2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)
Sinop Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Aralık 2009 · 569 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdurrahman Dodurgalı (AK Parti), 16 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 569 kelime.
Abdurrahman Dodurgalı (AK Parti, Sinop). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdurrahman-dodurgali-23-2009-12-16-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop)Sayın Başkan, değerli üyeler; 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesiyle ilgili olarak grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Hızlı bir değişimi yaşadığımız ve beraberinde yeni bir zihniyet dünyasıyla karşı karşıya olduğumuz modern çağda, geleneksel bakış açıları da dâhil mevcut bütün hayat tarzları, yönelim ve tercihler fazlasıyla sorgulanır olmuş, daha bir açıklanmaya muhtaç hâle gelmiştir. İçinde yaşadığımız dünyayı “modernlik”, “postmodernlik” ve “küreselleşme” kavramları etrafında açıklayan yaklaşımların dine edilgen bir rol yükleme konusunda bildik kabullerinden vazgeçmemiş oldukları ve buna bağlı olarak dinin hâlâ ya eski ve köhnemiş bir geleneğin parçası ya da sadece hakikat iddiası taşıyan tezlerden bir tez olarak değerlendirilebildiği müşahede edilse de, asla kabul edilemez olan bu tarz değerlendirmelerin sıhhatli ve geçerli olmadığı, aksine dinin, öneminden hiçbir şey kaybetmeyerek, dün olduğu gibi bugün de birey ve toplum hayatında en önemli belirleyicilerden biri olmaya ve toplumdaki merkezî konumunu sürdürmeye devam ettiği görülmektedir.
Dünyanın her tarafında din sosyal hayatı etkilediği gibi sosyal hayattan da etkilenmektedir. Bu bağlamda dinin, özellikle İslam dininin doğru anlaşılmasının, bütün insanlık için rahmet olan boyutlarıyla hayatımıza yön vermesinin ne kadar önemli olduğu açıklamaya bile ihtiyaç hissettirmemektedir.
Kabul etmek gerekir ki, son iki yüz yıldır toplumsal hayata hâkim olan anlayışların ürettiği tezlere karşılık, Müslüman dünyanın yerinde ve zamanında cevaplar ve çözümler üretmesi kolay olmamıştır. Geçici sayılabilecek bu sendeleme ve şaşkınlık İslam’ın çağlar üstü ruhunun kavranamamasından ve yüce dinimizin evrensel mesajının insani yönünün ve insanlık için aydınlık aracı olarak okunmasının ihmal edilmesinden kaynaklanan arızi bir durumdur. İnsanlığa rahmet olarak gönderilen İslam’ın günümüz dünyasında bilinen birtakım amaçlarla küresel ölçekte bir sorun kaynağı olarak gösterilmeye çalışılması Müslümanlar üzerinde psikolojik baskı sayılabilecek rencide edici bir etki de yaratmaktadır. Bugün dinî hayatın yeniden canlanması, İslam’ın özünün ve temel sabitelerinin gerçek anlamıyla açığa çıkarılması, belli başlı sorunların ele alınmasında dini referans olarak gören yaklaşımların çoğalması ve bu çerçevede ortaya konulan çabalar, mevcut açıkların kapatılması ve kayıpların telafi edilmesi konusunda her birimize çok önemli imkânlar sunmakta ve aynı zamanda birtakım sorumluluklar da yüklemektedir.
Sosyal bir gerçeklik olarak dinin laiklik bağlamında devlet ve siyaset gereklilikleri içinde ele alınması kaçınılmaz olmakla birlikte, başta ülkemizde olmak üzere, dinselliğin alanı, temsil ve görünürlüğü konusundaki tartışmalara yansıyan üslup ve yöntemin verimli olmadığı da açıktır.
İslam dini, inanç olduğu kadar ibadet, bir o kadar da bireysel ve sosyal ilişki ağlarına uzanan dinamik bir ahlaki tutumlar bütünüdür. Dini bu bütünlüklü ve kuşatıcı davetinden yalıtılmış kimi form ve ögelerle yaşamaya mahkûm eden bir dindarlık algısını ve retoriğini İslam’la özdeşleştirmek imkânsızdır. İslam, gündelik hayatı huzur, dindarlığı özgüven üzerine kurmayı, insanı kendisiyle ve çevresiyle barıştırmayı hedeflemiş ve bunun için de inanç, ibadet ve ahlak ilkelerini bir bütün olarak insanlığa sunmuştur.
Evrensel bir gerçeklik teziyle gelen, insanın varoluşunun nihai anlamını, hayata bütüncül ve kapsamlı bir şekilde bakabilmeyi öğreten İslam’ın kendini bireysel ve toplumsal sorunların uzağında veya kıyısında tutması düşünülemez. Din, her zaman sosyal hayatın içindedir ve onun katkısı, kendisinin inananları tarafından esaslı bir referans ögesi olarak kabulüyle birlikte hayatiyet bulur.
İşte böyle bir anlayış ortamında, devletimiz tarafından, 3 Mart 1924 tarihinden bu yana, kendisine, toplumu, inanç, ibadet ve ahlak konularında aydınlatmak, bu konularla ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmek görevi verilen Diyanet İşleri Başkanlığımız, bu görevlerini laiklik ilkesi doğrultusunda tüm siyasi görüş ve düşünüşlerin tamamen dışında ve üstünde kalarak, milletçe bütünleşme ve dayanışma amacını gözeterek yerine getirmeye çalışmaktadır.
Toplumu din konusunda aydınlatırken, dinin iki temel kaynağı olan Kur’an ve sünnete dayalı sağlam bilgiyi esas almakta…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 16 Aralık 2009