Türk medeni kanunu'nun kabul edilişininin yıldönümü münasebetiyle
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 1. yasama yılı · 18 Şubat 2003 · 1.220 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 18 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK MEDENİ KANUNU'NUN KABUL EDİLİŞİNİNİN YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 1.220 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Türk medeni kanunu'nun kabul edilişininin yıldönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-02-18-turk-medeni-kanunu-nun-kabul-edilisininin-yildonumu-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Keleş'in de belirttiği gibi 17 Şubat 1926 günü kabul edilen Türk Medenî Kanununun 77 nci Yıldönümü. 77 yıl önce, Türkiye, Türk Kanunu Medenisini kabul etmiş, böylece Büyük Atatürk'ün cumhuriyetle beraber yürürlüğe koymaya çalıştığı çağdaşlaşma ve modernleşme projesinde bir önemli adımı atmıştır.
Değerli milletvekilleri, medenî kanunlar, insan hayatını doğumdan ölüme, hatta doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar kapsayan kanunlardır. Bu süre içinde insan hayatıyla ilgili bütün hukukî ilişkiler, medenî kanunların konusunu oluşturmaktadır. Böylece, kişinin, hak sahibi olarak hukuk dünyasına gelmesi, nişanlanması, evlenmesi, çocuk sahibi olması, mal mülk edinmesi, mirasçı ve miras bırakan olması, hep medenî kanunların içinde düzenlenmektedir. İnsan hayatının her yönünün düzenlendiği medenî kanunlar, bu nitelikleri, bu kimlikleriyle hukuk birliği ve ulusal birlik üzerinde de birleştirici bir rol oynamaktadır.
Şüphesiz, kanunların da bir ömrü vardır, bir eskime durumu söz konusudur. Aradan geçen 77 yıllık zaman içerisinde, dünyada aile hukukunu, kadın erkek eşitliğini, çocuk haklarını yakından ilgilendiren önemli gelişmeler olmuştur. Özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra, Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurulmasıyla kadın-erkek eşitliğinin her düzeyde sağlanması yolunda önemli sözleşmeler imzalanmıştır. 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve 1950 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini temel alan bu sözleşmeler arasında, 1979 yılında kabul edilen Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesiyle, 1989'da kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi, bu gelişmelerin somut birer hukukî belgesi olmuştur. İşte, uluslararası sözleşmelerde de ifadesini bulan tüm bu gelişmelerin, kadın erkek eşitliği, çocuğun korunması, zayıfın korunması ilkeleri ışığında, Medenî Kanuna yansıtılması sonucunda hazırlanan yeni Türk Medenî Kanunu 1 Ocak 2002'den itibaren yürürlüğe girmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tarihî yıldönümünde, Türk Kanunu Medenisinin özellikleriyle ilgili birkaç hususu belirtmek istiyorum. Her şeyden önce, yeni Türk Medenî Kanunu, sistematiği itibariyle önceki kanunun devamı niteliğindedir.
Yine bir başlangıç devamında, kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku gelmektedir.
Yeni Türk Medenî Kanunu, sistematiği itibariyle eskisinin benzeri olduğu gibi, esas itibariyle konuların sıralanışı da aynıdır. Tabiî, arada, farklı ya da eski Türk Kanunu Medenisinde bulunmayan yeni konular da vardır. Bunlar, gerek kişiler hukukunda gerek aile hukukunda gerek miras gerek eşya hukukunda rastladığımız konular ve kurallardır. Mesela, mal rejimleriyle ilgili hükümler, hemen hemen tamamıyla değişmiştir. Diğerlerinde ise, kısmî değişikliklerle birlikte madde numaraları değişmiş; ama, temel ilkeler korunmuştur.
Yeni Türk Medenî Kanunu, daha önce sözünü ettiğimiz uluslararası gelişmelerin yanı sıra, Türkiye'de yetmişbeş yıl içerisinde meydana gelen değişiklikleri de bir anlamda yansıtmaktadır. Ayrıca, her vatandaşın kolayca anlayabileceği bir dille yazılmıştır.
Kişiler hukuku kitabı, Anayasamızda ve insan hakları belgelerinde, insan hakları kavramını önplana çıkaran anlayışı yansıtmaktadır. Kişiler hukukunda, kişinin hakları, çağımızın anlayışına uygun olarak daha güçlü bir biçimde vurgulanmış; insanın kişiliği, eski Türk Kanunu Medenisinde olduğu gibi, sağ doğmak kaydıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren başlamaktadır. Aynı anlayış, insanlar tarafından oluşturulan tüzelkişiler için de geçerlidir.
Bu arada, dernekler ve vakıflar, eski Türk Kanunu Medenisine göre daha geniş bir düzenlemeye kavuşturulmuş, derneklerin kuruluşu, organları, derneklere üyelik, üst kuruluşlar olarak federasyonlar ve konfederasyonlar, yurt dışında çalışma, yabancıların Türkiye'de dernek kurması ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Böylece, insanların çeşitli amaçları gerçekleştirmek için kurdukları dernekler ve vakıflar, yeni Türk Medenî Kanununda daha sağlam temellere oturtulmuştur.
Aile hukuku, yeni Türk Medenî Kanununun en çok değişikliğe uğrayan bölümüdür. Bu değişiklikler, kadın ve erkeğin eşit haklara kavuşturulması biçiminde özetlenebilir. Kadın-erkek eşitliği, konuşmamın başında da ifade ettiğim uluslararası sözleşmelerin bir yansıması olarak düzenlenmiştir. Böylece, yeni Türk Medenî Kanunu, her şeyden önce, eski Türk Kanunu Medenisinde "karı-koca" olarak adlandırılan ve evlilik dediğimiz birliği oluşturan insanların eşitliğine dayanmaktadır. O nedenle, yeni Türk Medenî Kanunu, onlardan, artık "karı-koca" olarak söz etmiyor "eşler" olarak söz ediyor. Eşler arasında hiçbir ayırım gözetmeksizin, her ikisi için eşit haklar, eşit yükümlülükler, eşit sorumluluklar getiriyor.
Evlenme yaşıyla başlayan eşitlik, aile hukukunun her alanında devam etmektedir. Evlenecek çiftler, içlerinden herhangi birinin oturduğu yerdeki evlendirme memuruna başvurarak evlenme isteklerini bildirebileceklerdir. Evlendikten sonra da tamamıyla eşit haklara, eşit yükümlülüklere ve eşit sorumluluklara sahip olacaklardır. Her ikisinin evlilik birliğindeki rolleri aynıdır, aralarında herhangi bir üstünlük söz konusu değildir. Evlilik içinde yetkileri ve sorumlulukları aynıdır; çocukların yetiştirilmesinde, eğitiminde aynı görevlere sahiptirler, ailenin geçimini sağlamakta aynı sorumlulukları taşımaktadırlar. Şimdi, her iki eş aynı yetkiye sahiptir. Borçlardan da her iki eş birlikte sorumludurlar.
Bütün bunlar, yeni bir anlayış olarak, İkinci Dünya Savaşından sonra dünyanın her tarafında, özellikle Avrupa'da güçlü bir şekilde ifadesini bulan kadın-erkek eşitliğinin bir yansımasıdır. 2001 yılında Anayasanın 41 inci maddesinde yapılan değişiklikle ailenin eşler arasında eşitliğe dayandığı vurgulanmıştır. Bu düzenleme yapılmadan önce, Türk Medenî Kanunu Tasarısı, zaten, bu eşitlik ilkesine göre hazırlanmış idi.
Yeni Türk Medenî Kanununda kadın-erkek eşitliğini tam olarak gerçekleştirmek bakımından atılan en önemli adım ise, yasal mal rejimleridir. Eski Türk Kanunu Medenîsinde üç mal rejimi vardı; yasal mal rejimi olan mal ayrılığı, seçimlik rejimler olarak mal birliği ve mal ortaklığı. Yeni Türk Medenî Kanunu bunların sayısını dörde çıkarmıştır. Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, malların paylaşılması anlamında değil, hem ortaya konulan emeğin, evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlama yolunda çaba olduğu hem de onun sonuçlarının her iki eşe ait olduğu anlamında bir felsefenin ifadesidir.
Bu arada, hem mal rejimlerinde hem miras hukukunda işletmelerin bütünlüğünü koruyan hükümlere yer verilmiştir. Tarım alanında miras yoluyla arazilerin bölünmesi, verimsiz, küçük işletmeleri ortaya çıkarmaktadır. Yeni kanunda, eski Türk Kanunu Medenisine oranla daha geniş düzenlemelerle, işletmelerin, bu arada, tarımsal işletmelerin bölünmesini, parçalanmasını önleyici hükümler getirilmiştir.
Aile hukukunda doğum itibariyle çocuklar arasında fark yaratılması artık sona ermiştir. Bu, hem Anayasanın hem Çocuk Hakları Sözleşmesinin gereğidir. O nedenle, eski Türk Kanunu Medenisinde yer alan nesebi sahih olan-nesebi sahih olmayan çocuklar ayırımı kaldırılmıştır. Evlilik dışında doğmuş olsa dahi, her şeyden önce çocuğun anayla olan soybağı bellidir; ama, ondan sonra da, evlenmeyle, tanımayla ya da hâkimin hükmüyle, bu çocuğun, evlilik içerisinde doğmuş çocukla aynı haklara sahip olması için gerekli önlemler ve düzenlemeler yapılmıştır.
Yeni Türk Medenî Kanununda, evlat edinme kolaylaştırılmış, evlat edinmede, özellikle çocuksuz ailelerin bu arzularını karşılayan düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde yer almış, vesayet konusunda da yeni hükümler getirilmiştir.
Yukarıda sözü edildiği üzere, yeni Türk Medenî Kanununda aileyi koruyucu hükümler getirilmiştir; zaten aile hukukundaki bütün hükümlerde de bu düşünce vardır.
Aile hukukunun başarıyla uygulanması, Türkiye'de aile mahkemelerinin kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bakanlığımızca hazırlanan aile mahkemeleri kanunu tasarısı kanunlaşarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Aile mahkemeleri, aile hukukundaki yeni düzenlemelerin uygulanmasında önemli bir göreve sahip olacaktır.
Bu anlayış, yeni Türk Medenî Kanununda ülkemizin geleneklerine uygun olarak şimdiye kadar mevcut yasal mirasçılar yanında, amca, dayı, hala ve teyzenin de belirli durumlarda yasal mirasçı olarak kabul edilmesini gerekli kılmıştır; fakat, miras bırakanın tasarruf olanağı genişletilmiştir. Bu anlamda, saklı pay ya da eski terimle mahfuz hisse miktarlarını azaltan hükümler genişletilmiştir. Ayrıca, sağ kalan eşin, miras nedeniyle mağdur olmaması için gerekli düzenlemeler yapılmış ve böylece bu konuda önemli adımlar atılmıştır.
Değerli milletvekilleri, yeni Türk Medenî Kanunu, Türkiye'de, 1926 yılından itibaren gerçekleştirilen hukuk alanındaki yenileşmelerin ve çağdaşlaşmaların önemli adımıydı. Aradan geçen zaman içerisinde vaki eksiklikler, uygulamadan doğan aksaklıklar ve uluslararası sözleşmelerle kabul ettiğimiz hususlar bu kanunî düzenlemelere yansıtılmıştır. Şüphesiz, yürürlük tarihiyle ilgili bazı sıkıntılar vardır. Böylesine köklü düzenlemelerin söz konusu olduğu yasalar uygulama sırasında bazı eksiklikleri, bazı aksaklıkları da tabiî olarak çıkaracaktır. Bunları düzeltmek de, hiç şüphesiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, hepimizin görevidir. Zaten, yalnız Türk Medenî Kanununda değil cumhuriyetle beraber Türkiye'de uygulamaya konulan Türk Ceza Kanunu başta olmak üzere, Türk Ticaret Kanunu, İcra İflas Kanunu, Borçlar Kanunu da dahil olmak üzere, temel yasalarda, bu yıl içerisinde, öyle zannediyorum ki, çok önemli değişimler yaşanacak ve güncelleştirmeler sağlanacaktır. Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinin katkısının çok önemli olduğunu bu vesileyle ifade etmek istiyorum.
Bu düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 18 Şubat 2003