Tasarruf sahiplerinin mağduriyetlerine yol açan holdinglerin faaliyetlerinin araştırılarak alınması gereken önlemler ve holding adı altında gerçekleştirdikleri izinsiz halka arz yoluyla oluşan mağduriyetin neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılması hk. (10/18-282)
Sivas Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Mart 2005 · 2.308 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdullatif Şener (AK Parti), 29 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TASARRUF SAHİPLERİNİN MAĞDURİYETLERİNE YOL AÇAN HOLDİNGLERİN FAALİYETLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER VE HOLDİNG ADI ALTINDA GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ İZİNSİZ HALKA ARZ YOLUYLA OLUŞAN MAĞDURİYETİN NEDEN VE SONUÇLARIYLA BU SÜREÇTE SPK'NIN SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILMASI HK. (10/18-282)); konuşma 2.308 kelime.
Abdullatif Şener (AK Parti, Sivas). “Tasarruf sahiplerinin mağduriyetlerine yol açan holdinglerin faaliyetlerinin araştırılarak alınması gereken önlemler ve holding adı altında gerçekleştirdikleri izinsiz halka arz yoluyla oluşan mağduriyetin neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılması hk. (10/18-282)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-22-2005-03-29-tasarruf-sahiplerinin-magduriyetlerine-yol-acan-holdinglerin-faaliyetl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; verilen araştırma önergeleri üzerinde Hükümet adına görüşlerimizi sunmak üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Büyük bir çoğunluğu Anadolu'da kurulmuş bulunan çokortaklı şirketlerin geçmişi 1980'li yılların ortalarına dayanmaktadır. 1980'li yıllarda kurulan çokortaklı şirketlerin sayısında, 1990'lı yıllarda önemli artışlar gözlenmiştir. Çokortaklı şirketler, başlangıçta, Anadolu sermayesini yatırımlara yönlendirme amacıyla kurulmuştur; ancak, zaman içerisinde, bu şirketler, varlıklarını sürdürebilmek amacıyla, yurt içindeki yatırımcıların yanı sıra, başta Almanya olmak üzere, Avrupa'da çalışan Türk vatandaşlarından para toplama yolunu tercih etmişlerdir.
Hisse senetlerinin halka arz yöntemleri, Sermaye Piyasası Kanununda düzenlenmiştir. Sermaye Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinde, ihraç ve halka arz olunacak sermaye piyasası araçlarının kurula kaydettirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Kurula kayıt yükümlülüğünün gereği olarak, halka arz aşamasında, ihraççı şirket ve ihraç edilen hisse senetleriyle ilgili olarak, kamunun etkin biçimde aydınlatılması sağlanmakta, yatırımcının, kendisine açılan bilgiler çerçevesinde yatırım kararlarını kendisinin vermesine olanak tanınmaktadır; ancak, özellikle 1990'lı yıllarda, birkısım şirket, yasal prosedüre uymadan, kurul kaydına aldırmadan, hisse senedi adı altında çeşitli belgeler karşılığında ya da ortak yapma vaadiyle yatırımcılardan para toplama yoluna gitmiştir. İzinsiz halka arz yapan şirketlerden toplanan para ve hak sahipleri yasal kayıtlara geçirilmediği için, tutar ve hak sahibi sayısında kesin bir tespit yapılamamaktadır. Birkısım şirketlerin, kanunun bu açık hükmüne rağmen, kurula kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeksizin sermaye artırımı yaptıkları veya mevcut paylarını, çoğunluğu yurt dışında yerleşik vatandaşlara hukuken geçersiz belgeler karşılığında sattıkları ve karşılığında oldukça yüksek bir getiri vaat ettikleri tespit edilmiştir. Söz konusu şirketler, sermaye piyasası mevzuatına aykırı fiillerini gerçekleştirme yöntemlerini ortaya koymuşlardır. Bunları, özet olarak şöylece sıralayabiliriz:
Ortalama 20-40 ortakla bir holding kurulmaktadır. Yurt dışında hisse satışı yapmak üzere temsilciler atanmaktadır. Genellikle hisse senetleri ya da makbuzlar, temsilcilerle birlikte yurtdışına gönderilmektedir. Her temsilcinin sorumlu olduğu bir bölge tespit edilmektedir. Temsilciler, orada, alt temsilciler atamaktadırlar. Genellikle Türklerin yoğun olduğu bölgelerde ve mekânlarda, şirketin tanıtımı ve hisse satışıyla menfaatlar tanınmaktadır. Belli bir vade sonunda anaparanın geri ödeneceği ve bu süre içinde belli bir kâr payı taahhüt edilmektedir. Tarafların anlaşmasını müteakip, yatırımcılara, ödedikleri para karşılığında hisse senedi, ortaklık katılım belgesi, makbuz ve benzeri belgeler verilmektedir. Ortaklık kayıtlarında, bu yatırımcılar ortak olarak görülmemekte, genellikle kayıtlarda bu hisselerin sahibi olarak, kurucu ortak ya da temsilci yer almaktadır.
Toplanan paralar, bankacılık sistemi kullanılmaksızın kurye vasıtasıyla Türkiye'ye gönderilmektedir. Genellikle, toplanan paralar, şirket yasal kayıtlarına ya hiç intikal ettirilmemekte ya da eksik geçirilmekte, hesaba geçirilenler ise ortaklara borçlar hesabına kaydedilmektedir. Şirket kayıtları dışında tutulan paralar, şirketin iştirak veya bağlı ortaklığının kayıtlarında izlenmekte, bu bağlı ortaklık ve iştirakin halka kapalı olduğu gerekçesiyle inceleme yapılmasına imkân verilmemektedir.
Temsilcilere ise, toplanan para tutarına bağlı olarak, şirkette ortaklık, Antalya'da yazlık, ailesiyle birlikte bir otelde yaz tatili gibi vaatlerde bulunulmaktadır. Ayrıca, temsilcilerin eğitimi için seminerler düzenlenmektedir.
Şirketler, hedef kitleye, çok çeşitli yöntemler kullanarak ulaşmakta, bu bağlamda abartılı ya da yanlış tanıtımlar yapmaktadır.
Sermaye Piyasası Kanununun 45 inci maddesi, Sermaye Piyasası Kuruluna, anılan kanun hükümlerinin uygulanmasının denetim, yetki ve görevini vermiştir. Bu bağlamda, hisse senedi verme vaadiyle para toplanması ya da kurul kaydına alınmaksızın hisse senedi veya bu ad altında belgeler karşılığında para toplama fiilleri, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından, uzun yıllardır, etkin biçimde denetlenmekte, denetim sonuçlarıyla ilgili diğer kurumlar bilgilendirilmekte, sorumlular hakkında suç duyuruları yapılarak konu yargı organlarına intikal ettirilmekte, açılan davalar mahkemelerde müdahil olarak takip edilmekte ve sorumluların cezalandırılması sağlanmaktadır.
Sermaye Piyasası Kurulu, vatandaşlardan ya da savcılıklardan gelen ihbar ve şikâyetler üzerine ya da resen denetim gerçekleştirmektedir. Kurul, gazetelerin yurtiçi ve yurtdışı baskılarını, görsel medyadaki haberleri ve ilanları sürekli olarak izlemekte ve tespit ettiği haber ve ilanları değerlendirerek müdahale etmekte veya gerek görülen hallerde denetim yapmaktadır.
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, izinsiz halka arz faaliyetlerinin kamu makamlarına ihbarında bazen çekingen davranabilmektedirler. Özellikle yatırımlarının gerçek boyutunun yerel makamlarca öğrenilmesi halinde işsizlik ödentisinin kesilmesi endişesi, ihbar ve şikâyetler konusunda bu kesimi çekingen davranmaya itebilmektedir. Sermaye Piyasası Kurulunca gerçekleştirilen denetim ve inceleme çalışmaları sonucunda, Sermaye Piyasası Kanununun açık hükümlerine rağmen, bazı şirketlerin kurula kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeksizin, sermaye artırımı yaparak veya mevcut paylarını, çoğunluğu yurt dışında yerleşik vatandaşlara, hukuken geçerliliği tartışmalı belgeler karşılığında satarak ve karşılığında yüksek bir getiri ve vade sonunda anaparayı geri ödemeyi vaat ederek, yüksek tutarda para topladıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, 1995 yılından beri toplam 77 adet şirket kurulca denetlenmiş ve halen denetlenmektedir. Denetim sonuçları, Hazine Müsteşarlığına, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, Maliye Bakanlığına ve Malî Suçlar Araştırma Kuruluna gönderilmiştir. Ayrıca, izinsiz halka arz faaliyetinin uluslararası boyutu dikkate alınarak, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından, yabancı ülkelerin denetleyici kurumlarıyla mutabakat zabıtları imzalanmıştır. Bu işbirliği anlaşmaları çerçevesinde, Alman yetkili otoritesinden denetim kapsamıyla ilgili bilgi temin edilmiştir. Aynı şekilde, Almanya'da bu tip izinsiz para toplayan kişi ve kuruluşlarla ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, Alman makamlarıyla işbirliği yapılmıştır.
Sermaye Piyasası Kurulunca çeşitli tarihlerde gerçekleştirilen denetim çalışmaları sonucunda, bugüne kadar kurula kayıt yükümlülüğüne uymaksızın halka arzda bulunması sebebiyle, toplam 52 adet suç duyurusunda bulunulmuştur. Kurulca yapılan 4 adet suç duyurusunda savcılık incelemesi sürmekte olup, 21 adet kamu davasında da yargılama devam etmekte ve bu davalar mahkemeler nezdinde kurulca takip edilmektedir. Kurulca yapılan 22 adet suç duyurusunda 4616 sayılı Kanun uyarınca erteleme kararı, 5 tane kamu davasında ise ilgililer hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. Denetlenen şirketlerden 39 tanesinin sorumluları hakkında, kurula kayıt yükümlülüğüne uymaksızın halka arzda bulunulması fiilleri dahil diğer suç tespitleriyle birlikte toplam 131 adet suç duyurusunda bulunulmuştur.
Ayrıca, kurula kayıt yükümlülüğüne uyulmaksızın halka arzda bulunmak suretiyle anılan şirketler tarafından toplanan parada hak sahibi olan yatırımcılar, bunların alacak tutarları ve söz konusu şirketlerin ortaklık yapısının tespiti ve ihtiyatî tedbir talebiyle, kurulca, toplam 12 adet hukuk davası açılmıştır.
Denetimler sonucunda tespit edilen hususlar konusunda yatırımcıların bilgilendirilmesi ve yasal haklarını korumalarının sağlanması amacıyla, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yurt çapında ve yurt dışında baskısı olan gazetelerde ilanlar verilerek, yatırımcı, sürekli olarak ve denetim sonuçlarının kurul kararına bağlanmasıyla eşzamanlı olarak bilinçlendirilmektedir. Ayrıca, kurul tarafından yürütülen inceleme, denetim, bilgilendirme faaliyetleri ile açılan davalarla ilgili gelişmeler her ay itibariyle Başbakanlığa sunulmaktadır.
Öte yandan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızdan izinsiz para toplanmasının önlenmesi ve değişik yatırım tercihi olan vatandaşlarımızın ihtiyacının karşılanması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu tarafından daha önce düzenlenen kâr ve zarar ortaklığı belgelerine ilişkin mevzuat 20 Mart 2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan tebliğle güncelleşmiş ve bu belgelerin şirketler tarafından ihraç edilmeleri teşvik edilmiştir. Yine, aynı tarihte, kurulun oydan yoksun hisse senetlerine ilişkin tebliği de güncelleşerek, çokortaklı şirketlerin şirket kârından daha fazla pay alarak genel kurullara katılmadan şirketlere ortak olmaları teşvik edilmek istenilmiştir.
Ayrıca, hükümetin acil eylem planıyla Sermaye Piyasası Kuruluna verilen görev kapsamında, 12 sayılı kararda, 2 Temmuz 2003 tarihinde yapılan değişiklikle, Türkiye'de yerleşik şirketler tarafından yurt dışında ihraç ve halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde önceden kurula kaydettirilmesi koşuluyla yurt dışında satışı serbest hale getirilmiştir. Bu çerçevede, önceden izin alınması zorunluluğu getirilerek bir ölçüde yurt dışından izinsiz para toplama faaliyetleri önlenmiştir.
Öte yandan, hem şirketlerin yatırımlarını mevzuata uygun olarak gerçekleştirmeleri hem de yatırımcıların kötü niyetli kişilere karşı korunabilmesi için, bilgilendirme, aslî öneme sahiptir. Bu çerçevede, Sermaye Piyasası Kurulunca, hem Türkiye'nin değişik bölgelerindeki illerde hem de yurt dışında Türk vatandaşlarının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde bilgilendirme toplantıları yapılmakta, müteşebbislerin ve yatırımcıların ihtiyaç duyduğu bilgiler, karşılıklı görüşmelerle kendilerine aktarılmaktadır.
2001 yılının başından itibaren yurt içinde 39 ilde ticaret ve sanayi odalarının katılımıyla Sermaye Piyasası Kurulunca tanıtım ve bilgilendirme toplantıları düzenlenmiş. Yine, kurul, çeşitli kamu kurum ve üniversitelerde 130 bilgilendirme toplantısı düzenlemiştir. Halen devam etmekte olan bu toplantılarda yatırımcılar ve sivil toplum örgütleri aktif biçimde bilgilendirilmektedir. Yurt dışında ise, 2001 yılında, Berlin, Hamburg, Köln, Frankfurt, Münih'te; 2002 yılında, Hollanda, Belçika ve Avusturya'da; 2003 yılında, Almanya ve Fransa'da; 2004 yılında, İsviçre, İsveç ve Almanya'da olmak üzere toplam 13 bilgilendirme toplantısı gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda, hem yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız sermaye piyasası konusunda bilgilendirilmiş, izinsiz halka arz uygulamalarına karşı uyarılmış hem de yerel sivil toplum örgütleri bu konuda bilinçlendirilerek geniş bir kitlenin izinsiz halka arz işlemlerine karşı kendilerini korumaları sağlanmıştır.
İzinsiz halka arz yapan şirketlerde temel sorun, toplanan paranın şirket kayıtlarına hiç yansıtılmaması ya da eksik yansıtılmasıdır. Bu şirketlerde para toplama faaliyeti büyük ölçüde temsilciler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Temsilcilerin örgütlenmesi piramide benzer bir yapı içerisinde oluşturulmaktadır. Yukarıdan aşağıya doğru her temsilciye bağlı temsilciler belirlenmekte, böylece, yatay olarak temsilcilerin toplanan toplam para ve hak sahipleri konusunda bilgisi olmamaktadır. Yatırımcılardan toplanan para şirketin resmî kayıtlarına tam ve doğru olarak yansıtılmamakta; genellikle yasal olmayan ikinci kayıtlarda izlenmektedir. Temsilcilerin de toplanan paranın toplam boyutu ve hak sahipleri konusunda bilgi sahibi olmaması nedeniyle, nihaî olarak toplanan paraya ve hak sahiplerine ilişkin bilgi, şirket yönetimini elinde bulunduran kişi veya birkaç kişide bulunmaktadır.
Şirket kayıtlarının yetersiz ve güvensiz olması nedeniyle, toplanan paranın tespitinde başvurulacak yol, malî sistem içindeki para hareketleridir; ancak, izinsiz halka arz yapan şirketlerde para toplama ve nakil faaliyeti, tamamen malî sistemin dışında, çoğunlukla kuryeler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Aynı şekilde, toplanan paralar karşılığında yatırımcılara verilen makbuz, hisse senedi ve benzeri belgeler, kuryeler kullanılarak nakledilmektedir. Nitekim, geçmişte sınır kapılarında bavul içinde büyük miktarda nakit yakalanmıştır. Bu yasadışı yöntem, şirket kayıtlarına yansıtılmayan paranın malî sistem izlenerek tespitini de olanaksız kılmaktadır.
Şirket kayıtlarının düzensiz olması, çoğunlukla yasal olmayan ikinci kayıtların tutulması, şirket temsilcilerince toplanan paranın kayıtlar üzerinden tespitini imkânsız kılmaktadır. Bu durumda, ancak ihbar ve şikâyetler üzerine yatırımcılardan ulaşan belgeler, şirket bürolarında ulaşılabilen belgeler, ikinci kayıtları içeren bilgi, belge ve bilgisayar kayıtları gibi dokümanlar üzerinde yapılan çalışmalarla tespitler yapılabilmektedir; ancak, toplanan paralar kayıtlara tam ve doğru yansıtılmadığı için, denetimlerde ulaşılamayan belgelere ilişkin paraların boyutunu tespit etmek mümkün olamamaktadır.
Şirket kayıtlarının yasaya aykırı tutulmasının, eksik ve güvensiz olmasının bir diğer sonucu, toplanan paralar üzerinde hak sahibi olan kişilerin sayısının ve kimliğinin de tespit edilememesidir. Toplanan paralar yasal prosedüre uygun olarak sermayeye eklenmediği için, para toplanan kişiler de ortak sıfatıyla kayıtlara geçmemektedir. Bu bağlamda, şirketin pay defterine çoğunlukla gerçek hak sahipleri değil, temsilciler ortak olarak kaydedildiği için, gerçek hak sahipleri yasal şirket kayıtlarından anlaşılamamaktadır.
İzinsiz halka arz yapan şirketlerin sisteme dahil edilerek, hem bu şirketlerin ekonomiye kazandırılması hem de para topladıkları kişilere ödedikleri paraların karşılığında hisse senedi verilebilmesini temin için, anılan şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydına girmesi zorunludur.
Bu bağlamda, denetimler sonucunda, kurulca ulaşılan tespitler çerçevesinde, kurulun talebi üzerine, ortak sayısı yasal sınırı olan 250 ortak sayısının aşılması nedeniyle resen kurul kaydına girmek için kurula başvuran şirketler, yasal muhasebe kayıtlarını sunamamakta, toplanan paranın tutarı ve hak sahiplerini tam ve doğru olarak kurula ibraz edememektedirler. İbraz edilen bilgi ve belgeler ile kurulun tespitleri arasında hem paranın tutarı hem de hak sahiplerinin sayısı bakımından büyük tutarsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, şirketlerde para toplama faaliyeti aynı sermaye ve yönetim grubuna dahil birden fazla şirket tarafından yürütülebildiği ve para toplayan şirket ile yatırımcıların ortak olma vaadi sunulan şirketler aynı grup içindeki değişik şirketler olabildiği için, toplanan para ve yatırımcı sayısı bakımından grubun tümünün bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, kurul kaydına alınma öncesinde kayda alınacak tutarı ve gerçek hak sahiplerini belirleyebilmek amacıyla, başvuru sahibi şirketlerden, malî tablolarını bağımsız denetimden geçirmeleri istenmektedir. Ancak, bağımsız denetimin yapılabilmesinin önkoşulu, denetime elverişli para hareketlerini gösteren bankacılık kayıtları, muhasebe kaydı ve malî tabloların bulunması olduğu için, bağımsız denetim kuruluşları, söz konusu kayıt ve malî tabloları bulunmayan bu şirketlerin malî tabloları hakkında görüş oluşturamamaktadır. Bu durumda, toplanan para, gerçek hak sahipleri ve yasal muhasebe kayıtları bulunmayan, malî tablolarını bağımsız denetimden geçirmeyen şirketlerin kurul kaydına alınması mümkün olamamaktadır.
İzinsiz halka arz yapan şirketlerin kullandıkları temel yöntem, toplanan para karşılığında faaliyet kârıyla bağlantısı olmayan yüksek getiri vaat edilmesidir. Böylece, toplanan para karşılığında verilen makbuz veya sınırlı hallerde verilen hisse senetlerinin fiyatı şirket yönetimince belirlenmekte, bu belgeleri ellerinden çıkarmak isteyen yatırımcılar, şirket yönetimine başvurmakta, yönetimin belirlediği fiyat üzerinden, yine belirlenen kişilere devir yapmak durumunda kalmaktadırlar. Bu izinsiz aracılık fiili, Sermaye Piyasası Kanunu bakımından suç oluşturduğu gibi, yatırımcıların, şirket yönetimlerine mahkûm olması sonucunu da doğurmaktadır.
Kapalı devre sistem içinde ve tamamen ekonomik gerçeklikten uzak oluşturulan bu alım satım yöntemini uygulayan şirket yöneticileri, hisse senetlerinin ekonomik kurallara göre değerlendiği ve fiyatın oluştuğu borsa sistemine girmekten bilinçli olarak kaçınmaktadırlar; yatırımcı da, yatırımının gerçek değerini görmek ve bu değer üzerinden gerekirse elden çıkarma hakkından mahrum kalmaktadır.
Kontrolsüz ve yasadışı para toplanması, daha sonra bu paranın yasal prosedüre uygun biçimde sermayeye eklenmesini de olanaksız kılabilmektedir; şöyle ki: Şirketin, genel kurulda anasözleşme değişikliğine ve sermaye artırımına karar verilebilmesi için, Türk Ticaret Kanununun 388 inci maddesi uyarınca, birinci toplantıda şirket sermayesinin en az 1/2'sini, ikinci toplantıda ise 1/3'ünü temsil eden pay sahiplerinin hazır bulunması gerekmektedir. Yasal kurallara uymadan para toplayan şirketlerin genel kurullarında bu yetersayılar sağlanamamakta, sermaye artırımı kararı alınamamakta, anasözleşme değişiklikleri gerçekleştirilememektedir.
İzinsiz halka arz yapan şirketlerin kayda alınarak yatırımcı kitlesinin mağduriyetinin giderilebilmesi, şirketlerin de ekonomiye kazandırılabilmesi amacıyla, bu şirketlerin topladıkları paranın ve gerçek hak sahiplerinin tespiti talebiyle, kurul tarafından, ticaret mahkemeleri nezdinde davalar açılmıştır. Tespit davası sırasında şirketlerin mal varlığının korunması için, şirket mal varlığı üzerine, kurulun talebi üzerine, mahkemelerin kararıyla tedbir uygulanmıştır; ancak, bir kısmı halen sürmekte olan bu davaların çoğunluğunda...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla)...mahkemelerce tayin edilen bilirkişiler de, yasal kayıtların bulunmaması veya eksik, yanlış, yanıltıcı olması nedeniyle, bir tespit yapamamış ve davaların çoğunluğu tespit talebinin reddedilmesiyle sonuçlanmıştır.
Tüm bu aksaklıkların ortaya çıkardığı sonuçlar ve hak sahiplerinin mağduriyetleri dikkate alınmak suretiyle, izinsiz halka arz yapan şirketlerin, toplanan parayı ve gerçek hak sahiplerini kurula sunamamaları, kurulun, denetiminde yaptığı tespit ile şirket beyanları arasında büyük tutarsızlıklar bulunması, para toplama faaliyetinin yasa ve kayıtdışı yollarla yürütülmesi nedeniyle gerçek hak sahiplerinin ve toplanan para tutarının şirket yetkililerinin işbirliği olmadan tam ve doğru olarak tespit edilememesi, mahkemelerin de bu konuda herhangi bir tespit hükmüne ulaşamaması nedeniyle, anılan şirketlerde toplanan para tutarının ve gerçek hak sahiplerinin tespiti konusunda özel hükümler içeren bir yasa tasarısı Sermaye Piyasası Kurulu tarafından hazırlanmış ve Başbakanlığa sunulmuştur. Bu yasa tasarısı taslağı, Başbakanlıkta incelenmektedir ve henüz, Bakanlar Kuruluna imzaya açılmamıştır.
Dolayısıyla, çok yönlü, çok boyutlu, girift bir konuyla karşı karşıya kaldığımızı düşünebiliriz. Bir taraftan izinsiz halka arz yapan şirketlere para yatıran çok sayıda alacaklı vardır, diğer taraftan bu şirketlerin ekonomiye kazandırılabilmesi imkânları araştırılmaktadır. Bu konuda Sermaye Piyasası Kurulu tarafından hazırlanan taslak da bu temel iki amacı sağlamaya yönelik olarak düşünülmüş ve hazırlanmıştır; ancak, henüz, Meclise sunulmamıştır.
Konuyla ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir araştırma açılması Hükümetimiz tarafından da uygun görülmektedir. Görüşmeler sonrasında kararı Yüce Meclis verecektir.
Bu duygular içerisinde hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mart 2005