İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · SALI

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Adalet Kaya

Diyarbakır Milletvekili · DEM Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 27 Ekim 2026 · 1.411 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Adalet Kaya (DEM Parti), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.411 kelime.

Adalet Kaya (DEM Parti, Diyarbakır). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/adalet-kaya-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90835

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ADALET KAYA (Diyarbakır)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kıymetli misafirler, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, değerli bürokratlar ve kıymetli basın emekçileri; şimdi AK PARTİ iktidarının planlanan 25'inci bütçesini görüşüyoruz ve geçtiğimiz yıllarda da her defasında bütçeye dair önerilerimizi ve eleştirilerimizi partimiz olarak sunduk. Geçmişte sunduğumuz eleştiriler de öneriler de bu yılki bütçe programını incelediğimizde geçerliliğini koruyor çünkü biz halktan, emekçiden, toplumun öncelikli kesimlerinden yana eşitlikçi bir bütçe talep ediyoruz ama bu tekliften anlaşılan, siz iktidar olarak siyasi varlığınızı ulusal ve uluslararası sermayenin desteğine bağlı gördüğünüz için onların çıkarını önceliklendiren bütçelerle yolunuza devam etmek istiyorsunuz. Halkın, toplumun kırılgan, öncelikli kesimlerini yoksullukta ve yoksunlukta eşitlediniz yani sağlanan aslında tek bir eşitlik var ülkede.

Bugün ülkede kamu hizmetlerine erişim ne yazık ki eşit bir yurttaşlık hakkı olmaktan çıkmış durumda, bir ayrıcalık ve bir lütuf gibi sunuluyor. Etnik kimlik, ana dil, cinsiyet ve inançlar temelinde derinleşen eşitsizlikler kamusal alanı bir dışlanma mekânına dönüştürüyor. Türkçe bilmeyen bir kadının hastanede, adliyede veya sosyal hizmet kurumlarında yaşadığı çaresizlik ve uğradığı kurumsal şiddet mevcut bütçelerin hangisinde, neresinde dert ediliyor veya Alevi bir yurttaşın inancı gereği hak ettiği eşit hizmet bütçede hangi kalemde yer alıyor bunların hiçbirinin cevabı bu bütçe taslaklarında yok. Her fırsatta hedef gösterilen, nefret söylemleriyle kriminalize edilen LGBTİ+'lar ve göçmen kadınlar, göçmenler yani savaş ve sömürü politikalarıyla yerinden edilen ve ne yazık ki nefret söylemleriyle düşmanlaştırılan göçmenler barınma, sağlık gibi en temel sosyal hizmetlere bile erişimde bariyerlerle karşılaşıyorlar. Toplumun kırılgan kesimlerini yok sayan, ötekileştiren bu sistemin bütçesi ne yazık ki halkların bütçesi olamaz.

Biz, aslında, nasıl bir bütçeyle karşılaşacağımızın sinyallerini 2027-2029 Orta Vadeli Program'da görmüştük. Kalkınmanın, toplumsal refahın geri plana atıldığı, emekçinin ücretini baskılamak için kurgulanmış bir OVP sundunuz. Bu programda "güvenceli esneklik" diye kavramların birbiriyle çeliştiği bir model ortaya attınız. "Yeni nesil çalışma" adı altında uzaktan, kısmi süreli, platform ve kiralık işçilikle çalışanların kıdem tazminatını, örgütlenme hakkını ve iş güvencesini tırpanlıyorsunuz. Emekçilerle müzakere etme gereği dahi duymadınız. Daha da vahimi, asgari ücreti, emekli aylıklarını ve kamu çalışanlarının maaşlarını gerçekleşen hayat pahalılığına göre değil, hiçbir zaman tutmayan hayali enflasyon hedeflerine endeksliyorsunuz, hedef şaştığında da bedelini sermaye değil alım gücü eriyen milyonlarca emekçi ödemek zorunda kalıyor. Zaten başımıza getirdiğiniz her türlü musibetin bedelini yine aynı milyonlar ödemek zorunda kalıyor; fon krizinde de yapmak istediğiniz tam da bu. Soygun demek daha doğru olur, fon krizi dedim ama yine de. İşte, bu emek karşıtı zihniyet 2027 yılı bütçesinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve tüm eşitsizliklere karşı mutlak bir duyarsızlıkla katmerleniyor.

Bir tez çalışmasından bahsetmek istiyorum; Türkiye'de kamu harcamalarının cinsiyete göre dağılımını odağına almış. Bu incelemeyi yapan akademisyen Arınç Boz. 2002-2022 dönemini kapsayan araştırması aslında bütçenin cinsiyet ayrımcı yapısını açığa çıkarıyor. Türkiye'de kamu transfer harcamalarında erkekler kadınların yaklaşık 2 katı pay alıyor. Tezde incelenen 9 temel kamu transfer türünün 6'sında erkekler mutlak egemen; emeklilik maaşında, işsizlik maaşında, maluliyet ve engelli aylıklarında, hastalık yardımlarında, eğitim burslarında ve çiftçilere verilen doğrudan gelir desteklerinde erkekler her zaman daha fazla pay alıyor. Kadınlar sadece 3 başlıkta öne geçiyor -çok ilginçtir- dul ve yetim maaşında, sosyal yardımlarda ve yaşlılık maaşında. Yani güvenceli ve kayıtlı istihdamda yer bulamayan kadınlar yaşlandıklarında da kamu bütçesinde ancak bir erkeğin kaybı üzerinden ya da muhtaçlık temelli sosyal yardımlarda var olabiliyorlar. Bunu Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği'nin izleme raporu, merkezi bütçe haritalaması da doğruluyor, teyit ediyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde kadını doğrudan hedefleyen harcamaların payı toplam merkezî bütçenin yüzde 1'i bile değil ama geçmiş dönem de, geçen yıl da Kadının Güçlenmesi Programı'nın payı yalnızca binde 4 düzeyinde gerçekleşti, bu yıl da bir değişiklik yok, yine aynı düzeyde gerçekleşiyor. Buna karşılık, kadınları aileye bağımlı kılan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Programı öne çıkarılıyor. Tamam, buna da bütçe ayrılsın, ayrılmasın demiyoruz ama kadının eşit yurttaşlar olarak ailenin uzantısı olarak görülmesi doğru değil. Kadınlar bu toplumun eşit yurttaşlarıdır, dolayısıyla böyle bir şekilde bütçede yer almaları gerekiyor. Burada, tarihçi filozof Eliade'den bahsetmek istiyorum. Ailenin bu kutsallaştırılması meselesine dair "Her kutsallaştırmanın ardında bir tahakküm saklıdır." diyor ve burada da ne yazık ki tahakküm altına alınmak istenen kadın. 2027 bütçesi bütçe sunuşunuzda "toplumsal cinsiyet eşitliği" kavramı tek bir kez dahi yer almamış. Geçen seneki sunuşta da Kadının Güçlenmesi Programı vardı, bu sene sunuşunuzda o da yok. Bütçede cinsiyet eşitliği bütçe işaretleyicisi uygulanmıyor, harcamaların cinsiyete dayalı etki analizi yapılmıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, bütçe sunuşunuzda "Kadına yönelik şiddetle mücadelede ilkemiz sıfır toleranstır." dediniz, mevcut sığınak ve ŞÖNİM sayılarını duyurdunuz, sığınakların ülke genelindeki toplam kapasitesinin 3.688 kişi olduğunu belirttiniz. 85 milyonluk bir ülkede şiddet tehdidi altındaki milyonlarca kadına yalnızca 3.688 kişilik sığınak kapasitesi sunarak şiddete nasıl sıfır tolerans göstereceksiniz? Kadına yönelik şiddet yalnızca şiddet anında kolluk çağırmakla ya da sembolik birkaç konukevi açmakla önlenemez. Memleketim ve seçim bölgem Diyarbakır'da hemen her hafta bir kadın cinayeti haberi ya da şüpheli kadın ölümü gerçekleşiyor ne yazık ki.

Şiddet ile kadınların ekonomik bağımlılığı arasında doğrudan bağlantı var. Kadınları ekonomik bağımsızlığa kavuşturmayan, onları hane içi bağımlılığa ve yoksulluğa mahkûm eden bütçe tercihleri şiddeti engellemek yerine bizzat yeniden üretiyor. Bir kadın şiddet gördüğü ortamdan neden uzaklaşmıyor sizce? Çünkü cebinde güvenceli bir geliri yok, çünkü ayakları üzerinde durmasını sağlayacak destek mekanizmaları sağlanmıyor. Bu bütçede de ne yazık ki bunlar yer almıyor. Kamusal, ücretsiz, erişilebilir kreşler, hasta, yaşlı, engelli bakım merkezleri açılmadığı müddetçe kadınlar ne yazık ki bakım emeğini tamamen yük olarak sırtlarında taşımak durumunda bırakılıyor, kadınların sırtına yıkılmış durumdadır. Kadın istihdamı yüzde 30'larda sıkışmışken bakım hizmetlerini kamusal hizmet olmaktan çıkaran, yerine bakım sorumluluğunu aile içine devreden bir taslak var önümüzde. Kadını ekonomik olarak güçlendirmeyen, ona kendi ayakları üzerinde duracak bağımsız bir yaşam alanı açmayan bir bütçe kadını şiddetten koruyamaz, geçmiş yıllardaki bütçeler de bunu doğruluyor ne yazık ki.

Bütçedeki bu dışlayıcı yaklaşım toplumun diğer kırılgan kesimleri için de geçerli. Gençler bu bütçede nerede? Resmî verilere göre genç kadın işsizliği yüzde 19,4'le genç erkeklerin 2 katı oranında. Sayın Yılmaz, gençlere lütuf gibi, evlilik kredisi vermekten bahsettiniz sunumunuzda; gençler borçlandırılmak istemiyor, onların talebi bu değil. Gençlerin talebi; kurumsal, ana dilinde, parasız, nitelikli eğitim alabilmek, barınma krizini çözecek, ücretsiz yurtlarda ya da düşük ücretli yurtlarda kalabilmek, insanca yaşayacakları burslar ve güvenceli istihdam talep ediyorlar. Gençlerin sesini duymayan iktidarların hâli ortada. Bakın, geçtiğimiz hafta sonu Sırbistan'da on iki yıllık baskıcı iktidar üniversite öğrencilerinin örgütlenmesiyle seçimi kaybetti. Sırbistan'daki ırkçılığa, ayrımcılığa karşı Sırp ve Boşnak gençler birlikte, birleşerek, mücadele ederek bir zafer kazandılar.

Kendi bütçenize dönersek engelli yurttaşlar da bu bütçede yok. 2027 bütçesinde engellilerin toplumsal yaşama eşit katılımını sağlayacak yapısal adımlar atılmamış, engelliler sembolik yardımlarla eve bağımlı kılınmışlar. Engelliler yardım talep etmiyor Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, engelliler eşit yurttaşlık haklarını, bağımsız ve onurlu yaşam haklarını talep ediyorlar.

Yine, çocuklar bu bütçede yok. Derinleşen çocuk yoksulluğu görmezden gelinse de saha gerçekleri ortada. Çocuklar bu bütçede koruyucu ve önleyici kamusal hizmetlerden, nitelikli eğitimden ve sağlıklı gelişim hakkından mahrum bırakılmakta. Okullarda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek talebinin bütçeye konmaması bir yana çocuklar MESEM uygulamaları altında "çırak" ve "stajyer" adı verilerek ucuz iş gücü deposu olarak sermayenin çarklarına itilmekte. Çocukların yaşam hakkını, gelişimini ve üstün yararını korumayan bir bütçe anlayışını kabul etmiyoruz.

Yaşlılar yine bu bütçede yok. Bakın, kamu hizmetlerine erişememe meselesinden bahsetmek istiyorum. Şimdi, Diyarbakır'dan bir örnek vermek istiyorum, esasında kamu hizmetlerine bu ülkede neden erişilemiyor bunu örnekleyen bir durum. Kadın buluşmalarında karşılaştığımız bir kadın arkadaş kendisinin yaşadığı ülkedeki kadınların, yaşlıların, engellilerin bütün sorunlarının özeti gibi âdeta. Bu arkadaşımız eşinden şiddet gördüğü için uzun uğraşlar sonunda boşanmış ama adam nafaka vermemek için çocukların velayetini almış ama fiilen çocuklar annenin yanında yani maddi manevi bakım yükü annenin sırtında. Bir tekstil atölyesinde iş bularak bunu karşılamaya çalışmış, hayat kurmuş kendine ancak babası beyin kanaması geçirdiği için felç kalmış, kadın işten ayrılıp babasına bakmak zorunda kalmış, hiçbir geliri yok, sadece babasının maaşıyla 2 çocuğa ve bir yaşlı hastaya bakmak zorunda. Şimdi, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüyle defalarca görüşme yaptık ancak Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü çocukların velayeti babada olduğu için kadının evine gidip bakmalarına rağmen çocuk yardımından yararlandırmadılar. Yerinden kalkamayan babasına da kısmi engelli raporu verildiği için engelli bakım aylığı bağlanmadığından bu kadın hiçbir şekilde hiçbir destek mekanizmasından yararlanamıyor. Yani tam bir sosyal devlet tıkanıklığıdır bu; kamu hizmetlerine erişim ne yazık ki ülkede mümkün değil.

Bu bütçede çocuklar yok, göçmenler yok, asgari ücretiyle geçinmeye çalışanlar ne yazık ki kaderine terk edilmiş durumda. Emekliler açlık sınırının altındaki maaşlarla yaşam mücadelesi veriyorlar. Milyonlarca emekli yurttaşa kamusal bakım merkezleri ve ücretsiz evde bakım destekleri çok görülmüş bu bütçe planında ne yazık ki. Dolayısıyla biz DEM PARTİ olarak emekçiyi OVP kısıtlarıyla ezen, kadınları ekonomik bağımsızlıktan mahrum bırakarak şiddete terk eden, gençleri, engellileri, yaşlıları, çocukları, göçmenleri yok sayan bu bütçeyi reddediyoruz. Kadınların ekonomik bağımsızlığını güvence altına alan, bakım emeğini kamusallaştıran, şiddetten arınmış ve toplumun tüm ezilenlerini gözeten, eşitlikçi bir bütçe hakkını savunmaya devam edeceğiz.

Hepinize çok teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

36 konuşma daha · 27 Ekim 2026

Tümü →
36 konuşmanın tamamı →