Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 4 madde
Kaynak göster
2/1055 esas numaralı kanun teklifi 9 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/1055, 9 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-1055-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/8f1d4475-f44b-4b45-aec5-0188dd3f078f
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleÇevre Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 4 madde
MADDE 12872 Sayılı Çevre Kanunu'nun 28'inci maddesinin 3'üncü fikrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
2872 Sayılı Çevre Kanunu'nun 28'inci maddesinin 3'üncü fikrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Çevreye verilen zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren on yıl sonra zamanaşımına uğrar."
Gerekçe: 2872 Sayılı Çevre Kanunu'nun 28'inci maddesinin 3'üncü fıkrası değiştirilerek çevreyi kirletenin sorumluluğu on yıla çıkarılmıştır. Bu değişiklikle Borçlar Kanunu ile Çevre Kanunu arasında birlik sağlanması hedeflenmektedir.
MADDE 22872 Sayılı Çevre Kanunu'na aşağıdaki madde eklenmiştir.
2872 Sayılı Çevre Kanunu'na aşağıdaki madde eklenmiştir.
"Ek Madde 10- Çevreye verilen zarar nedeniyle açılan davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Açılacak davalarda bilirkişi ve keşif ücretleri, bütçede öngörülen ödenekten Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir.
Gerekçe: 2872 Sayılı Çevre Kanunu'na eklenmesi planlanan Ek Madde 10 ile çevreye verilen zarar nedeniyle açılan davalar her türlü resim ve harçtan muaf tutulmaktadır. Aynı zamanda yargılamada başvurulan keşif ve bilirkişi incelemesi ücretleri de Bakanlık tarafından karşılanarak tüm halkın ortak menfaatinin zarar gördüğü bu ihlallerle mücadele için Devlet desteği sağlanması planlanmaktadır.
MADDE 3Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 4Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (15 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
2872 Sayılı Çevre Kanunu'nun 28. Maddesi "Kirletenin Sorumluluğu" başlığı altında şu şekilde düzenlenmiştir:
"Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludurlar.
Kirletenin, meydana gelen zararlardan ötürü genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğu saklıdır.
Çevreye verilen zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğrar."
Hızla artan dünya nüfusu, plansız sanayileşme ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, verimi artırmak amacıyla kullanılan tarım ilaçları, yapay gübreler ve artan deterjan gibi kimyasal maddelerin kullanımı giderek çevre kirliliğine neden olarak çevre sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak kirlenen hava, su ve toprak canlıların yaşamını olumsuz yönde etkileyecek boyutlara ulaşmıştır.
Genel olarak çevre sorunları, insanların yaşadıkları hayat ortamının doğal yapısını tahrip etmektedir. Bu tahribat yaşamın yoğun olduğu alanlarda daha hızlı, yaşam ve yerleşimin olduğu bölgelerde daha yavaş olmaktadır. Bozulan bu doğal hayat çevre üzerinde yaşayan tüm canlıların yaşamlarını olumsuz yönde etkilemektedir. İnsanlar kendilerine daha rahat ve ferah yaşam koşulları sağlamak için çevreye zarar vermektedirler. Çevreyi, doğayı maalesef tüketilecek bir şey gibi görmektedirler.
Çevreye zarar verenlerin sorumluluğuna ilişkin düzenleme 2872 Sayılı Çevre Kanunu'nun 28. Maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin zararının tazminine ilişkin zamanaşımı beş yıllık sürenin sonunda sona ermektedir. Hükmedilen beş yıllık dava zamanaşımı süresi çok kısa bir süredir. Çevreye zarar vermek bir haksız fiil olduğundan, sorumlu kişilerin Borçlar Kanunu 60. Maddesiyle paralel olarak zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği günden başlayarak bir yıl ve zararı doğuran eylemin işlendiği günden başlayarak on yıl" olarak düzenlenmelidir.
Haksız eylemden doğan tazminat davalarına ilişkin zamanaşımı süresi, Borçlar Yasası'nın 60.maddesi 1 .fıkrasında "zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği günden başlayarak bir yıl ve zararı doğuran eylemin işlendiği günden başlayarak on yıl" olarak açıklandıktan sonra, 2.fıkrada "Tazminat davası, ceza yasaları uyarınca daha uzun süreli zamanaşımına bağlı cezayı gerektiren bir eylemden doğmuşsa, kişisel davaya o zamanaşımı uygulanır." hükmü yer almıştır. Türk tazminat hukuku sisteminin temel prensiplerinden biri eylem suç teşkil ediyorsa, ceza zamanaşımı uygulanacağıdır.
Buna göre, haksız eylemin ceza yasaları gereğince suç niteliği varsa ve ceza yasaları bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse ve bu süreler Borçlar Yasası m.ö0l'deki sürelerden daha uzun ise, tazminat davasına ceza yasasındaki veya Özel yasalardaki daha uzun olan zamanaşımı süreleri uygulanacaktır.
Borçlar Yasası m.60/2.'de genel olarak "ceza yasaları" denilmesine göre, zararlı eylemlere uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanmasında, yalnızca Türk Ceza Ka4Jumif hükümleri değil, başka özel yasalardaki suç niteliği taşıyan eylemlere uygulanacak hükümler de göz önünde bulundurulacaktır. i Borçlar Yasası m.60/2 'deki hükmün anlam ve amacı, öğretide ve yargısal inançlarda, ceza sorumluluğunun hukuk sorumluluğundan daha ağır olduğu, haksız eylemi işleyenin daha ağır sorumluluğu sürerken daha hafif olan sorumluluğunun sona ermesinin doğru olmayacağı, haksız eylem Devletçe izlendiği sürece zarar gören kişilerin tazminat davalarının zamanaşımına uğramasının anlamsız olacağı; ceza davasına katılma yoluyla kişisel hak isteme olanağı bulunmasına göre, bu hakkın hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davasında da korunması gerektiği biçiminde açıklanmış; Yargıtay 7.12.1955 gün 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında: " Ceza davası devam ettiği sürece zarar görenin ceza mahkemesinden tazminat isteyebileceği ve haksız eylemin Devlet tarafından izlenmesi mümkün oldukça tazminat davasını kabul etmemenin anlamsız olacağı" görüşü yer almıştır
Hazırlanan bu kanun teklifin 1. maddesi ile çevreyi kirletenin tazminat sorumluluğu on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Ayrıca tazminat davası, ceza yasaları uyarınca daha uzun süreli zamanaşımına bağlı cezayı gerektiren bir eylemden doğmuşsa, kişisel davaya o zamanaşımı uygulanacaktır. Böylece kanunlar arasında bütünlük, birlik sağlanmış olacak ve bu bütünlük uygulamaya da yansıyacaktır.
Tüketici Kanununda korunan menfaatin tüketicinin menfaati olması ve bu nedenle Tüketici Mahkemelerinde görülen davalarda tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.
Tıpkı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23. Maddesi gibi çevre kirliliği nedeniyle de korunması gereken menfaat tüm vatandaşların menfaatidir. Çevre tüm insanların ortak mirasıdır. Yaşamakta olduğumuz çevre tüm insanların çevresidir. Çevreye verilen zararda da Zarar gören kişi tüm insanlardır. Bu nedenle hazırlanan kanun teklifi ile çevreye zarar verenler hakkında açılan davalar her türlü resim ve harçtan muaf tutulmalıdır. Aynı kapsamda yargılama esnasında başvurulacak olan bilirkişi ve keşif için de ödenmesi gereken ücretler Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca bütçede öngörülecek ödenekten karşılanmalıdır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ve keşif ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilmelidir.
Hak arama özgürlüğü ve kamu yararının ön planda tutulma amacı diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır.
Kamu yaran, temelde kişiye ilişkin değil, kişilerin bir arada yaşayarak oluşturdukları toplumun varlığım sürdürmesine ilişkin bir çıkardır. Toplumun düzeninin temelini oluşturan kişilerin çıkarlarının doğrudan ve dolaylı olarak korunması kamu düzenini oluşturur. Kamu yararının genel toplumsal çıkarları ihtiva etmesi kişilerin haklarının ve mülkiyetleri üzerindeki yetkilerinin sınırlandırılmasını gerektirir. Demokratik siyasal süreçlerde kamu yararıyla kişilerin çıkarları arasında doğrusal bir ilişki kurulmaktadır. Çoğunluğun faydasının en üst düzeye çıkartılması, sosyal adaletin sağlanması ve sosyal adaletin sağlanması amacıyla, kişi çıkarlarının sınırlandırılması kamu yararının temel ilkesidir. Dolayısıyla kamu yararının ön planda tutulduğu bir davada davayı açarken zorlanması kamu düzenine aykırı olacaktır. MADDE GEREKÇELERİ
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR