Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 2 madde
Kaynak göster
2/3580 esas numaralı kanun teklifi 5 Mart 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Gülderen Varli (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Gülderen Varli (DEM Parti, Van). “Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3580, 5 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3580-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/1d2a8ca4-be2a-4d9e-a946-019cbe13effc
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 2 madde
MADDE 126/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ©'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına aşağıdaki bent…
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ©[okunamadı]'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir:
"k) Nefret saiki deyiminden; herhangi bir kişi veya grubun ya da o kişi veya grupla bağlantılı bir kişi veya grubun, kişi veya grubun ait olduğu ırk, milliyet, etnik köken, renk, dini inanç veya inançsızlık, siyasi görüş, dil, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, fiziksel veya zihinsel engellilik, sağlık durumu veya yaş nedenleriyle düşmanlık, ayrımcılık veya şiddeti yaymak, teşvik etmek ya da meşrulaştırmak amacıyla"
Gerekçe: Nefret saiki deyiminin tanımı yapılmıştır.
MADDE 252397 sayılı Kanunun 82'nci maddesinin 1'inci fıkrasına "1 bendi eklenmiştir.
52397 sayılı Kanunun 82'nci maddesinin 1'inci fıkrasına "1 bendi eklenmiştir.
"D Nefret saikiyle,"
MADDE 35237 sayılı Kanunun 86'ncı maddesinin 2'nci fıkrasına "g" bendi eklenmiştir.
"g) Nefret saikiyle,"
MADDE 4-5237 sayılı Kanunun 94*üncü maddesinin 2'nci fıkrasına "c" bendi eklenmiştir.
" ç) veya nefret saikiyle,"
MADDE 5-5237 sayılı Kanunun 96?ncı maddesinin 2'nci fikrasına "c" bendi eklenmiştir.
"c) veya nefret saikiyle, "
MADDE 6-5237 sayılı Kanunun 102*nci maddesinin 3"ncü fıkrasına "f" bendi eklenmiştir. "f) nefret saikiyle"
MADDE 7-5237 sayılı Kanunun 103*üncü maddesinin 3"ncü fıkrasına "f" bendi eklenmiştir. "fp nefret saikiyle"
MADDE 8- 5237 sayılı Kanunun 105"inci maddesine 2'nci fıkrasına "f" bendi eklenmiştir. "f) nefret saikiyle"
MADDE 9— 5237 sayılı Kanunun 106"ncı maddesinin 2'nci fıkrasına "e" bendi eklenmiştir. "e) nefret saikiyle"
MADDE 10— 5237 sayılı Kanunun 109'uncu maddesinin 3'üncü fıkrasına "g" bendi eklenmiştir:
"g) nefret saikiyle ,"
MADDE 11—5237 sayılı Kanunun 119*uncu maddesinin 1'inci fıkrasına "f" bendi eklenmiştir: "f) nefret saikiyle ,"
MADDE 12—5237 sayılı Kanunun 120"nci maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Hukuka aykırı olarak üzeri aranan kişi nefret saikiyle hedef alınmışsa suça verilen ceza yarı oranında artırılır."
MADDE 13— 5237 sayılı Kanunun 122*nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(1) Nefret saikiyle,
a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
c) Bir kişinin işe alınmasını,
d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen veya nefret söyleminde bulunan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
MADDE 14- 5237 sayılı Kanunun 123*üncü maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Huzur ve sükunu bozulan kişi nefret saikiyle hedef alınmışsa suça verilen ceza yarı oranında artırılır."
MADDE 15- 5237 sayılı Kanunun 123/A maddesinin 2'nci fikrasına "d" bendi eklenmiştir: "d) nefret saikiyle ,"
MADDE 16- 5237 sayılı Kanunun 125*inci maddesinin 3*üncü fıkrasına "d" bendi eklenmiştir: "d) nefret saikiyle ,"
MADDE 17- 5237 sayılı Kanunun 130'uncu maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir. "Hatırasına hakaret edilen kişi nefret saikiyle hedef alınmışsa suça verilen ceza yarı oranında artırılır."
MADDE 18- 5237 sayılı Kanunun 149*uncu maddesinin I*nci fıkrasına "1" bendi eklenmiştir. . "1) nefret saikiyle
MADDE 19- 5237 sayılı Kanunun 152"nci maddesinin 2"nci fıkrasına "d" bendi eklenmiştir: "d) nefret saikiyle"
MADDE 20- 5237 sayılı Kanunun 153"üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında yer alan "tahkir maksadıyla" ifadesinden sonra gelmek üzere "veya nefret saikiyle" ifadesi eklenmiştir.
MADDE 21— 5237 sayılı Kanunun 170*inci maddesinin 2'nci fıkrasına "veya nefret saikiyle" ifadesi eklenmiştir.
MADDE 22- 5237 sayılı Kanunun 218'inci maddesinin ilk cümlesine "veya nefret saikiyle" ifadesi eklenmiştir.
MADDE 23 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 24- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Kasten insan öldürme suçunun nitelikli hali olarak nefret saiki düzenlenmiştir.
Genel gerekçeyi oku (19 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Tali Komisyon
İnsan Haklarını İnceleme
Esas Komisyon
Adalet
Tarih: 11-3-2026
Esas No:2/3580 o 5 Mart Z!
• İL-Mİ2Jq(3^ GENEL GEREKÇE
Türkiye'de nefret suçları ve nefret söylemiyle etkili biçimde mücadele edilmesini sağlayacak kapsamlı ve açık bir ceza hukuku altyapısı mevcut değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 122. maddesi, nefret suçunun temel unsurlarını tanımlamamakta ve nefret saikiyle işlenen filleri kapsayıcı şekilde düzenlememektedir. Ayrıca, etnik köken gibi uluslararası hukukta koruma altında olan ayrımcılık gerekçelerinin madde metninde yer almaması, uygulamada düzenlemenin etkisini sınırlamaktadır.
