İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · SALI

Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemler hk. (s.s.1061)

Abdullatif Şener

Sivas Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 86. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Nisan 2006 · 1.810 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdullatif Şener (AK Parti), 11 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI GİRİŞİMCİLERCE HOLDİNG ADI ALTINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN İZİNSİZ HALKA ARZ YOLUYLA TASARRUF SAHİPLERİNİN MAĞDURİYETİNE YOL AÇILMASININ NEDEN VE SONUÇLARIYLA BU SÜREÇTE SPK'NIN SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER HK. (S.S.1061)); konuşma 1.810 kelime.

Abdullatif Şener (AK Parti, Sivas). “Bazı girişimcilerce holding adı altında gerçekleştirilen izinsiz halka arz yoluyla tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açılmasının neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılarak alınması gereken önlemler hk. (s.s.1061)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 11 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-22-2006-04-11-bazi-girisimcilerce-holding-adi-altinda-gerceklestirilen-izinsiz-halka (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; izinsiz halka arz faaliyetinde bulunan şirketlere ilişkin 1061 sıra sayılı Meclis Araştırması Komisyonu raporu üzerindeki görüşlerimizi belirtmek üzere huzurlarınızdayım; hepinize saygılar sunuyorum.

Bildiğiniz gibi, bu raporun ortaya çıkmasına neden olan araştırma önergeleri 29.3.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmüştü ve Genel Kurulun 842 sayılı kararıyla, önergelerde belirtilen hususların araştırılmasına karar verilmişti.

8'i AK Partiden, 4'ü Cumhuriyet Halk Partisinden olmak üzere, 12 üyeden oluşan komisyon, çalışmalarını yurt içinde ve yurt dışında sürdürmüş, neticede, yoğun bir mesaiden sonra, 1061 sıra sayılı bu söz konusu rapor komisyon çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır.

Raporda durum tespiti yapılmıştır ve öneriler geliştirilmiştir. Bu yoğun çalışmaları nedeniyle, Sayın Komisyon Başkanına ve üyelere ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Aslında, konu doğrudan doğruya SPK mevzuatına aykırı olarak vatandaşlardan para toplayan bazı şirketlerle ilgilidir. Bildiğiniz gibi, ülkemizde 1980'li yıllardan itibaren kurulan bu çok ortaklı şirketler, kuruldukları tarihlerde kayda değer bir büyüme gösterememişlerdir; ancak, daha sonra, 1990'lı yıllarda, yurt dışındaki Türk işçilerinden topladıkları fonlarla gelişim kaydetmişlerdir. Çok ortaklı şirketler, özellikle İç Anadolu Bölgesinde kurulmuş ve ticaret unvanlarında "holding" ibaresini sıklıkla kullanmışlardır.

Hisse senetlerini ihraç veya arz etmek isteyen anonim ortaklıkların, hisse senetlerinin kayda alınması için Sermaye Piyasası Kuruluna başvurmaları gerekmektedir. İzinsiz halka arz, Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınmaksızın, hisse senedi satışını ve ortak olma vaadiyle para toplanmasını ifade etmektedir. Bununla beraber, özellikle 1990'lı yıllarda, birkısım şirket, yasal prosedüre uymadan, Sermaye Piyasası Kurulu kaydına aldırmadan, hisse senedi adı altında çeşitli belgeler karşılığında ya da ortak yapma vaadiyle, yatırımcılardan para toplama yoluna gitmiştir.

Hisse senetlerinin halka arz yöntemleri Sermaye Piyasası Kurulu Kanununda düzenlenmiştir. Sermaye Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinde, ihraç ve halka arz olunacak sermaye piyasası araçlarının Kurula kaydettirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Sermaye Piyasası Kanununun 4 üncü maddesine aykırılık, kanunun 47/A-4 maddesinde cezaî yaptırıma bağlanarak, sorumlular hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüştür.

Merkezleri İç Anadolu illerinde bulunan birkısım şirketlerin, kanunun bu açık hükmüne rağmen, Kurula kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeksizin sermaye artırımı yaptırdıkları veya mevcut paylarını, çoğunluğu yurt dışında yerleşik vatandaşlara sattıkları ve karşılığında, döviz bazında yüksek getiri vaat ettikleri tespit edilmiştir.

Sermaye piyasası mevzuatında suç olarak tanımlanmış olan izinsiz halka arz fiilinin gerçekleştirilmesi şu şekilde olmaktadır: Şirketler tarafından Türkiye'de de para toplanmasına karşın, toplanan paranın büyük kısmı Avrupa'da çalışan vatandaşlarımızdan elde edilmiştir. Toplanan paralar çoğunlukla şirket yöneticileri tarafından taahhüt edilen sermaye olarak yasal kayıtlara aktarılmakta, yasal kayıtlarda şirket ortağı olarak 20 ile 40 kişi arasında kişi görülmekle birlikte, gerçekte binlerce ortak bulunabilmektedir. Yurt dışında yaşayan temsilciler aracılığıyla paralar toplanmakta, ev ev dolaşan temsilciler tarafından, kendisinden para alınan kişilere makbuz ve benzeri kâğıtlar verilmektedir. Her temsilcinin sorumlu olduğu bir bölge tespit edilmekte ve temsilciler orada alt temsilciler atamaktadır.

Şirketler tarafından, genellikle, vatandaşlarımızın yoğun olduğu bölgelerde ve mekânlarda şirketlerin tanıtımı ve hisse satışı yapılmaktadır. Temsilciler tarafından toplanan paralar daha sonra kuryeler aracılığıyla ülkeye sokulmakta, bu süreçte bankalar ve benzeri malî kurumlar kullanılmamaktadır. Ülkeye kuryeler vasıtasıyla fiziken getirilen paralar şirket yasal kayıtlarına ya hiç geçirilmemekte ya da eksik geçirilmekte; hesaba geçirilenler ise, genellikle borç olarak kaydedilmektedir.

Şirketler tarafından Alman Markı bazında yüzde 20-40 arasında kâr payı taahhüdünde bulunulmaktadır. Söz konusu şirketlerin 1990'larda sayısının artmasıyla beraber, artan rekabetle birlikte, söz konusu kâr payı taahhüdü yüzde 50'lere kadar çıkmıştır. Şirketler nezdinde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan denetimlerde, kâr payının şirketin olağan faaliyetlerinden kaynaklanmadığı, ponzi finansmanı denilen, borcun alınan yeni borçla kapatılması suretiyle; yani, önce ortak olanlara kâr paylarının, sonra ortak olan yeni yatırımcılardan tahsil edilen paraların dağıtılması esasına dayandığı anlaşılmaktadır.

Şirketlerin hisse senetlerinin ikincil piyasası, yine şirketlerin kendileri tarafından oluşturulmakta ve şirket hisse senetlerini alan yatırımcılara, daha sonra, ellerindeki hisse senetlerini satmak istediklerinde, bu hisse senetlerinin, daha önce şirket tarafından deklare edilen fiyattan satın alma garantisi verilmektedir.

Çok ortaklı şirketlerin, daha çok, Türkiye'nin diğer illere göre daha az kalkınmış şehirlerde yatırım yaptıkları, söz konusu yatırımların yurt içinde ve yurt dışında yaşayan yöre halkından toplanan paralarla finanse edildiği, şirkete kendi yöresinin kalkınması için yatırım yapmak üzere para veren şahısların kendilerinin veya çocuklarının, yatırımın tamamlanmasını müteakip şirket tarafından işe alınma garantisi verildiği belirlenmiştir.

Söz konusu şirketlerin faaliyetlerinden bağımsız olarak kâr edip etmediklerine bakılmaksızın kâr payı dağıtmaları, toplanan paraların verimli alanlara kanalize edilmemesi ve 2000-2001 yıllarındaki devalüasyonla beraber ortaklarına verdikleri yüksek kâr, geri alma garantisi gibi taahhütleri yerine getirmedikleri ve malî yapılarının hızla zayıfladığı görülmüştür.

Çok ortaklı şirketlerin genel olarak işleyişleri bu şekilde olmakla beraber, yatırımcıların, kötü niyetli kişilere karşı korunabilmesi için bilgilendirme ve yaptırımlar aslî öneme sahiptir.

Bu kapsamda, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından söz konusu şirketlere karşı yapılan denetimler ve vatandaşlarımızın bilgilendirilmesine yönelik şunlar yapılmıştır: Mevzuata aykırı faaliyetleri nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulunca mevzuata aykırı şekilde izinsiz olarak halka arz yapan 78 adet şirket denetlenmiş ve bu denetimler sonucunda Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 141 kanuna aykırı fiil nedeniyle 131 suç duyurusunda bulunulmuştur. 21.12.2000 tarih ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartlı Salıverilmeye Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun uyarınca, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan 131 suç duyurusundan 42'si ya da bir başka deyişle yaklaşık üçte 1'i ertelemeye uğramıştır. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan ilk suç duyurularının mahkemelerde karara bağlanmadan ertelenmesi ile suçluların cezalandırılmaması, cezaî yaptırımların caydırıcılığını ve Sermaye Piyasası Kurulunun yaptırım gücünü önemli ölçüde azaltmıştır.

Sermaye Piyasası Kurulu, yürüttüğü denetim çalışmalarının yanı sıra, izinsiz halka arz fiilinin ağırlıklı olarak yurt dışında gerçekleşmesi ve yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın hedef alınması nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu 1997 yılından itibaren gerek bilgilendirme ve uyarı ilanları gerekse denetimler sonucunda ulaşılan tespitlerle ilgili olarak şirket bazında bilgilendirme ve uyarı ilanları yapmıştır.

Bunun yanı sıra, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yatırımcıların bilgilendirilmesi amacıyla, yurt içinde ve yurt dışında, özellikle söz konusu holdinglere yatırım yapan kişilerin ağırlıklı olarak yaşadığı şehir ve ülkelerde bilgilendirme toplantıları yapılmıştır. Yapılan tüm denetim ve bilgilendirme faaliyetlerine rağmen, şirketler tarafından para toplama faaliyetlerine devam edilmiştir. Bu durumun sebepleri ise şunlardır: Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan denetimler ve bilgilendirme ilanları üzerine, yatırımcılar tarafından, Sermaye Piyasası Kuruluna hitaben yazılan mektuplarda, söz konusu ilanlar nedeniyle hakarete varan boyutlarda bir tepki gösterilmiş olup, yazılı basında da, Sermaye Piyasası Kuruluna, şirketlere yönelik işlemleri nedeniyle büyük ölçüde bir tepkide bulunulmuştur. Şirketlerin, vatandaşlarımızın manevî duygularına yönelik tanıtım ve satış faaliyetlerinin bu duruma önemli katkısı bulunmaktadır.

İzinsiz halka arz yapan şirketlerde temel sorunlardan bir diğeri, toplanan paranın şirket kayıtlarına hiç yansıtılmaması ya da eksik yansıtılmasıdır. Bu şirketlerde para toplama faaliyeti büyük ölçüde temsilciler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Şirketle çoğu zaman organik bağı olmayan temsilciler tarafından gerçekte ne kadar para toplandığı ve bunun ne kadarının şirket yasal kayıtlarına aktarıldığı tespit edilememektedir. Şirket kayıtlarının temsilcilik sistemi nedeniyle yetersiz ve güvensiz olması, toplanan paranın tespitinde malî sistem içindeki para hareketlerine başvurulmasını gerektirmektedir; ancak, izinsiz halka arz yapan şirketlerde para toplama ve nakit faaliyetleri, tamamen malî sistemin dışında, fiziken kuryeler aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Aynı şekilde, toplanan paralar karşılığında yatırımcılara verilecek makbuz, hisse senedi, benzeri belgeler de kuryeler kullanılarak nakledilmektedir. Nitekim, geçmişte sınır kapılarında bavul içinde büyük miktarda nakit yakalanmıştır.

Şirket tarafından toplanan paraların yasal kayıtlara aktarılmaması ve kayıtlarının düzensiz olması, çoğunlukla şirketler tarafından toplanan paranın yasal olmayan ikinci kayıtların tutulmasına yol açmıştır. Yatırımcılardan ulaşan belgeler, şirket bürolarında ulaşılabilen belgeler, ikinci kayıtları içeren bilgi, belge ve bilgisayar kayıtları gibi dokümanlar üzerinde yapılan çalışmalarla bu ikinci kayıt hususuna ilişkin tespitler yapılmaktadır.

Şirket kayıtlarının yasaya aykırı tutulmasının, eksik ve güvensiz olmasının belki en önemli sonucu ve yatırımcı mağduriyetine yol açan nedenlerden bir diğeri, toplanan paralar üzerinde hak sahibi olan kişilerin sayısının ve kimliğinin de tespit edilememesidir. Toplanan paralar yasal prosedüre uygun olarak sermayeye eklenmediği için, para toplanan kişiler de ortak sıfatıyla kayıtlara geçmemektedir. Bu bağlamda, şirketin pay defterine çoğunlukla gerçek hak sahipleri değil, temsilciler ortak olarak kaydedilmektedir.

İzinsiz halka arz yapan şirketlerin sisteme dahil edilerek, hem bu şirketlerin ekonomiye kazandırılması hem de para topladıkları kişilere, ödedikleri paraların karşılığında hisse senedi verebilmesinin temini için, anılan şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydına geçirilmesi zorunludur. Bu bağlamda, denetimler sonucunda ulaşılan tespitler çerçevesinde veya ortak sayısı, yasal sınırı olan 250 ortak sayısının aşılması nedeniyle, resen Sermaye Piyasası Kurulu kaydına girmek için başvuran şirketler, yasal muhasebe kayıtlarını sunamamakta, toplanan paranın tutarı ve hak sahiplerini tam ve doğru olarak Sermaye Piyasası Kuruluna ibraz edememektedirler. İbraz edilen bilgi ve belgelerle Sermaye Piyasası Kurulu tespitleri arasında hem paranın tutarı hem de hak sahiplerinin sayısı bakımından büyük tutarsızlıklar ortaya çıkmaktadır.

İzinsiz halka arz yapan şirketlerin kullandıkları temel yöntem, toplanan para karşılığında, faaliyet kârıyla bağlantısı olmayan yüksek getiri vaat edilmesidir. Toplanan para karşılığında verilen makbuz veya hisse senetlerinin fiyatı şirket yönetimince belirlenmekte, bu belgeleri satmak isteyen yatırımcılar şirket yönetimlerine başvurmakta, yönetimin belirlediği fiyat üzerinden, yine belirlenen kişilere devir yapılmaktadır. Şirket yöneticileri, hisse senetlerinin ekonomik kurallara göre değerlendiği ve fiyatın oluştuğu borsa sistemine girmekten bilinçli olarak kaçınmaktadırlar. Yatırımcı da, yatırımının gerçek değerini bilmemekte, şirket yönetimince belirlenen birim pay başına değeri kabul etmektedir. Şirketin paylarının değerlemesi yapılmamakta, kârlılık, nakit akımı, özkaynak verimliliği gibi, şirket faaliyetlerine dayanarak belirlenmesi gereken pay başına değer, çoğunlukla çeşitli endekslere dayanılarak belirlenmektedir.

İzinsiz halka arz yapan şirketlerin kayda alınarak, yatırımcı kitlesinin mağduriyetinin giderilebilmesi, şirketlerin de ekonomiye kazandırılabilmesi amacıyla, bu şirketlerin topladıkları paranın ve gerçek hak sahiplerinin tespiti talebiyle Kurul tarafından ticaret mahkemeleri nezdinde davalar açılmıştır. Tespit davası sırasında şirketlerin mal varlığının korunması için, şirket mal varlığı üzerine, Sermaye Piyasası Kurulunun talebi üzerine, mahkemelerin kararıyla tedbir uygulanmıştır; ancak, bir kısmı halen sürmekte olan bu davaların çoğunluğunda mahkemelerce tayin edilen bilirkişiler de yasal kayıtların bulunmaması veya eksik, yanlış ve yanıltıcı olması nedeniyle bir tespit yapamamış ve davaların çoğunluğu tespit talebinin reddedilmesiyle sonuçlanmıştır.

Tüm bu açıklamalar göstermektedir ki, izinsiz halka arz fiilinin büyük kısmının yurt dışında gerçekleşmesi, şirketler tarafından toplanan paranın kayıt altına alınmaması, konunun siyasî, dinî, millî, hemşerilik, arkadaşlık gibi istismara açık boyutlarının bulunması, 4616 sayılı Kanun nedeniyle cezaların ertelenmesi ve adlî sürecin uzunluğunun uygulanmaya çalışılan yaptırımların caydırıcılığı ve etkisini azaltması Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan denetim ve bilgilendirme faaliyetlerinin etkisini azaltmıştır. Sermaye Piyasası Kurulunun şirketler nezdinde yaptığı denetimlerde ulaştığı tespitler ile şirket beyanları arasında büyük tutarsızlıkların bulunması, gerçek hak sahiplerinin ve toplanan para tutarının şirket yetkililerinin işbirliği olmadan tam ve doğru olarak tespit edilememesi ve mahkemelerin de bu konuda herhangi bir tespit hükmüne ulaşamaması şirketlerin gerçek ortaklık yapısının mevcut düzenlemelerle belirlenemeyeceği sonucunu doğurmuştur.

Bu kapsamda, çok ortaklı şirketler tarafından toplanan para tutarının ve gerçek hak sahiplerinin tespiti konusunda özel hükümler içeren bir yasa taslağı Sermaye Piyasası Kurulu tarafından hazırlanmış ve bu taslak Başbakanlığa sunulmuştur.

Özet itibariyle, bu tip şirketlere para yatıran yatırımcıların karşılaştıkları riskler konusunda bilinç seviyeleri Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlediği bilgilendirme ve tanıtım programları sayesinde her geçen gün artmakla birlikte, sorun devam etmektedir. İşte, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan araştırma komisyonu, yapmış olduğu çalışmayla, hazırlamış olduğu Meclis araştırma komisyonu raporuyla çözüm önerileri geliştirmiştir ve bu çözüm önerileri dikkate alınmak suretiyle, geldiğimiz noktada, konuyla bağlantılı olarak, yapılması gerekenlerin ne olabileceği ortaya konulmuş bulunmaktadır.

Bu çözüm önerilerinin birincisi, mevzuatla ilgilidir; yani, yeni bir yasal düzenleme hazırlanmalıdır demektedir bu rapor ve bu yasal düzenlemede, mutlaka, bazı hususların bulunması gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Belirttiğim gibi, bu konuda, Başbakanlıkta mevcut bir taslak da vardır. Bu taslak metin ile komisyon raporundaki önerilen hususlar birlikte gözden geçirilmek suretiyle, bu taslağın daha da olgunlaştırılması sağlanılacaktır ve Bakanlar Kuruluna, tasarı haline dönüştürülmesi için, gönderilecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 11 Nisan 2006

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook