Nükleer Düzenleme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/3591 esas numaralı kanun teklifi 12 Mart 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Tahsin Becan (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Tahsin Becan (CHP, Yalova). “Nükleer Düzenleme Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3591, 12 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3591-nukleer-duzenleme-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/30ff4532-86bd-40da-9332-019ce21f3bcd
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleSanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 15/3/2022 tarihli ve 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının "b" bendinde…
5/3/2022 tarihli ve 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının "b" bendinde yer alan "mümkün ve makul olan" ibaresi (o "bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve sözleşmeler kapsamında belirlenmiş" şeklinde değiştirilmiş ve "c" bendinde yer alan "Kurum tarafından belirlenen" ibaresinden önce gelmek üzere "bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve sözleşmeler kapsamında" ibaresi eklenmiştir.
Gerekçe: Halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin radyasyona maruz kalma riskini içeren her türlü faaliyette, maruz kalınabilecek radyasyon dozlarının, taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar çerçevesinde önceden belirlenmesini amaçlamıştır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Halkla İlişkiler Binası 3.Kat No: F-327 Çankaya / Ankara 06543
Gerekçe: Yürütme maddesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Halkla İlişkiler Binası 3.Kat No: F-327 Çankaya / Ankara 06543
Genel gerekçeyi oku (9 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Atom çekirdeği üzerine yürütülen bilimsel araştırmalar sonucunda nükleer enerji teknolojisi gelişmiş ve Devletler tarafından nükleer alanda yasal düzenleme yapma gereği doğmuştur. Üstelik, nükleer enerjinin teknik ve çok boyutlu bir alan olmasından kaynaklanan özelliği nedeniyle, nükleer güç santrallerinin kurulması ve işleyişine ilişkin bu yasal düzenlemelerin hızla gelişen bilim ve tekniğin ışığında güncellenerek yapılmasını gerektirmektedir.
Diğer taraftan nükleer alan, başta insan sağlığı ve çevre olmak üzere; çok boyutlu ve sınır ötesi etkilere sahiptir. Nitekim coğrafyamızda nükleer santrali bulunan, bize komşu iki ülke Ukrayna ve İran'da yaşanan savaşlar dikkate aldığında konunun, gelecek kuşaklar için geri döndürülemez yaşamsal tehlikeleri sebebiyle, her yönüyle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bunların başında nükleer alanın, insan ve halk sağlığına etkileri gelmektedir. Radyasyonun insan sağlığı üzerine etkilerinin birincil sonucu DNA hasarıdır. DNA"daki bağların kopmasına bağlı olarak direkt hasar ve dolaylı hasara sebep olabilir. Bu nedenle ilgili idari otoritelerin kanuni sınırlarının açık ve net bir şekilde belirlemesi, konunun yaşam hakkıyla doğrudan ilgili olması sebebiyle çok önemlidir.
Bu nedenlerle, teklifimizle, yürürlükteki söz konusu Kanun'un 3'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "mümkün ve makul olan en düşük düzeyde" ibaresi ve (c) bendinde yer alan "Kurum tarafından belirlenen" ibareleri açık, nesnel, somut bir ölçüt olmaması nedeniyle değişiklik yapılmasını gerektirmiştir. Öncelikle, radyasyon sınırının mümkün ve makul olan en düşük düzeyde tutulması ve aşılmaması gereken doz sınırının belirlenmesine yönelik idari işlemlerin; kanuna aykırı olmaması için; genel çerçevesinin keyfi uygulamaya yer vermeyecek açıklıkta kanun düzeyinde çizilmesi gerekmektedir. Üstelik ibarelerdeki muğlaklık ve kuruma verilen sınırsız takdir yetkisi, çevresel denge ve uyum bakımından ölçülü olmadığı gibi hiçbir güvence getirmiyor olması nedeniyle, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının etkililiğini ortadan kaldırmaktadır.
İkinci olarak Türkiye'nin bu konuda taraf olduğu birçok uluslararası anlaşmalar ve sözleşmeler vardır. Söz gelimi Atmosferde, Uzayda ve Su Altında Nükleer Silah Testlerini Yasaklayan Anlaşma, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması, Nükleer Maddenin Fiziksel Korunmasına İlişkin Sözleşme, Nükleer Kaza veya Radyolojik Acil Durumda Yardım Sözleşmesi, Nükleer Güvenlik Sözleşmesi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile UAFA - Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı - Arasında NPT ile Bağlantılı Tedbirlerin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma); Akdeniz'in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması (Barselona) Sözleşmesi, Akdeniz'de Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Hareketleri ve Bertarafından Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi (İzmir) Protokolü bulunmaktadır.? Ancak teklifimize konu 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanun'un, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin taraf olduğu anılan Sözleşme ve Antlaşmaların ortaya koyduğu temel ilkelerin aksine kaleme alınması, etki analizlerinin yapılmaması ve uluslararası standartlara uygunluk kriteri de öngörülmemesi büyük bir eksikliktir. Unutulmamalıdır ki uluslararası hukuk; çevre hakkının korunması bakımından Devletlerin taraf olmadığı antlaşmaları dahi Devletler bakımından bağlayıcı kılmaktadır.
? https://www.ndk.org.tr/uluslararasi-anlaşmalar-ve-sozlesme Türkiye Büyük Millet Meclisi Halkla İlişkiler Binası 3.Kat No: F-327 Çankaya / Ankara 06543 Her ne kadar kanunun gerekçesinde "Avrupa Birliği 2013/59/Euratom İyonlaştırıcı Radyasyonun Neden Olduğu Tehlikelere Karşı Temel Korunma Standartları Direktifinin Sinci maddesinde belirtilen ilkelerin (Gerekçelendirme ilkesi, Sınırlama ilkesi, Optimizasyon ilkesi)" sayıldığı ifade edilse de; söz konusu ibareler, muğlak niteliğini muhafaza etmektedir.
Buna ilaveten, her ne kadar nükleer enerjiye dair teknik ve bilimsel bilgiye Türkiye'nin de sahip olması günümüz küresel koşullarında önem taşısa da ülkemizde halihazırda inşaat halinde olan tek nükleer enerji santrali olan Akkuyu?da da benzer hukuki eksiklik görülmektedir. Bu sonucunda sözleşmesi incelendiğinde Türkiye'nin santral üzerinde hiçbir mülkiyet hakkının olmadığı, tesisin işletme süresi dolduğunda Türkiye'ye devrolamayacağı yani tüm sistemi Rus firmanın yapacağı, sahibi olacağı ve de işleteceği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle Akkuyu, egemen bir devletin sınırları içinde olup da bir başka devlete ait olan ve o devlet tarafından işletilen ilk ve tek Nükleer Enerji Santrali olma özelliğini taşımaktadır.
Bu bakımdan nükleer enerji yerine yeşil enerjiye yönelmenin öne çıktığı bir ortamda yeni gelişen teknolojilerle daha risksiz, daha verimli ve daha sağlıklı olan yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih ederek, insan sağlığını ve ekolojik dengeyi tehlikeye düşürmeyecek, nükleer kaza riski yaratmayacak, ülkemizin doğası, tarımı, hayvancılığı, geleceği için en temiz, en çevre dostu projelerle nükleer ve kimyasal silahların bölgemizde ve dünyada yayılmasını önlemek adına yeni politikalar ve bu bağlamda yeni yasal düzenlemeler önceliği olmalıdır.
Sonuç olarak, değişiklik teklifimiz, halkın, çevrenin ve gelecek nesillerin radyasyona maruz kalma riskini içeren her türlü faaliyette, maruz kalınabilecek radyasyon dozlarının, taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar çerçevesinde önceden belirlenmesini amaçlamıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Halkla İlişkiler Binası 3.Kat No: F-327 Çankaya / Ankara 06543 MADDE GEREKÇESİ
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR