Türk ticaret bankası (6/78,79) seka (6/92,93,94) tütün (6/120,121) ve akp genel başkanının yurtdışı gezileri hk (6/101,105)
Sivas Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 1. yasama yılı · 18 Şubat 2003 · 529 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdullatif Şener (AK Parti), 18 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET BANKASI (6/78,79) SEKA (6/92,93,94) TÜTÜN (6/120,121) VE AKP GENEL BAŞKANININ YURTDIŞI GEZİLERİ HK (6/101,105)); konuşma 529 kelime.
Abdullatif Şener (AK Parti, Sivas). “Türk ticaret bankası (6/78,79) seka (6/92,93,94) tütün (6/120,121) ve akp genel başkanının yurtdışı gezileri hk (6/101,105)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-22-2003-02-18-turk-ticaret-bankasi-6-78-79-seka-6-92-93-94-tutun-6-120-121-ve-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)Ben, sayın milletvekillerine teşekkür ediyorum; ancak, şu cümleyle başlamak istiyorum net ve anlaşılır olsun diye: Sayın Genel Başkanımızın katılmış olduğu bu yurtdışı gezilerinin masrafı, giderleri parti bütçesinden karşılanmıştır -soru önergesine verdiğim cevap çerçevesindeki kısmı- ve bu giderlere ilişkin olarak hiçbir kamu kuruluşunun bütçesinden veya ödenek faslından hiçbir şey ödenmemiştir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, net, açık, yapılan giderler tamamıyla, katılanların konumuna göre ya kendi özel bütçelerinden karşılanmıştır veya -parti, partiyi temsil edenlerin giderleri de- parti bütçesinden karşılanmıştır.
Diğer taraftan, ben, bu vesileyle şunu ifade etmek istiyorum: Zaman zaman insanlar farklı kelimeler kullanabilirler, farklı şeyleri söylediklerini düşünebilirler; ama, birbirinden farklı şeyleri söylediğini zannederken bile, bazen, görürüz ki, ortak kaygılar dile getirilir. Aslında, bu konu etrafında, Sayın Akdemir ile Sayın Arıtman'ın yaklaşım tarzıyla diğer milletvekillerimizin yaklaşım tarzında farklılıklar yok. Hepimiz siyasetin şeffaf olmasını istiyoruz, siyasetin belli kurallar içerisinde yürümesini bekliyoruz. Hukuk devleti ilkeleri dairesinde, tüm kurulların, kurumların, kanunların, Anayasanın kendilerine vermiş olduğu yetkiler ve sorumluluklar çerçevesinde hareket etmesini istiyoruz. Bu ortak kaygımızın bir somut alanına dökülmesi şeklinde ifade edilen soru önergelerinde de, ben, vurguyu bu genel kaygılarınıza yönelttim cevaplandırırken. Burada, Mecliste, farklı düşünen kimse olduğunu zannetmiyorum. Elbette, siyasetin masrafları, harcamaları, gelirleri, giderleri şeffaf olmalıdır; elbette, hukuk devleti ilkesine herkes uymalıdır. Bizi bu Mecliste var kılan şey, nokta, zaten, hukuk devleti ilkesine duyduğumuz inançtır. Keyfîlik demokrasilerde olamaz, hukuk devletinde olamaz ve herkesin yetkisi bellidir, sorumluluğu bellidir.
Bu çerçeve içerisinde değerlendirecek olursak, soru önergelerindeki "yetkisi olmadığı halde bazı uluslararası toplantılarda bulunmuştur" gibi ifadelere katılamadığımı ifade edeceğim. Siyasî partilerin ne olduğu, hangi işlevlere sahip bulunduğu, hangi organlardan meydana geldiği, Anayasada, Siyasî Partiler Kanununda ve diğer kanunlarda belirlenmiştir.
Bu yurtdışı seyahatler de, Anayasa ve yasalara uygundur. İktidardaki bir partinin genel başkanının, elbette, dış seyahatler yapması, dış seyahatlerde görüşmeler yapması doğaldır, hukuka uygundur, hukuk zeminine uygundur, hukukun çerçevesine ve sınırlarına uygundur. Ancak, burada şunu hassasiyetle belirtmem gerekir ki, Türkiye'de, ülkemizi bağlayan kararların hangi organlarda, ne şekilde alınacağı da bellidir. Türkiye, bir hukuk devletidir ve bu hukuk devleti kavramı içerisinde de, herkesin her konuda yetkili olduğunu düşünebilmek mümkün değildir. Nitekim, Türkiye'nin dışpolitikayla ilgili karar alması gereken noktalar vardır; içpolitikayla ilgili kararlar değişik organlarda alınmaktadır; ama, her kararın hangi organda alınacağı, neticeye bağlanacağı da Anayasada veya yasalarda belirlenmiştir. Örneğin, Irak olayları üzerinde, yurtdışına asker gönderme veya asker kabul etme gibi bir konunun, Anayasamızda açıkça belirtildiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisinde olduğu, hepimizin bildiği bir konudur. Bir başka noktada, bir başka mercide, bir başka makamın, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına böylesi bir konuda karar alması mümkün değildir.
Dolayısıyla, temaslar ayrı şeydir, kararlar ayrı şeydir. Dış seyahatleri, birtakım kararların alındığı, bağlandığı yerler gibi algılamak, bana kalırsa, çok sağlıklı değildir. Elbette milletvekillerimiz de dış seyahatlere gitmektedirler, dış görüşmelerde bulunmaktadırlar; Meclisin ilgili komisyonları var, bu komisyonlar da dış seyahatlerde bulunmaktadır; burada, değişik yabancı yetkililerle özel veya genel temaslarda bulunmaktadırlar, görüşmeler yapmaktadırlar; ama, bu milletvekillerimizin yapmış olduğu görüşmeleri, temasları bir karar gibi nitelemek kimsenin de hatırına gelmemektedir. Türkiye adına, dışpolitikamız adına veya içpolitikamız adına bir yerlerde kararlar alınacaksa, bu yerlerin nereler olduğu, kararı kimlerin alabileceği yasalarımızda, Anayasamızda zaten belli olduğuna göre, bu noktada bir tereddüte düşmenin doğru olduğu, sağlıklı olduğu kanaatinde değilim. Bunu, özellikle belirtmek istiyorum ve teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 18 Şubat 2003