İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/416 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 2 TEM 2018 KOMİSYONDA

12 Eylül 1980 Darbe Sürecinin Yol açtığı Mağduriyetlerin Giderilmesine İlişkin Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 14 madde

Kaynak göster

2/416 esas numaralı kanun teklifi 2 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “12 Eylül 1980 Darbe Sürecinin Yol açtığı Mağduriyetlerin Giderilmesine İlişkin Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/416, 2 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-416-12-eylul-1980-darbe-surecinin-yol-actigi-magduriyetlerin-giderilmesine-iliskin-kanun-tekli (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/42f329b1-d531-41de-9bb2-0188d91d72e4

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 14 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 1Türkiye Cumhuriyeti Devleti; 12 Eylül 1980 darbesini; demokrasiye, hukuka ve millete karşı yapılmış bir…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; 12 Eylül 1980 darbesini; demokrasiye, hukuka ve millete karşı yapılmış bir hareket olarak kabul eder.

Devlet; uygulamaları, sonuçları ve yol açtığı gerek kişisel, gerekse toplumsal yıkımlar nedeniyle 12 Eylül 1980 darbe sürecinde madden ve manen zarar görmüş tüm kişilerden ve ailelerinden özür diler.

Gerekçe: Genel Gerekçe doğrultusunda düzenlemedir.

MADDE 2Devlet, hukuken kanıtlanmış ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde; yeterli verilerle desteklenmiş bir…

Devlet, hukuken kanıtlanmış ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde; yeterli verilerle desteklenmiş bir neden olmaksızın 12 Eylül 1980 darbe rejimi kararları,işlemleri ve uygulamaları nedeniyle, idam cezasının infazı dâhil, yaşamlarını,beden bütünlüklerini,akıl ve vücut sağlıklarını yitirmiş olanlara, (evveliyetle ölenlerin halefterine) işkence görenlere, suçsuz olduğu halde tutukluluk hali nedeniyle işini yitirenlere, siyasi düşünceleri,dini inançları ve etnik kökenleri gibi sebeplerle her türlü haksız uygulama ile maddi ve manevi zarar görenlere maddi ve manevi tazminat öder.

Gerekçe: Teklifin 2. Maddesi ile 12 Eylül 1980 rejiminin haksız ve hukuksuz uygulamaları nedeniyle maddi ve manevi zarar görenlerin idareye veya yargıya başvuru imkânı sağlanarak zararlarının giderilmesi öngörülmüştür.

MADDE 3Bu kanun kapsamında maddi ve manevi zarar gördüğünü iddia eden kişi ya da halefleri bu kanunun yürürlüğe…

Bu kanun kapsamında maddi ve manevi zarar gördüğünü iddia eden kişi ya da halefleri bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ya doğrudan adliye mahkemelerinde Başbakanlık aleyhine dava açarak ya da önce İdareye ( Başbakanlık) başvurarak bu kanun kapsamında olaylardan gördüğü maddi ve manevi zararın saptanarak ödenmesini talepte bulunma hakkına sahiptir.Şu kadar ki zararın ödenmesi için doğrudan dava açılmayıp önce idareye başvurulması ve hak sahibinin de, idarenin kararını kabul etmemesi halinde;idarenin kararının tebliğinden itibaren 2 ay içinde hak sahibinin dava açmak hakkı saklıdır.

Gerekçe: Maddi ve manevi zarar görenlerin başvuru ve dava hakkı düzenlenmektedir.

MADDE 4Zarar görenin veya haleflerinin, bu Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını ve miktarını…

Zarar görenin veya haleflerinin, bu Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını ve miktarını belirremek için Başbakanlığa yapılacak başvurular üzerine bir ay içinde Başbakanlığa bağlı bir zarar tespit komisyonu kurulur. Komisyon;Başbakan ve ilgili bakanlar tarafından görevlendirilen Başbakanlık, Adalet,İçişleri, Maliye Bakanlıkları müsteşar yardımcılarından birer kişi, Türkiye Barolar Birliğinin en az 10 yıllık avukatlar arasından görevlendireceği bir kişi,Türk Tabipler Birliğinin doçent ya da profesör akademik kariyere sahip üyeleri arasından görevlendireceği bir kişi ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca görevlendirilen bir uzman kişi olmak üzere yedi üyeden oluşur. Başbakanlık müsteşar yardımcısı komisyon başkanıdır.

Gerekçe: Zarar tespit komisyonu kurulması öngörülmektedir.

MADDE 5Komisyon, doğrudan kendisi ya da bilirkişi incelemesi yaptırarak öncelikle başvuranın bu kanun kapsamına…

Komisyon, doğrudan kendisi ya da bilirkişi incelemesi yaptırarak öncelikle başvuranın bu kanun kapsamına giren bir zararının bulunup bulunmadığını, şayet bir zararı varsa; zararın miktarı tespit eder.

Komisyonca zararın miktarı, zarar görenin beyanı, adli, idari ve askeri mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle,hakkaniyete ve adalete uygun: biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.

Gerekçe: Zarar tespitinin yapılmasına ilişkin ilkeler belirlenmiştir.

MADDE 6: Komisyonun kararı, karar tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde hak sahibine tebliğe çıkarılır. Hak…

: Komisyonun kararı, karar tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde hak sahibine tebliğe çıkarılır. Hak sahibi, komisyon kararını kabul etmediği taktirde; bu kanun kapsamında maddi ve manevi zarar görüp görmediğinin ve zararın miktarının tespiti ve ödenmesi için komisyon kararının tebliğinden itibaren 2 ay içinde Adliye Mahkemelerinde Başbakanlık aleyhine dava açma hakkına sahiptir. Komisyon kararına ve belirlediği tazminat miktarına itiraz edilmemesi halinde, komisyonun belirlediği miktar, karar tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde hak sahibine ödenir.

Gerekçe: Komisyonun kararlarına karşı yargı yoluna başvurulabilmesine olanak sağlanmaktadır.

MADDE 7Komisyon, zarar görenlerce yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren bir…

Komisyon, zarar görenlerce yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlamak zorundadır.

Komisyon, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından başvuru konusu ile ilgili her türlü bilgi ve yardımı isteyebileceği gibi, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanları bilirkişi olarak da görevlendirebilir. Komisyon, gerekli gördüğü uzmanları çalıştırabilir veya bunlardan görüş alabilir.

Gerekçe: Komisyonun başvuruları 1 yıl içinde sonuçlandırması ile bilirkişi yardımı ve uzman çalıştırılmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

MADDE 8Komisyon salt çoğunlukla toplanır ve kararlar,toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla alınır. Komisyon…

Komisyon salt çoğunlukla toplanır ve kararlar,toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla alınır. Komisyon üyelerine ödenecek ücret,Komisyonun çalışma esas ve usulleri, komisyona başvurularda takip edilecek usuller,cana, vücut bütünlüğüne ve mala yönelik zararların tespiti,uğranılan zararları sulh yoluyla karşılayacak safi miktarların belirlenmesi,ödemenin şekli, tutarı ve çalışma gücü kaybı oranlarının tespitine ilişkin esas ve usuller ile diğer hususlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir.Ancak zararın ve tazminatların belirlenmesinde Türk Sorumluluk Hukukunun ölçütlerine ve uygulamalarına aykırı davranılamaz

Gerekçe: Komisyonun toplantı ve karar yeter sayısı ile yönetmelikle düzenlenecek hususlar, zararın ve tazminatın belirlenmesinde gözetilecek esaslar belirlenmiştir.

MADDE 9Bu kanun kapsamındaki maddi ve manevi tazminat ile diğer tüm ödemeler, Başbakanlık bütçesine bu amaçla…

Bu kanun kapsamındaki maddi ve manevi tazminat ile diğer tüm ödemeler, Başbakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten karşılanır.

Gerekçe: Yurttaşların 12 Eylül Darbesi ile ortaya çıkan zararlarının karşılanması için Başbakanlık bütçesine ödenek konulması öngörülmektedir.

MADDE 10Devlet 12 Eylül mağdurlarına ödediği tazminat için, 12 Eylül rejiminin kurucu ve uygulayıcıları ile zararı…

Devlet 12 Eylül mağdurlarına ödediği tazminat için, 12 Eylül rejiminin kurucu ve uygulayıcıları ile zararı doğuran her bir somut olayda hukuka aykırı uygulamanın tarafı olan kişi ve kamu görevlilerine rücu eder. Rücu görevinin yapılmaması halinde Rücu görevini yerine getirmeyenler, sorumlu olup, ödenen miktar rücu görevini yerine getirmeyenlere dahi rücu olunur.

Gerekçe: Devletin 12 Eylül mağdurlarına yaptığı yasal tazminat ödemelerinin 12 Eylül 1980 rejiminin kurucu ve uygulayıcılarına yasal yoldan rücu edilmesi amaçlanmaktadır.

MADDE 11Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, nihai işlem sonucunun ilgiliye tebliğine kadar genel hükümlere göre…

Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, nihai işlem sonucunun ilgiliye tebliğine kadar genel hükümlere göre dava açma sürelerini durdurur.

Gerekçe: İdareye yapılan başvurunun dava açma sürelerini durdurması öngörülmüştür.

MADDE 12Bu Kanun gereğince yapılacak tebligatlar hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak…

Bu Kanun gereğince yapılacak tebligatlar hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, tebligatın memur vasıtası ile yapılması esastır.

Gerekçe: Tebligata ilişkin düzenlemedir.

MADDE 13Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Gerekçe: Yürürlük maddesidir.

MADDE 14Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Gerekçe: Yürütme maddesidir.

Genel gerekçeyi oku (7 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Türkiye üzerinden 30 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen 12 Eylül Darbesi'nin izlerini hâlâ üzerinden atabilmiş değildir. 1970'li yılların. ortasından itibaren toplum, sağ ve sol şeklinde tam ortasından ikiye bölünmüştü. Ülkenin büyük kesiminde Sıkıyönetim olmasına rağmen olaylar önlenemiyor ve ülkenin tümünde kan gövdeyi götürüyordu. Her gün sağ ve sol görüşlü kişiler öldürülmekle kalınmıyor, kimi zaman 1 Mayıs 1977 ve 16 Mart 1978 de olduğu gibi katliamlarla insanlar toplu şekilde öldürülüyordu. İşte böylesine karanlık ve sisli ortamda aydınlar, bilim adamları, sendikacılar, gazeteciler, vb. toplumun önderleri başta olmak üzere toplumdaki sağ ve Sol tarafta bilinen önemli kişiler de namluların hedefi oluyordu. Ülkede yaşanmakta olan bu durumu gerekçe gösteren Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Eylül 1980 tarihinde yönetime el koymuş, Devlet Başkanlığı görevini üstlenen Kenan Evren'in Başkanlığında beş Generalden oluşturulan Milli Güvenlik Konseyi, Süleyman Demirel hükümetini görevden almış, tüm siyasi partileri ve TBMM'ni feshetmiş, Anayasa'yı da yürürlükten kaldırmıştır. e Milli Güvenlik Konseyi, tüm yasama ve yürütme yetkisini bir elde toplayarak, başta DİSK ve Barış Derneği olmak üzere, hak arama mücadelesinde, hukuk devletinin ve barışın savunulmasında toplumsal ve demokratik direnç odağı olan demokratik kitle örgütlerinin yöneticilerini tutuklatmış, bu örgütlerin yönetimlerine ve mülklerine el koydurmuş, siyasi partilerin genel başkanları, yöneticileri ve milletvekillerinin bir kısmını tutuklatırken, önemli bir kısmını da her hangi bir yargı kararı da olmadan, güvenlik gerekçesiyle "zorunlu ikamet"e tabi tutmuştur.

12 Eylül 1980 Askeri darbesi, ülkemizde hala onarılmayan derin yaralar açmıştır. Bu dönemde binlerce yurttaşımıza ağır işkenceler yapılmıştır. Yüzlerce yurttaşımız öldürülmüş, binlerce yurttaşımız sakat kalmıştır. Olağanüstü yargılama yetkisine sahip Sıkıyönetim Mahkemeleri ardı ardına idam kararları vermiş ve bu olağanüstü mahkemelerde olağanüstü yöntemlerle verilen idam kararları, kimi davalarda olduğu gibi yargısal sürecin tamamlanması dahi beklenilmeden yangından mal kaçırır gibi TBMM de yürürlüğe konulmasına dair kanunlar çıkartılarak alelacele infaz edilmişlerdir. 12 Eylül 1980 döneminden sonra sıkıyönetim askeri mahkemeleri, özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesinden aldıkları güç ve cesaretle sağ ve sol görüşlü kişiler hakkında daha fazla ve daha hızlı idam kararları vermeye başlamış, hukuksuzluk ve keyfilik olağan yargılama yöntemi haline gelmiş,1972'den beri fiilen uygulanmayan idam cezaları, Milli Güvenlik Konseyinin baskısıyla hızla gerçekleştirilmiştir. Siyasi nitelikli eylemleri gerekçe gösterilerek verilen idam karalarının sayısı hızla artmıştır. 12 Eylül 1980 tarihinde askeri darbe ile başlayan dönemde 517 kişiye idam cezası verilmiş, 259 kişinin idam cezası kararı Yargıtayca onanmış ve 50 kişinin idam cezası, infaz edilmiştir. 12 Eylül arkasında rakamlarla ifade edilemeyecek kadar derin bir acı bırakmıştır.

6 Kasım 1981'de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) kuruldu. Bundan sonra 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2301 ve 2766 sayılı kanunla değişik maddelerince özellikle solcu olduğu düşünülen 71 Üniversite personeli YÖK tarafından görevlerinden uzaklaştırıldı. O dönemdeki Genelkurmayın açıklamalarına göre toplam 4891 kamu personeli görevden alınmış ve 38 profesör, 25 doçent, 10 yardımcı doçentin 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu gereğince görevlerine son verilmiştir.

Bu görevden almaların yanı sıra binlerce insanın görev yeri değiştirilerek sürülmesi sağlanmıştır. 12 Eylül döneminde yapılan bu haksız ve hukuksuz uygulamaların onarılması için günümüze kadar hala herhangi bir işlem yapılmamıştır.

Eğer iddia edildiği üzere küresel demokrasinin 21.yüzyıldaki evrimi ve standartları, darbenin her çeşidine mani ise, geçmişin darbe geleneği ile örülmüş bir sistemin gerçek ve sağlıklı dönüşümü için darbelerin sorgulanması da kaçınılmaz bir koşuldur. Kaldı ki; ülkemizde bir takım kanaat önderleri, referandum sonuçlarına bakarak, Türkiye'nin siyaseten ikiye bölündüğü kanaati yaymaya çalışırken, bilerek ya da bilmeyerek asıl gerçeğin(referandum sürecinde Türkiye'de darbelerin sorgulanması için gereken toplumsal ve siyasal mutabakatın hiç olmadığı kadar güçlendiği gerçeğinin) üstünü örtmektedir. Nitekim referandumda Anayasa değişikliğine verilmiş "evet" oyları da "hayır" oyları da esasen 12 Eylül'le hesaplaşma arzusu ve iradesiyle verilmiş oylardır. Referandumda "evet" diyenler, hükümetin "12 Eylül'le hesaplaşma" söylemine inandıkları için "evet" demişler, hayır diyenler de, bu söylemin samimiyetine inanmadıkları için "hayır" demişlerdir. 12 Eylül'le gerçekten hesaplaşmak isteyen bir siyasi iktidar için önlerine altın bir tepside sunulmuş böylesine büyük bir toplumsal mutabakat vardır. Şimdi, referanduma "12 Eylül'le hesaplaşma" söylemiyle girip 12 Eylül mağdurlarından büyük oy toplayan ve onlara karşı:'borçlanan siyasi iktidarın samimiyet sınavı başlamıştır. Bu samimiyet sınavın ilk sorusu ise işbu kanun teklifimizdir.

12 Eylül süreci; Cumhuriyetin demokratik birikimlerini 1961 reformunun özgürlükçü tüm dönüşümlerini yok etmiş ve Türk insanının adeta 50—60 yılını çalmıştır. Bundan daha da önemli olarak; zaman içinde ortaya çıkan birçok kanıt ve itiraflar ışığında bugün kamuoyundaki yaygın kanaat, 12 Eylül 1980 darbesinin gerekçesi olarak ileri sürülen "parlamenter sistemin zafiyeti ve ülke çapındaki siyasi ve kanlı terör olayları"nın, esasen darbeyi haklı ve meşru kılmak üzere planlanmış, emperyalizm kökenli kontrgerilla eylemleri olduğu şeklindedir. Yine bugün toplumsal kabul gören ağır iddia odur ki;12 Eylül darbesinin,demokratik ve parlamenter sistem içinde topluma kabul ettirilemeyen, Dünya Bankası, IMF projesi olan 24 Ocak 1980 Ekonomik kararlarının,başta sendikalar ve demokratik kitle örgütleri olmak üzere tüm toplumsal muhalefetin zaptu-rapt altına alınarak, hayata geçirilmesi amacıyla yapıldığıdır. Bu nedenle 12 Eylül rejimini hukuk sınırları içinde sorgulamak ve bu rejimle — hesaplaşmak bir demokrasi koşulu olduğu kadar; emperyalizmle hesaplaşmanın da bir koşuludur. Geçici 15.maddeyi Anayasa değişikliği | ile yürürlükten kaldırmış toplumsal irade, böyle bir sorgu ve hesaplaşma ile tamamlanmadıkça bu konuda hiçbir şey yapılmış sayılmaz.

"Bu gerekçe ve tespitler ışığında bir ilk adım olmak üzere Teklif,12 Eylül sürecinin insanlarımız ve toplum üzerinde yol açtığı tahribatın devletçe de kabulü ve özrü anlamına gelmek üzere, 12 eylül 1980 darbe mağdurlarının uğradıkları maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından tazmini yoluyla gidermeye yönelik yasal bir düzenlemeyi içermektedir.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam