Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Karabük Milletvekili · CHP
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 27 Ekim 2026 · 1.985 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cevdet Akay (CHP), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.985 kelime.
Cevdet Akay (CHP, Karabük). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cevdet-akay-2026-10-27-tutanak-metni-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90836
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CEVDET AKAY (Karabük)Teşekkürler Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, kıymetli bürokratlar, değerli basın mensupları; ben de hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
2027 yılı bütçemizin ülkemiz için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum.
Tabii ki genel olarak bazı sıkıntılar var, bir kısmı çözülebilecek ama bir kısmı süreç içerisinde kararlılık gerektiren bir iradeyle çözülmesi gereken problemler var. Bütçe büyüklüğü 27,2 trilyon olarak belirlenmiş, bütçe gelirleri de 23,4 trilyon yani bütçe açığı 3 trilyon 868 milyar TL olarak öngörülmüş. Yani geçen yıla baktığımız zaman, geçen yıldaki bütçe açığının üstünde, bir yüzde 37 civarında bir artış var aşağı yukarı, bir artıştan bahsediyoruz. Yine, baktığımız zaman, faiz giderleriyle ilgili hakikaten bütçede çok büyük bir ödenek ayrıldığını görüyoruz, 3 trilyon 975 milyar. Geçen yılın bütçesinde 2 trilyon 742 milyardı, OVP'de ve sizin sunumunuzdan da duyduğumuz kadarıyla 2,8 trilyon civarında gerçekleşeceği öngörülüyor yani 1 trilyon 150 milyarlık bir faiz giderlerinde de artış söz konusu. Yıllardır bütçedeki en önemli sorunlardan biri bütçenin net borçlanma hasılatı yaratamaması yani kullanılan borçların paraların üretimi, istihdamı, ihracatı geliştirici projelere kanalize edilip daha doğrusu yeterince kanalize edilip oradaki hasılattan faizin ödenmesi ve anaparanın aşağı çekilmesi gerekiyor. Ama tüm dünyada aynı sorun var, dünyadaki kamu-özel küresel borç 365 trilyon dolar yani bu çok ciddi bir rakam. Şimdi, aynı dünyanın millî gelirine baktığımız zaman da millî gelirinin de yani aşağı yukarı 128 trilyon dolar civarında olduğunu tahmin ediyorlar, 128 trilyon dolar yani 2,85 katı civarında. Şimdi, böyle baktığımız zaman, hükûmet borçları da 118 trilyon dolar civarında. Şimdi, "kamu borcu" dediğimiz dünyadaki hükûmet borcundan bahsediyorum. İşte, bu sorun gelişmekte olan ülkeler ve özellikle de Çin'inde borçlanma oranının artmasından ileri geliyor. Bizde de bu borç sorunu, anapara, faiz ve kur farkı gideri sorunu devam ediyor. Kur farkıyla alakalı sorunlar artarak devam ediyor. Kurun baskılandığı için şu anda miktar TL olarak çok yüksek görünmese de bir karşılaştırma yapacağım, baktığımız zaman, 2023'ten 2024'e 6,7 trilyonluk bir borç devrolmuş, 2023 yıl sonundan 2024'ün başına. Buradaki kur farkı gideri 1 trilyon 722 milyarmış yani borcun yüzde 25'i civarı. Şimdi, 2024'ten 2025'e devrolurken 9,2 trilyonluk bir borç devretmiş ve 951 milyarlık bir kur farkı gideri varmış o tarihte de, yüzde 10,2 civarında bir oran. Şimdi, 2025'ten 2026'ya devirde de 3,6 trilyonluk bir borçtan bahsediyoruz, kamunun iç ve dış borcundan söylediğimiz rakam. Burada da kur farkı gideri 1 trilyon 727 milyar, yüzde 12,70. Şimdi, en son verilere göre kamunun iç ve dış borcu da 16,2 trilyon seviyesine geldi, sürekli değişiyor tabii bu. Böyle baktığımız zaman, kurdaki bir sıçramada bu tutarın realize olduğunda, ödeme vadesinin geldiğinde nasıl ödeneceğiyle ilgili bir planlamanın mutlaka yapılması gerekiyor ve bu planlamayla ilgili cevap kısmında bununla ilgili nasıl kurun kontrol edileceği ve buradaki "carry trade" dediğimiz olaylarla ilgili kontrol edilemeyen bir durum söz konusu olduğu zaman anapara, faiz ve kur farkı gideriyle ilgili nasıl bir hazırlığımızın olduğu hususunda kısaca bilgi verirseniz memnun oluruz. Daha şimdiden 3 trilyon 868 milyarlık öngörülen bir bütçe açığıyla yaşadığımız birtakım olaylar, fon krizi, öngörülemeyen bütçe harcamaları da dikkate alındığında önümüzdeki dönem içerisinde sıkıntılı günler yaşayacağımız muhakkak.
Yine, baktığımız zaman, borçlanma limitleriyle ilgili bir şey söylemek istiyorum ben. Şimdi, gelir gider arasındaki farkı "net borçlanma limiti" dediğimiz bir olayla karşılıyoruz, bütçe dengesini sağlama açısından bu fakat torba yasayla sürekli bu limitlerde artış yapıyoruz. Geçen sene 595 milyar TL'lik bir artış yaptık. Bu da öngörülemeyen birtakım durumların olduğunu işaret ediyor. Biz torba yasa görüşürken bize açıklanan konu "Kurumlar vergisi tahsilatında beklediğimiz hedef olmadığı için bunu yapmak zorunda kalmıştık." diye bir açıklama yapılmıştı, 420 milyar civarındaydı. Bu konunun da mutlaka dikkate alınması gerekiyor.
Bütçeden kaynakların etkin ve verimli kullanılmasıyla ilgili eleştirileri sürekli yaparken bütçeyle ilgili kaynakların emekliden, dar gelirliden, asgari ücretliden, işte çiftçiden, KOBİ'den yana yeterince kullanılmadığını ve sermayenin desteklendiğini, kaynakların ağırlıklı olarak oraya aktarıldığıyla ilgili tenkitlerimizi sürekli yapıyoruz.
Şimdi, yap-işlet-devret KÖİ projeleri yapan firmalar var, 44 firma. Bunlara aktarılacak garanti ödemelerine baktım ben bu yıl bütçede ne olmuş diye. Şimdi 4,8 trilyon, daha doğrusu 4 trilyon 878 milyarlık bir artış var burada baktığımız zaman. Pardon, garanti ödemeleriyle ilgili düzeltiyoru, 1 trilyon 26 milyar 500 milyonluk bir garanti ödemesi önümüzdeki üç yıl içerisinde ödenecek tutardan bahsediyorum yani 2027, 2028, 2029. 2026, 2027, 2028'de 821 milyardı, şimdi 2027, 2028 ve 2029'da 1 trilyon 26 milyar olmuş. Yani buraya istenildiğinde kaynak bulunabiliyor, burayla ilgili, garanti ödemeleriyle ilgili bütçeden ilgili kaynaklar rahatlıkla aktarılırken emeklinin, asgari ücretlinin ara zam dâhil, en düşük emekli aylığı dâhil ayarlamalarının yapılmaması, çiftçiye hak ettiği desteğin verilmemesi, 235 milyar resmî rakam olarak bütçede görünen. Hâlbuki millî gelire baktığımızda da 1 trilyon 112 milyar civarında bir destek olması gerekir, 877 milyarlık bir açık görünüyor. Buralar destek beklerken kaynakların sürekli bu garanti ödemelerine aktarılması hepimizde bir rahatsızlık yaratıyor. Bu firmaların çoğu da bir taraftan vergi, resim, harç istisnası belgesiyle ilgili olarak da teşvikler veriliyor.
İşte, vergi harcamalarına bağlayacağım buradan. Vergi harcamalarıyla ilgili yıllar itibarıyla sürekli vergi harcamaları artıyor. Geçen yıl 3 trilyon 596 milyardı, bu yıl 4,8 trilyon oldu. Bunun bir kısmı gerekli. Vergi muafiyeti, istisna ve indirim yoluyla tahsilinden vazgeçilen vergilerden bahsediyoruz vergi harcaması derken. Bunların bir kısmını gerekli olduğunu biliyoruz, biz de destekliyoruz ama bizim itiraz ettiğimiz kurumlar vergisiyle ilgili olan ve genelde de yap-işlet-devret ve KÖİ projeleri yapan firmalara sağlanan imkânlar. Geçen yıl bu 768 milyardı, bu yıl 1 trilyon 79 milyar yani bütçedeki rakamları konuşuyorum size. Şimdi, buradaki tutar da çok ciddi bir tutar. Geçen yıla göre de ciddi bir artış var yani yüzde 40'lık bir artış söz konusu, 311 milyar. Bir taraftan muafiyet, istisna ve indirimlerde verimsiz durumların ortadan kaldırılacağını söylerken bir taraftan sürekli artırılması, bütçe kaynaklarının da buraya kullanılmaya devam etmesi doğru değil. Çünkü vatandaşlar üzerinde yeterince vergi yükü ağır. Bunların efektif vergi yükü de çok düşük. Asgari kurumlar vergisi getirilmiş olmasına rağmen yüzde 10 olarak ve bunların bu gelirleriyle ilgili kurumlar vergisi oranının yüzde 25'ten yüzde 30'a çıkarılmış olmasına rağmen beklenen gelir etkisi olmadı.
Ben yine size Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, sormuştum; "Kurumlar vergisi açısından bu oran ne kadar etki sağladı?" diye geçen yıl hatırlarsanız. O an için peşin vergi sisteminden rakamı söylemiştiniz 680 milyon TL diye. Şimdi, bunun ne kadar katkı sağladığıyla ilgili net rakamı ben bir daha size sormuş olayım, Sayın Bakan Yardımcımız da burada. Öngörülen etki katkı sağlandı mı? Çünkü bir taraftan dolaylı, dolaysız vergiler ayrımında dolaylı vergilerin en az yüzde 60 seviyesinde olduğu, red ve iadeleri dikkate aldığımızda yüzde 63-65 seviyesine doğru ilerlediğini gördüğümüz bir ortamda az kazanandan çok vergi alınması, çok kazanandan az vergi alınması kabul edilemez. O zaman kaynakları etkin ve verimli kullanılmamış olur, amacına uygun kullanılmamış olur. Bunu da özellikle burada vurgulamak istedim.
Yine, hazine garantileriyle ilgili durumlar söz konusu. Hazine garantileriyle ilgili Hazinenin kefaletiyle garantisiyle kullandırılan bir sürü krediler var. Bu kredilerin hangi kurumlara, hangi firmalara kullanıldığıyla ilgili sizlerden cevap bekliyoruz.
Burada bir de soracağımız soru, hazine risk hesabıyla ilgili bir sorumuz olacak. Hazine risk hesabında da yanlış hatırlamıyorsam 611 milyar civarında bir ödenen para var yani Hazine garantisiyle kullandırılan kredilerden geri dönmeyenler olmuş. Mahalli idareler diye görünüyor. Burada özel idareler midir, belediyeler midir, hangi belediyeler, hangi projeler için nasıl bir kaynak kullanmış? Bununla ilgili de cevap bekliyoruz.
Bu bütçede kaynaklar etkin ve verimli kullanılmıyor, gelir dağılımındaki düzelmeyi göremiyoruz, vergide adaleti göremiyoruz. Ücretlilerin, çalışanların bırakın vergi yükünü azaltmayı, daha da çok artıran düzenlemeler var. Vergi dilimleri enflasyon karşısında yeterince artırılmıyor. Yeniden değerleme oranlarıyla ilgili artışlar geride kalıyor. Çiftçiye, esnafa, KOBİ'ye yeterli destek yok. Emeklinin, emekçinin yanında yeterince değil, dar gelirliyi yeterince desteklemiyor, eş, dost, akraba atamalarının devam ettiğini görüyoruz, liyakatsiz yöneticilerin devam ettiğini görüyoruz. Usulsüzlük ve yolsuzluk yapılan bazı kurum ve kuruluşlar olduğunu görüyoruz. Bunlarla ilgili zamanında önlem alınmadığı için işte bu tip krizlerde görevini, ünvanını gerektiği şekliyle kullanamayan, kişisel menfaatlerini öne çıkaran yöneticilerin oluşu, bürokratların oluşu ve arkada da bunları destekleyen siyasetçilerin oluşu hepimizin oturup düşünmesi gereken bir konu. Bu konuyla ilgili önlemlerin mutlaka alınması gerekiyor.
Tasarruf tedbirlerine ne kadar uyulduğuyla ilgili bir şey söylemek isterim. Sayın Bakan Şimşek ifade etti "Tasarruf tedbirlerinin çıkmasından bu yana gerekli sonucu aldık, gerekli tasarrufu yaptık." diye söyledi. Ben genelgenin çıktığı, tasarruf tedbirlerinin çıktığı tarihten bu yana 5 kaleme özellikle baktım ne kadar harcama olmuş diye. 355,5 milyar TL'lik bir harcama olmuş. Kim bunlar? Neler detayları? Verebilirim size detaylarını. Mesela, toplantı ve organizasyon giderleriyle ilgili yirmi dört ayda 2,7 trilyon harcama olmuş. Yine, kırtasiye alımlarıyla ilgili üç yılda 23.7 milyarlık harcama olmuş. Yolluk giderleriyle ilgili 71 milyarlık bir harcama olmuş üç yılda. Bina, araç kiralama giderleriyle ilgili -burada hava ve kara taşıtları da dâhil- 90 milyar 709 milyonluk bir harcama olmuş. 2024'te 17.625 adet araç kiralanırken, 2025'te de 12.820 adet araç kiralanmış. Yani ben kamu kurum ve kuruluşların, ilgili bakanlıkların yeterince tasarruf tedbirlerine riayet etmediğini düşünüyorum. Kamu kaynaklarında israfın devam ettiğini düşünüyorum. Bununla ilgili de tedbirlerin mutlaka alınması gerekiyor.
Konuşmamın son beş dakikasını da fonla ilgili ayıracağım. 455.748 tekil kişinin etkilendiği, etrafıyla beraber hane halkının 4,5-5 milyon kişinin mağdur durumda olduğu bir fon krizinden, fon yolsuzluğundan bahsediyoruz. Burada özellikle yaklaşık benim kırk gün önce de dile getirdiğim ve sorduğum kamu kurum ve kuruluşlarının, Türkiye Varlık Fonunun, İşsizlik Sigortası Fonu'nun, Türkiye Sigorta gibi kuruluşların bu fonlarda paraları var mı? Varsa hangi fonlarda ne kadarı takıldı veya ne kadarı yatırılıp çekildi? Bunların açıklanmasını, bizimle paylaşılmasını istemiştim fakat şu ana kadar hiçbir cevap alamadık. Örneğin, İşsizlik Sigortası Fonu'yla ilgili eylül sonu varlık büyüklüğü 883 milyar TL, binde 44'ü yaklaşık bu fonlara yatırılmış, kendi faaliyet raporlarından edindiğim bilgileri söylüyorum, o da 3,8 milyar TL. Örneğin, bu 3,8 milyar TL nereye, hangi fona yatırıldı? Geri alındı mı? Bununla ilgili şu ana kadar bir cevap vermedi, cevap da gelmedi. Yani buradan ilgili cevabı vermesi gereken esasında İŞKUR ama İŞKUR da İŞKUR da bu cevabı kendiliğinden, siyasi otoriteden onay almadan şu durumda veremiyor, öyle anlıyorum ben. Onun için Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, size de bunu sormuş olayım ve bu konuyla ilgili cevabı beklerken Türkiye Sigortada da... Türkiye Sigortanın da aktif büyüklüğü 750 milyar TL civarında. Oradaki çok ciddi tutarların da bu fonlarda değerlendirildiğini görüyoruz. Örneğin, şu tabloyu şöyle göstereceğim, 35 milyar 23 milyonluk tutarın bu yatırım fonlarında değerlendirildiğini görüyoruz. Bu hangi fonlarda değerlendirildi? Bu para hâlen duruyor mu, geri alındı mı, takıldı mı? Bu paranın, kamu kaynağının bu fonlarda değerlendirilmesiyle fahiş gelir elde edip çıkan gruplar kimlerdir? Bu cevabı bekledik. Yine aynı Türkiye Sigortanın Ziraat Portföy Yönetimi AŞ'de de 16,7 milyar TL'si görünüyor, 30/6/2026 bağımsız denetim raporları onaylı mali tablolardan bahsediyorum. İkisinin toplamı 51,7 milyar TL, bu 51,7 milyar TL'nin akıbeti nedir? Bunu yapan yöneticiler kimdir? Kendi inisiyatifleriyle mi yapmıştır? Sorumlular nerede, cezalandırıldı mı? Bu konuyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu yeterli incelemelerini ve soruşturmalarını yapıyor mu? Bu cevabı bekleyeceğiz.
Bir konuya daha değineceğim yine Türkiye Sigortayla ilgili. Bakın, Türkiye Sigortanın finansal borçları var, "diğer finansal borçlar" kalemi, merak eden arkadaşlar bilançosuna girip bakabilir. 30/6/2026 itibarıyla açıklandı, dokuzuncu ay verileri açıklanmadı, 19 Ekimde açıklanacaktı. Bu finansal borç, banka borcu yani dış kaynaklı kredi veya iç kaynaklı kredi kullanmış, rakam 15 milyar 656 milyon, onu da gösteriyorum şöyle. Dağılımına baktım, bu rakam ayrıca 2025 yılı sonunda 11 milyarmış, burada da 4,5 milyarın üzerinde bir artış var. ICBC Standard Bank PLC'den kullanılan 11,7 milyarlık bir kredi var, 37,75'ten kullanılmış, otuz bir gün ile yüz otuz gün vade arasında. Bakın, Goldman Sachs Internationaldan da 36,5'tan 3,8 milyar kullanılmış, toplamı 15,6 milyar ve bu kullanılırken de yatırım faaliyetlerinde kullanılması öne sürülmüş. Bu hangi yatırım faaliyetlerinde kullanıldı, bu kadar kredi? Bu kredinin akıbeti nedir? Bu kredinin vadesi geldiğinde veya geleceğinde ödenebilirliği nasıl, temerrüde düşme durumu olur mu? Alıp bu paraları yatırım fonlarına yatırıp bu parayı burada kaybettiniz mi veya bu parayı, kamu kaynağını kullanarak kimleri zengin ettiniz, kimlerin sebepsiz kazanç elde etmesine sebep teşkil ettiniz? Planlı, programlı olan ve üst düzey yöneticilerle, bürokratlarla ve arkasındaki birtakım siyasetçilerle organize olarak yapılan bu fon vurgununun sonuna kadar gidilmesi, müsebbiplerinden mutlaka hesap sorulması, ihtiyari tahsilatlarla kalınmaması, haksız kazanç elde edenlerin mal varlığına el konulup yurt içindeki, yurt dışındaki paralarına bloke koyup Türkiye'ye getirilmesi ve fon mağdurlarının paralarının sonuna kadar ödenmesi gerekiyor. Ayrıca, ZPJ, ZJI ve ZJB fonlarına, serbest fonlara lütfen bakın, kamu bankalarına ait fonlar bunlar; hangi yöneticilerin akrabalarının bu kapalı fonlarda ortak olduğunu ve ne kadar para kazandığına da bakın diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
36 konuşma daha · 27 Ekim 2026