İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

4207 sayılı tütün yasası uygulamaları hk.

Abdullatif Şener

Sivas Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 34. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Şubat 2003 · 927 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdullatif Şener (AK Parti), 19 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4207 SAYILI TÜTÜN YASASI UYGULAMALARI HK.); konuşma 927 kelime.

Abdullatif Şener (AK Parti, Sivas). “4207 sayılı tütün yasası uygulamaları hk”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-22-2003-02-19-4207-sayili-tutun-yasasi-uygulamalari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kocaeli Milletvekilimiz Nevzat Doğan Beyin 4207 sayılı Yasa çerçevesinde yapmış olduğu konuşma gerçekten önemlidir; çünkü, sigara, tütün, ilk ortaya çıktığı günden bugüne kadar, sürekli tartışılmıştır.

Günümüzde de bazen romantik üsluplar içerisinde, şairane ifadelerle tütün üzerine söylenen sözler varsa bile, artık, kimsenin tartışmadan kabul ettiği nokta, sigaranın zararlı bir nesne oluşudur. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İçenler mi, içmeyenler mi alkışlıyor?! (AK Parti sıralarından alkışlar)

Her ne kadar, Ahmet Arif gibi bazı şairlerimiz tütün üzerine ince sözler söylemişlerse de, "yanar da verir kendini dostun dudağına" gibi etkili ifadeler kullanmışlarsa da, belirttiğim gibi, artık, olay, romantik, ince, şairane sözlerin ötesinde, reel olarak, gerçeklerle değerlendirilmelidir diye düşünüyoruz.

Günümüzde, sigaranın sağlığa zararlı olduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Biraz önce, sayın milletvekilimiz, değişik rakamlarla bunu ifade etmiştir.

Belki, birkaç yüzyıl öncesinde sigara tartışılsaydı çok farklı şeyler de söylenebilirdi. Nitekim, Amerika Kıtasının keşfinden sonra, 16 ncı Yüzyılda, tütün, Osmanlı Devletine girmeye başlamıştır ve tütün Osmanlı Devletine girdikten sonra, toplumda, birkısım insan tütün içerken, bir kısmı yadırgamıştır.

Tütünün ülkemize ilk girdiği bu dönemleri anlatan büyük Türk düşünürü Kâtip Çelebi, vaktiyle Kültür Bakanlığı tarafından basılmış bir kitabının büyük bir bölümünü tütüne ayırmıştı ve o dönemde, Osmanlı din bilginlerinin tütünü nasıl yorumladıklarını, nasıl değerlendirdiklerini uzun uzun anlatmıştır. Kimi "tütün içmek doğru değildir" demiş, kimi "tütün içmek yanlış değildir" demiş. Fakat, bu uzun bölüm, sonunda şöyle bir cümleyle bitiyordu; diyordu ki Kâtip Çelebi: "Tütün içmek doğru değildir diyen bilginlerin hiçbiri tütünü içmez, tütün içmek yanlış değildir diyen bilginlerin hepsi de tütünü içer." Belirttiğim gibi, bu, 16 ncı Yüzyıla ait bir tartışmadır. O günlerde, bugünkü tıbbî gelişmeler henüz olmadığı için, tütünün veya sigaranın sağlığa yönelttiği tehlikeler bilinmiyordu, sadece bir keyif aracı olarak algılanıyordu; ama, bugün, sayısız zararlarının bulunduğu, hatta, belki, henüz literatüre geçmeyen, bilinmeyen zararlarının da olabileceği ifade edilmektedir.

Bu kesin bilgi sebebiyledir ki, vaktiyle çok yaygın tiryakiliklerin bulunduğu Batı toplumlarında sigaradan korkunç bir kaçış vardır. Batı ülkelerinde, Amerika Birleşik Devletlerinde sigara içenlerin oranı çok düşmüştür, son derece azalmıştır. Bunun ötesinde, sigara içmeyi mümkün kılacak alanlar daralmıştır; insanlar, sigara içebilecek yerler, alanlar bulmakta güçlük çekmektedirler; hatta, bazı ülkelerde, otellerde, kendi odanızda bile sigara içmeniz mümkün değildir; ama, Batı'daki bu gelişime karşın, dünyadaki sigara aleyhtarı kampanyalara karşın, Türkiye, gerçekten -biraz önce Değerli Milletvekilimiz Nevzat Doğan Bey ifade ettiler- dünyada çok fazla sigara içilen ülkelerden biridir. Avrupa'daki oranlara göre değerlendirildiğinde de, en fazla sigara içilen ülke konumundadır.

Bu gerçekten hareket ederek, en azından, sigara içenlerin içmeyenleri tehdit etmesini engellemek maksadıyla, 7.11.1996 tarihinde 4207 sayılı Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmiştir. O dönemde, biz de bu Meclisteydik ve Meclisin büyük bir kabulüyle, mutabakatıyla, bu kanun Meclisten geçmiştir ve yürürlüğe girmiştir. Daha önce, özellikle şehirlerarası otobüslerde, genel, vatandaşın bulunduğu, çocukların, bebeklerin bulunduğu alanlarda yaygın bir şekilde içilen sigara, bu kanunun yayımından sonra pek çok yerde içilmez hale gelmiştir. Bu, müspet bir gelişme olmuştur.

Aslında, kanunun amacı, kişileri ve toplumu tütün ve tütün mamullerinin zararlarından korumak olarak belirlenmişti ve 2 nci maddesinde de tütün ve tütün mamullerinin içilmesinin yasaklandığı durumlar ve yerler tek tek belirlenmekteydi; 3 üncü maddede de tütün ve tütün mamullerinin isim, marka veya alametler kullanılarak, her ne surette olursa olsun reklam ve tanıtımının yapılması, kullanımının özendirilmesine yönelik kampanyaların düzenlenmesi ve 18 yaşından küçüklere tütün mamulleri satışı yasaklanmaktaydı. Yasaklanmaktaydı diyorum; ama, ilk çıktığı güne vurgu yapmak için bunu söylüyorum. Halen, bu kanun yürürlüktedir ve bu yasaklar da devam etmektedir.

Yine, bu kanun çerçevesinde, sigara paketlerinin üzerine de "sağlığa zararlıdır" ibaresi yazılmıştır.

Geriye dönüp, o günden bugüne kadar meydana gelen uygulamalara baktığımızda, söz konusu kanun, amacı ve içeriğiyle son derece olumlu ve iyi niyetli yasaklar getirmiş; halen, birçok Avrupa ülkesinde uygulanmasına çalışılan düzenlemeler, bu kanunda yer almıştır. Ancak, iki ana başlık altında toplayacağımız yetersizlikleri sebebiyle, maalesef, istenilen düzeyde bir uygulamanın sağlanamadığını da söyleyebiliriz. Nedir onlar?..

Birincisi, tütün mamullerinin içilmesinin yasaklandığı yerlerde, uyarıya rağmen tütün mamulleri içen kimselere uygulanacak para cezası, kanuna göre, ancak, o yerin en büyük mülkî amiri tarafından verilebilmektedir. Dolayısıyla, cezanın kimin tarafından uygulanacağı belirlenirken "bu cezayı, o yerin en büyük mülkî amiri uygular" denildiğinde, fiilen ceza uygulanamaz hale getirilmektedir. Cezanın uygulanamaz hale gelişi ise, pratikte önemli sorunlar meydana getirmektedir ve neticede de, kanunun öngördüğü tedbirler aksamaktadır.

İkincisi, tütün mamullerinin isim, marka ve alametler kullanılarak, her ne suretle olursa olsun reklam ve tanıtımının yapılması, bunların kullanılmasını teşvik ve özendirici kampanyaların düzenlenmesi yasak olmasına rağmen -biraz da bana bağlı olduğu için demeyeyim; ama, gerçekten, fiilen de durum odur. Burada, Tekel İdaresini bunun dışında bırakıyorum- pek çok sigara üreticilerinin, değişik yöntemlerle, kanundaki bu yasağı delmeye çalıştıkları da görülmektedir. Kanunda reklam yasağı var. Bu yasağa, bir kamu kuruluşu olduğu için Tekelin uyuyor olması da yeterli değil. Türkiye'ye giren, Türkiye'de üretilen çok değişik sigaralar var, firmalar var ve bu yasak, kanundaki maksadı dışında, değişik yöntemlerle, vasıtalarla aşılmaktadır, delinmektedir ve en bilinen şekilleriyle de, süpermarketlerdeki markaları çağrıştıran logolar, dağıtım arabalarındaki renk çağrışımları, restoran ve bar gibi yerlerde yapılan tanıtım kampanyaları, bugüne kadar engellenememiştir.

Bu çerçeve içerisinde, yasadan kaynaklanan boşlukların giderilmesi her zaman mümkündür. Bu konuda, sayın milletvekillerimizin kanun teklifi sunma yetkileri de vardır; bunu değerlendirebilirler. Kanun tasarısı olarak da düşünülebilir; ama, milletvekillerimizin kendi iradeleriyle ortaya çıkan böyle bir talep herhalde daha anlamlı olur diye düşünüyorum.

Onun dışında, sigaraya yönelik olarak, basın yayın organlarından ve eğitim kurumlarından, daha farklı, daha etkili bir çerçeve içerisinde, topluma karşı bilgilendirme işlemi yapılabilir; ama, sigara içenin sıfır noktaya geldiği bir Türkiye'yi de veya sıfır noktaya geldiği bir ülkeyi de bulmak mümkün değildir. Bunun gerçekleşmeyeceği bir gerçek; ama, burada önemli olan hadise, özellikle küçükler ve bebeklerin sigara dumanının etkisinden kurtarılması ve bunun dışında, sigara içmeyenlerin içmeme hakkına müdahalenin önlenmesidir diye düşünüyorum.

Tekrar, sayın milletvekilimize teşekkürlerimi sunarak, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 19 Şubat 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook