6100 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/979 esas numaralı kanun teklifi 9 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “6100 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/979, 9 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-979-6100-sayili-hukuk-usulu-muhakemeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/15ccb18e-5093-43a7-853f-0188dd2d121b
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 16100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 46. Maddesinin 1. Fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve…
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 46. Maddesinin 1. Fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin 3. Fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
"MADDE 46: (1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak aleyhlerine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması. "
Gerekçe: 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yapılacak değişiklik ile; hakimlerin yargısal görevlerini icraları sırasında kusurlu davranışları nedeniyle zarara uğrattıkları kişilerin doğrudan hakimler hakkında tazminat davası açabilmesi ve İdare aleyhine dava açıldıktan sonra hakimlere rücu edilmesi hususunda yapılan düzenleme yerine daha caydırıcı nitelikte olması dolayısıyla muhatabının hakimlerin bizzat kendilerinin olması amaçlanmıştır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (10 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Hakim, hiç bir kamu görevlisine tanınmamış yetkilerle donatılmış kişidir. O, devletin, toplumun yargı gücünü elinde bulunduran, bireyin tüm hak ve özgürlükleri üzerine son sözü söyleyen kişi olarak hemcinsini yargılamaktadır. Bir yanda devlet gücünü, otoritesini elinde bulunduran kişi yani hakim varken, diğer yanda elinde soyut olarak "adil yargılanma hakkından başka gücü olmayan" hak arayan kişi veya kişiler bulunmaktadır.
Oniki Levha Kanunu'nda dahi devlet hizmetinde bulunan Magistraların görevlerini ihmal etmeleri suç sayılmıştır. Ülkemizde, son senelerde, yargıya karşı giderek artan ve kamuoyu araştırmalarıyla da ortaya çıkan güvensizliğin en önemli nedenlerinden biri yargıda yansızlık kavramının aşınmaya uğramasıdır.
Demokratik bir toplumda mahkemelerin kişiye vereceği güven duygusu önemlidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, pek çok kararında "adaletin yerine getirilmesi yeterli değildir, aynı zamanda yerine getirildiğinin özellikle yargılananlarca görülmesi gerekir" yerleşmiş öz değişine yer vererek, yansızlığın nesnel açıdan önemi ve dışlanmazlığını ortaya koymuştur.
Diğer yandan, ülkemiz açısından da bir iç hukuk kuralı durumuna gelmiş bulunan İnsan Hakları Avrupa Sözlemesi' nin 6. maddesi bireyin "yansız bir yargı önünde yargılanmasını" bir insanlık (kişilik) hakkı olarak kabul etmiştir. Bu nedenle yansızlık ilkesinin ağır ve açık bir biçimde çiğneyen hakim hakkında manevi tazminat davası açılmasının olanaklı olduğu da unutulmamalıdır.
Hakimlik bir meslek memurluğu olup, derece memurluğu değildir. Bu nedenle ancak kurallara uygun bir şekilde yapılan atama ile mesleğe girebilirler ve "Hakim" sıfatını kazanırlar. 1982 Anayasamızın 140. maddesinin başlığı "Hakimlik ve Savcılık Mesleği"dir. Aynı maddenin ikinci fikrası "Hakimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler" demektedir.
Hakimler bağımsızdırlar; hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında hakimlere emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Bu durum yarginın bağımsızlığının bir sonucudur. Adalet ancak bağımsız ve yeterli bilgi birikimine sahip insanlar eliyle dağıtılabilir. Aksi bir durum adaletten söz edilemeyecek bir ortamı doğurur.
Kamu hizmetlerinin işleyişine hakim olan ilkelerden biri de disiplindir. Kamu fonksiyonunu ifa edenler, bu fonksiyonun gerektirdiği şekilde hareket etmek, bunu zamanında ve fonksiyonun sınırları içinde kalmak sureti ile yerine getirmek zorundadırlar.
Diğer bütün kamu personeli gibi hakimler de gerek idari gerekse yargısal görevleri nedeniyle verdikleri zararlardan sorumludurlar. Demokratik bir toplumda mutlak sorumsuzluk olamayacağından mevzuatımızda hakimlerin sorumlulukları ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi bir gerekliliktir.
Hakimlerin hem idari hem de yargısal görevleri bulunmaktadır. İdari görevlerini yaparlarken üçüncü kişilere verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları diğer kamu görevlileri gibidir. İdare aleyhine dava açıldıktan sonra hakimlere rücu edilmesi hususunda yapılan düzenlemeden ziyade yargısal görevleri nedeniyle verdikleri zararlar içizZTezMigğk ni Ya Ha e. AN muhattap gösterilerek tazminat davası açılabilmesine ilişkin yasal düzenleme daha caydırıcı ve amacına uygun olacaktır.
Bu Kanun Teklifim ile; hakimlerin yargısal görevlerini icraları sırasında kusurlu davranışları nedeniyle zarara uğrattıkları kişilerin doğrudan hakimler hakkında tazminat davası açabilmesi ve muhatabının hakimlerin bizzat kendilerinin olması dolayısıyla maddenin amacına uygun olarak daha caydırıcı bir niteliğe bürünmesi hedeflemiştir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR