İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

KANUN TEKLİFİ · 2/3649 KOMİSYONDA

Enfal Katliamının Soykırım Olarak Tanınmasına Dair Kanun Teklifi

2 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 5 madde

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    2 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    İçişleri Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

2 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İmzacıların tamamı (2)İmzacı listesini kapat

İLK İMZA

İlk imza sahipleri

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 5 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 1Türkiye Cumhuriyeti, 1986-1989 yılları arasında Irak Baas rejimi tarafından Irak Kürdistanı'nda yaşayan Kürt…

Türkiye Cumhuriyeti, 1986-1989 yılları arasında Irak Baas rejimi tarafından Irak Kürdistanı'nda yaşayan Kürt halkına karşı sistematik olarak yürütülen Enfal Harekâtı'nı, soykırım olarak tanır.

MADDE 2Türkiye Cumhuriyeti, Enfal Soykınmı'nda hayatını kaybedenleri anmak ve soykırımın toplumsal hafızada yer…

Türkiye Cumhuriyeti, Enfal Soykınmı'nda hayatını kaybedenleri anmak ve soykırımın toplumsal hafızada yer bulmasını sağlamak amacıyla, her yıl 14 Nisan gününü "14 Nisan Enfal Soykırımını Hatırlama Günü" olarak kabul eder.

MADDE 3Bu kanun hükümleri, Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili kamu kurum…

Bu kanun hükümleri, Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yerine getirilir.

MADDE 4Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Genel gerekçeyi oku (7 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

1. 5 Nisan 2026 NO: 1839974 :

Orta Doğu halklarının son yüzyılda tanıklık ettiği en büyük insanlık suçlarından biri, 1986-1989 yılları arasında Irak Baas rejimi tarafından Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen Enfal Soykırımıdır. Bu süreçte Irak Kürdistanı'nda yaşayan Kürt halkı, Saddam Hüseyin'in emriyle, sistematik bir biçimde bombalanmış, kimyasal silahlarla hedef alınmış, toplu katliamlara maruz bırakılmış, köyleri yakılıp yıkılmış, zorla yerinden edilmiş ve kitlesel mezarlara gömülmüştür. 'Enfal Harekâtı' adı altında yürütülen bu saldırılar, açıkça bir halkın kimliğini, varlığını ve yaşam hakkını ortadan kaldırmayı hedeflemiş; genç, yaşlı, kadın, erkek, çocuk demeden yaklaşık 200 bine yakın insan katledilmiş, 4.500'ün üzerinde köy yakılmış, 1 milyondan fazla insan mülteci durumuna düşürülmüş, okul, cami, hastane gibi sivil yapılar dahi bombalanarak yıkılmıştır. Enfal Harekatı, sadece bir askeri operasyon değil; etnik temizlik ve soykırım suçunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bir devlet terörüdür.

Bu saldırıların zirve noktası, 16 Mart 1988'de Halepçe'de gerçekleşmiştir. Irak ordusu, bu Kürt kentine karşı kimyasal silahlar kullanarak, aralarında bebeklerin de bulunduğu 5 binden fazla sivili bir günde katletmiştir. Bu, modern tarihin en ağır sivil katliamlarından biri olarak kayda geçmiştir. Irak Yüksek Ceza Mahkemesi, 1 Mart 2010 tarihinde Enfal Harekatı'nın bir parçası olan Halepçe Katliamı'nı resmen soykırım olarak tanımış, Irak Parlamentosu ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi Meclisi de bu kararı benimsemiştir. Ayrıca İngiltere, Isveç ve Norveç parlamentoları, Enfal Harekâtı'nı 'Kürt soykırımı' olarak tanımış ve bu insanlık suçunu resmen mahkum etmiştir. Saddam Hüseyin rejimi döneminde yaşanan bu korkunç suçlar, uluslararası hukuk açısından soykırım tanımını tüm yönleriyle karşılamakta, sivillere yönelmiş sistematik ve kasıtlı saldırılar üzerinden tanımlanan insanlığa karşı suçların en somut örneklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Enfal Soykırımı, sadece Irak Kürtlerinin değil; Türkiye, İran ve Suriye'de yaşayan Kürtlerin de ortak hafızasında yer eden, halklar arası barışın ve ortak yaşamın inşası önünde hâla etkisini sürdüren büyük bir travmadır. Her yıl 14 Nisan, Enfal'de katledilenleri anma günü olarak kabul edilmektedir. Bu tarihte, Kürt halkı hem hayatını kaybedenleri anmakta hem de bu tür suçların bir daha yaşanmaması için adalet ve tanınma talebini yükseltmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin, Kürt halkının tarihsel olarak maruz kaldığı bu soykırımı tanıması, yalnızca bir ahlaki sorumluluk değil, aynı zamanda tarihsel yüzleşmenin ve onarıcı adaletin temel bir adımı olacaktır. Türkiye, Enfal'i soykırım olarak tanıyarak, Kürt halkıyla ilişkilerde demokratikleşmenin ve hakikatin önünü açacak; bölgedeki halklar arası eşitlik ve barış zemininin güçlenmesine katkıda bulunacaktır.

Bugün bölge halkları benzer insanlık suçlarıyla yeniden karşı karşıya kalmaktadır. Enfal'de yaşananlar gibi saldırılar artık gizlenememekte; uluslararası hukukta ve halkların vicdanında mahkûm edilmektedir. İnsanlık suçları işleyen iktidarlar, er ya da geç bu suçlardan dolayı tarihe kara bir leke olarak geçmekte, adalet karşısında yargılanmaktadır.

Bu gerekçelerle, Enfal Soykırımı'nın Türkiye tarafından resmen soykırım olarak tanınması yönündeki bu kanun teklifimiz, toplumsal adaletin tesisi, halklar arası barışın güçlendirilmesi ve Türkiye'deki çok kimlikli toplum yapısının demokratikleşmesi açısından yaşamsal bir adımdır. Bu kanun teklifinin kabulü, Türkiye'de toplumsal barışın güçlendirilmesi ve farklı toplumsal kesimler arasında karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesi açısından önemli bir adım olacaktır. Enfal'de yaşananların resmî olarak tanınması, geçmişte meydana gelen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesi ve adalet duygusunun güçlendirilmesi bakımından tarihsel bir sorumluluğun yerine getirilmesi anlamına gelmektedir. Bu adım, ortak hafızanın onarılmasına katkı sunarak, eşitlik temelinde bir arada yaşama iradesini pekiştirecek ve demokratikleşme sürecine olumlu yönde etki edecektir., Bununla birlikte, Enfal Soykırımı'nın tanınması Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrara katkı sunma kapasitesini de güçlendirecektir. Geçmişte yaşanan acıların açık biçimde kabul edilmesi, bölge halkları arasında güven ilişkilerinin gelişmesine ve diyalog zeminlerinin güçlenmesine hizmet edecektir. Bu yaklaşım, yalnızca tarihsel bir hakikatin teslim edilmesi değil, aynı zamanda benzer insanlık suçlarının tekrarının Önlenmesine yönelik güçlü bir irade beyanı olarak, barış ve adalet temelinde bir gelecek inşasına katkı sağlayacaktır.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam