Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)
Gaziantep Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 788 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulkadir Ateş (CHP), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 788 kelime.
Abdulkadir Ateş (CHP, Gaziantep). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-ates-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2004 yılı bütçesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce, Sayın Livaneli, kültür yönüyle konuyu ele aldı; ben, biraz turizm yönüyle konuyu ele almak istiyorum. Maalesef, Sayın Livaneli'nin söylediği, turizmin, kültürü hegomonyası altına alması durumu doğru değil; bu birleşmeyle birlikte, hem kültür gitti hem turizm gitti; iki taraf da şikâyetçi.
Şimdi, turizmin ne kadar önemli olduğunu çeşitli kereler, yazılı basında, görsel basında, burada, komisyonlarımızda hep konuşuyoruz; ama, bugün turizmimiz, Türk turizmi, turizm sektörü çok önemli bazı sorunlarla karşı karşıya ve Kültür ve Turizm Bakanlığı içerisinde bu sorunların çözümüne ilişkin yapılanlar veya yapılması gerekenler ve içerisinde bulunduğumuz sorunları, ben, dört başlık altında, sizlere, kamuoyuna sunmak istiyorum.
Birinci konumuz; turizm sektörü, bugün, bir kriz yaşamaktadır. Bu kriz, bildiğiniz gibi, terörü önlemek iddiasıyla başlatılan Irak savaşıyla son bir yıl içerisinde başlamış; ama, bu savaş, terör olgusunu, tüm dünyada zaman zaman daha geniş boyutlarda ortaya çıkarma sonucunu doğurmuştur. Bununla birlikte ikinci bir kriz daha ortaya çıkmış; SARS hastalığı dediğimiz hastalık; yine, dünya turizmini ve dolayısıyla Türkiye turizmini vurmuştur. Bu da hemen geçer geçmez, arkasından İstanbul'da meydana gelen bombalama olaylarıyla birlikte, maalesef, turizm sektörümüz, daha da önemli sorunlar ve krizler içerisine yuvarlanmıştır ve terör korkusu psikolojisi, bugün, dünya turizminde de, Türkiye'de de, Türkiye pazarlarında da, turizm pazarlarında da maalesef devam etmektedir.
Daha önceki krizlerden bu krizin çok önemli bir farkı -bunu, geçen mayıs ayında da söylemiştik- bu terör korkusunun uzun bir süre devam edeceği doğrultusundaydı. Nitekim, maalesef, bu gerçekleşmektedir ve bugün de devam etmektedir. Bu saldırılar, terör korkusunun kalıcı hale gelmesi, hakikaten üzerinde ciddiyetle, ama çok ciddî olarak durulması lazım gelen bir konudur ve kısa sürede de çözüleceğe benzemiyor.
Turist potansiyelinin yarısından fazlasını sağlayan beş önemli pazarda, Almanya, Amerika, İngiltere, Fransa ve Rusya'da, bugün, potansiyelimiz ve etkinliğimiz giderek zayıflamakta; özellikle Amerika ve İngiltere başta olmak üzere, bu ülkelerden turizm beklentilerimiz oldukça zayıf gözükmektedir. Yine, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Japonya ve Avrupa'nın birçok ülkesinde, Türkiye'ye seyahatle ilgili, o ülkelerin dışişleri bakanlıkları uyarılarda bulunmaktadır, bulunmuştur. Bunun birkaç tanesi bunu geri almış olmakla birlikte, bu kararlar kaldırılsa bile, artık, insanların kafasında, turizm tüketicisinin kafasında yer etmiş bulunuyor. Bu konuda da ciddî bir önlem alınamamış; böyle bir karar ortaya çıkmadan önce gerekli tedbirlere başvurulamamıştır. İptaller devam ediyor. Bazı büyük kongreler -ki, bunların hazırlıkları beş altı yıl önce başlamıştır- şu anda iptal edilmiştir. Hatta, genellikle kış kampı için İstanbul'a gelen Avrupa futbol takımları, bu rezervasyonlarını da iptal ettirmiş bulunmaktadır. Sektör zor durumdadır; ama, krize rağmen, başarı edebiyatı yapılmaya devam edilmektedir maalesef.
Bakanlığın, bu bütçe görüşmelerinde, gerek komisyonda gerek burada gerek dağıttığı yazılı metinlerde, bu konuya ilişkin, devam eden krize ilişkin çözüm önerileri, bu krizi telafi etmeye yönelik hangi araçları, hangi politikaları kullanacağına ilişkin bir tek kelime yok. Diğer bir deyişle, ekonominin, kalkınmanın bel bağladığı turizm, kendi kaderine terk edilmiş, bu kriz ortamında ne yapacağını bilmez durumdadır.
İstanbul'daki otellerin doluluk oranı, bugün, yüzde 15-20'ler dolayındadır. Yine, aynı şekilde, sivil havacılık sektörümüzdeki firmalar birer birer iflas noktasına gelmiştir; havaalanlarından uçaklarını kaldıramamak durumundadır. Yine, aynı şekilde, hediyelik eşya satan turizmciler telefon etmektedir. Tur operatörlerinde otobüs şoförleri, bir aydan beri bir tura çıkamadığından yakınmaktadır; ama, hükümetimizden, bu konuda turizmle sorumlu teşkilatımızdan tık çıkmamaktadır. Bunu kabul edebilmek mümkün değildir. Bu konuda ciddî önlemlerin alınması, adımların atılması lazım gelir. Pembe gelişme edebiyatları yaparak bu sorunun çözülemeyeceğine inanıyorum.
Bu ülkede 35-40 milyar dolarlık turizm yatırımı vardır. Bu yatırımların bu şekilde sahipsiz bırakılması, katiyetle kabul edilebilecek bir durum değildir. Susarak bu sorunu çözemezsiniz. Gerçekdışı pembe tablolarla da bunun telafisi mümkün değildir.
Değerli milletvekilleri, turizm sektörü, terör krizi dışında ikinci bir krizi daha yaşıyor; o da bakanlıkların birleştirilmesiyle ilgili ortaya çıkan krizdir. Bakanlıkların birleştirilmesi, gerçekten, bir talihsizlik olmuştur. Turizm Bakanlığı, kurulduğundan bu yana iki kez Kültür Bakanlığıyla birleştirilmiş ve bundan, ikisinden de, bu son defa da dahil olmak üzere, pişmanlık duyulmuştur. Kırk yıllık bakanlık ömründe kırkbir kez bakan değişmiştir. Böylesi önemli bir sektörün bu şekilde dışlanması, teşkilatlanmasına, etkin hale gelmesine fırsat verilmemesi, büyük bir hatadır diye düşünüyorum.
Özellikle böylesi bir kriz döneminde iki bakanlığın birleştirilmesiyle birçok değerli bürokratın kendi can derdine düşmesi nedeniyle, bakanlıkta, turizm teşkilatında bir moral bozukluğu ve bir verimsizlik başını almış gitmektedir. Bunun tipik örneğini, Sayın Bakanın konuşma metninde de görebilirsiniz. Turizm sektörünün çok önemli iki genel müdürlüğü, Tanıtım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünün 2003 yılı faaliyet raporu sadece yirmi satırdan ibarettir, yirmi satır; ki, bu iki genel müdürlük, Türkiye'nin bugün sahip olduğu 660 000 turizm yatağını gerçekleştiren iki genel müdürlüktür. Ne oldu bir yıl içerisinde; bu iki büyük genel müdürlük birleşince, yirmi satırlık bir faaliyet raporu ortaya çıkabiliyor. Bunu kabul etmek mümkün mü?! İşte verimsizlik, işte çalışamamanın tipik örneği budur.
Diğer genel müdürlükler farklı mı; hayır, aynı şekilde... 2003 yılı turizm sektörümüz açısından kayıp yılı olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 22 Aralık 2003