadele yürütmektedir. Birçok farklı boyutta yürütülen bu mücadelenin önemli ayaklarından biriside bukuk alanında verilen mücadeledir. Çeşitli eylem ve. kampanyaların yanı sıra, çevre sorunlarıyla ilgili davalar açılarak doğaya zara veren uygulamalar önlenmeye çalışılmaktadır.
Ancak ülkemiz hukuk sisteminde dava açmak önemli bir maddi külfet getirmekte ir z esası ile bakmaktadır.
Bu nedenle, kanun teklifi ile çevre, ekoloji, tarihi ve kültürel değerlerin, doğal ekosistemlerin ve halk sağlığının korunması ve imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda açılacak davalar kamu davası sayılarak 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaf tutulması, bu kapsamda açılan davaların davacı taraf aleyhine sonuçlanması durumunda, vekalet, tebligat ve bilirkişi ücretleri hazine tarafından karşılanması amaçlanmaktadır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR