Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemler hk. (s.s.1061)
Kütahya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 86. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Nisan 2006 · 899 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdullah Erdem Cantimur (AK Parti), 11 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI GİRİŞİMCİLERCE HOLDİNG ADI ALTINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN İZİNSİZ HALKA ARZ YOLUYLA TASARRUF SAHİPLERİNİN MAĞDURİYETİNE YOL AÇILMASININ NEDEN VE SONUÇLARIYLA BU SÜREÇTE SPK'NIN SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK. (S.S.1061)); konuşma 899 kelime.
Abdullah Erdem Cantimur (AK Parti, Kütahya). “Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemler hk. (s.s.1061)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 11 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullah-erdem-cantimur-22-2006-04-11-bazi-girisimcilerce-holding-adi-altinda-gerceklestirilen-izinsiz-halka (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin önergeleriyle, geçmiş yıllar içerisinde bazı girişimcilerin holding adı altında gerçekleştirdikleri izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte SPK'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun yapmış olduğu çalışmalar ile Araştırma Komisyonu sonuç raporu üzerinde, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yaklaşık dört ay süren bir zaman içerisinde, Araştırma Komisyonu Başkanı ve üye milletvekilleriyle birlikte sürdürdüğümüz çalışmalarımız, başta Meclis Araştırması Komisyonunda olmak üzere, yurt içinde ve yurt dışında temaslar şeklinde yapılmıştır. Bu süreçte, 78 holding, şirket yöneticileri dinlenmek üzere komisyona çağrılmış, bunlardan 44 tanesine ulaşılamayarak çağrı mektupları geri gelmiştir.
Çalışmalar süresince 24 toplantı yapılmış, yapılan toplantılarda bazı ticaret ve sanayi odası başkanları, 2 eski ve yeni Sermaye Piyasası Kurulu başkanı, çağrımıza cevap veren ve komisyonumuza bilgi vermek isteyen holding ve şirket yöneticileri, yine, komisyonumuza müracaat ederek bilgi vermek isteyen mağdurlar ile mağdur dernekleri temsilcileri ve Almanya, Belçika, Avusturya ve Hollanda'da yurt dışındaki vatandaşlarımızla toplantılar düzenlenerek çok detaylı bir çalışma yapılmıştır.
Özellikle komisyonun kuruluş amacının özünde neyin olduğunu kısaca ifade etmek gerekirse, öncelikle, bu holdinglerin izinsiz halka arz yapmalarının araştırılması, bu arz neticesinde, yurt içinden ve yurt dışından sayıları 400 000'i bulan vatandaşlarımızın hangi saiklerle para yatırdıklarının ortaya konulması, tasarruf edip paralarını bu şirketlere yatıran insanımızın mağduriyetinin giderilebilmesi için ne gibi çözüm önerilerinin bulunabileceği, SPK'nın bu süreç içerisinde, görevini ilgilendiren konularda ne gibi çalışmalar yaptığı hususları ana hatlarıyla komisyonumuzun çalışma alanını oluşturmuştur.
Yapılan çalışmalarda görülmüştür ki, bu holdinglerin veya şirketlerin bir kısmı halen faaliyetlerine devam etmektedir, bir kısmına ise ulaşmak bile mümkün olamamıştır.
Faiz dışında gelir getiren alanlara yatırım yapmak isteyen, ancak, malî piyasaları ve alternatif yatırım araçlarının getirilerini yakından takip edecek bilgi birikimine sahip olmayan veya malî piyasaları takip edemeyecek olan ve ellerindeki paraları, yıllarca, altın ve gayrimenkul gibi çok verimli olmayan alanlarda değerlendirmeye çalışan özellikle yurt dışındaki vatandaşlarımız, tasarruflarını, söz konusu holding ve şirketlere yatırmışlardır.
Vatandaşlarımızın para yatırmalarındaki en önemli etkenler: Faizsiz kazanç olması, ülkemizde yatırımların artması, yüksek oranda kâr payı verilmesi ve istedikleri zaman paralarını kendilerine geri verme taahhüdünün olmasıdır. Söz konusu şirketlerin yüzde 30'lara varan yüksek oranda kâr payı taahhüt etmeleri ve paralarını istedikleri zaman alabileceklerini ifade etmeleri, bir süre, bu zincirin bu şekilde devam etmesini sağlamış, hatta, şirketlerin daha fazla para toplamalarının yolunu açmıştır.
Bu şekilde çok fazla para toplanmaya başlayınca birçok şirket kurulmuş ve bu kurulan şirketler de, özellikle yurt dışındaki vatandaşlarımızdan para toplamaya başlamışlardır. Şirket sayısı arttıkça, şirketler arasında, daha fazla kâr taahhüdünde bulunup daha fazla para toplamanın, âdeta, bir yarışı başlamıştır.
Şirketler tarafından toplanan bu sıcakpara, bir yandan kâr payı olarak ortaklara dağıtılırken bir yandan da çok verimli olmayan alanlara yatırım yapılmaya başlanmıştır.
Başlangıçta iyi niyetlerle kurulan, ülke kalkınmasında gerçekten önemli bir rol oynayan, istihdamı artıran bu şirketlerin kâr payı yarışı, verimli olmayan alanlara yatırım yapılması ve gerçek bilanço kârlarının dağıtılması yerine toplanan paralardan kâr payı dağıtılmaya başlanması şirketlerin malî yapılarını bozmuş, sıcakpara girişinin bitmesiyle de, söz konusu şirketlerin bir kısmı çalışamaz duruma gelmiş, bir kısmı ise küçülme yoluna gitmek zorunda kalmıştır.
Kurulmuş olan bu zincir, esasen, sıcakpara girişinin devam etmesi halinde devam edebilecek; ancak, bir süre sonra, yine de, tıkanacak bir zincirdir. Bir şirkete ortak olmak, bu şirketin faaliyetlerinden doğan kâr payını almak, şirketin hissesini üçüncü bir kişiye satmak elbette mümkündür; ancak, istendiği zaman şirketteki hissenin şirket tarafından alınması veya paranın ortağa ödenmesi, yasal olarak elbette ki mümkün değildir, ancak, borsada işlem gören şirketlerin hisselerinin borsada işlem görmesi ve alınıp satılması mümkündür.
Sisteme sıcakpara girişinin olduğu bir dönemde -yanlış da olsa- işleyen bu sistem, ortakların paralarını geri almak istemeleriyle tıkanan bir sistemdir. Kaldı ki, ortak paralarının arsaya, makineye, hammaddeye bağlandığı düşünülürse, şirket veya holding bu paraları nasıl verecektir? Elbette ki, hem yasal olarak hem de şirketlerin malî yapısı açısından, bu, mümkün değildir.
Komisyon çalışmaları sırasında, holdinglere para yatıran vatandaşlarımızın ciddî ölçüde mağduriyet yaşadıklarını ve meseleye çözüm bulunmasını istediklerini; vatandaşlarımızın birçoğunun yirmi otuz yıllık veya bir ömür birikimlerini kaybetmekle kalmadıkları, birçok vatandaşımızın, geleceklerini ipotek altına alarak, bankalardan çekmiş oldukları kredileri holdinglere verdiklerini; vatandaşlarımızdan bazılarının, holdingler tarafından toplanan paraların bir kısmını devletin kendilerine ödemesini, bir kısmının şirketlerin tasfiye edilerek geriye kalanın kendileri arasında pay edilmesini, bir kısmının ise paralardan vazgeçtiklerini, ancak paraları toplayanların hak ettiği cezayı çekmelerini istediklerini, vatandaşlarımızın bir kısmının ise "kâr-zarar ortaklığı olarak paramızı verdik, zarar ettiyse biz de zarara ortağız" dediklerini müşahede etmiş bulunmaktayız.
Toplanan paraların miktarı da dikkate alındığında, yürürlükteki mevzuatın yetersiz olması sebebiyle, izinsiz halka arzla yeterince mücadele edilemediği de bir gerçektir. Özellikle 4616 sayılı Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun, kişiler hakkında açılan kamu davalarının tamamının ertelenmesine sebebiyet vermiştir. Bunun sonucu olarak, izinsiz halka arz suretiyle fon toplama faaliyetini sürdüren şahıslar hakkında cezaî tedbirler uygulanamadığından, daha fazla fon toplanmıştır.
Holding veya şirketlerin sermaye artırımlarının belli bir usulü vardır. Sermaye artırımı ve hisselerin halka arzı için SPK'dan izin alınması ve alınan izin çerçevesinde halka arzın gerçekleşmesi gerekmektedir; ancak, görülmektedir ki, şirketlerin halka arzda izin almamaları, alınsa bile, fon toplama işinin 365 gün yapılıyor olması, halka arz esnasında belli oranlarda kâr taahhüdünde bulunulması, istenildiği anda paraların kârlarıyla birlikte geri verilebileceğinin sözlü olarak taahhüt edilmesi, şirketlerin SPK kaydına uygun hareket edemeyeceklerinin en önemli göstergelerinden bir tanesidir. Nitekim, SPK kaydında olan holdingler hakkında, kayda girdikten sonra dahi, bu nedenlerle defalarca suç duyurusunda bulunulmuştur.
Komisyonumuzun görev alanı 1990'lı yıllardan günümüze kadar yüzlerce şirketi ilgilendiren, yüzbinlerce vatandaşımızın para yatırdığı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 11 Nisan 2006