Türk Ceza Kanunu'nda yer alan bazı suç tipleri (hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tabrik, ibadethanelere zarar verme gibi) nefret saikiyle işlenebilecek nitelikte olsa da bu saikin suçun unsuru veya cezayı ağırlaştırıcı neden olarak açıkça düzenlenmemiş olması, nefret suçlarıyla etkin mücadeleyi imkânsız hâle getirmektedir. Bu durum, cezasızlık algısını güçlendirmekte ve hedef alınan toplumsal grupların adalete erişimini zayıflatmaktadır.
Son yıllarda Türkiye'de dijital mecralar başta olmak üzere yazılı, görsel medya ve kamusal alanda etnik kimliğe dayalı nefret söylemi ve ayrımcı dilin yaygınlaştığı ve normalleştirildiği görülmektedir. Bu süreçte Kürt halkı ile Kürt kimliğiyle özdeşleştirilen kişi ve kurumlar sistematik biçimde hedef alınmakta; hakaret, aşağılama, tehdit ve açık şiddet çağrılarına maruz bırakılmaktadır. i
Demokratik protesto hakkını kullanan, barışçıl gösterilere katılan ya da insani ve vicdani dayanışma gösteren yurttaşlar, etnik kimlikleri veya bu kimlikle kurdukları siyasal, kültürel ve insani bağlar gerekçe gösterilerek dijital linç kampanyalarına ve nefret söylemine hedef olmaktadır. Özellikle sosyal medya ve televizyon yayınlarında Kürt halkına yönelik düşmanlaştırıcı dilin artması, toplumsal barış ve birlikte yaşam açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ile "nefret ve ayrımcılık" suçlarına ilişkin mevcut düzenlemelerin, dijital alanda üretilen ve hızla yayılan nefret söylemi karşısında etkili ve caydırıcı bir koruma sağlamada yetersiz kaldığı uygulamada açıkça görülmektedir. Kürt halkını hedef alan hakaret, aşağılama ve şiddet çağrılarının çoğu zaman soruşturma konusu edilmemesi, cezasızlık algısını güçlendirmekte ve hukukun eşitlik ilkesini zedelemektedir.
Bazı kişi ve çevrelerin nefret söylemini dini referanslarla meşrulaştırmaya çalışarak açık şiddet ve öldürme çağrıları yaptığı örnekler kamuoyuna yansımaktadır. Hiçbir inanç sistemi, bir insanın etnik kimliği nedeniyle hedef alınmasını ve şiddete maruz bırakılmasını meşru kılmaz. Bu tür söylemlerin etkili ve hızlı hukuki yaptırımlarla karşılaşmaması, toplumsal kutuplaşmayı ve şiddet riskini artırmaktadır.
Irkçılık ve nefret söylemi yalnızca bireysel tutumlarla sınırlı olmayıp; medya, yargı, kolluk uygulamaları, ifade ve örgütlenme özgürlüğü alanları dâhil olmak üzere yapısal bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Dijital alanın belli bir kitlenin söylemini kısıtlayan ve belli kitleye dokunmayan bir mecraya dönüştürülmesi ise nefret söyleminin daha hızlı yayılmasına, kalıcılaşmasına ve fiziksel şiddeti teşvik eder hâle gelmesine yol açmaktadır. Bu nedenle dijital nefret söylemiyle mücadele, açık tanımlar, özel düzenlemeler ve etkili yaptırımlar içeren bütüncül ve eşitlikçi bir yasal çerçeve gerektirmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın 2'nci maddesinde yer alan demokratik hukuk devleti ilkesi ile 10'uncu maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi uyarınca, devletin tüm . yurttaşları etnik köken, dil ve kimlik ayrımı gözetmeksizin koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Anayasa'nın 17'nci maddesiyle güvence altına alınan yaşam hakkı, nefret söylemi ve şiddet çağrılarıyla ortadan kaldırılamaz.
Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da etnik kimliğe yönelik nefret söyleminin ifade özgürlüğü kapsamında korunamayacağını; devletlerin bu tür söylemlere karşı etkili cezai ve idari mekanizmalar kurma yükümlülüğü bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu ayrımcı ve nefret temelli uygulamalara ilişkin güncel örnekler mevcuttur. Yıllardır Amedspor'a uygulanan engel ve söylemler, spor alanında kolektif cezalandırma pratiğinin sürdüğünü göstermektedir. Öte yandan Leyla Zana'ya yönelik hedef gösterici söylemler, saç örgüsü nedeniyle yurttaşlara soruşturma, gözaltı ve yaptırımlarla karşı karşıya bırakılması; Kürt kimliğinin kamusal alanda kriminalize edildiğini ortaya koymaktadır. Aynı şekilde Kürt yayıncıların sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri, dijital alanda ifade ve basın özgürlüğünün sistematik biçimde sınırlandırıldığını göstermektedir.
Kürt seçilmişlere, değerlere ve kimliğine karşı yapılan hakaret ve linçlere karşı soruşturma yürütülmemesi, mevcut yasal çerçevenin yetersizliğini açık biçimde ortaya koymuştur. Nefret suçlarıyla mücadele yalnızca yasal düzenlemelerle değil, aynı zamanda insan haklarına dayalı, bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemiyle mümkündür.
Bu Kanun Teklifi ile nefret saikiyle işlenen suçlar açıkça tanımlanacak, korunan gruplar uluslararası standartlara uygun şekilde belirlenecek ve yasal boşlukların giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle, Kürtlere yönelik nefret söylemi ve dijital nefretle etkin mücadele sağlanması hedeflenmektedir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR