Şanlıurfa ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü nedeniyle
Şanlıurfa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Nisan 2009 · 626 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdurrahman Müfit Yetkin (AK Parti), 9 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ŞANLIURFA İLİNİN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞ YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 626 kelime.
Abdurrahman Müfit Yetkin (AK Parti, Şanlıurfa). “Şanlıurfa ilinin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdurrahman-mufit-yetkin-23-2009-04-09-sanliurfa-ilinin-dusman-isgalinden-kurtulus-yildonumu-nedeniyle (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ABDURRAHMAN MÜFİT YETKİN (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şanlıurfa’mızın düşman işgalinden kurtuluşunun 89’uncu yıl dönümünü, Şanlıurfalı hemşehrilerimin hislerine tercüman olarak, gururlu ve mutlu bir günümüzün sevincini sizlerle ve tüm vatandaşlarımızla paylaşmak için gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Geçmişimize sahip çıkarak geleceğimizi teminat altına alabileceğimiz bilinen bir gerçektir. 11 Nisan 1920 tarihinin Şanlıurfa’mız kadar Türkiye Cumhuriyeti tarihi için de önemli bir yeri vardır. Bu zaferimizi, İsmet Paşa Atatürk’ün Büyük Nutkundan sonra kendisini ziyarete gelen Urfa heyetine şöyle anlatmıştır: “Biz Kurtuluş Savaşı hazırlığı içindeyken, Urfa’nın Fransızlara savaş açtığı haberini aldık. Mustafa Kemal Paşa’yla birbirimize baktık ‘Urfa acele etti, hırpalanacak, çok yazık.” dedik. Ara sıra haber alıyorduk, fakat bir gün ‘Düşmanlarını temizledi.’ haberini aldık. Mustafa Kemal Paşa’yla göz göze bakarak sevindik ve ‘Yaşasın Urfalılar.’ dedik.”
Takdire şayan Urfa’nın kahraman şehitlerini bir kez daha rahmetle anarken, atalarımızdan devraldığımız vatan ve bayrak sevgisini, özünde var olan bağımsızlık duygularını gelecek kuşaklara taşıma kararlılığımızı bir kez daha bildirmek istiyorum.
Mondros Mütarekesi’nin müttefiklerin güvenlikleri tehdit edildiğinde herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerine ilişkin 7’nci maddesi gerekçe gösterilerek işgal edilen Urfa’da, 1919 yılı baharının ılık bir mart günü İngiliz işgal kuvvetleri komutanı zırhlı otomobilini eski sarayın dar kapısından zorlukla geçirip makineli tüfeklerini mutasarrıflık makamına çevirdiğinde, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey ne kumandanı karşılamış ne de makamına girdiği zaman koltuğunu ona vermişti. İşgal kumandanının sinirli bir terslemeye varan “Galip bir hükûmetin askeri neden karşılanmıyor?” biçimindeki sorusuna “Haksız yere memleketi işgal eden bir kuvveti karşılamak bir Türk mutasarrıfına yakışmaz, bir misafir gibi gelseydiniz sizi Birecik’te karşılardım.” biçiminde verdiği cevap, herhâlde işgal kuvvetlerince hiç hoş karşılamamış olacak ki, Nusret Bey kısa bir süre sonra İstanbul’a gönderildi. İngiliz işgali sürecinde bütün bölgede olduğu gibi Urfa’da da protestoların dışında fiilî bir direniş hareketi olmadı. Fransızların “Kilikya faciası” adını verdikleri Güney ve Güneydoğu Anadolu’yu işgal macerası Ermenileri koruma adı altında bir ekonomik nüfuz bölgesi yaratma, ekonomik ayrıcalıklar elde etme mücadelesi idi.
Birinci Dünya Savaşı’nın sarstığı ekonomik düzende Fransız dokuma endüstrisi savaştan çok etkilenmiş ve pamuğu uygun fiyatlarla sağlayacağı yeni kaynaklar arayışında bölgenin Fransa’nın bütün pamuk ihtiyacını karşılayacağı düşünülmüştü. Almanların “Alman Hindistan’ı” olarak niteledikleri bölgeye vali olarak atanan Fransız albayı bölge için “Alp dağlarına sahip bir Mısır” ifadesini kullanmıştı. 1916 tarihli ve Irak, Filistin, Suriye ve Kilikya’nın paylaşılmasıyla ilgili Sykes-Picot Anlaşması temel alınarak yapılan 15 Eylül 1919 tarihli Suriye ve Kilikya’da işgal kuvvetlerinin değiştirilmesine ilişkin İngiliz-Fransız Anlaşması İngilizlerin 1 Kasımdan itibaren Kilikya’daki garnizonları, bu arada Urfa’yı Fransızlara teslimini öngörüyor ve görüşmelerde Fransız Hükûmetinin Ermeni halkını koruması sorumluluğunu da üzerine aldığı belirtiliyordu.
Urfa’yı işgal eden Fransız kuvvetinin içinde Fransız üniforması giymiş Ermenilerin bulunduğu söyledikleri Türkçe şarkılardan anlaşılıyordu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kısa zamanda kurduğu direniş örgütü giderek güçleniyordu.
Fransızların haber aldıkları bu faaliyetler onları telaşlandırdı ve sertleşmelerine yol açtı. Erzurum ve Sivas kongrelerinin hemen sonrasında Urfa’mızda mutasarrıf Ali Rıza Bey ve Meclisi İdari eski azalarından Belediye Reisi Hacı Şamilzade Hacı Mustafa Efendi ile birlikte Urfa eşrafı ve aydınları bir toplantı yaparak…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Yetkin.
ABDURRAHMAN MÜFİT YETKİN (Devamla)Urfa eşrafı ve aydınları bir toplantı yaparak Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin 12 kişiden kurulu bir şubesini açmışlardı. Bu toplantıda bulunanlar halk arasında "On ikiler" olarak adlandırılmışlardır. Bu şahsiyetli ve vatansever Urfalılara "On ikiler" derler. Bu şerefli adları bugünkü ve yarınki nesillere tanıtmak için hürmet, minnet ve şükranla anmayı vazife idrak ediyorum.
Mustafa Kemal’in 25 Ocak 1920’de kolordulara gönderdiği ayaklanma çağrısında “Kıyam Urfa’da başlayacaktır.” denilirken 7 Şubat’ta Ali Sait Bey bölgede topladığı aşiret güçleriyle birlikte Urfa yakınındaki Karaköprü’ye geldi ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin desteğini alıp şehre girdi.
Halk, Fransızları kuşatma altına almasını büyük bir coşkuyla karşıladı. Müstahkem binalarda kuşatma altına alınan Fransızların erzakları tükenip yardım umutları kalmayınca şerefli bir barış için Ermenilerin açlıklarını bahane ederek anlaşma istediler ve 11 Nisan gününün ilk saatlerinde silahlarıyla Urfa’yı terk etmek zorunda kaldılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 9 Nisan 2009