İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sivas milletvekili ve büyük birlik partisi genel başkanı muhsin yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler (10/333,334,335)

Kürşat Atılgan

Adana Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 9 Nisan 2009 · 2.324 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kürşat Atılgan (MHP), 9 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVAS MİLLETVEKİLİ VE BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKANI MUHSİN YAZICIOĞLU VE 5 KİŞİNİN HAYATINI KAYBETTİĞİ HELİKOPTER KAZASI VE KURTARMA ÇALIŞMALARININ TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILARAK BENZER DURUMLARIN YAŞANMAMASI İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER (10/333,334,335)); konuşma 2.324 kelime.

Kürşat Atılgan (MHP, Adana). “Sivas milletvekili ve büyük birlik partisi genel başkanı muhsin yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ve kurtarma çalışmalarının tüm yönleriyle araştırılarak benzer durumların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler (10/333,334,335)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kursat-atilgan-23-2009-04-09-sivas-milletvekili-ve-buyuk-birlik-partisi-genel-baskani-muhsin-yazici (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişiyi taşıyan helikopterin Göksun ilçesi yakınlarında düşmesinin ardından arama-kurtarma çalışmalarındaki etkinlik ve koordinasyonla ilgili verilmiş olan Meclis önergesi üzerine söz almış bulunuyorum, MHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sözlerime başlamadan evvel bu elim kazada hayatını yitiren Büyük Birlik Partisi Lideri ve Sivas Milletvekili merhum Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere 6 kişinin ailelerine, yakınlarına, sevdiklerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Allah bir daha bu tür acılar yaşatmasın bizlere diyorum.

Ayrıca, polis teşkilatımızın 164’üncü kuruluş yılını kutluyorum.

Yine, konuşmama geçmeden önce bir konuyu belirtmek istiyorum: Bu konu bir arama-kurtarma sorumluluğu konusudur, son derece teknik bir konudur. Anlaşılması biraz zor bir konudur ama uygulaması son derece kolay bir konudur. Mümkün olduğu kadar arama-kurtarma faaliyetleriyle ilgili sistemimizdeki aksaklıklar, yönergelerle verilmiş olan görevler, kanunlarla verilmiş olan görevler ve bugüne kadar bu sistemin içindeki yapılması gereken veya yapılamayan hususları dile getiren bir konuşma olacaktır.

Benden önce konuşmacı arkadaşımızın kazayla ilgili söylediği bir iki konuya da açıklık getirmek istiyorum. Uçuşlar denildiği zaman iki tür uçuş vardır: Biri IFR uçuş, diğeri VFR uçuştur. IFR uçuş demek, yani görmeden uçuş demektir. Gece uçuşları dâhil bununla ilgilidir, bulut içindeki uçuşlar bununla ilgilidir. Genelde bütün hava yollarındaki uçaklar IFR uçarlar. Yani görmeden, aletlere bakılarak yapılan uçuştur. Diğeri ise VFR uçuştur. Yerküreden bir klerans alınarak yapılan, bir referans alınarak yapılan uçuştur. Bunun da şartları üç kilometre üzerinde görüş olması, ufki görüş olması, 3/8 yani gökyüzünün üçte 1’inin kapalı olması gerekir. Helikopterlerin tamamı VFR uçuş yapar yani görerek uçuş yapar. Bunu burada bir kez daha söylemek lüzumunu hissettim.

Değerli arkadaşlarım, her kazadan sonra sebepleri, kazanın sebepleri, kazaya neden olan ihmalin olup olmadığı, görevlilerin görevlerini yerine getirip getirmediği ülkemizde çokça tartışılan ve birçok senaryoların yazıldığı bir konu hâline gelmiştir. Aslında her kazadan sonra Ulaştırma Bakanlığımızın kurduğu bir kurul tarafından bu söylediğim hususları ortaya çıkaracak bir rapor hazırlanır. Genelde bu kurul, dünyada daha kaza olmadan önce sabit bir yapıdır, direkt Ulaştırma Bakanlığına bağlıdır, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesinde müstakil bünyedir. Çünkü bu kurul aynı zamanda sivil havacılığın varsa birtakım eksikliklerini, aksaklıklarını ortaya çıkaracağı için ondan bağımsız olmak zorundadır. Bizde genelde kaza olduktan sonra birtakım mühendisler veya kaza kırımla ilgili uzman personel toplanarak kazanın neden olduğu, insan faktöründen mi, teknik faktörden mi, meteorolojik şartlardan mı olduğu ortaya çıkarılır ve bundan sonraki hadiselerde bir kural ortaya konulur, bir daha kaza olmaması için herkesin ihmalleri varsa onlara ikazlar yapılır.

Tabii son yıllarda aslında Türk havacılığındaki bazı kazaların artmış olması da manidardır. Dünyada kaza kırım oranları olarak Türk havacılığı biraz önlere doğru sıçramıştır. Bunun sebeplerinin mutlaka ortaya çıkarılması gerekir. Havacılıkla ilgili uzman insanlar, havacılığın kabul edilmiş prensipleri ve uluslararası kurallarını dikkatle takip eden insanlar Türk sivil havacılığını değerlendirirlerken, âdeta kazaların geliyorum dediğini sıkça gündeme getirdikleri bir konudur. Hatta bu kürsüden bizatihi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün bütçesi görüşülürken, yine havacılığın uluslararası birtakım standartlarından bahsederek Türkiye’deki sivil havacılığın kaza kırım riskinin son derece arttığını, ilave birtakım özel tedbirler almamız gerektiğini dile getirmiştim.

Değerli arkadaşlarım, havacılıkta geçmişte kazalar vardı, günümüzde de var, gelecekte de olur. Bu çünkü insan faktörü ile teknik faktörün ve doğa faktörlerinin iç içe geçtiği, hiçbir zaman sıfır kaza kırım riskine ulaşılamayacağı bir şeydir, ilelebet ama sıfıra yaklaştırmak mümkündür. Bütün dünya havacılığı, kazalarını sıfıra yaklaştırmak için devamlı tedbirler almaktadırlar, risk analizleri yapılmaktadır ve kazaları mümkün olduğu kadar sıfıra yaklaştırmak için uğraş verilmektedir. İşte, bizim burada önemle üzerinde durduğumuz konulardan biri, Türk havacılığının son yıllarda içindeki kaza kırım riskini azaltmak için neler yapmamız lazım, onu tartışmamız lazım. Aslında bu komisyonun da yapması gereken işlerin başında bu gelmektedir. İşte bunun da asli unsuru 2001 yılında çıkan, kaza kırım incelemesiyle ilgili veyahut da kırım kurtarma faaliyetleriyle ilgili 2001 yılında çıkan bir yönerge vardır: Türk Arama Kurtarma Faaliyetleri Yönergesi. Çünkü bu yönergeye göre herkesin ne yapacağı belirlenmiştir.

Değerli arkadaşlarım, kazalardan sonra insanlar yaralı veya hiçbir yara almadan kurtulma şansları vardır. Dolayısıyla, bu insanlara mümkün olduğu kadar en kısa zamanda ulaşmak ve ihtiyaçları olan yardımı sağlamak gerekir. Bu da ancak etkin bir arama-kurtarma faaliyetiyle mümkündür.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde arama-kurtarma faaliyetleri bakımından görevli bakanlık Ulaştırma Bakanlığıdır. Yani burada İçişleri Bakanlığımız kendine durumdan vazife çıkararak Maraş’a gitti, bütün işleri koordine etti ama bundan sorumlu bakanlık Ulaştırma Bakanlığıdır. “Nereden çıkarıyorsunuz?” derseniz Türk Arama Kurtarma Faaliyetleri Yönergesi’nin dayanak kanunlarının tamamı Ulaştırma Bakanlığıyla ilgilidir. Yönerge buradadır. Onunla ilgili söylemem gerekirse yönetmeliğin kanunlarla ilgili bütün hususları Ulaştırma Bakanlığı genel müdürlüklerinin görev ve sorumlulukları kanunuyla ilgilidir. Bu kanunun, Ulaştırma Bakanlığı 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 42’nci maddesi bakınız neler söylüyor: “Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı, uçuş güvenliğiyle can ve mal emniyetinin sağlanması için ehil personelden oluşan kurtarma yardım teşkilatının kurulmasını ve bunların emrine, yeterli sayı ve nitelikte araç ve gereç verilmesini sağlar. Kurtarma ve yardım ekibinin görevlerini yapmasına kazaya uğramış olan ve tehlike içinde olan hava aracı personeli ile yerel kolluk kuvvetleri ve diğer yetkililer, yardımcı olmakla yükümlüdürler.” Yani İçişleri Bakanlığının kolluk kuvvetleri yardımcı olmakla mükelleftir. İşin sorumlusu Ulaştırma Bakanlığının genel müdürlükleridir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat Görevleri Hakkındaki 5431 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri bölümünün (g) bendinde, “Türk hava sahasında hava arama ve kurtarma hizmetlerinin ilgili kuruluşlarla koordineli bir şekilde mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olarak yapılmasını sağlamak.” şeklinde görevleri vardır.

Şimdi, bu söylediğimiz yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, arama kurtarma faaliyetlerinden sorumlu bakanlık Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığıdır. Birçok uluslararası dayanağı da olan, ancak asıl çerçeve olarak 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu hükümleri gereğince hazırlanmış olan Türk Arama Kurtarma Yönetmeliği 20 Eylül 2001 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Yönetmelik’in uygulanmasından Bakanlar Kurulunun sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu Yönetmelik’e göre arama-kurtarma komuta düzeni 5’inci maddede şu şekilde izah edilmektedir. Yani arama-kurtarmanın bütün teferruatı ve ince noktaları bu Yönetmelik’te vardır. Kim, nereden, nasıl emir alacak, hangi merkezler daha sulhtan itibaren faaliyette olacak, hangi personelle, malzemeyle, teçhizatla faaliyette olacak, bunların hepsi belirlidir.

5’inci madde şöyle diyor: “Türk hava sahası, içsular –yani göller- karasuları ve açık denizlerde, tehlike içinde bulunan hava ve deniz vasıtalarına ait arama kurtarma hizmetleri, yönetmeliğin 8’inci maddesine göre yapılır. Bu çalışmaların koordinasyonu Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi tarafından yürütülür.” Yani işin tepesinde Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi vardır. Bakanlar Kurulu adına da aslında bu merkezi açıp faaliyeti de yürütmek Ulaştırma Bakanlığının görevidir.

Yönetmelik’in 8’inci maddesi incelendiğinde neler dendiğini, Türkiye’de arama-kurtarma faaliyetlerinde görev verilen, Silahlı Kuvvetler dâhil, bütün devlet kuruluşlarının yetki ve sorumlulukları çok detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Bakın, Silahlı Kuvvetler dâhil, bu işin içinde bütün devletin imkân kabiliyeti olan bütün kuruluşlarının ne yapacağı belirlidir. Dolayısıyla, öncelikle bu Yönetmelik’i ciddi okuması gerekir bu işten sorumlu olan kişilerin.

Peki, bu kadar detaylı açıklanmasına rağmen neden aksaklıklar olmaktadır? İşte, araştırma komisyonu bunu bulmak zorundadır. Bugün burada konuştuğumuz bu komisyonun kurulmasının önemi burada yatmaktadır.

Yine, aynı Yönetmelik’in 7’nci maddesinde, katılımcı bakanlık, kurum veya kuruluşlar hakkındaki sorumluluklarla ilgili olarak Yönetmelik’in (h) bendinde Ulaştırma Bakanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Türk Telekom Genel Müdürlüğü AŞ’nin görev ve sorumlulukları şu şekilde izah edilmiştir: “Kara üzerinde yapılacak tüm arama kurtarma faaliyetlerinin koordinasyonundan sorumlu merkez olarak, bilgi toplama, değerlendirme, planlama ve ilgili bilgileri aktarmak suretiyle kendi alt kuruluşları ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla arama kurtarma faaliyetlerini Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi adına icra eder. Arama kurtarma faaliyetleri sonunda, bu faaliyetlere katılmış bulunan ilgili birimlerce düzenlenen raporların kendisine ulaşmasını müteakip, alınan bu bilgileri derleyip, detaylı olay raporlarını düzenler ve Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezine gönderir. Deniz üzerinde yapacağı arama kurtarma faaliyetlerini, Deniz Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezinin taleplerine göre icra eder.

Deniz Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezini açmak, teçhiz etmek görevi de Denizcilik Müsteşarlığının görevidir.” Buradaki merkezlerle ilgili söylediğim konu zannediyorum anlaşılıyor. Birazdan da Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi gelecektir. “Arama kurtarma bölgesine ait hava tahmin raporlarını her an takip eder.”

Şimdi, tepede üç tane merkez var değerli arkadaşlarım, bir de yedek merkez var, o da kaza kırımla ilgili:

1) Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi; Bakanlar Kurulu adına Ulaştırma Bakanlığı bu işi yapar.

2) Deniz üzerindeki arama kurtarma faaliyetlerinden sorumlu olan Denizcilik Müsteşarlığı, Deniz Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezini kurar, sulhtan itibaren birtakım teçhizat ve malzemeyle destekler.

3) Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kurar.

4) Yer Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi; daha çok kaza kırım kurtarmayla ilgili, yani havaalanlarındaki kaza kırım kurtarmayla ilgili. Onu da Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü kurup işletmekten sorumludur.

Değerli milletvekilleri “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü; Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezini kurar, uluslararası standartlara uygun, yeterli malzeme, teçhizat ve personel ile donatır. Yirmi dört saat etkinlikle hava arama kurtarma faaliyetlerini en üst düzeyde koordine eder. Hava arama kurtarma faaliyetlerine katılması planlanan kuruluşların Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezine bildirdikleri imkân ve kabiliyetleri ile ilgili bilgilerin güncelliğini sağlar.” Yani bu merkeze bağlı birçok devlet kuruluşlarının, hava kuvvetleri dâhil, imkân, kabiliyetleri vardır; daha sulhtan itibaren tüm bu imkân, kabiliyetlerin güncelliğini devamlı takip etmek zorundadır. “Hava arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin görevlendirme, koordinasyon, teşkilat, muhabere ve eğitim konularını içeren Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi yönergesini ilgili bakanlık ile kurum veya kuruluşlar ile koordineli olarak hazırlar ve yayınlar.” Bunların hepsi Yönetmelik’in dikte ettirdiği hususlardır.

Değerli milletvekilleri, peki, Yönetmelik böyle demesine rağmen… Bakın, çok açık, çok modern, dünya standartlarında bir yönetmeliktir bu. Ben bunu baştan sona geçmişte de inceledim, bu görevi aldıktan sonra da inceledim. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü teşkilat yapısı ve personel yapısı incelendiğinde, bu teşkilatın da arama-kurtarma konusunda herhangi görevli bir birimi var mıdır? Yani, teşkilatta kutu kutu var ya, o kutuların içinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün arama-kurtarmayla ilgili bir kutusu yoktur. Yani teşkilat yapısı içinde göreviyle ilgili bir birim oluşturulmamıştır, tek bir personeli yoktur ve aracı yoktur. Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği yayınlanmış, yürürlüğe girmiş, ancak uygulanması konusunda hiçbir işlem yapılmamıştır. Bu teşkilatın kurulması, ülkemiz açısından da acil ve önemli olmasının yanı sıra, uluslararası anlaşmalar gereği yerine getirmek zorunda olduğumuz bir zorunluluktur. Dünyadaki bütün uçakların uçtuğu alanlardaki arama-kurtarma sahaları bölüştürülmüştür. Kim tarafından? Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı tarafından ve birtakım yükümlülükleri yerine getirmek zorundasınız. Özellikle ICAO dediğimiz bu Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı, JAA dediğimiz Avrupa Havacılık Otoritesi, FAA dediğimiz Amerika Birleşik Devletleri Havacılık Teşkilatı dikkatle, bütün bölgelerde, kendi uçaklarının uçtuğu bölgelerde bu arama-kurtarma faaliyetlerini takip ederler. Eğer biz arama-kurtarma ünitelerimizi yeterli teçhizat, malzeme ve personelle destekleyip uluslararası standartlar hâline getirmezsek, Allah korusun, yakın bir gelecekte veya orta bir gelecekte Türk hava sahasının güvenilmez ilan edilme riski de doğabilir. Dolayısıyla, bu olayın, aynı zamanda, belki kaynakların aktarılması, teçhiz edilmesi açısından Ulaştırma Bakanlığının zorluklarını da gidermesine vesile olmasını diliyorum. Çünkü bu çok ciddi bir konudur, bir muhalefet-iktidar meselesi değildir, imkânlar ve kaynaklar ayırma meselesidir. Bakanlığın yapabileceği, yapamayacağı birçok konu vardır. Dolayısıyla buna öncelik verilmesinin, ağırlık verilmesinin bu konudaki zafiyetlerin giderilmesine vesile olmasını diliyorum.

Bu üzücü kaza ile ortaya çıkmış olan arama-kurtarma faaliyetlerindeki zafiyetler, sadece Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesinde olmayıp Devlet Hava Meydanları İşletmesinde de aynı eksiklikler mevcuttur. Bakın, bir uçak pistten çıktığı zaman, Sayın Bakanım gitsin “200 metre çıktı, bunu havaalanının imkânlarıyla nasıl kurtarıyorsunuz?” diye sorsun, herhangi bir havaalanına. Onun adı “arama-kurtarma” değil, “kaza kırım”dır ve bu teşkilatta yeri vardır. Maalesef hiçbir havaalanında -bakın, yangın söndürme ekipleri hariç olmak üzere- arama-kurtarma anlamında yer arama-kurtarma teşkilatı kurulmadığı için hiçbir personel ve araç yoktur. Ben 70 tane uçağı komuta etmiş, bir üssü yönetmiş bir kişi olarak söylüyorum: Arama-kurtarma teşkilatında en ufak bir arıza veya aksaklıkta bütün uçuşları keserdik. Komutanın korkusu, arama-kurtarma teşkilatında doğabilecek personel, malzeme ve teçhizat eksikliğiydi. En önemli, her gün sabah rapor verilen konu “Arama-kurtarma teşkilatımız bütün üniteleriyle faal.” raporudur.

Değerli milletvekilleri, arama-kurtarma bölgesinde kara ve adalar üzerindeki arama-kurtarma koordinatörü Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüdür. Genel Müdürlük, Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezini kurar, uluslararası standartta, uygun, yeterli malzeme, teçhizat, personel ile donatır, Kara Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi faaliyetlerini Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi adına koordine ve icra eder.

Arama-kurtarma bölgesinde kıyılardan itibaren arama-kurtarma faaliyetleri Denizcilik Müsteşarlığının Deniz Arama Kurtarma Merkezi vasıtasıyla yürütülür. Bu da daha çok, Sahil Güvenlik Komutanlığı vasıtasıyla bu işleri yürütür.

Değerli milletvekilleri, hülasa bu Yönetmelik iyi incelendiğinde, deniz ve göllerdeki arama-kurtarma faaliyetlerinden Denizcilik Müsteşarlığı, kara ve adalar üzerindeki, yani kara parçası ve adalar üzerindeki arama-kurtarma faaliyetlerinden Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, hava alanlarındaki kırım kurtarma faaliyetlerinden de Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü sorumludur. Ayrıca, her kaza kırımdan sonra kaza kırımların incelenmesi ve sonunda dersler çıkarılması önemli bir havacılık kuralıdır. Bu inceleme dünyada genelde ulaştırma bakanlığına bağlı, sivil havacılık genel müdürlüğüyle hiçbir organik bağlantısı olmayan, direkt bakana bağlı bir kurul tarafından yürütülmektedir. Maalesef Türkiye’de daimî olarak böyle bir kurul yoktur. Ulaştırma Bakanlığının bu konuda çalışmalar yaptığını biliyorum, inşallah en kısa zamanda bu kurul faaliyete geçer. Aynı zamanda, bu kurul havacılıktaki bütün sistemin denetlenmesine de vesile olur. Askerî havacılığımızda bu tür hususlar çok doğru bir şekilde yürütülmektedir.

Şimdi bunu söyledikten sonra ülkemizdeki duruma da kısaca bir açıklık getirmek gerekir. Mevzuat olarak Türk Arama Kurtarma Yönetmeliği 2001 yılında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik oldukça kapsamlı, yetki ve sorumlulukları net olarak belirlenmiş, görevler net olarak belirlenmiş ve uluslararası standartlara ve mevzuatlara uygun bir yönetmeliktir.

Aradan sekiz yıl geçmiş olmasına rağmen Yönetmelik dolayısıyla 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun, 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un ve uluslararası anlaşmaların gereği yerine getirilememiştir. Şöyle ki: Az önce söylediğim merkezler tam aktive edilememiştir. Dolayısıyla bu araştırma komisyonunun kurulmasının aynı zamanda bu Yönetmelik gereği kurulması gereken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Atılgan, devam edin.

KÜRŞAT ATILGAN (Devamla) -…merkezlerin kurulmasına, malzemenin alınmasına, yeterli personel ile desteklenmesine ve sorumluların bu konunun üzerine eğilmesine vesile olacağına inanıyorum.

Türk sivil havacılığının tek zaafı ve önemli sorunu bu arama-kurtarma zafiyeti değildir, bu üzücü kaza bu sorunu öne çıkarmıştır. Dünyada hava aracı kaza sıralamasında ülkemiz ön sıralara doğru tırmanmaktadır. Bu kadar çok kaza olmasının sebepleri mutlaka araştırılmalıdır. Hastalık iyi teşhis edilmelidir. Hastalık iyi teşhis edilirse tedavisi mümkündür. Dolayısıyla benim Sayın Bakandan istirhamım, hastalığı iyi teşhis edip kendisinin de gözünden kaçan varsa veya kendisine gelen eksik bilgiler varsa, Türk sivil havacılığının durumunu da ortaya koymak için bir havacılık şûrası toplaması, hastalığı teşhis etmesi ve tedavisine de bizatihi kendisinin el atmasıdır.

Ben bu vesileyle tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Merhum dava arkadaşımız Muhsin Yazıcıoğlu’na da bir kez daha rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun diyorum.

Sağ olun. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 9 Nisan 2009

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook